# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
NEMRUD – Journey of the Shaman
| 30.08.2013

Frank Bornemann etkisi.

Batu SARITÜRK

Nemrud 2008 yılında, aslen bankalarda yönetici olarak çalışan Mert Göçay, Harun Sönmez ve Aycan Sarı tarafından İstanbul’da “stres atmak” için kurulmuş olan bir progresif/saykodelik rock grubu. Yazının konusu olan “Journey of the Shaman” da grubun 2010 yılında çıkan ve Türkiye’de yapılmış olan ilk konsept progresif rock albümü olarak lanse edilen ilk albümü.

Grup hakkında belki de en başta bahsedilmesi gereken bir Frank Bornemann faktörü var ki, değinmeden geçmek olmaz. Grubun beyni diyebileceğimiz Mert Göçay’ın 2007 yılında Hannover’da tanışıp yakın arkadaş olduğu Eloy’un kurucusu Frank Bornemann’ın grubun kuruluşu ve albüm üzerinde büyük bir etkisi olmuş. Albümün her aşamasını takip etmiş ve yurt dışı tanıtımı için de gönüllü olmuş. Belki de bu sayede grup Türkiye’de Lirik Müzik, yurt dışında da dünyanın en önde gelen progresif rock şirketlerinden olan Fransız Musea Records ile anlaşma başarısı göstermiş. Bunun sonucunda albüm, Türkiye dışında yaklaşık 30 ülkede daha yayınlanmış.

Albümün kayıtları Kasım 2009’da Stüdyo 18’de analog olarak gerçekleşmiş. Kayıtlar sırasında Doğaç Titiz, Hakan Süersan ve Mert Topal konuk sanatçılar olarak katkıda bulunmuşlar. Aycan Sarı’nın Türk mitolojisinden etkilenerek yazdığı hikâyeden esinlenen Mert Göçay tüm albümü besteleyip sözlerini yazmış. Tüm kitapçık tasarımı da Harun Sönmez’e ait. Tam bir takım çalışması var yani ortada.

Ufaktan albümün içine girersek; Yes, King Crimson, Genesis, Camel, Eloy ve Pink Floyd gibi efsanelerin grubun etkilendiği isimlerin başını çektiği görülüyor. Özellikle Eloy ve erken dönem Pink Floyd benzerlikleri hemen kulağa çarpıyor. Temel olarak üç bölümden oluşan bir hikâyeyi anlatıyor albüm. Orta Asya steplerinde bir şaman kabilesinde yaşayan Mitos’un rüyasında “öteki taraftan” aldığı mesajlar üzerine çıktığı fiziksel ve ruhsal yolculuk. Bu üç şarkı Şamanizm’de kabul görmüş olan üç âlemi simgeliyor. Albüm kapağını oluşturan üç renk de aynı nedenden ötürü kullanılmış.

Hikâyeye konu olan bu yolculuktan kısaca bahsedecek olursam; Şamanizm’e göre insanların yaşadığı “yer”, ölülerin gittiği “yeraltı” ve ruhsal bir anlamda kullanılan “gök”ten oluşan bu üç âlem, merkezlerinden geçen bir eksenle bağlanır. Bu eksen “göğün göbeği” ile “yerin göbeği” arasında yer alır. “Yeraltı” ve “gök” âlemleri 7 katlıdır. Göğe çıkacak olan bir şamanın öncelikle yeraltına inmesi gerekir. Kahramanımız Mitos da bu yolları izler ve yeraltına geçiş yeri olan Nemrut’a varmaya çalışır.

Açılış şarkısı olan Part 1, bu bahsettiğim Eloyd benzerliğini daha ilk saniyelerden hissettiriyor. Sağlam bir enstrüman işçiliği ile (özellikle gitar ve klavye) saykodelik/space rock kafalarında ilerliyor ve hikâyedeki atmosferi başarı ile dinleyiciye aktarıyor. Vokaller ise çoğunlukla hikâyeyi anlatır gibi kullanılmış. “Spoken words” kullanımları bu konuda tam yerinde bir seçim olmuş.

Part 2, yağmur ve gök gürültüsünü takiben overdrive gitar ve moog solosu ile başlıyor. Daha sonraları melankolik havalara bürünüp klasik gitar ve perdesiz bas ile iyiden iyiye 70’ler havasını hissettiriyor. Sonralara doğru yine biraz sertleşip bizi Part 3’e doğru fırlatıyor.

Kapanışı yapan Part 3 karanlık, uzaysal bir atmosfer ile karşılıyor ve artık iyice yeraltına doğru sürüklüyor. Kapanışa doğru giderken yine Eloyd-vari Moog melodileri, vurucu sololar ve neredeyse fısıldamalı vokaller ile karşılaşıyoruz.

Albüm hiçbir duraksama yaşatmadan bir parçadan ötekine geçiyor. Yalnız tam olarak içine girmek, anlamak için birkaç defa dinlemek gerekebilir. Kısaca, dinledikçe güzelleşen bir albüm “Journey of the Shaman”. Eloy ve Pink Floyd benzerlikleri her ne kadar bazen can sıkıcı gibi olsa da, grup kendi kişiliğini yansıtmayı da bilmiş.

Saykodelik kafalarda komplekslik ve virtüoziteden çok, yaratılan atmosfer önemli bana kalırsa. Ve bu adamlar bunu başarmışlar. Yurt dışında buradakinden daha çok tanınan ve sevilen gruplarımızdan olan ve yakın zamanda ikinci albümü “Ritual”ı da çıkaran Nemrud dinleyiciyi yüzüstü bırakmayacak olan bir grup.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.40/10, Toplam oy: 25)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Lirik Müzik, Musea Records
Kadro
Mert Göçay: Gitar, vokal
Harun Sönmez: Davul
Aycan Sarı: Bas

Konuk Müzisyenler:
Doğaç Titiz: Davul
Hakan Süersan: Bas, perdesiz bas
Mert Topel: Klavye, moog synthesizer
Şarkılar
1- Part 1
a- In the World of Dreams
b- Beginning of Divine Inspration
c- Revival
d- A Stone in the Ocean
2- Part 2
a- A Farewell to Sun
b- Fly to Underground Without the Past
c- Fight with the Evil Spirits
3- Part 3
a- A Journey to Innserself
b- Scourge of Nemrud
c- In All Stages of Immortallity
d- Jump to Final Dimension Through the Seventh Sky
  Yorum alanı

“NEMRUD – Journey of the Shaman” yazısına 12 yorum var

  1. DrAQA says:

    Ben bu grubu yabancı sanıyordum :\

  2. Berca B. says:

    Tamamen kapağına ve konseptine dayanarak aldığım bir albümdü bu. Kartonette Doğaç Titiz ismini görünce “of nasıl bi şey buldum lan ben” diye de sevinmiştim.

    Müzik gayet hoşuma gitmişti ama vokallerin daha çok spoken word olmasından kelli, aksan problemi dikkatimi çekmişti ve tam olarak atmosfere girememiştim. Umarım sonraki albümlerinde bu problemi bir nebze aşarlar da olayın özüne daha rahat inebilirim.

  3. hiç says:

    çok şaşırdım bu kritiğe yer verilmesine. müzikaliten öte albümün konsepti ilgi çekici. bu da bizim Kalavela’mız.

  4. Swedish says:

    Bu albümün plağı çıkacak ve progresif rock ta adamlar çok yetenekli.Dinlemenizi tavsiye ederim

    baha

    @Swedish, ben alacağım. bu arada müslüm gürses “küskünüm”ü LP’yi de buldum.:)

  5. DeathoteK says:

    10′da 10 bir albüm.. Ritual ise ona keza..
    Mert GÖÇAY ise harikulade bir kişi.
    Önümü ilikliyor ve saygıyla selamlıyorum.
    Türkiye den böyle bir iş çıkması tek kelimeyle mükemmel.

  6. Korayyarok says:

    Nemrud bu topraklardan cikmis en yurekli gruptur. Hic kimsenin cesaret edemeyecegi isleri basarmislardir. Dunyanin en populer progressive rock plak sirketlerinden iki album cikarmislar, bunu hazmedemeyenler var.
    Her iki album de olaganustu hele ki hobi olarak kurulan bir grup oldugu dusunulurse…Mert Göçay kesinlikle bu muzigi yalayip yutmus, acik radyo programlarini dinledim cok mutevazi bir adam.
    Plak cikacak diye tweetler gormustum, nerede cikacak cok merak ediyorum. Bilgisi olan varsa lutfen paylassin.
    Degerlendirme yazisi da pek guzel olmus

  7. pinkthelife says:

    Bu şarkılar birer masal ….hiç bitmese yüreğinize ,emeğimize sağlık

  8. ruyadanecik says:

    Ne diyeceğimi bilemiyorum, bu güne kadar dinlememiş olmaktan çok utanıyorum. tek kelime ile muhteşem bir yolculuk…iki albüm de birbirinden güzel
    teşekkürler mert göçay, iyi ki varsın :))

  9. Selloremek says:

    Cok acayip bir grup, ya aayip seviyor hastasi oluyorsun ya da nefret ediyorsun arasi yok.
    Ben hastasi olanlardanim, muthis muzik yapiyorlar onlarin sayesinde progressive rock dinlemeye basladim.
    Her iki album de hikayeleriyle temalariyla unutulmazlar arasina girecek ilerde, bu ulkede taninmamalari cok normal cunku gercek sanat yapiyorlar.
    Nemrud yazisini yazan arkadasi da tebrik ediyorum, mutlu oldum yalniz olmadigimi gorunce

    Batu Sarıtürk

    @Selloremek, Teşekkürler. Grubum pek tanınmadığını görünce albümü yazmak istedim bende. Bilinirliği bir nebze arttıysa ne mutlu :)

    Selloremek

    @Batu Sarıtürk, Ritual yazisi da bekleyelim o zaman sizden :) tekrardan tebrik ederim

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.