# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MORBID ANGEL – Formulas Fatal to the Flesh
| 03.05.2016

Oğuz Sel

1999 yılının son günleri… Heyecanlı bir bekleyiş… Gazetelerde, dergilerde ve elbette televizyonlarda “Milenyum” denen şeye girildiğinde yaşanabilecek elektronik kaosun nelere vücut verebileceği, bundan en az zararla kurtulmak için ne gibi önlemler alınabileceğine dair haberler ve yazılar-muhtemelen reyting kaygısıyla-birkaç günde bir ısıtılıp önümüze konuyordu. Öyle ya, insanoğlu daima bilinmeyenden korkmuyor muydu zaten? O hâlde, Milenyum denen mevzu da rakamların 1’den 2’ye, 9’dan 0’a dönüşmesinden ibaret olamazdı ya… O zamanlar bilgisayarım olmadığı için elektronik ya da bilişim alanında yaşananlardan etkilenmedim, açıkçası yaşanacak şeyler umurumda değildi de zaten. Çünkü ben kendi kaosumu zaten yaşamıştım 1999 yılında ve bu bana yeterdi. Metale adım atmanın verdiği gaz ve o ergen dönemlerdeki “daha sert müzik istiyom yaa bu ne!” kafasını yaşarken hevesle saldırdığım death metal grupları arasında savrulup duruyordum. Ta ki zihinsel ve işitsel olarak tosladığım “Formulas Fatal to the Flesh” albümünü arkadaşımdan ödünç alana kadar.

İngilizce’deki “eerie” kelimesinin tam karşılığıdır Morbid Angel’ın bu albümde ortaya koyduğu şey. Ürkütücü, esrarengiz, kaotik, bilinmezlik ve karanlıkla yoğrulmuş riflerin, iptidai gibi çalınan ama saniyesi saniyesine hesaplanmış davullarla ve basla bir arada ilerlemesi, adamların dertlerinin ne olduğunu gayet açık ediyor: İnanç ve beklenti… Şarkı sözlerinden tutun da kitapçıktaki uzun uzadıya ayin -ritüel, ne denirse- içerikli yazılara ve elbette albüm sonlarına doğru enstrümantal eserlerle tasvir edilen sonsuz karanlık ve kötücül bir şeylerin çağrılmasına kadar her şey, “Formulas Fatal to the Flesh”in ne kadar da garip bir albüm olduğunun göstergesi. “Domination” albümünden sonra ayrılan David Vincent’ın yerini alan Steve Tucker, kasvetli ve boğucu hırıltısıyla seslendirdiği parçalara yer yer enteresan tiz sesini de katarakatmosferin karanlığını katbekat yükseltiyor. Pete Sandoval’ın, aslında “Covenant“tan kulaklarımızın aşina olduğu davul setini albümün ruhuna uygun hâle getirmesiyle elde ettiği sound, özellikle fill kısımlarında bidon, kap kacak efekti yaratsa da, hani dedim ya iptidai ama bilinçli yapılan bir iş var diye, işte onu en üst mertebeye ulaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. Nasıl bir psikolojisi var, şarkı ve soloları yazarken ne hissediyor bilmiyorum, ama Trey Azagthoth’un “Formulas Fatal to the Flesh” için yazdığı eserler, belki de Morbid Angel tarihi içerisindeki en sıkı, en kasvetli ve en şeytani “şey”ler olarak kalacak. Zira ne albüm öncesinde -üç dört parçayı saymazsak- ne de sonrasında bu denli riflere ve gitar kullanımlarına denk gelmedim.

Heaving Earth ile açılışı yapan albüm, ilk üç parçayla yarattığı psikolojik yıpranmayı Nothing is Not isimli eserle zirveye taşıyor. Ergen dönemlerimde beğenmediğim bu şarkı, yaş ilerledikçe saygı duyduğum ve döndür döndür dinlediğim eserler arasında yerini aldı. Pete’in davulları konuşturduğu ve pedallara adeta isyan ettirdiği Chamber of Dis, albümün açık ara en iyi şarkılarından biri. Sahip olduğu enerjinin yanı sıra kaotik havayı az da olsa dağıtan parça, üç buçuk dakikada Morbid Angel’ın neden Morbid Angel olduğunu rahatlıkla gösteriyor. Hemen ardından başlayan ve “benim” diyen korku filmlerine soundtrack olabilecek Disturbance in the Great Slumber ile o şeytani ve karanlık hava yeniden geliyor.

Albümün gözdesi ise şüphesiz Hellspawn: The Rebirth… Yavaştan başlayıp metronomla hızlanan bir girişe sahip parça, tekdüzeliğini ve hızını Trey’in anormal ve başka gruplarda kolay kolay duyamayacağınız süslemelerle inanılmaz derecede zenginleştiriyor. Bu şarkıdan sonra albüme devam edebilenler ya da kendi kaosuna tanık olmaya başlayanlar, Covenant of Death’in ihtişamlı yapısına kolaylıkla teslim olabilirler. Akıllara durgunluk veren Hymn to a Gas Giant, melodilerle oluşturulan tasviri adeta gözlerinizle görüp tanık olmanızı sağlayacak kadar muhteşem bir eser. Yaklaşık 10 dakika süren Invocation to a Continual One, iç içe geçmiş birkaç şarkının ardı ardına çalınmasıyla oluşturulmuş bir şarkı gibi düşündürse de, rif ve sololar arasında kurulan bağlantılardaki mükemmellikle, bu düşüncenin yanlış olduğunu birkaç dinleyişte gösteriyor. Gelelim son üç parçaya… Net olarak “bir şeylere” hizmet etmesi için yapıldığı aşikâr olan bu eserler, ayin veya benzeri zamanlarda kullanılmalık olarak dizayn edilmişler. Ancak ben yine işin müzik tarafına odaklanıp Ascent Through the Spheres ve Trooper parçalarındaki melodileri sevdiğimi belirteyim. Grubun olgun zamanlarında üretilen bu parçaların, albümün atmosferini son derece güçlendirdiği de bir gerçek.

Düz death metal dinleyicilerinin çoğu zaman ıskaladıkları albüm, bence tür içerisine getirdiği farklı hava ve Morbid Angel’ın attığı en önemli adımlardan biri olmasıyla dikkate değer bir hâle geliyor. Alfabetik sıralamayla ilerleyen albümlere imza atan grubun 6’ncı albümünün ana kelimelerindeki F harfinin de 6’ya denk geldiğini ve… Neyse, siz olayı anladınız bile.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.74/10, Toplam oy: 31)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1998
Şirket
Earache
Kadro
Trey Azagthoth: Gitar, klavye, vokal
Steve Tucker: Vokal, bas
Pete Sandoval: Davul, vurmalılar
Şarkılar
1. Heaving Earth
2. Prayer of Hatred
3. Bil Ur-Sag
4. Nothing Is Not
5. Chambers of Dis
6. Disturbance in the Great Slumber
7. Umulamahri
8. Hellspawn: The Rebirth
9. Covenant of Death
10. Hymn to a Gas Giant
11. Invocation of the Continual One
12. Ascent Through the Spheres
13. Hymnos Rituales de Guerra
14. Trooper
  Yorum alanı

“MORBID ANGEL – Formulas Fatal to the Flesh” yazısına 3 yorum var

  1. daud says:

    Steve Tucker dönemi Morbid Angel’ın en sevdiğim albümü. Birde David Vincent’ın dönüşünden sonra konserlerde bu albümden sadece Bil Ur-Sag çalıyorlar nedense. Steve Tucker geri döndüğüne göre ilerde konserlerde bu albümden daha fazla parça çalarlar umarım.

  2. Thingol says:

    Çok gizemli bir albümdür bu,nothing is not çok iyidir özellikle.

  3. Kritiğin konduğu zamandan bu yana dinlememiştim bu albümü. Geçen hafta MA diskografisi devirirken dinledim, bir güzel geldi ki sormayın a dostlar. Bugün “Gateways…” incelemesi konunca aklıma geldi, yazayım dedim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.