# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Tartışma
NILE
| 22.10.2014

Grup analizleri – Bölüm 1

Yeni bir tartışma konusu dizisinden merhaba. Bu haftadan itibaren iki haftada bir olmak üzere grupları daha geniş anlamda ele almayı amaçladığımız bir grup analizleri dizisi başlatıyoruz. Amacımız tabii ki grubun hangi parçasını en çok sevdiğinizi öğrenmekten ibaret değil. Grubun bünyesinde bulunduğu alt türe ve ilişkili türlere neler kattığını, üyelerinin ne gibi farklı yetenekleri olduğunu, kariyerinde hangi sulara yelken açtığını ve ilgili pek çok hususta ne gibi bir değer taşıdığını analiz etmek istiyoruz.

İlk haftamızın şanslı konuğu NILE.

Grubun geçmişten günümüze müzikal kariyerini nasıl görüyorsunuz? Grubun gelecekte ne gibi bir yol benimseyeceğini tahmin ediyorsunuz ve ne yönde ilerlemelerini arzu ediyorsunuz? Sizce bu grup metale neler kazandırdı? Grup hangi özellikleriyle diğer gruplardan ayrılıyor?

NILE’ın sizin için özel bir anlamı, anılarınızda özel bir yeri varsa paylaşmanızı umuyor, keyifli sohbetler diliyorum.

  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“NILE” yazısına 11 yorum var

  1. Nile’la olan ilişkim 1998′de “Amongst the Catacombs of Nephren-Ka” çıkar çıkmaz başladı aslında. O zamanki sınırlı birikimim ve vizyonumla, “Tamam sert müzik falan anladık da bu kadarı da fazla” diye düşünmüştüm. Sonraki yıl metal konusundaki bakışım açımı baya bir ilerletince, “Black Seeds of Vengeance”ın çıkmasıyla birlikte Nile son derece etkileyici bir şeye dönüştü benim için. “In Their Darkened Shrines” ve “Annihilation of the Wicked”a da bayılırım. “In Their Darkened Shrines” tişörtüm en sevdiğim metal tişörtlerimden biridir.

    Grubun en sevdiğim şarkısı da, Nile’ın fazla bodoslama olmayan şarkılarından biri olan Lashed to the Slave Stick. En atmosferli ve karanlık şarkılarından biri bence. Baya bayılıyorum kendisine.

    http://www.youtube.com/watch?v=ZD3dimKaJtA

    Son 3 albüme gerekli özeni gösterdiğim söylenemez, ancak fark ettiğim üzere sson 3 albüm, öncekiler kadar ortak şekilde yüceltilen yorumlar almadı. Dinlediğim kadarıyla da ilk 4 albümde aldığım tehditkarlığı alamadım yeni şarkılardan. Keşke daha çok zaman olsa da her albüme hakkını vererek eğilebilsek.

    Nile önemli bir grup, özellikle de konseptleri ve imajları açısından metal dünyasının en iyilerinden biri diye düşünüyorum. Mısır konseptinin ilginçliği bir yana, bunu kendilerine ve müziklerine tam anlamıyla yediriyor olmalarından dolayı. Artı, olayı sadece belli gamlara bağlayıp oryantal tatlar vermenin çok ötesinde bir kaosla Eski Mısır’ı yansıtıyor olmaları da büyük başarı ve Nile’ın asıl gücü de buradan geliyor diye düşünüyorum.

    Bir de canlı izlemeyi en çok istediğim gruplardan biri. Tabii iyi ses sistemi olan bir yerde; aksi takdirde işkenceye dönüşür.

    Şimdilik aklıma gelenler bunlar, daha da yazarım muhabbet ilerledikçe.

    owlbos

    @Ahmet Saraçoğlu, Bir kaç haftadır kendime yeni bir hobi buldum. gece yatmadan önce 10 dk. flan beğendiğim/merak ettiğim grup/albümleri ekşiye getir diyorum. Buralardan bir çok insana da ister istemez rastlıyorum :) https://eksisozluk.com/entry/8056272

  2. ali ihsan balı says:

    En sevdiğin Death Metal grubu. Annihilation of the Wicked en çok dinlediğim ve sevdiğim bir kaç albümden biridir. Bütün albümlerini defalarca dinledim. Nile’ın 2000′li yıllarda Death Metal sahnesine çıkmış en orjinal gruplardan olduğunu düşünüyorum.

    Beni çok rahatsız etmese de son 3 albümlerinde daha tahmin edilebilir şarkılar yaptıklarını söylemek mümkün. Hala iyi işler çıkartıyorlar, albümlerin üstünde bir hayli uğraştıkları ilk dinlemelerde belli oluyor ama sanırım kendi yarattıkları soundun içinde sıkıştılar. Yaptıkları müzik kaliteli olmaya devam ettikçe bu durum benim için sorun değil elbette. Yine de son albümlerini AotW’den bu yana yaptıkları en iyi çalışma olarak görüyorum.

    Bir de her yeni albümde atmosferi biraz daha kenara bırakıp, tekniğe yüklendiklerini de söyleyebiliriz. Müziklerinde başka bir sürü yön olduğu için direkt “Teknik Death Metal” diye nitelenmiyorlar belki ama Amongst the Catacombs of Nephren-Ka ile At the Gate of Sethu arasında da teknik zorluk olarak bariz fark var.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ali ihsan balı, o sıkışma olayı dünyanın en kötü şeyi ya. Ama yapacak da çok bir şey olmuyor genelde. Çok karakteristik tınısı olan her grubun günün birinde karşılaşmak zorunda olduğu bir şey. Nile’ın durumunda da dediğin şey tam olarak geçerli bence. “Tamam iyi hoş da biz bunları önceden duyduk” dedirtmeyecek yerlere gitmeleri hiç kolay değil. Umarım bir formül bulurlar.

    ali ihsan balı

    @Ahmet Saraçoğlu, Nile’ın müziği çeşitli deneyler yapmaya müsait değil bence. Çünkü çok farklı şeyler denedikleri zaman ortaya çıkan şeyin “yeterince Nile olmama” gibi bir tehlikesi de var.

    Benzer durumdaki bir çok grup, az da olsa farklılık yaratmak adına albümlerine kısa akustik parçalar koyuyor ama bu Nile’ın öteden beri yaptığı bir şey ve “kısa, gergin, yerel enstrümanların kullandığı ambient-akustik şarkılar” Nile albümlerinde duymaya alıştığımız şeyler, muhtemelen yeni işlerinde de olacak.

    Bu durumu kırma adına ne yaparlar bilemiyorum ama işleri gerçekten zor.

    Ufuk Sönmez

    @ali ihsan balı, nile konsept gereği eski mısır atmosferini yakalamak için, yabancıların phrygian dedikleri arabic scale’i neredeyse her şarkısında kullanan bir grup. aynen senin dediğin gibi bunu yapmayı bırakırlarsa “yeterince nile olmama”yla eleştirilebilirler(oha ne çok e ve i harfi oldu bu kelimede). bence nile’ın son 3 albümünde gitarların tehditkarlığı ve agresifliği azaldı. bu bağlamda daha karanlık tarafa yaklaşıp, daha brutal, daha saldırgan bir sound’a yönelseler süper olur esasında.

  3. Nile en sevdiğim birkaç death metal grubundan biri kesinlikle, Annhilation of The Wicked ve In Their Darkened Shrines tür içinde yapılmış en iyi birkaç albümden biri olsa da ben uzun süre sadece Black Seeds of Vengeance dinleyerek tanıdım grubu, o albümün yeri de ayırıdır bende. Mısır mitolojisi temalı, karanlık ve yerel ezgiler içeren imza niteliğinde denebilecek gitar riflerini kullanarak bu kadar epik ve bütün olarak farklı bir iş yapmaları beni en çok etkileyen şey olmuştu Nile’ı ilk duyduğumda. Karl Sanders kafasında ne yapmak istediğini çok iyi tasarlayan ve bunu tam olarak olması gerektiği gibi notalara döken bir müzisyen. Zaten Nile’ı onlarca kopyasından farklı kılan da bu profesyonel anlayış ve bilinç.
    Dediğim gibi AoTW ve özellikle ITDS dinlemekten asla bıkmayacağım, inanılmaz gaz, yırtıcı ve epik albümler. Bunların sonrasındaki albümleri ise giderek azalan şekilde seviyorum. Grubun heyecanını kaybettiğini vs düşünmesem de ne yapacakları çok belli olduğundan az da olsa müziklerine farklı bir anlayış getirmeleri gerektiğini düşündüğüm Ithypallic sonrasında içinden şarkı seçerek dinlediğim iki albümlerinde (gerçi Those Whom The Gods Detest’i epey sevmiştim) zaman zaman fabrikasyon bir tarza yöneldiklerini hissettiğimi söyleyebilirim. Özellikle Kollias’ın davul partisyonlarında hızı gereğinden fazla öne çıkarması bu yorumu yapmamdaki en büyük etkenlerden. Bu bağlamda Tony Leureano’nun da en sevdiğim davulculardan biri olduğunu söylemiş olayım. ITDS tam bir hayvanlık gerçekten davul adına. Her şeye rağmen, herhangi bir Nile albümüne 7,5 hatta son albümü saymazsak 8,5′tan aşağı bir not vermem. Bunun en önemli sebebi de başta bahsettiğim gibi Karl Sanders’in müzikal algısı.
    Şarkı bazında ise Lashed to The Slave Stick başta olmak üzere Execration Text, Ruins, Black Seeds of Vengeance, User-Maat-Re, Sacrifice Unto Sebek canlı dinlesem ciddi sakatlıklar geçireceğim, hastanelik olacağım parçalardan.
    Sözün özü, Nile halen bu türde dinlediğim en yırtıcı gruplardan biri ve beni death metal’e alıştıran diyemesem de death metal’in daha brutal yönünü araştırmaya başlamam adına Dying Fetus ile birlikte en önemli yeri tutan grup.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ünal Akünal, Bunu söylemem lazım; George Kollias’ın sololarını baya sıkıcı buluyorum. Hız konusunda çok uç noktalarda ancak yaratıcılık namına bence en iyiler arasında değil. Ben de Leureaounoeaou’nun tarzını daha çok seviyorum. Ayrıca şu nasıl bir albüm girişidir.

    http://www.youtube.com/watch?v=h2jxoaF_JJg

    Ufuk Sönmez

    @Ahmet Saraçoğlu, ben de aynı fikirdeyim. kollias aotw’den sonra otomatiğe bağlamış gibi çalıyor. tomların tonu sanki baltayla odun kesiyormuşçasına gibi çıkıyor, çeşitli süslemeler konusunda da zayıf. laureano’nun ise itds’de cidden efsane bir performansı var.

  4. OBLOMOV says:

    Grubun tema olarak Mısır mitolojisini/tarihini seçmesi metal müzik camiası içerisinde en orijinal hareketlerden biri bence. Keşfettiğim zamanları hatırlıyorumda, büyülenmiş gibiydim. Hem çok enteresan hem de akıllıca bulmuştum bu tema olayını. Kadronun enstrüman hakimiyetleri göz önüne alınca altından kalkamayacakları bir işe girmedikleri ortada.

    Benzeri tarihi/mitolojik konuları işleyerek müziğe renk ve derinlik katılması güzel bir olay. Ülkemizden de bu tarz oluşumlar çıkmalı. Malzeme konusunda sıkıntı çekmeyeceğimiz kesin.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.