# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ARCH ENEMY – Burning Bridges
| 01.04.2012

Benim köprüm yandı, başkasınınki yanmasın.

ARCH ENEMY’nin farklı ve özgün bir grup olduğu zamanlara gidelim bugün. Grubu “Stigmata”yla, yani gerçek anlamda melodik death metal yaptığı zamanlarda tanımış olan bendeniz, ARCH ENEMY’nin bu birt sonraki çalışmasıyla grubu bağrıma basmış, gerçek anlamda bir ARCH ENEMY hayranı olmuştum.

“Burning Bridges”daki en güzel şey, grubun birbirinden farklı ve birbirinden hit şarkılar yazmış, ilk iki albümde oturtmaya çalıştığı ARCH ENEMY tınısını belki de bir daha aşamayacak şekilde oturtmuş olmasıydı. Johan Liiva’nın grupla birlikte son performansını içeren albüm, cillop gibi melodi ve sololar ile cayır cayır rifler önündeki çiğ Liiva vokaliyle de kendine has bir tat barındırmayı başarmıştı.

Şöyle bir bakınca ARCH ENEMY’nin yıllar boyunca her konserinde çaldığı birçok parça barındıran “Burning Bridges”, Amott biraderlerin su gibi akan gitar uyumları, yerli yerinde davulları ve yaratıcı düzenlemeleriyle ARCH ENEMY hayranları tarafından da grubun en çok sevilen albümlerden biri, belki de çoğu için birincisi haline gelmişti.

Şarkılara baktığımızda, melodi ile riflerin birlikte, uyum içinde ve eşit oranda gittiklerini görüyoruz. Grup, melodi olayının bokunu çıkarmadan, sadece akılda kalıcı olanları kullanarak, eşlik edilesi pek çok şarkı sunuyor. Angelclaw, Silverwing gibi şarkılarda olayı götüren ana melodilere rastlarken, Seed of Hate, The Immortal gibilerinde ise biraz daha rif tabanlı yapılar görüyoruz. Diğer yandan, ARCH ENEMY’nin olmazsa olmazlarından biri olan klasik heavy metal etkisi de elbette yerli yerinde duruyor. Riflerde hissedilen bariz bir heavy metal havası, müziğe brutal olmayan bir vokal konsa da sırıtmayacak, hatta belki de bazılarınca daha çok sevilecek bir yapı katıyor.

Liiva-Gossow muhabbetleri artık baydığından girmek istemiyorum, ancak şahsım adına “Burning Bridges”ı bu denli iyi ve özel yapan şeylerden biri de, muhakkak ki Liiva’nın samimi ve “gerçek” vokali. Bunu diyeyim, yetsin.

Son sözlere geldiğimizde diyebiliriz ki, “Burning Bridges” ARCH ENEMY tınısının tam olarak oturduğu ve grubun geleceğindeki yolun çizildiği belki de ilk albümdü. Şahsen en sevdiğim ARCH ENEMY albümü olarak “Stigmata”, “Burning Bridges” ve “Wages of Sin” arasında gidip gelsem de, “Black Earth”le bağlantılarını koparmamış “Stigmata”nın vahşi yanının bugünkü ARCH ENEMY ile neredeyse hiç alakasının kalmadığını da düşünerek grubun kariyerindeki belki de en belirleyici albüm olarak “Burning Bridges”ı göstermekte beis görmüyorum.

ARCH ENEMY’nin günümüzdeki hali hoşunuza gitmiyorsa bile, grubun ilk zamanlarının hakkını vermemek olmaz. “Burning Bridges” çok başarılı, es geçilmeyecek bir metal albümü. Yıllardır öyle, yıllar sonra da öyle kalacak.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.80/10, Toplam oy: 54)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
Century Media Records
Kadro
Johan Liiva: Vokal
Michael Amott: Gitar
Christopher Amott: Gitar
Sharlee D'Angelo : Bas
Daniel Erlandsson: Davul
Şarkılar
1. The Immortal
2. Dead Inside
3. Pilgrim
4. Silverwing
5. Demonic Science
6. Seed of Hate
7. Angel Claw
8. Burning Bridges
  Yorum alanı

“ARCH ENEMY – Burning Bridges” yazısına 5 yorum var

  1. Mustafa Sakallı says:

    Demonic Science’ın sonundaki melodik kısım (şarkıyla birlikte) albümün zirve noktalarından.

  2. swedish says:

    Öncelikle böylesine dopdolu ve güzel bir albüm için kritik biraz kısa mı olmuş?
    Valla insan uzun uzun şarkı şarkı inceleme görmek istiyor :))
    Gelelim albüme Arch Enemy ile tanışma albümüm Stigmata olduğu için ve o ara acayip melodik death albümleri dinlediimden bu albümü pek beğenmemiş ve o arada Arch Enemy’den sıkılmıştım.Daha sonra bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine tekrar grubu dinlemeye başladım ama bu sefer de dinlediğim albüm Doomsday MAchine oldu.Bu sefer grubu sevmeye ve kısa aralıklarla dinlemeye başladım.
    Burning Bridges albümünü ise yahu bu da neymiş acaba eski Arch Enemy iken vasat albümlerden biri mi diye iç geçirirken Arch Enemy’e bakış açım tamamen değişti ve kendi kendime eski grubu istiyom lan ben dedim.
    Gerçekten Melodic Death Metal başlığının hakkını veren bir albümdür bu.Yeni Arch Enemy çiğliği gibi değil buram buram saf ritmler özgün melodiler ve bu müziğe tam oturan ÖZGÜN bir VOKAL var karşımızda…

  3. Osman says:

    death metal grubuna kadın vokal olmaz. liiva varken ne kadar güzel grupmuş arch enemy. şimdi tamamen,bizde çok seksi giyinen bir kadın solist var diyerek dikkat çekme peşindeler

  4. Ugur says:

    Bu albümün her parçası ayrı şahane.Bence Arch Enemy’nin en başarılı albümü bu.Liiva’nın sesini beğenmeyenler de halt etsin.

  5. Can says:

    Muhtemelen Stigmata ile beraber bu adamlarin en iyi albumudur, tabi kendi fikrim bu. Fredik Nordstrom’un da melodeath soundunda ne kadar onemli bir producer oldugunu (ayni zamanda efsane ENGL Savage ve Peavey 5150 amfilerinin adamin kendine has mikrofonlama teknigiyle birlesiminin buyuk etkisi var) tekrar tekrar vurgulayan albumlerden biridir herhalde. Johan Liiva ile eklesip tesekkurlerimi de ilettim ilk uc albumu muhtesem kildigi icin, cok tesekkur etti ve inanilmaz hossohbet bir adam kendisi zaten, rastlarsaniz mesajlasmaya hic cekinmeyin. AE ile yollari ayrildiktan sonra bazi kitleler tarafindan hic anilmamasi da beni cok uzuyor acikcasi, muhtemelen Tompa, LG Petrov, Stanne ve Speed Strid gibi bayagi orjinal,
    kendine has, 50 kilometreden taninacak vokale sahip nadir insanlardan.
    Wages of Sin’in bonus diskinde bu album zamaninda kaydedilmis bir Europe cover’i vardir “Scream of Anger” diye, orjinaline kiyasla cok cok daha iyi kanimca.

    Melodeath severlerin albumlerinde ust siralarda olmasi beklenen bir album.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.