# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DOKKEN – Back for the Attack
| 29.04.2012

George Lynch Şov!

80′ler ruhunu her saniyesinde hissettiren albümlerden “Back for the Attack” 1987 senesinde “Elektra Records” şirketinden piyasaya sunuldu. Grubun 4. stüdyo çalışması olan bu albüm aynı zamanda gelmiş geçmiş en çok satan Dokken albümü olmasıyla da grup tarihinde ayrı bir yere sahip.

Dokken, vokalist Don Dokken öncülüğünde 1978 senesinden günümüze dek (89-93 arası duraklama sayılmazsa) heavy metal arenasında söz sahibi olan, Amerika’nın önemli gruplarından birisi.

13 şarkıdan oluşan albümün tüm parçaları gaz tanımlamasına uyacak nitelikte. Müzikal olarak da heavy metal şemsiyesi altında glam metal, hard’n'heavy arası bir çizgide. Kesinlikle tek bir türle sınırlandırılamayacak albümlerden biri, ne saf heavy metal, ne tam manasıyla glam metal. Gitar virtüözlerinden George Lynch’in yeteneklerini tamamiyle sergilediği albümlerden biri. Baştan sona solodan soloya , ritimden ritime kulaklarımızın pasını adeta silip atıyor. Heavy metal albümlerinde özellikle sololara önem verenlerin hoşuna gidecek albümlerden.

Açılış parçası olarak seçilen Kiss of Death grubun bundan sonraki dönemlerinde konserlerinde sık sık çaldığı parçalardan biri, gaz bir ritimle başlayan şarkı, albümün introsu konumu açısından da başarılı bir seçim. Eşlik edilebilecek temposuyla, Don Dokken’in vokalleriyle akıp gitmekte. Lynch’in diğer tüm parçalarda da duyabileceğimiz kendine has sololarından güzel bir örnek de bu parçada. Grubun toplamalarında her zaman yer alabilecek bir parça.

İkinci parça Prisoner, albümden yayınlanan 4. single. Intro ve küçük solo sonrası, Don Dokken’ın sesinin kalitesini konuşturduğu parçalardan biri. Albümün tamamında olduğu gibi 80’lerin ruhunu taşıyan bir şarkı.

Üçüncü parça Night by Night ile vites bir kademe düşürülmüş. Glam metal tarzında sık sık karşılaştığımız geri vokal desteğini bu şarkıda görebiliyoruz. Kötü şarkı denilmez ama bence albümde daha iyileri bulunduğu için üstünde çok durmuyorum.

4 numara Standing in the Shadows’da tekrar vitesi büyülten grup, gaza tekrar yükleniyor desek yanlış yapmayız. Rock Star filmindeki Steel Dragon’dan aşina olduğumuz basçı Jeff Pilson’un albümde en hoşuma giden partisyonları bu parçada. Güzel bir şarkı.

5 numara Heaven Sent albümden yayınlanan 3. single. Aynı zamanda şarkıya güzel bir klip de çekilmiş. Yavaş giriş sonrası distorşın gitarla bir yavaşlayıp bir hızlanan şarkı, albümde tam puan verdiğim parçalardan. Emektar davulcu Mick Brown bu şarkıda olması gereken yerlerde güzel ataklar yapmış. Lynch soloda döktürmüş.

6 numara Mr. Scary, Lynch/Pilson imzalı enstrümantal bir parça. Albümde olmazsa eksikliği hissedilebilecek çalışmalardan biri. Lynch’in Dokken’den sonraki çalışmalarında da sık sık bu parçayı çalmıştır. Youtube’da arama yaptığınızda bu parçayla ilgili bir çok sonuç karşınıza çıkarsa şaşırmayın. Lynch’ten neden virtüöz diye bahsediliyor diye merak ediyorsanız bu parça kısa bir özet niteliğinde. Beyninizde patlayan gitar soloları, kulaklarınızı çınlatan rifler, hepsi bu parçada….

7 Numara So Many Tears, hard’n'heavy tadında, hareketli duruşuna rağmen, bir yanında da hüzünsel bir yanı olan parçalardan. Bunda Dokken’in vokalindeki inceliklerin yeri büyük. Eşlik etmesi güzel nakaratı da şarkının ilgiyle dinlenilebilmesinde etkili bir diğer faktör. Albümün ortalamasında sayılabilecek bir şarkı.

8 numara Burning Like a Flame albümden çıkan 2. single ve klibi çekilen bir diğer şarkı. Heavy metal/glam metal tadında Dokken’in vokali ve Lynch’in rifleri ile başlayan şarkı, konserlerde sık sık söylenen şarkılardan bir diğeri. Lynch’in şarkının orta kısmındaki ana solosuyla bir daha şenlenen şarkı, albümün bir diğer güzel şarkısı.

9 Numara Lost Behind the Wall, bas/davul intro ile başlayan albümün standardında bir parça. Akustik/distorşın geçişleri ile renklenen parçanın orta kısımdaki bas/davul geçişi ardından tekrar kulaklarda çınlama ve yankılanma yapan Lynch solosu ile albümde benden geçer notu alan parçalardan. Don Dokken’in performasnı da es geçmemiz gerekir.

10 Numara Stop Fighting Love akustik girişiyle, benim tekrar tekrar dinlemekten bıkmadığım şarkılardan biri. Hard rock/heavy metal arası müzikalitesi olan şarkıda, rock aleminde sesi ve çalışmaları ile tarihte yerini sağlamlaştırmış Don Dokken’in vokalleri tadından yenmeyecek biçimde. Orta kısmında tekrar temposu yavaşlayan şarkıda Lynch’in, yine bizim kulaklarımızın pasını alan sololarından birini duyuyoruz. Etkili sololar duyabileceğimiz ender heavy metal albümlerinden biri olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.

11 numara Cry of the Gypsy, muazzam girişi olan şarkılarda biri. Dokken’in vokalleri arkasındaki Lynch’in ritim gitar tonu da aynı şekilde bu şarkıda tam oturmuş. Araba kullanırken dinlenebilcek şarkılar denir ya, bu şarkı onlardan biri. Nakarata eşlik etmesi çok zevkli. Lynch yine sololarından mahrum etmek istememiş olacak, bu şarkıda da bol bol duyabiliyoruz.

12 numara Sleepless Night albümün en eğlenceli parçalarından biri. Van Halen’dan aşina olduğumuz riflere benzer bir rifle açılıyor parça. 80′ler tadında, güzel bir şarkı.

13 numara albümün kapanışı. Dream Warriors, albümden çıkan ilk single. Aynı zamanda Elm Sokağı’nda Kabus 3: Dream Warriors filminin de film müziği. Bu filmle bağlantılı güzel bir klibi var, Grupla beraber Freddy Krueger’ı aynı karelerde görebiliyoruz. Albümün 4/4’lük dediğim parçalarından biri ve en beğendiğim parçası da bu. Kapanış olarak seçilmesi bence çok yerinde. Ritim, vokal, solo hepsine tam puan.

1987 senesi çıkan bu albüm sonrası Dokken’in hiçbir albümü bence bu albümdeki çıtayı aşamadı. Bunda Lynch faktörü etkili tabii ki. 80′ler havasını ve ruhunu seven her bünyeye tavsiye debileceğim bir albüm. Gitar çalanlara ise özellikle tavsiye ederim. Heavy metal gitaristleri arasında kendine has stiliyle tanınan George Lynch’i henüz duymayanlar varsa bu albümle duymanızı tavsiye ederim. Glam metal deyip kestirip atılamayacak bir albüm olduğunu tekrar üstüne basarak belirtiyorum. Ne tek başına glam metal, ne tek başına heavy metal, ne de hard rock. Sadece Dokken.

Barış DALGIÇ

Albümün okur notu: 12345678910 (8.34/10, Toplam oy: 44)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1987
Şirket
Elektra
Kadro
Don Dokken: Vokal
George Lynch: Gitar
Jeff Pilson: Bas
Mick Brown: Davul
Şarkılar
01. Kiss Of Death
02. Prisoner
03. Night By Night
04. Standing In The Shadows
05. Heaven Sent
06. Mr. Scary
07. So Many Tears
08. Burning Like A Flame
09. Lost Behind The Wall
10. Stop Fighting Love
11. Cry Of The Gypsy
12. Sleepless Nights
13. Dream Warriors
  Yorum alanı

“DOKKEN – Back for the Attack” yazısına 19 yorum var

  1. husam says:

    Dokken’i sevmemi sağlayan albüm.
    Günlerce döndürdüğümü bilirim =).

    10′da 10 alır.

    Yazı için teşekkürler.

  2. george lynch says:

    aa ! bir dokken kritiği :) barış bey’e teşekkürler yazısı için,yıllar sonra bile sıkılmadan açıp tüm albümü baştan sona dinleyebileceğiniz türden albümlerden birisi. gerek vokaller gerek o orijinal 80′ler soundu ve gerek aşmış sololarıyla 10da 10 u hakettiğini biliyorum ve ek olaraktan dinlemeden 1-3-5 verilmeyi haketmez diyorum :)

  3. b says:

    glam metal, hard rock ve heavy metal’den parça parça tatlar barındıran harika bir albüm. böyle eski hard rock, heavy metal albümlerinin kritiği de yapılsa iyi olur bir şekilde salt metal’den de sıyrılmak lazım. 80′ler ruhunu sevenler dokken’ı zaten dinlemiştir ama sözüm ona bu albümü dinlemeyipte 1 puanı basan kitleye de allah akıl versin diyorum. bu puan ne? yazık ya! ne dinlediğinizi merak ediyorum.

    teşekkürler yazı için. 10

  4. Raddor says:

    Dokken dinleyin, ama dokken dinleyin (ve siteden banlanır).

    deadhouse

    @Raddor, 80′ler bir grup olsa o Dokken olurdu. Tarzlara bak. Glam metal, hard rock, heavy metal. Bu alfalık ötesi bir şey.

    Raddor

    @deadhouse, birkaç gündür 80′ler övülüyor sitede. Bayağıdır güzel şeyler görmemiştik. Hayırdır inşallah.

    deadhouse

    @Raddor, Orospuluk mu yelpaze genişliği mi bilmiyorum ama binbir türlü müzik tarzını dinleyen biriyim. Low, Dokken, Alter Bridge, The Faceless, Black Sabbath, Arctic Monkeys, Pig Destroyer, Linkin Park, Guns N’ Roses, Tenhi, Eloy, Diamond Head, Suffocation gibi birbirinden alakasız bir sürü grubu, tarzı, dönemi dinliyorum ve seviyorum.

    Raddor

    @deadhouse, haha. Bullet For My Valentine, Paramore, Alvvays, Britney Spears, Epica, Avril Lavigne dinliyorum. Müzik zevkim bir insan olsa travesti olurdu.

    deadhouse

    @Raddor, Etnik, Arabesk, Özgün? (Ahmet Kaya vs) Çingene müziği dışında her türlü müziği dinleyebiliyorum.

    ismail vilehand

    @deadhouse, olm manyak mısın? Şunu nasıl sevmezsin aklım almadı cidden.

    https://youtu.be/IREMfbQuad4

    Raddor

    @deadhouse, birden fazla alter egomuz var herhalde. Bazılarını yok etmek lazım. Özellikle Avril Lavigne seveni.

    O yüzden Dokken 🤘

    woodenpint

    @deadhouse, Ben de arabesk sevmeyip Ahmet Kaya’ya bayılıyorum hahahah. Türk sanat, halk müziği falan da hem dinleyip hem çalıyorum, hatta cıvık rock gruplarından daha çok seviyorum halk müziğini

    deadhouse

    @woodenpint, Yalan yok devlet başkanı olsam 80′lerde yaptıkları gibi Arabesk’i yasaklar, halka zorla Klasik müzik dinletirdim. Şimdi buradan bakınca üstenci, kibirli, zoraki, saçma geliyor, farkındayım. Bu gibi gerekçeler düşüncemi değiştirmiyor. Arabesk müzik dinleyenlerle alıp veremediğim bir şey yok. Herkes ne isterse, ne severse dinler. Ben belirli bir zaman dilimi içerisinde Arabesk müziğin ülke coğrafyasından yok olması gerektiğini düşünüyorum sadece. Bence insan doğasına, karakterine ters gelen bir tür. Uyuşturan ve yozlaştıran. Şimdi diyecekler ki pop, rap bunlar uyuşturmuyor mu. Böyle bakarsak dolaptaki tavuk da uyuşturuyor. Soluduğumuz hava da uyuşturuyor. Tarım ilaçları da vs. Arabesk’in farkı yozlaştırmayı, uyuşturmayı aleni ve sürekli yapması. Yaşam tarzı haline getirmesi. Bu ülkede Fazıl Say göte göt dedi diye adamı lince kalkıştılar. Adam son 50 yılın en doğru tespitlerinden birini yapmıştı oysaki.

    woodenpint

    @deadhouse, Benzer düşünüyorum, arabesk kadar illet bir müzik yok, pop müziğe de rock müziğe de iyice nüfuz etti mahvetti Türkiye’de bence

    Raddor

    @woodenpint, @deadhouse, hepiniz haksızsınız ve size parça hazırladım. Bu yeni eser ile arabeski sevecek, şarkıyı dilinizden düşüremeyeceksiniz.

    https://youtu.be/T7gNVzttqGQ

    ismail vilehand

    Müslüm Gürses, Hakan Taşıyan, Azer Bülbül gibi isimlerin Crowbar, Down ve Eyehategod’dan pek farkı yok aslında. Arabesk dinlerken kırık bira şişesiyle faça atmış biri olarak söylenenleri kınıyorum.

  5. deadhouse says:

    @Raddor, 70-80 sene önce Türk müziği hiç olmazsa kendine has bie yapıya sahipti. Örnekten görülebilir. Burada da hüzün var, karanlık duygular var. Arabesk gibi acizlik, iradeyi ipotek aktına alma, yozlaştırma yok.

    https://youtu.be/r0sEdUu2e2o

    Raddor

    @deadhouse, geçenlerde müzik tarzımı törpülemek adına şöyle bir yöntem kullandım: Eşliğinde fazla şınav çekebildiklerimi ayırıp, geri kalanını müzik listemden ayıkladım. İlk elenen tür arabesk oldu tabi ki.

    Müslüm açınca yattığın yerden kalkamıyorsun. Örn.; Thrash metal ise uçuruyor. Bize enerji emen değil, enerji veren müzikler lazım.

    Raddor

    dedim ve bütün gece Gülden Karaböcek dinledim haha. Ablamın sesini yirim. “Ağlıyorsam Yaşıyorum” 🤘

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.