# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
PARADISE LOST – Host
| 13.09.2011

Dark synthpop!

İngilizlerin ünlü Q dergisini bilenler bilir, orada yazan yazarları çok açık ve geniş bir düşünce tarzıyla yazdıkları için bir dönem kıskanırdım. Bizim müzik medyası ile aralarında çok fark olduğu apaçıktı. Her açıdan, düşünce tarzından tutun da yazın sanatının farklılıklarını uygulamaya kadar her şey öylesine insana apaçık görünüyordu ki… Artık yayın hayatına son vermiş dergilerimizden birisinde çok küçük bir köşe yazısı dikkatimi çekmişti ve orada bu albüm için bayağı kötü sözler okumuştum. Evet, dedim ya düşünce tarzımız, dinleme algımız ve bunu yorumlayış biçimimiz o kadar basit ki…

Tabii her şey bu kadar da basit değil aslında. Siz bir albümü elinize alıp dinleme yetisinin tüm gereklerini yerine getiriyorsunuz ve geçmişle gelecek arasında yanlış bir bağlantı kurup bunu yanlış aktarabiliyorsunuz insanlara. Bu o kadar da talihsiz bir yazıydı ki üstüne günlerce düşünmüştüm. Değişimi yargılamak eğer yapıcı ise bu karşı tarafta iyi duygular uyandırıyor, bu gerçek. Öbür taraftan yıkıcı oluyorsanız da bunun zararlarını tarih zaten zamanla dersini veriyor. Paradise Lost her dönem devrimi içerisinde yaşamış ve yaşatmış bir müzik topluluğu, safkan İngiliz olmaları dolayısıyla her daim ciddiyetlerini elden bırakmamış ve soylu bir şekilde yaşamaya devam eden sofistike bir gruptur.

Doom metal ve gotik metal ile içli dışlı olan dinleyiciler bilirler ki Paradise Lost onlar için altın kadar değerlidir. Bir türün neredeyse başlangıcını yapmak ve arkasından gelen bir sürü müzik topluluğunu etkileyebilmek kolay değil. “Lost Paradise”, “Gothic”, “Icon” ve orada en kenarda köşede duran ve bir karamsarlık, yalnızlık abidesi olan “Draconian Times” gibi nitelikli eserleri yaratmak Nick Holmes’un ve dolayısıyla tayfası Paradise Lost’un eseriydi. Nick Holmes depresif, hisli birisi ve olaylar hakkında, dünyada gelişen olumsuzluklar üzerine doktora yapabilecek ve bunlar hakkında derinlemesine kitaplar yazabilecek derecede iyi bir söz yazarıdır. Kendisine asla sınır koymayan ve peşinden grubunu da sürükleyen inanılmaz bir grup lideridir de aynı zamanda. 1990’lı yılların sonuna gelirken “One Second”ın kayıtlarında grup içerisinde müzikal olarak devrim yaşandı ve şimdi bile üzerine çokça konuşulabilen tarifsiz bir durum yarattılar. “One Second” ile ulaşılan farklılık grubu bambaşka bir tarafa sürükledi. O albümde kullanılan bütün tonlar bugün neredeyse taklit edilir hale geldi. Synth destekli gothic müziğin en önemli örnekleriydi onlar. Nick Holmes bununla da yetinmedi insanların ağızlarını açıkta bırakacak bir şeyler daha denemeye karar verdi: Dark Synthpop!

Synthesizer destekli gotik rock müziğinin en önemli örneklerinden birisi olan “One Second”dan sonra bir büyük firma olan EMI’a geçerek ilk önce kendilerini, sonra da dinleyicilerini şaşırttılar. Bu, grup için yine bir devrimdi. “Host”, içerisinde neredeyse gitarların pek duyulmadığı, synthesizer ile yapılmış, pop ve rock müziklerden esintilerle meydana getirilmiş derin, hisli ve kusursuz bir albümdü. Tabii eleştiriler de beraberinde geldi. Synthpop, içeriğini new wave, post-punk ve elektronik müziklerden alan detaylı bir müzik türüdür. Drum machine adı verilen programlı bilgisayar sistemi ile desteklenen olayları da beraberinde taşır. Paradise Lost, “Host” albümünde hiçbir zaman eğreti durmayan, aksine ilk defa denedikleri bir müzik tarzında pek anlaşılmamış başarılar elde etmiş, Depeche Mode, Simple Minds, Pet Shop Boys gibi türün en önemli isimlerinden aldığı etkileşimlerle müzik yapmıştır.

“One Second” ile olumsuz eleştirilere de uğrayan topluluk bu albümle bazı yayın organları tarafından talihsizce yerden yere vuruldu. Oysa beste açısından bakılacak olduğunda bu o kadar da doğru bir şey değil. İnsanlar sadece oluşturdukları tonlar ve melodiler açısından baktılar ve bir Depeche Mode taklidi yakıştırmasını kullandılar. Tabii bu durumda beste konusu ikinci plana atıldı ve albüm bir anda yerlerde gezindi. O dönemde hatırlanacağı üzere Katatonia, The Cure’un karamsar tarafının yoğun etkisindeki “Discouraged Ones”ı, Moonspell ise bir gotik rock klasiği “Sin/Pecado”yu çıkararak değişimin yalnızca Paradise Lost’ta olmadığını gösterdiler.

Nick Holmes bu albümde yaşadığı psikolojik çöküntüleri, din üzerine düşündüğü olumsuz yaklaşımları anlatıyor ve hayat üzerine düşüncelerini anlatıyor. Depresif sözler, umutsuz ve artık çıkış yolu bulunamayacağını gri sözlerle açıklıyor. Müzik, tonlamalar açısından bakıldığında üstad Greg Mackintosh’un kullandığı karanlık synthesizer’lar ve gerilerden gelen gitar tınıları ve pop müziğin en derin melodileri bu albümde kullanılmış. Depeche Mode’un 1997’de çıkan “Ultra” albümünden baya etkilenmiş Nick Holmes. Hatta albümün en synth destekli pop şarkılarından olan Ordinary Days’de Depeche Mode’un It’s No Good tonajlamaları gayet net hissediliyor. Derin huzursuzluk ihtiva eden In All Honesty, karamsarlığın sınırlarında gezintiye çıkmış olan hüzün bombardımanı It’s Too Late, Nick Holmes’un sesinde anlam bulan şarkılardan iki tanesi. Albümde ilerlediğinizde kusursuzluk daha da dikkati çekiyor ve Behind The Grey, Wreck ve olağanüstü güzel bir şarkı olan Made The Same sizi çember arasına almakta gecikmiyor. Albüme aynı adı taşıyan Host adlı şarkıda kullanılan yaylı destekli melodiler, Year Of Summer’ın girişindeki o synth’ler çok zekice koyulmuş.

Bu albüm, yazının başlangıcında belirttiğimiz gibi haksızca eleştiriye uğramıştır. Evet, bir anlamda Depeche Mode gibidir ama aslında beste bazında bakıldığında kusursuz olduğu dikkati çekecektir. Çünkü Behind The Grey, Made The Same, Year Of Summer hatta hatta In All Honesty gibi çalışmaları başka bir yerde dinleyemezsiniz, bunları size başka gruplar da yorumlamaz.

Bu albümü dinlemek isterseniz mutlaka Japon baskısını bulmanızı öneririm. Çünkü So Much is Lost ve Languish gibi şarkıların çok değişik miksleri var ve elektronik müzik ile ilgilenen arkadaşların bayağı ilgisini çekecektir.

Baha ÖZER

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.35/10, Toplam oy: 55)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
EMI
Kadro
Nick Holmes: Vokal
Gregor Mackintosh: Solo gitar, klavye
Aaron Aedy: Ritim gitar
Stephen Edmondson: Bas
Lee Morris: Davul
Şarkılar
1. So Much Is Lost
2. Nothing Sacred
3. In All Honesty
4. Harbour
5. Ordinary Days
6. It's Too Late
7. Permanent Solution
8. Behind the Grey
9. Wreck
10. Made the Same
11. Deep
12. Year of Summer
13. Host
  Yorum alanı

“PARADISE LOST – Host” yazısına 9 yorum var

  1. pacerized says:

    gerçek müzikseverle öküz metalciyi ayırdetme malzemem. dört dörtlük albümdür.

  2. nepenthe says:

    Bu albüm ilk çıktığı zamanlar yerden yere vurulduğu için ve o zamanlar ‘download’ bu kadar yaygın olmadığı için kısıtlı bütçemde bu albüme yer ayırmamıştım. Bu albümden sonraki ‘believe in nothing’ ve ‘symbol of life’ albümlerini de atlamıştım. Fakat ‘Paradise Lost’ albümü çıktığında tüm bu albümlere bir de kendim göz atmaya karar verdim ve neler kaçırmış olduğumu gördüm. Host albümü bir metal albümü değil ama Paradise Lost kalitesini tamamı ile yansıtan bir albüm. 8/10

  3. Ertuna Yavuz says:

    bu yeni albümleri benim sevdiğim bir tür değil ama kritikte adı geçen eski albümleri sinirlerine damarlarına kadar sindirmişimdir. gerçi son 2009 albümleriyle metale döndüler falan denmişti ama onu dinlemeye de fırsat bulamadım. yeri gelmişken biri canaan – walk into my open womb benzeri bir albüm önerebilir mi.

    http://www.youtube.com/watch?v=J8A_twoDzyc

    Ertuna Yavuz

    bu arada kritik su gibi akıp gidiyor, çok akıcı olmuş. ellere sağlık.

    b

    @Ertuna Yavuz, çok teşekkür ederim eksik olma.:)

  4. Aeonian_Lich says:

    Ben de beğendim, Baha efendi. :D Eline sağlık gerçekten. :)

  5. Kemal says:

    Draconian Times tan sonraki en sevdigim Paradise Lost albumu. Bir de ilk basta oyle gozukmesede oldukca derin bir album oldugunu dusunuyorum, 200. dinlemede bile daha once farketmedigin bir ses efektini farkedip “vay be adamlar ne guzel dusunmus” diyebiliyorsun. Bu tarzin Paradise Lost icin bir “deneme” olarak kalmayip bu albumun ustune cikmalarini beklerdim ama sanirim fan ve medya tepkisinden cok canlari yandi.

    Kritik te albumun hakkini fazlasi ile vermis tebrikler.

  6. ayhan şahin says:

    99 yılında çılgın metalciyken en çok sevdiğin grup ne sorusuna “megadeth” diye cevap verdim. sonra bu albümün kasedini aldım. kaset bozuldu dinlemekten. muhtemelen o zamanlar hala lisede olsaydım “en çok sevdiğim albümlerden biri” diyemeyeceğim bir albümdür host. metalciyiz ya… göğsümü gere gere diyebilirim ki paradise lost’un ilk beşine rahat girer…

  7. baha says:

    arada sırada kaçamak yapıp dinliyorum paradise lost muhteşemliğini bir daha yaşamak için. böyle bir albüm daha yok.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.