# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BATHORY – Hammerheart
| 07.05.2017

Bu hayatta sadece kendine ve BATHORY’nin ilk altı albümüne güvenebilirsin.

Belki duymuşsunuzdur; “Bu hayatta sadece kendine ve BLACK SABBATH’ın ilk altı albümüne güvenebilirsin” diye bir laf var. Gayet güzel, anlamlı bir ifade. Bunu ekstrem türlere taşırsak, cümleyi “Bu hayatta sadece kendine ve BATHORY’nin ilk altı albümüne güvenebilirsin” şeklinde yorumlayabiliriz.

Quorthon tarafından 1983′te kurulan BATHORY, tartışmasız şekilde metal tarihinin en önemli gruplarından biri. Birden fazla türün oluşmasına büyük katkı yapmış olması bir yana, Quorthon’un o dönem ilham alabileceği müzikal kaynakların sınırlılığı ve ortaya çıkarılan şeyin eşsizliği, onun bu müziği aşırı saf ve içten gelir şekilde yarattığının bir numaralı göstergeleri.

BATHORY’nin ilk altı albümünü, üçer albümden oluşan iki grup hâlinde değerlendiriyoruz. Önce “Bathory”, “The Return……” ve “Under the Sign of the Black Mark”tan oluşan black metal trilojisi, ardından da “Blood Fire Death“, “Hammerheart” ve “Twilight of the Gods”dan oluşan viking/pagan metal trilojisi. Bu albümlerin adlarını anarken, olayın sadece bu türler içerisinde üçer adet albüm yapılması olduğunu söylemiyorum elbet. Quorthon ve BATHORY’nin önemi, bu altı albümle bu iki türün en önemli yaratıcılarından, vizyonerlerinden biri olması ve sonradan metal kavramına damga vuracak bu iki türün yaratımına tek başına devasa katkılarda bulunması.

1984-1991 yılları arasında çıkan bu altı albüm, mağarada doğup kurtlar tarafından büyütülmüş ve her şeyini içgüdüsel davranışlar üzerine kurmuş bir çocuğun yüzde yüz saflığını ve ilkelliğini akıllara getirircesine primitif, müziği sıksan kan akacakmışçasına gerçek ve yıllardır dinlediğimiz pek çok şeyin var olma sebebi olduğunu hissettirircesine değerli ve eşsiz yapıtlar. İlk üçlemeyi şimdilik bir kenara bırakıp viking/pagan üçlemesine geldiğimizde, “Blood Fire Death” klasiğiyle açılan bu dönemin ikinci ayağını “Hammerheart” adlı bu destansı çalışmada görüyoruz.

Quorthon ve BATHORY dendiğinde mutlaka vurgulanan ve bahsedilmeden geçilmesi imkânsız olan bir kavram varsa, bu kesinlikle ve kesinlikle tutkudur. Quorthon’un içinde yanan alevi insanlığa haykırdığı şarkılarının her anında hissedilen bu tutku, müziğin her notasında, “Nordland I” dönemlerinde gelişse de ilk dönemlerde son derece çiğ olan vokalinin her çatlamasında, her bağırışında hissediliyor. Bir önceki albümde yaptığı clean vokalleri “Hammerheart”ta daha da yoğun kullanan Quorthon, müziğe katılan klavyeler, akustik gitarlar, koro vokaller gibi tatlarla viking/pagan metalin kurallarını belirliyor ve yüzlerce, binlerce gruba yol gösteren ışıklar saçıyordu.

Tutkudan devam edersek; BATHORY’nin gerçekliği, doğuştan gelen ve sanki tüm bunları yaratmak için doğmuşçasına içselleştirilmiş bir kimlikle karşımıza çıkıyor. Quorthon “Hammerheart”ta, sanki Kuzey’in epikliğini insanlara metal yoluyla anlatmak için dünyaya gönderilmiş bir elçi gibi, içinde yanan alevleri üstümüze salan, içini kaplayan buzulları bir bir döken, içindeki sarkıtları üzerimize yağdıran bir müzik yaratıyor ve tüm bunları olabilecek en plansızmış gibi gözüken bir saflıkla yapıyor.

“Hammerheart”taki müzik öylesine katıksız ve arınmış ki, sanki ayrı bir müzikal ürün olarak değil, bahsettiği coğrafyaların içinde zaten var olan bir varlıkmışçasına doğal şekilde karşımıza çıkıyor. Burada yaratılan müziğe dokunabileceğinizi, ateşini, soğuğunu hissedebileceğinizi hissediyorsunuz. Quorthon, kariyeri boyunca olduğu gibi, burada da olmayan bir şeyi var ediyor, kendisinden sonra gelecek binlerce insanın kariyerini daha o zamandan çiziyor.

“Hammerheart”ın altılı ya da üçleme içerisinde taşıdığı önem, başta vokal çeşitlemesi olmak üzere, folk/pagan/viking metalin kitabının yazıldığı ve bu türlerde büyük yer kaplayacak kimi unsurların ilk kez kullanılması şeklinde vücut buluyor. BATHORY’nin kapkara başlayan karakterinin renklenmesi, “Blood Fire Death” ile karşımıza çıkan kimi şeylerin daha bir vücut bulması gibi şeyler, “Hammerheart”ta daha baskın şekilde gün yüzüne çıkıyor.

Tüm bu değerli özelliklerinden, cesaretinden, verdiği ilhamdan, dönemsel olarak eşsizliğinden, vizyonerliğinden, yenilikçiliğinden, saflığından ve gerçekliğinden ötürü “Hammerheart” gerçek bir başyapıt. Tıpkı öncesindeki üç, sonrasındaki iki albüm gibi. Bugün dinlediğimiz pek çok şeyin var olmasını sağlayan adımların en büyüklerinden birini atan ve bunu sadece bir ilk adım olarak değil, mükemmel bir güç ve içerikle atan Quorthon’a ve BATHORY’ye bir kez daha saygılarımı sunuyor, önlerinde eğiliyorum.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.18/10, Toplam oy: 51)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1990
Şirket
Noise Records
Kadro
Quorthon: Vokal, gitar, efektler, müzik, sözler
Kothaar: Bas
Vvornth: Davul, perküsyon
Şarkılar
A Yüzü: 1. Shores in Flames
2. Valhalla
3. Baptised in Fire and Ice

B Yüzü
4. Father to Son
5. Song to Hall Up High
6. Home of Once Brave
7. One Rode to Asa Bay
8. Outro
Web
  Yorum alanı

“BATHORY – Hammerheart” yazısına 14 yorum var

  1. PesteNoire says:

    Bana ilk dinledigim andaki tadı halen verebilen tek albüm
    10/10

  2. deadhouse says:

    Kritik için teşekkürler. Bathory bu yeryüzünde en saygı duyduğum gruplardan, belki de birincisi. Doğuşuna çok büyük katkıda bulundukları türler bir yana, müziği bu kadar içten ve samimi olarak sunması bile başlı başına büyük bir takdiri hak ediyor. Yeni nesil metal dinleyicileri Bathory’i es geçtiğinde üzülüyorum. Es geçilmesi mümkün olmayan bir müzik oluşumudur Bathory. Tekrardan çok derin saygılarımı sunuyorum Bathory’e.

  3. crowkiller says:

    Last fm de karşılaştığım bir kullanıcının Bathory sayfasına yazdığı bir yazı sayesinde bir şey öğrendim ve baya şaşırdım, sizinle de paylaşayım, kullanıcının iddiasına göre Bathory, The Return…… ve Under the Sign of the Black Mark albümleri ilk başta plak olarak çıkıyor ve şu an bildiğimiz cd versiyonlardan çok daha farklı, çok daha iyi kalitede ama Quorthon ve Black Mark Productions 1990 yılında albüm üzerinde oynamalar yaparak albümlerin içine ediyorlar ve cd olarak yayınlıyorlar, şu an ayılıp bayılarak dinlediğimiz Bathory soundu gerçek kayıtlardan kat kat kötü, ben vinly versiyonları internetten bulup dinledim, inanılmaz farklılıklar var, orjinalde yani vinlyde gitarlar tiz cızırtılar şeklinde değil cayır cayır dolgun tonlu, bass çok net duyuluyor, arada yaşanan ses gidip gelmesi kaydın birden sonlanması gibi saçmalıklar da vinly versiyonda yok, sanki hayatımda ilk kez Bathory dinliyomuş gibi oldum, vinly versiyonların bazıları youtubeta vardı sanırım dinleyebilirsiniz, ben blacktrack74 adlı bir blog aracılığıyla dinleme şansı buldum, orada yukarıda bahsettiğim şeyleri şu şekilde yazmış blog sahibi:

    Bathory (1984) Bathory (Black Mark Production BMLP 666-1)

    The original 1984 Black Mark pressing (yellow or white goat, both were made from the same stampers and have identical matrix information) is the only release with the real sound. All other early versions have strange EQ settings (an unnecessary high-mid and treble boost) or lack some minutes of the original intro (Under One Flag LP). In 1990, the album was remastered beyond recognition, adding some reverb and horrible noise reduction for example and since they made these version, it was used on all available CD, LP and cassette releases.

    Bathory (1987) Under The Sign Of The Black Mark (Under One Flag FLAG 11)

    I am sure there is no single Black / Thrash metal maniac out there who doesn’t know this groundbreaking album from Sweden…but I am very sure that some of you never heard the LP in its full glory and with a fantastic, brilliant and flawless sound

    All pre-1990 releases (unfortunately on vinyl only) were made from perfect masters, so the records sound outstanding. In 1990, Quorthon and Black Mark Productions decided to remaster the complete back catalogue. Nobody knows what went wrong here, but besides the sonic desasters they did with the first two albums (additional reverb, strange EQ choices), the tapes for “Under The Sign Of The Black Mark” must have been either in very bad condition or unavailable at the time of the remastering process. The CD version sounds like taken from a damaged cassette tape with lots of dropouts and a treble spectrum like you would put a blanket to your speakers. Until today, every reissue on CD or LP was sourced from that horrible master, so if you want to hear the real one, you have to spend some bucks for one of the 1987 pressings (Under One Flag, New Renaissance or N.E.W. Musidisc)…

    Bathory (1985) The Return… (Black Mark Productions, BMLP 666-II)

    In 1990, this album sadly became a victim of an unnecessary remastering work of Quorthon and Black Mark Productions. Some reverb was added to the entire sound, the frequency range was totally changed and some cheap noise reduction tools were used to hide the origin of analogue tapes. Besides various original 1985 pressings on vinyl, there is no other version available, containing the original and unbutchered sound – not even any reissue until today.

  4. Oiseaux says:

    10/10 başka yoruma gerek yok, muhteşem. Bu arada “ilk üçleme” den de kritikler eklenirse hiç fena olmaz.

  5. so pure, so cold says:

    Kritiğin yazıldığını görünce bile bir şey alevleniyor insanda.Geleyim de Quorthon’u deli divane öveyim dedim ama kritikte yeteri kadar ve ağırbaşlı bir şekilde gereken söylenmiş.
    Sitede olan ama başlığını hatırlamadığım bir yazıda da özellikle jon nödveidt ve quorthon hakkında acayip ve saygımızı katbekat arttıracak bilgiler paylaşacaktı ömer kuş ama kendisi yazar değil artık. İsveççe bir kitaptı sanırım. O ”seri olmaya aday ama olamayan” kitabı biri tamamlasa asıl olay o olur.

  6. Küçük Zenci says:

    Kritik için sağol bro eline sağlık. Tek katılmadığım nokta ilk 6 albüm içinde Hammerheart albümündeki değişimin daha keskin olduğu yani benim sınıflandırmam 3+3 değil de, 4+2 şeklinde çünkü dediğim gibi bu albümdeki değişim bir önceki Blood Fire Death albümüne göre daha keskin. Bu mesela tam katıksız Viking Metal iken Blood Fire Death daha çok Black/Viking gibi ama ağırlıklı Black Metal. Bunda hiç Black Metal izi yok mesela. Neyse çok da önemli değil güzel kritik eline sağlık.

    Gelelim Bathory’ye. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı noktalardan bir tanesidir. Sonsuz saygı duyduğum gruplardan biridir. Quorthon metal tarihinde ölümüne Chuck Schuldiner ve Dimebag ile beraber en çok üzüldüğüm 3 kişiden birisidir. Bathory 90 lı yılların sonlarına doğru dandik demeyim de bir iki vasat albüm dışında bütün kariyeri boyunca tüm albümlerine 9-10 dolaylarında not verebileceğim nadir gruplardan biridir. Benim için her şeyiyle ayrı anlam ve önemi vardır. Ayrıca Hammerheart vari Bathory’nin Viking/Folk halini sevenler çok göz önünde olmayan, kariyerinin sonlarına doğru çıkardığı Nordland 1 ve 2 serilerine de bir baksınlar derim. Özellikle ölmeden önce yayınladığı Nordland 2 resmen bir ağıt, resmen bir veda hutbesi, böyle bir hüzün yok.

    Otur 10/10.

    Anubis

    @Küçük Zenci, Haklısın dostum nordland serisinin müptelası oluyor insan , bi ara nordland dan başka bisey dinleyemiyordum

  7. Buhtunnasr says:

    Ben bu hayatta en çok, Bathory’nin ilk 6 albümüne, Opeth’in ilk 5 albümüne, Darkthrone’un ilk 4 albümüne, Agalloch’un ilk 3 albümüne, Dissection’ın ilk 2 albümüne ve Ulver’in ilk albümüne güvenirim.

    deadhouse

    @Buhtunnasr, Kveldssanger ve Nattens madrigal’e güvenmiyorsun demek :)

    Buhtunnasr

    @deadhouse, öyle de demeyelim şimdi vicdan yaparım. Son albümlerini bile 20 kez dinlemişimdir, bildiğin pop halbuki

  8. TAAKE says:

    efsane net!…
    One Rode to Asa Bay tüm zamanların en iyi blaack metal klibidir ayrıca

  9. Sacrifist says:

    Bence bu albümler kutsal kitap muamelesi görmeli der, susarım.

  10. markusulf says:

    Elinden geldiğince bathoryi yasatmaya calisan Ereb Altor’un da birgun kritiğini yazarsaniz cok makbule gecer :)

  11. Anubis says:

    Bence Quorthon un bütün albümlerine güvenebiliriz . Blood on Ice ve Nordland serisi de çok özgün ve kaliteli yapımlar hepsi şaheser

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.