# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CAMEL – Mirage
| 14.12.2011

Ay, gözbebeğin olmuş, ama neden öylece geçip gidiyorsun yanımdan?

Aslında böylesine bir konu için belki de bir kitap yazmak gerekir ama müzik dünyasının bu içli ve yalnız adamının da en azından genç dinleyiciler tarafından bilinmesi yararlı olur sanıyorum. Evet, Andrew Latimer’dan bahsediyorum ve progresif rock, daha doğrusu senfonik rock dünyasının bu romantik, huzur dolu ve bazen de hüzünlü dalgaları yüreklere serpiştiren bu kişilikli gitaristin romantik grubu Camel’dan da sözü açmak istiyorum.

Pink Floyd ve Van der Graaf Genarator matematiksel yaklaşımlarıyla progresif rock dünyasında hatırı sayılır bir kitle edinirken, YES şiirsel melodilerin topluluğu oluyordu. King Crimson o uçuk müzikleriyle belli bir kitleyi hedef altına alırken Gentle Giant ise ultra-deneysel müzikleriyle ne olduğunu bile çözmeye çalışamayacağınız melodi bombardımanı ile 1970’lerde fırtına gibi esiyordu. Bunların arasında belki Jethro Tull ile hissiyat ile yarıştırabilecek bir topluluk olan Camel ise İngiltere’nin o soğuk dünyasında insanların yüreğine sevgi tohumlarını bir daha bir daha serpiyor ve Andrew Latimer’ın o yoğun hüzünlü dünyasına ise sıkı bir giriş yapıyordu o zamanki dinleyiciler.

Camel dinlediğiniz anda sizi çarpan bir topluluktu ve ilk albümlerini daha 1973’de yayımlaşmışlardı ki ikinci çalışma olan Mirage’ı ise hemen ertesi sene çıkardılar. Bu albüm ise progresif rock dünyasında oldukça kabul gördü. Bazı eleştirmenler onları Canterbury Sound’un temsilcisi olarak görüyordu fakat Camel’ın icra ettiği müzik tam anlamıyla senfonik sulardan beslenen ve çok fazla doğaçlamaya mecbur bırakılmayan melodilerden oluşmaktaydı, ancak Mirage ile bunu bir anlamda kırdılar ve o dâhiyane kapağı ile orada yukarıda köşede bütün samimiyetiyle duruyor.

ANDREW LATIMER’IN HÜZNÜNÜN ARDINDAKİLER:

Camel, progresif rock’ta şiirsel müziğin en iyi ifade edildiği gruplardan bir tanesi. Bu şiirsellik yanında Andrew Latimer’ın hayatla olan kavgası, aile özlemi, ülke hasreti ve ailesinin geçmişindeki bazı önemli ayrıntılar kendisini oldukça düşündürüyordu. Amerika’ya gittiğinde bile ülkesini özleyen bir portre çiziyor ve hayalindeki bir sevgiliye de “Rüyamın ortasında güneş ışığında otururken gördüm seni. Hayalimdeki kadın, seni seviyorum.” diyerekte o içli dünyasını bize açıyordu. Konserlerde bile o müthiş duygusal gitar tonunda o yürek burkan sololarını çaldığında bile yüzü bir başka olur dalar gider ve siz onun gitarını değil parmaklarını değil yüzüne odak olursunuz. Başka bir şey yaptırmaz size kendisi. Şarkılarını öyle detaylı kompoze etmiştir ki aniden öyle bir melodi çıkar gelir kapınız çalar ve hayatınız boyunca unutamazsınız.

“Mirage” albümü Camel için büyük önem taşıyor. Bu çalışma klasik rock enstrümanlarının dışında progresif rock müzikte kullanılan o ağır enstrümanlardan moog, organ, mini moog gibi müziğin derinleşmesine sebep olan müzik aletlerini de içermekte. Latimer’ın zaman zaman kullandığı Galler folku melodileri, flütle yarattığı o detaylı-derinleşen melodi bombardımanı, Peter Bardens ustanın yarattığı o klasikleşmiş moog, mellotron ve org üçlüsü, Doug Ferguson’un gümbür gümbür basları, Andy Ward’ın yine zaman zaman teknikleşen atakları sayesinde Mirage, dinlemeye doyamayacağınız bir çalışma olarak müzik tarihinde yerini alıyor. Bu albüm Pink Floyd’un “The Dark Side of the Moon”u, YES’in “Close to the Edge”i, Van der Graaf Generator’ın “Pawn Hearts”ı, King Crimson’ın “In The Court of the Crimson King”i ve Emerson Lake & Palmer’ın “Brain Salad Surgery”sinin yanında gururla durmaktadır ve progresif rock dünyasında mutlaka adı yukarılarda geçmektedir.

İlk albümünde pek başarı sağlayamayan Camel, “Mirage” albümünün açılışında Freefall gibi oldukça melodik, ritimleri pek bir düzgün ilerleyen ve Latimer’ın o karakteristik gitar tonlarını üzerinde taşıyan bir beste konumunda. Hatta şarkı ortasına doğru Latimer’ın nefis bir psikedelik solo atmaya başladığı andaki ritim değişiklikleri pek bir leziz. Pete Bardens’in o nefis vokalleri ve en derinlerdeki org melodileri de cabası. 70’lerdeki çalışmalarda evet hep böyle tonajlamaları duyarız.

Supertwister ise bir enstrümantal çalışma. Latimer’ın kullandığı flüt melodileri burada. 90’lı ve 2000’li yıllarda kurulan bazı progresif folk toplulukları işte Camel’ın bu çalışmasından örnek almıştır. Flüt melodileri sırasında Pete Bardens ustanın o org geçişleri mükemmeldir. İsmini J.R.R. Tolkien’in eserlerindeki karakterden alan Nimrodel/The Procession/The White Rider ise “Mirage”ın en iyi bestelerinden birisi. Yaratılan kompozisyon, inişler çıkışlar, Latimer’ın uçuk gitar soloları ve en önemlisi de Pete Bardens’in girişi yaptıktan sonra Latimer’ın o gitarının ilk duyulduğu ilk andaki o melodi. İşte o, o melodi, ve sonra Obua. Belki size uzaklara baktıracak derinlere daldıracak derecede güçlü notalardan kurulu bir derya. Bu bestenin Camel tarihinde önemi çok fazla. Earthrise Pete Bardens’in daha ağırlıkta olduğu bir beste konumunda ve genellikle aynı tonlardan geçişler yapmakta. Sonra olaya Latimer girince iyice çıldırıyor ve psikedelik havaya bürünüyor şarkı, sonrası ise inanılmaz nüanslar…

“Dikkatlice dinle, gördüğüm ama hiçbir zaman dokunamadığım bir kadın hakkındaki sözlerimi duymak üzeresin.”

Albümün son çalışması ise Lady Fantasy Suite adını taşıyor ve üç bölümden oluşan bu beste Latimer’ın o hayal dünyasının açığa çıkmasında büyük rol oynuyor. Hayali bir sevgiliye yazılan bu şarkının J.R.R. Tolkien’in eserlerindeki karakterle ilgisi olduğu da konuşulmakta… Camel dediğinizde belki de ilk akla gelen bu çalışma Mirage albümünün de en başarılı bestesi konumunda. Üst üste yerleştirilen detaylı komplike melodiler, şarkıdaki epik hikayeyle birlikte müthiş birlikteliğe sahne oluyor.

Camel bu çalışmasıyla yalnız 70’lerde adı bilinmemiş 90’lara 2000’lere bile damgasını vurmuştur. Bugün artık neredeyse kendi dinleyicileri tarafından bilinen Opeth’in Mikael Akerfeldt’i bu topluluğun neredeyse mirasçısı konumundadır ve “Damnation” ve “Heritage” başta olmak üzere bu albümlerde oluşturduğu Latimer’e özgü gitar tonlarıyla gruba saygı duymayı bilmiştir. Opeth dışında Norveçli senfonik müzik yapan Kerrs Pink, Arabesque, İsveçli Kaipa ve Polonyalı klas topluluk S.B.B. bile Camel’dan oldukça feyz almıştır. Camel sadece bu topluluklara etki etmemiş hatta 80’lerle birlikte Genesis ile birlikte neo-progresif akımının da doğmasına sebep olmuştur. “Mirage”ın ise bu etkide payı oldukça yüksektir.

İngiltere soğuk bir diyar olmasına karşın müzik grupları oldukça duygusal müzikler sergiliyor. Progresif Rock müziğin doğuşuna etki eden İngiltere bu sayede çok uçuk topluluklar yanında Camel ve benzeri gibi duygusal topluluklar ortaya çıkarmıştır fakat hiçbirisi Pink Floyd dışında duygu anlamında Camel kadar etkili olamamıştır. Pink Floyd’un yeri apayrıdır ve Camel, Mirage ile ve ileriki dönemlerde oluşturduğu o yürek parçalayıcı notaların diyarında yapayalnız süzülmüştür. Bu 37 dakikalık albümü gerçekten imkânınız varsa plaktan dinleyin veya plak kaydını bulun ve gerçek ruhuna inin o kadar seveceksiniz.

Baha ÖZER

Albümün okur notu: 12345678910 (8.36/10, Toplam oy: 827)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1974
Şirket
Deram Records
Kadro
Andrew Latimer: Gitar, flüt, vokal (3, 5)
Peter Bardens: Org, piyano, mini moog, mellotron, vokal (1), clavinet
Doug Ferguson: Bas
Andy Ward: Davul, perküsyon
Şarkılar
1. Freefall
2. Supertwister
3. Nimrodel/The Procession/The White Rider
4. Earthrise
5. Lady Fantasy
I. Encounter
II. Smiles For You
III. Lady Fantasy
  Yorum alanı

“CAMEL – Mirage” yazısına 57 yorum var

  1. Oblgoth says:

    Bu albümün bendeki yerini kelimelerle ifade edemem. Yazı da güzel olmuş elinize sağlık.

  2. Aeonian_Lich says:

    “Moonmadness” albümlerini baya daha fazla sevmeme rağmen, bu albümün ruhunu ve müzikalitesini de es geçemem elbette. Prog-rock neymiş şeklinde olaya yeni girmişken Lady Fantasy şarkısını duyduğunuzda hevesiniz baya bi artıyor türü derinlemesine anlamak, dinlemek için, inanın bana. Türü dinleyenlerin kalbinde Camel’in yeri söz konusu olduğunda, ABD gibi ülkelere nazaran bizim gibi duygusallıkta ön plana geçen ülkelerde topluluk daha ön sıralarda oluyor gözlemlerime göre.

    nordson

    @Aeonian_Lich, “Spirit of the Water” hayatımda dinlediğim en güzel şarkıdır.

    blackroseimmortal

    @nordson, +1

  3. like fire says:

    bu albümü son 1.5 yıldır falan dinliyorum ve bu kadar geç camel dinlediğim için de kendime kızıyorum. tarifsiz güzellikte benim için. andy ward’a ise ayrı bi parantez açmak lazım.

    (buraya bir sürü iltifat gelecek)

  4. Milky Flames says:

    mikael’in bas bas reklamlarıyla tanıdığım bir grup. çok ama çok iyi, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar lezzetli albümleri var. ki ben progresif rockla pek haşır neşir değilim ama bu adamlar başka be

  5. Gereksiz biri says:

    Şuan arkada çalan Rhayader Goes To Town hatrına bile albümle alakası olmamasına rağmen 10 basarım. :)

  6. Milky Flames says:

    benim icin progresif rockta pink floyd corba ise, camel ana yemektir.

  7. thefakefloydian says:

    Öyle birkaç ayda diskografisini bitirdiğim gruplardan biri olmadı Camel, 4 5 yıl önce tanıştım ama henüz Stationary Traveller’a kadar gelebildim. Çok özel bir grup gerçekten. Camel’dan aldığı hissi insan başka bir gruptan alamıyor ve Camel dinleme ihtiyacını da başka bir grup gidermiyor.

  8. hen says:

    camel çok iyi gruptur.

  9. Berca B. says:

    Çok özel albümlerden biri. İlk saniyesinden son saniyesine kadar bu kadar keyif aldığım çok az albüm var gerçekten. Genelde oy vermem ama bastım 10′u.

  10. Junkie Ghoul says:

    10/10. bu albüm, uçak yolculuklarında süper gidiyor. tecrübeyle sabittir.

  11. Kemal says:

    Ilgili olabilecek yazilarda Opeth – Heritage in verilmemesi manidar olmus :)

    aaliyah

    @Kemal, Bu mantıktan yola çıkarak orijini duruken çakmasını napacan derler :)

  12. jotunblod says:

    efsane ötesi grup ve albüm.onlarca çok sevdiğim grup var ancak camel ve pink floyd kesinlikle başkalar.

  13. John Sykes says:

    Sadece bu albüm değil, tüm albümlerinde baştan sona kadar kalite, hissiyat akıyor. Hiç tereddütsüz 10/10 olan bir albüm.

    Progresif rock tarihinin en iyi albümlerinden biri, aslında daha iyisini de çıkardılar Rajaz gibi. Uçak yolculuğunda daha denememiş olsam da genel olarak yolculuklarda çok iyi gidiyor. Lady Fantasy’nin ardından ilk albümden Mystic Queen’in dinlenmesi sonucu neler oluyor lan bana diyebilirisiniz. Bambaşka bir hissiyata sokar adamı. Ayrıca underratedlığın kitabını yazdı adamlar, underrated gruplar diye liste yapılsa Camel’i ilk sıraya yazmak gerek.

    Oblgoth

    @John Sykes, +1. Camel çok az biliniyor. İnsanlar never let go, lady fantasy, mytic queen gibi bir kaç şarkıdan haberdar. Camel çok çok başka bir grup. Rajaz, Shout, Straight to my heart.. Hayatının soundtrack albümünü yap deseler bunlarsız olmaz.

  14. beterin bateri says:

    genelde metal dinlememe rağmen bu albümü keşfettikten sonra prog. rocka merak sardım ve camel albümünden başlayarak bütün diskografiyi yıllara yayarak dinlemeye karar verdim. sindire sindire, serin akşamüstlerinde, duygusallığın üstlimitlerinde gezinirken dinlenmeli(bu albüme de teknik yorum yapılmazki)

    ilk albümde curiosity diye bir şarkı var. onu da dinleyin.

  15. encounter says:

    puanlama yapmaman enfes olmuş bu yazıda. camel için gelecek diğer kritiklerde de puanlaması yapılmasın. 10 verirken bile içi acıyor insanın

  16. karşılamak says:

    onbirnumara grup vesselam :)

  17. CAMEL says:

    bana her duyguyu katan bir grup ..sözlerle anlatılmaz latimer in müziği ..öyle şeyler hissettirir ki insana …….. :) Keşke biraz daha fazla değer verilse CAMEL a

  18. Deniz says:

    keşke bu tarz kritiklerin sayısı da artsa

  19. Aeonian_Lich says:

    Ne duygusal milletiz lan, 1 mafyası bile albüme bulaşmadı. :D

    frat

    @Aeonian_Lich, ahaha :D kaç gündür ben de bunu düşünüyorum :D nasıl düşürülmez lan bu albümün puanı diye :D ama şimdi bahsedip de 1cileri uyandırmayalım aman aman :D

    hen

    @Aeonian_Lich, Demek ki 1 mafyası aslında Camelcıymış.

    Eved.

    Itachi

    ehe puan düşmeye başlamış. hoşçakal mirage :( bir süreliğine de olsa zirvede olman güzeldi.

  20. b says:

    bahsettiniz ve uyandırdınız, çok iyi ettiniz. aferin!

    Aeonian_Lich

    @b, Ben mutluluk duyarım albümün en tepede olmasından, yanlış anlaşılmasın. 1 vermeye niyeti olmayıp benim “uyandırmamla” 1 verenler olacaksa, üzülürüm tabii. Olan oldu. :)

  21. Junkie Ghoul says:

    dikkat ettimde, hep heavy metal ağırlıklı gruplar zirvede. king diamond, iron maiden, ghost, accept, judas priest, motörhead, metallica. black metal albümü girse anında düşüveriyor, 2 death metal grubu var. insanlar (yada tek kişi) cidden bu listede heavy metal gruplarına 10 puan basınca, o müziğin kudretine ve gücüne yardım ettiklerini falan mı zannediyorlar acaba?

    hen

    @Junkie Ghoul, bi javascript kodu yazalım dağıtalım herkese, kim ne istiyosa onu görsün bundan sonra o listede. bitsin bu isyan.

    Elvan

    @Junkie Ghoul, nasıl ki heavy metal gruplarına 10 puan basınca o müziğin kudretine ve gücüne yardım etmiyorlarsa, black metal gruplarına 1′i basınca da o müziği yerin dibine sokmuş olmuyorlar. Kaldı ki bir insanın bir albüme 10 puan vermesinin sebebi o albümü gerçekten beğendiğinden ya da 1 vermesinin sebebi gerçekten kötü bulduğundandır belki, ne dersin?

    Mr Shred

    @Junkie Ghoul, Haklısın ama ben de Camel’a 4-5 bile vermeyi bir bilekçiye de olsa yakıştıramam, beğenmemesi gayet normal. Çünkü bambaşka türler, sound’lar, insanlar, fikirler vs…

    Junkie Ghoul

    @Mr Shred, arkadaşım sende sağda solda hep; bilekçi, bilek metal diye şeyler yazıp zamanının hmtr tayfası gibi black metali aşağılamaya çalıyorsun. ama hem komik bir duruma düşünüyorsun hemde biraz yabancı dizi izlersen, black’ın bilek diye okunmadığını öğrenirsin.

    Mr Shred

    @Junkie Ghoul, Bilek metali aşağılayacak olsam böyle kibar bir dil kullanmam emin olabilirsin.

    metal monster

    @Junkie Ghoul, Derin devlet işi olabilir, site admin kontrolünde, benim sitem istediğimi yaparım benim dediğim olur modu da geçerli olabilir. Zilyon tane proxy sitesi var onlar da yardımcıdır. Extreme’ci adamın işi olmaz öyle şeylerle sonuçta :p

  22. Deniz says:

    Bu kadar yüksek not alıp(sayıca da fazla) bu kadar az yorum girilmiş olması insanı şüphelendiriyor. “Sürü psikolojisiyle mi oy verilmiş acaba?” diye. (troll’lük yapmışım gibi oldu ama cidden durum bu)

    hen

    @Deniz, Ben de dinlememe rağmen 1 verdim mesela. Değişik işler.

    b

    @hen, senin 1 verdiğini dünya alem biliyor zaten yeniden yazmana gerek yok. şu albümün puanını herkes elbirliğiyle düşürse bir sürü insan rahatlayacak gerçekten. böyle metal sitesinde böylesine bir albümün işi ne öyle değil mi? umarım bu sitede “en çok oy alanlar” bölümü kaldırılırda böylece kimsenin bu tarz gereksiz tartışmalara yol açacak durumlarını yaşamayız. keşke yazmasaydım. hiç.

    Ahmet Saraçoğlu

    @b, en çok oy alanlar bölümü yakında kalkacak zaten. sıkıntını anlıyorum, o yüzden sitenin can sıkan belki de tek durumu olan bu olayı yakın zamanda sonlandırıp hepimiz rahata ereceğiz. içiniz rahat olsun.

    Strakosch

    @Ahmet Saraçoğlu, oleyyyyyyyyy…

    Junkie Budgie

    @Ahmet Saraçoğlu, hele şükür :) boşuna modem resetlemesin millet.

  23. b says:

    ne yazık ki kendileri ile bazı sorunları olan insanlar yalnızca albümlere 1 puan vererek ve kritiklerin tek kelimesini bile okumayarak yalnızca o puanı verip kendi iç dünyasında bir gururlanma yaratmak için bu siteye giriyor ve tartışma yaratmaya çalışıyorlar bu bölümün kalkması hem bu sitenin negatif bir yönünün ortadan kalkmasına yardımcı olur hem de bunlarla uğraşmayız. teşekkürler.

  24. lucid dream says:

    @b, gerçekten anlattığınız kadar ciddiye aldıklarını falan mı düşünüyorsunuz? 1 puan verip kendi içsel dünyasında gururlanma falan eheh. bu sitede ya da dünyaca ünlü başka bir sitede herhangi bir albüme verilen puan ortalamasının ne önemi var ki? takılmayın böyle şeylere. sadece pasifagresif’te değil internet üzerindeki çoğu sitede bu durum söz konusu. göreceli bir kavram bu. sen albümü çok seversin, 10 puanı basarsın. adam sevmez, 1 puan verir. albümü dinlememiş olsa bile o kişinin verdiği 1 puan genel ortalamayı daha doğru yansıtması açısından önemlidir ayrıca.

    şu an birçok sitede burzum’un son albümünü bombalıyorlar. 1 puanlar havada uçuşuyor. bunu yapanların çoğu da burzum’u dinleyen ve seven adamlar kesin ama işte kendi kendilerine triplenmiş durumdalar. eee ne oldu şimdi? 10 üzerinden 4 puan aldığında o albüm değerini mi yitirdi?

    müzik, puana göre, başkasının değer verip vermediğine göre dinlenmez. dinlersin çünkü kendin seviyorsundur, kendin hissediyorsundur. müzik dinlemek en bencilce yapılması gereken eylemdir. elbette o müziği dinlerken aynı duyguları paylaşabileceğin insanlar olabilir etrafında, özel anlar yaratabilirsin ama en nihayetinde senin içinde oluşan duyguyu ve enerjiyi senden başka kimse anlamlandıramaz.

    özetle; biri vermiş 1 puan, öbürü basmış 10 puan. ne önemi var? ben dinlediğime bakarım.

  25. Aeonian_Lich says:

    Önemi şöyle var. Herkes gerçekten biçtiği değeri verseydi, bu çok önemli bir kıstas olurdu. Yani evet belki başkasının zevki birine uymaz, ama kitlesine değer verdiğin bir oluşumun verdiği notların ortalaması gerçeği yansıtsaydı, müziğe az zaman ayırabilen insanlar için bu puanlamalar çok kolaylaştırıcı olurdu. 4 alan bir albümdense 8 alan bir albümü dinlerdin. Ama malesef 10 lar ve 1 ler havada uçtuğundan bir gerçekçilik aramak mümkün değil günümüzde.

    Ha en temele inersek, “1leri basmışlar ben de yükselsin diye 7 vereceğime 10 verdim” mantalitesini de doğru bulmuyorum. Bırak 7 ver en azından sen doğruyu yap. Ortalamanın absirtlüğü de onların rezilliği olsun.

  26. Erol Guler says:

    Ben kritikleri alfabetik sıradan okumaya başladım yeni tanıstım siteyle ve gerçekten yapana edene,yazana çizene teşekkürler..son zamanlarda bu kadar kafama uyan bi foruma rastlamamıştım..oy verme ya da vermeme bunlar küçük şeyler önemli olan daha cok album kritigi ve daha cok (olumlu anlamda) tartışma..şahsen ben pek oy verme gereği bile duymuyorum önemli olan albümlerle ilgili bi izlenim edinebilmek ve bunu gayet başarıyosunuz tekrar teşekkürler..

  27. Rotten Angel says:

    591 oy varsa, yarısını 10 puan olarak ben vermişimdir.

  28. saw you drown says:

    sanırım sitese bir camel düşmanı var. puanı taa nerelerden nereye geldi. modemin düğmesine acaba kaç defa basmıştır diye düşünmekten kendimi alamıyorum. yazık :)

  29. akanker says:

    Daha fazla Camel kritiği olsa harika olur

    saw you drown

    @akanker, Baha Özer gitti, Progresif Rock bitti.

    Satanist evlat arif

    @saw you drown, ahaha :) Özgür Durakoğulları da tıpkı Baha Özer gibi müthiş kritik ve yorumlarıyla hakkı ödenmez katkılar sundular.Şahsen ikisinin sayesinde çok enfes albümlerle tanışma imkanı buldum . Yeri gelmişken Prog rock konusunda ben de bir hak teslimine girişmek istedim :)

    InkognitOwl

    @Satanist evlat arif, Teşekkür ediyorum. (Özgür Durakoğulları olarak, 4 tane falan nick kullanmıştım, şu anda bunla yazıyorum.). 70′ler prog rock’ından albümler kritiklemeyi de düşünmüştüm, ama tembelliğime geldi ve iyi araştırma yapmazsam ve bol zaman harcamazsam hakim olduğum tarzlardaki gibi kendime güvenerek yazamayacağımı bildiğimden öyle kaldı. Baha Özer vardı bir de zaten, o olayı layıkıyla yapan.

    @saw you drown: Yeni kadroya da biraz zaman tanı derim.

    saw you drown

    @Satanist evlat arif, Aynen. Gerçi Özgür Durakoğulları daha çok prog. metal kritikleri yapıyordu, şimdi pek kritiklemiyor yanılmıyorsam. Dediğin gibi onlar sayesinde bayağı güzel, değişik gruplar tanıdık.

    @InkognitOwl Kimsenin müzik (kritik) tercihini sorguladığım yok. İnternet aleminde (Türkiye’de) prog.rock hakkında gördüğüm en derinlemesini müzik bilgisine sahip kişiydi Baha Özer. O yüzden öyle söyledim. :)

  30. Tahsin says:

    “Mirage” Progressive rock tarihinin en baba albümlerinden biridir. Yorumlarına aynen katılıyorum da Opeth ne arkadaş. Bir çuval incir berbat oldu yine.

  31. deadhouse says:

    Büyülü, derin, zamansız.

    Müziğin var olduğuna minnet ettiren albümlerden.

    İyi ki o güzel insanlar var oldular, geçtiler bu dünyadan.

    Yaşam bu güzel insanların yüzü, suyu, hürmetine devam ediyor.

    Boba Fett

    @deadhouse, Konseri de fevkalade büyülü ve güzeldi, izlediğim en iyi konserdi diyebilirim. Yaptığı müzik çok başka, büyülü, nostaljik, klasik… Nereden buluyor bu melodileri de bu kadar dokunuyor insana anlamak mümkün değil.

    Dysplasia

    @Boba Fett, Harbi o konser bambaşka bir şeydi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.