# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MERCYFUL FATE – Don’t Break the Oath
| 06.05.2016

Başka yeminler bozulmasın.

Oğuz Sel

Keyifli geçen bir günün ardından yatağa uzandınız ve uykuya daldınız. Odanızda bulunan gardırobun kapaklarının açıldığını duydunuz ve yüzü belirsiz bir kadının size doğru geldiğini gördünüz… O an tavrınız ne olurdu? Ya da evinize gelen konuklara çay – kahve hazırlamak için mutfağa gittiniz ve bardakları tepsiye yerleştirdiniz.Hazırladığınız içeceği doldurmak için mutfağa bir sonraki gidişinizde,tepsiye henüz yerleştirdiğiniz bardakların yan yatmış ve ağızlarını aynı yöne bakıyor şekilde buldunuz… Ne hissedersiniz? Eskiler, anlattıklarına göre gayet ilginç ve doğaüstü olaylar yaşarlarmış. Başta dedem olmak üzere birçok akrabamın anlattıklarından bazıları bunlar ve buraya yazamayacağım ürkütücülükte daha neler var bir bilseniz…Anlaşılan o ki, benzer şeyleri King Diamond ve şürekası da yaşamış veya başkalarının yaşadığı olayları dinlemişler;aksi halde Don’t Break the Oath gibi bir rahatsızlık abidesi ortaya çıkamazdı.

Melissa” albümüyle ortalığı yıkıp geçen ve yaptıkları kendilerine has müzikle heavy metal dinleyicilerini mest eden Mercyful Fate ve elbette King Diamond, ikinci stüdyo albümleriyle “Melissa”nın bıraktığı yerden devam etmek için yola çıktılar.Önceki albüme göre daha sıkı bir sound’a sahip olan albüm, gitarların cayır cayır olması ve davul setinin ön plana çıkmasıyla grubun yönünü sertliğe doğru döndürdüğünün bir göstergesi. King’in ağlamaklı vokalleri ve kulakları permeperişan eden falsetto’larıyla donattığı albüm, parçalarda yakalamak istedikleri havayı ve bütünselliği oluşturmak adına, bu defa daha farklı ses renklerine ya da tonlarına da ev sahipliği yapıyor.

Daha ilk parça olan Dangerous Meeting’le enteresan bir giriş yapan albüm, dinleyiciyi avcunun içine alacağını açık açık deklare ediyor. Orta hızda devam eden ve nakarata giriş yapmamakta direten döngüsüyle merak uyandıran eser, değişken gidişatı ve melodi zenginliği sayesinde akıllara kolaylıkla kazınıyor. King’in yalnızca belirli bir tonda falsetto yapmadığı, aynı zamanda melodilere de sık sık eşlik ettiği parça ve albüm, hem grubun hem de King Diamond’ın kimliğini oluşturmaya başladığını da gösteriyor.Nightmare, grubun artık iyiden iyiye sertleştiğini gösteren ve gerek davullardaki çift pedal kullanımıyla gerekse gitarların gayet etkili kullanılmasıyla, heavy metal’in aslında nasıl bir şey olması gerektiğini de daha o yıllarda açık ediyor.

Adı gibi kâbusa dönüşen son kısmıyla ciddi anlamda bunalıma sevk eden parça adeta değişken notalar girdabında kaybolmanıza vesile oluyor.Desecration of Souls, az yukarıda bahsettiğim farklı ses tonlarına sahip King sesiyle başlayan ve belki de bundan 5 yıl sonra çıkan Morbid Angel albümünde yer alan Maze of Torment’e ilham veren ana melodiyle bezenen parça, albümün hitlerinden biri olmayı beceriyor. Ancak benim baş tacı ettiğim parça Night of the Unborn. Anlatılan mevzuların korkunçluğu, bana anlatılanlarla birleşince etkisi daha yükselen şarkı, değişken temposuyla ve King’in, falsetto’nun dibine vurmasıyla grubun en etkili eserleri arasına girmeyi başarıyor. Kullanılan ana rifin ve vokalin oluşturduğu melodilerin adeta dans ettiği parça yabancıların deyimiyle “catchy” işlerden biri kesinlikle. Şöyle söyleyeyim, albümü ilk dinlediğimde maalesef bu parçaya takılı kaldım ve neredeyse gün boyu aynı şarkıyı dinleyip durdum. Şarkının hipnotize edici etkisi varmışçasına…

Şeytana tam olarak tabi olma ve koşulsuz teslimiyet içerikli The Oath, günümüz black metal’ine fikir veren Mercyful Fate eserleri arasında belki de en önemlisi. Atmosfer yaratmadaki hünerlerini bu parçayla gösteren grup, dönemine göre ilginç sayılabilecek bir girişle şarkının startını veriyorlar. Denner ve Shermann ikilisinin enfes solosunun ardından 180 derece yön değiştiren parça üçüncü dakikanın yarısından itibaren enfes bir melodik ziyafete dönüşüveriyor. Klavyeyle desteklenen bu bölümden sonra eser eski formuna dönüyor ve King, teslimiyetini tescile devam ediyor. Orta tempo devam eden ve zengin sololarla süslenen Gypsy, çoğu kişinin çok sevdiği ama benim pek de ısınamadığım parçalar arasında maalesef. Albümün belki de en kıyıda köşede kalmış saklı hazinesi olan Welcome Princess of Hell, esaslı bir rifle ağırdan ağırdan başlayıp bas gitarın, gitarlardan bağımsız olarak kendi başına harikalar yarattığı MF şarkıları arasına rahatlıkla giriyor. Ortalara doğru yerleştirilmiş harikulade soloyla dinleyiciyi uçurma potansiyeli olan parça, dinlerken es geçilmemesi eserlerden biri. Müzikal açıdan ne derece üretken olduklarını iki albümde kolayca gösteren grup, To One Far Away adlı enstrümantal parçayla uzaklara dalıp dalıp gitmenizi sağlıyor. King’in ağlamaklı tonlarda başlattığı Come to the Sabbath, önceki albümde Melissa için gözyaşı döken esas oğlanın, Melissa’yı cadı olduğu gerekçesiyle yakarak öldüren rahibi, şeytani ritüeller yoluyla büyülemek için ayine adam toplaması ve bunu başarması üzerine kurulu bir parça. Müzikal açıdan bana göre orta karar olan eserin akılda kalıcı olması, artıları arasında yer alıyor.

“Melissa” gibi bir başyapıttan sonra gelme talihsizliği yaşayan albüm, son derece başarılı parçalara sahip olmasına rağmen tepe noktayı aşmayı becerememiş. Heavy metal dünyasına yeni fikirler kazandırması ve Mercyful Fate’in çizgisini netleştirmesi açısındansa takdir edilecek albüm, tarza aşina olan olmayan herkesin dinlemesi gereken albümler arasında.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.80/10, Toplam oy: 44)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1984
Şirket
Roadrunner Records
Kadro
King Diamond: Vokal, klavye
Hank Shermann: Gitar
Michael Denner: Gitar
Timi "Grabber" Hansen: Bas
Kim Ruzz: Davul
Şarkılar
1. A Dangerous Meeting
2. Nightmare
3. Desecration of Souls
4. Night of the Unborn
5. The Oath
6. Gypsy
7. Welcome Princess of Hell
8. To One Far Away
9. Come to the Sabbath
  Yorum alanı

“MERCYFUL FATE – Don’t Break the Oath” yazısına 8 yorum var

  1. şeyh hulud says:

    Şu kapak albüm kadar efsane. Heavy metal için bir tane bayrak seç deseler bunu seçerim.

    Bu arada şuna da benzemiyor değil

    https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/eb/Kitchener-leete.jpg

  2. zombikids says:

    haha bu albüm efsanedir.nasıl olurda 9 altı alır pek anlamadım. yazarın kendi kanaati nasıl olsa. ben 9,5 veririm.

  3. bahadır says:

    8.5 çok insafsız bir puan olmuş. Bir de tepe noktayı nasıl aşamamış olsun? Bu albüm bir kilometre taşıdır. 10/10

    Ouz

    @bahadır, Melissa’yı hangi konularda nasıl aştığını izah etmen mümkün mü?

  4. \m/ says:

    Bence Melissa’dan daha iyi bir albüm. Daha oturaklı, daha olgun geliyor bana. Hayatımda dinlediğim en iyi 5-10 albüm arasına da girer rahatlıkla. Melissa’dan iyi olarak görmeseniz bile 8.5 puan vermek nedir yahu? Böyle bir albümün hakkı 10dur
    Bu arada kapaktaki yaratığı hep balrog olarak düşünmüştüm ben hatta 9 albümündeki de balroga benziyor

  5. Ouz says:

    Alın size itiraf gibi itiraf: Bu albümü şimdi yazsam 9,5′tan aşağı vermezdim.

    Retrokafa

    @Ouz, 10 hocam 10 hiç acıma…bir daha yapılması mümkün olmayan başyapıt bu albüm. bence Melissa’dan da bir tık iyidir…

    Ouz

    @Retrokafa, Seni mi kıracağım hocam, hadi buna da 2019 itibarıyla 10 verdim gitti. Ama bence Melissa hala daha iyi. :)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.