# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SÓLSTAFIR – Berdreyminn
| 06.06.2017

Yalnız ülkenin kırılgan notaları.

1995′te kurulan, yola viking/black metal olarak başlayıp kısıtlı bir kitleye ulaştıktan sonra üçüncü ve dördüncü albümleri “Köld” ve “Svartir Sandar” ile adını ülkesi İzlanda’nın dışına taşımayı başaran bir grup SÓLSTAFIR.

Özellikle bu iki albümle kimliğini değiştiren ve karakteristik bir sound ortaya koyma adına belirli ışıklar yakan grup, 2014 yılına kadar yarattığı toplam kitlenin daha fazlasını, bir önceki albümü “Ótta”yla katlamayı başardı. Bu albümle birlikte ciddi anlamda patlayan ve 3 yıldır turlayarak büyüyen grup, kısa sürede İzlanda’nın en ön plandaki gruplarından biri hâline geldi.

“Ótta”nın tutkulu, içten, yürekten gelen ve aşırı gerçek havası ve İzlanda’nın eşsiz atmosferini yansıtan tuhaf hissiyatı, SÓLSTAFIR’i gerçekten de farklı bir yere konumlandırıyor, grup metal, rock, post-rock arası gidip gelen eşsiz bir kimya barındırıyordu. Hüzünlüydü, gözü yaşlıydı, ancak bu çaresiz ve güçsüz bir keder hâli değildi. SÓLSTAFIR bir şeyler yaşamıştı, yaşadığı coğrafyanın doğasından ilham alıyordu ve bunu çok özgün biçimde ortaya koyuyordu.

“Ótta” ve benzer türde “kariyer değiştiren” albümlerden sonra gelen kimi albümlerde, genelde grupların ya aynı etkiyi tekrarlamak adına çok kastıklarını ve dinleyicilerini başka türlü şaşırtmak adına acayip işlere giriştiğini ya da tutan formülün aynısından devam edip ortalamanın üstü olmakla yetinen işler ortaya çıkardıklarını görüyoruz. SÓLSTAFIR’in bu noktada seçtiği yol, aslında grubun tüm kimliğini ortaya seren bir duruşu yansıtıyor: içinden geleni yapmak. SÓLSTAFIR “Berdreyminn”de de içinden geleni yapıyor. “Ótta”da tutan bir formülü, her ne kadar iki albüm arasında benzerlikler varsa da, bilinçli bir devam ettirme çabasına girişmeden tekrarlamadığını ve gerçekten bunu yaratmak istediğini hissettiriyor.

“Berdreyminn”i dinlerken öncelikli olarak “Ótta” ile karşılaştırmadan dinlemek, muhakkak ki albümden alacağınız zevki artıracaktır. Eğer bunu yapmazsanız, üzgünüm ki “Berdreyminn”in “Ótta” kadar hisli ve tutkulu olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama bundan kaçınır ve albümü olduğu gibi dinlerseniz, SÓLSTAFIR elinden çıkma pek çok şey gibi “Berdreyminn”in zenginliklerini de kısa sürede takdir edeceksiniz.

Kıyaslama değil ama karşılaştıracak olursak, “Berdreyminn” “Ótta” kadar dinamik değil. “Yoğun değil” de demek istiyorum, ancak bu subjektif bir konu olduğundan sadece benim için öyle olduğunu söyleyeyim. Albümün genelinde sıklıkla kullanılan bir şarkı trafiği var ve şarkıların büyük kısmı bu yapı üzerinden ilerliyor. Sakin başlayan, sonradan tansiyonu yükselten ve finale doğru ilerleyen bu trafik yapısı bir yerden sonra alışkanlık yaratıyor ve şarkıların karakteristik kimlikler kazanmasının bir nebze önüne geçiyor diye düşünüyorum. Nárós’un ortasındaki ani zıplama gibi çeşitli parlak fikirler olsa da, Ísafold’da neredeyse DEPECHE MODE’umsu bir seksenler atmosferi yaratılsa da, albüm büyük oranda benzer desenler üzerinden ilerliyor.

Bu açıdan bakıldığında albüme aşık olacakların sayısı, “Ótta”ya aşık olanların sayısından az olacaktır. Ancak bunun kabahatini “Berdreyminn”de aramak olmaz, zira kariyerlerinin bir döneminde “Ótta” gibi albümler çıkaran pek çok grup bu durumu yaşar ve burada suçlu ne grup, ne önce çıkan albüm, ne de sonradan gelen albümdür; suçlu, dinleyicinin kanıksamışlıkları ve dengesi bozulan beklentileridir.

Velhasılıkelam, “Berdreyminn” gayet güzel atmosferli, kapağındaki belirsizliği çok iyi hissettiren, eleştirmek gerekirse belki sadece “parıltısı biraz az” diye nitelenebilecek bir SÓLSTAFIR albümü. Çok uzun ömürlü olacak mı, şarkılarının kaç tanesi SÓLSTAFIR adına unutulmazlar arasına girecek bunu zaman gösterir, ama grubu seven birini de her şekilde tatmin edeceğini tahmin ettiğim, en azından geldiği coğrafyanın uzaklığını, içselleştirilmiş kederini ve en önemlisi de yalnızlığını yansıtan, içten, ılıman ve buruk tebessümler ettiren bir albüm.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.13/10, Toplam oy: 39)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Season of Mist
Kadro
Aðalbjörn Tryggvason: Gitar, vokal
Svavar Austman: Bas
Sæþór Maríus Sæþórsson: Gitar
Hallgrímur Jón Hallgrímsson: Davul, geri vokal
Şarkılar
1. Silfur-refur
2. Ísafold
3. Hula
4. Nárós
5. Hvít sæng
6. Dýrafjörður
7. Ambátt
8. Bláfjall
  Yorum alanı

“SÓLSTAFIR – Berdreyminn” yazısına 5 yorum var

  1. Lateralus says:

    solstafir birkaç şarkısı dışında fazla sevemediğim bir grup. albüm de bunu değiştirmedi. hatta son üç albüme göre bariz şekilde kötü olmuş bence.

    yeterince alay edilmiş zaten:
    https://youtu.be/L3o5RcU5Ds0

  2. Nox says:

    üzgünüm ama yarrak gibi olmuş albüm. Gummi’yi daha çok ararlar.

  3. deadhouse says:

    Albüm benim için hayal kırıklığı oldu. Yayınlanan ilk şarkı dışında hiçbir şarkıyı sevemedim. Sanki Otta’yı yapan grup ile Berdreyminn’i yapan grup aynı grup değilmiş gibi geliyor. Besteler çok zayıf. Post-rock/metal desen değil, alternative rock desen değil, bu konuda da bir kararsızlık yaşamışlar. Albüm kısaca iyi niyet barındıran ama başarısız bir deneme ile tanımalanabilir. Bu albüm grupla ilgili beklentilerimi düşürdü. Bir sonraki albüm Otta’nın yarısı kadar bile iyi olursa sevineceğim.

  4. corpseofcare says:

    “Isafold” haricinde aklımda kalan hiçbir parça yok resmen. Bunu önceden Solstafir’i çok seven, halen daha Svartir sandar ve Otta’ya aşık biri olarak söylüyorum. Zaten eski davulcuları Gummi’ye yaptıkları şeylerden sonra bir miktar sarsılan ilgim albümün müzikal beklentilerimin çok çok altında kalması ile iyice azaldı. İşin kötü yanı bu durumun sebebi “diğer albümlerin çok iyi olmasından bağımsız olarak” bu sefer ortaya çok sıkıcı bir iş koymuş olmaları.

  5. Rashid says:

    Neden bu kadar gömüldüğünü anlamadım ama benim için 2017′nin en iyi albümlerinden biri oldu. Adamlar yıllardır Opeth’in yapamadığını yaptı bu albümde. Yani hangi türde müzik yaptığından farketmeksizin şarkıyı dinlediğinde bu eserin kime ait olduğunu belli ediyor. Tamam Otta’ya nazaran yumşak bir albüm olsa da her şarkıda bunun bir Solstafir eseri olduğunu hissedebiliyorsunuz. Kritikte Ahmet abinin de bahsettiği “İzlanda’nın eşsiz atmosferini yansıtan tuhaf hissiyatı” Solstafir’in müziğini oluşturan bir yapı adeta. Şarkıların hepsinde garip bir hüzün var ve bana özellikle bir nevi yenilgi sonrası kabullenişle gelen hüzün hissiyatı gibi geldi. Neticede benim için nefis bir albüm. Ağustos dinlememe rağmen beni hüzünlendirdiyse kış aylarında dinlediğimde ne olacağını merakla bekliyorum.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.