# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
AUTOPSY – The Headless Ritual
| 30.07.2013

Morgtaki şarküteri.

Death metalin günümüzde geldiği durum hepimizin malumu. Siteyi şöyle bir araştıran herkes diş döken, kemik kıran türde de, insanı derinliklere sürükleyen türde de, hikayeli, konseptli türde de, boklu püsürlü türde de death metal bulabilir. Tür artık her şekilde yapılabiliyor, bir tuval haline gelmiş durumda. İsteyen istediği rengi, şekli yapıştırıyor ve ortaya her türlü şey çıkabiliyor.

Ama kulağı az da olsa türe yatkın olan her dinleyici hemen her death metal albümünde belirli formüller, kalıplar vs. bulabilir. Elbette bunlar gökten zembille inmedi, inemez de. Türün yaratıcıları mevzusunu falan geçip ellerimizi açıp gözlerimizi bereltmek suretiyle diyebiliriz ki: “Her işin bir raconu var aga!”

Autopsy’i bilen bilir, sever, tapar, yalar, yaşar, yaşatır; lakin bilmeyenlere grup hakkında tek şey söyleyeyim, Autopsy dinleyerek sevilecek bir grup değil. Autopsy bir hayvanlık, bu yüzden sizi şu teste tabi tutayım,

Ha, ne? Boynunuz tutulmadı mı, gözleriniz dönmedi mi? O zaman yazı maalesef seveceğiniz bir şey olmayacak. Diğerleri içinse yepyeni bir işkence yöntemi keşfetmiş deli doktor sevincine benzeyecek. Haydi başlayalım.

2011’de “Macabre Eternal” ile hayvanlar gibi bir geri dönüş yapan Autopsy, o günden itibaren eski ruhuna o kadar sadık, o kadar bütün bir tavır sergiledi ki, geçen yılların böylesine bir güç katmasını şaşkınlıkla karşılamak zorunda kaldık.

Autopsy’nin en ihtişamlı dönemine dönelim, Severed Survival dönemine, 1989’a. Grup yeni bir heyecanla kuruluyor ve daha ilk albümünde death metalin en derinlerine kendi imzasını öyle bir kazıyordu ki bu kararlılık ve farkındalık insanları büyülüyordu. Autopsy bir manyaklıktı, old school’un tanımıydı, bir fenomendi, tanınan kitlesi tarafından köpekler gibi takip edilen, her anı ayrı ayrı bilinen bir gruptu artık. Yıllar geçtikçe albüm çıkarmaya devam ettiler ve 1995’te (bana göre grubun giderek düşen performansının en bariz göstergesi olan) “Shitfun”la derin bir sessizliğe gömüldüler. Bunun sebeplerini tartışabiliriz ama ben olaya çok basit bir şekilde bakarak grubun heyecanını kaybettiğini düşünmüş idim.

Çünkü diskografilerini sırayla dinleyecek olursak zirveyi başta yapıp giderek artan bir ivmeyle albümlerini basitleştirdiler. Burada basitleştirmek kavramını müzikal olarak kullanmıyorum, hiçbir zaman Autopsy için “acayip teknik, progresif, çalması zor” vs. demem çünkü onlar işin özünden gücünü alan, yetenekleriyle üstüne ihtişam katan bir grup.

2011’de geri döndüklerinde heyecanlarının yok olmadığını salyalar eşliğinde görmüş olduk amma lakin ki değişim kaçınılmaz idi. “Autopsy artık daha oturaklı bir gruptu” dersem linç edileceğimi bildiğimden ve iş hakikaten hiç de böyle olmadığından olayın bu tarafını es geçmek istesem de gerek şarkı sürelerine gerekse işin içine giren etmenlerin her enstrümandaki ayrı ayrı bağlantı yeteneğine bakıldığında Autopsy’nin artık istediği her şeyi yapabilecek kabiliyette olduğunu anlayabiliyoruz. Peki yapıyorlar mı? Müziklerini jazz etkilenimleriyle, clean vokallerle beziyorlar mı? Tabii ki hayır ama bunun sebebi yapamayacak olmaları değil. Dediğim gibi onların gücü death metalin ilk günkü heyecanından, zombilerin dalaklarının bağırsaklarıyla olan kavgasından, korkunç hikayelerden, karındeşen Jack’lerden geliyor. Özetle grup her ne kadar olgunlaşmış olsa da ilk günkü bira içip stüdyoya giren adamların yaptığı albüm heyecanını iliklerinde yaşıyor ve bize de yaşatıp çılgına çeviriyor.

Diskografi açısından inceleyecek olursak milim milim puanlar kırmak ve eklemek suretiyle Severed Survival, Mental Funeral ve Macabre Eternal’dan sonra gelebilir bence albüm. Tabi bunlar hep subjektif şeyler, hele ki Autopsy gibi tarzı belli, yolundan şaşmayan gruplar söz konusu olduğunda.

Albümde her zamanki Autopsy imzaları mevcut olmasına rağmen örneğin “When Hammer Meets Bone” adlı şarkıya bakacak olursak Autopsy’nin artık her türde rifi korkunçlarştırıp gerginleştirebilecek rahatlıkta olduğunu görebiliyoruz. Aynı şekilde “Arch Cadavar”ın başındaki o sükunet dolu ölüm kusan rif Autopsy’nin korkutan yönünü ortaya çıkaran cinsten. Yine Flesh Turns to Dust’ta da bunu görebiliyoruz. Yani artık Autopsy korku hikayesi anlatabilen, gaz olabilen ve boynunuzu koparan zombileriyle sizi hem delirtmenin yanında tedirgin ederek gerilmenizi sağlayabilen bir grup halini almış durum. “Macabre Eternal”da da benzer şeylere dikkat edilebilir. Yani bu gerilim ve korku mevzusu yeni dönem Autopsy’nin üstüne gittiği konularda öne çıkıyor eskiye göre.

Müzikal açıdan bakmak istemiyorum, çünkü işler burada öyle düzenlemelerle falan yürümüyor. Herkes o an içinden geleni yapıyor ve o kadar severek ve isteyerek yapıyor ki hemen her şarkıda karşılaştığımız ağır tempo hızlı tempo ardalanması dünyanın en doğal şeyiymiş gibi geliyor. İşin güzel tarafı dinledikçe kanıksadığımız özellikleri arttığı gibi büyülü bir şekilde bu özellikleri bir döngüye sokabiliyor grup. Kafanızı kırarak dinlerken birdenbire gitarla- sonra hoop davuldu derrken vokallerle hönkürdüğünü anlayamadan yavaşlayıp dinginleşşmeeeniiiize fırsatvermeden hoooop gene delirdiniz. İşte Autopsy.

Her şeyin çok bunaltıcı, korkunç, cazgır, çirkin olduğu bir albümün güzel olarak tanımlandığı türde, death metalde ustalaşmayı tee en başta başaran, sonra giderek düşüp asla mükemmelin altına inmeden tekrar uçabildikleri için Autopsy’e teşekkür ediyorum. Ayrıca albümü ister bütün olarak ister ayrık dinleyin ama kesinlikle etrafınızda kırıp dökebileceğiniz bir şey olmasın. Zira albümü yazarken dinliyor olmam 4-5 defa pc’nin başından kalkıp “nöouhuaaaaalöööaaaaouaaaaah” diye boynumu felç etmeme sebep oldu.

Kurtlarınızı dökebileceğiniz, arkadaşlarınızla eğlenmek, dans etmek, delirmek, cam çerçeve indirmek, direnişte toma parçalamak, korku filmi senaryosu yazmak, diş sökerken soluk borusuna kadar kafanızı sokup gırtlağınıza yumruk darbesiyle vurmak suretiyle böğürürken ölmek için kullanabileceğiniz ve dahası kendi aygırca fantezilerinizi üretebileceğiniz bir albüm var karşınızda.

TAAAAAAADINIIAAAAAAOOOĞ ÇIIIAAAAKAAAAAĞĞĞRRRRRRRRRRIIIIIIAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAN!

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.64/10, Toplam oy: 33)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2013
Şirket
Peaceville Records
Kadro
Chris Reifert: Vokal, davul
Eric Cutler: Vokal, gitar
Danny Coralles: Gitar
Joe Allen: Bas
Şarkılar
1. Slaughter at Beast House
2. Mangled Far Below
3. She Is a Funeral
4. Coffin Crawlers
5. When Hammer Meets Bone
6. Thorns and Ashes
7. Arch Cadaver
8. Flesh Turns to Dust
9. Running from the Goathead
10. The Headless Ritual
  Yorum alanı

“AUTOPSY – The Headless Ritual” yazısına 2 yorum var

  1. owlboss says:

    Bence geçmiş dönemiyle de günümüz dönemiyle oldukça başarılı anlatılmış Autopsy. Hala albümü dinleme fırsatı bulamasam da aşağı yukarı ne hayvanlıkta albüm olacağanı tahmin ediyordum. Ulan birleşmeleri ne kadar iyi oldu yav. Çok yaşa Autopsy \m/

  2. Cattle Bilmemne says:

    Death Metal alanında kişisel favorilerini say deseler çok rahat ilk 5′e girebilecek bir gruptur benim için Autopsy, yıl olmuş 2013 hala hayvan gibi hala bol Punk soslu albümler yapabilmeleri cidden takdir edilesi bu gurubun. Efsanevi ilk albümlerinin de kritiğini görmek isteriz açıkçası, yazarların bu yönde bir planları var mıdır acep? :)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.