# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
IRON MAIDEN – Fear of the Dark
| 21.04.2011

Uçur bizi Dickinson!

Özgür DURAKOĞULLARI

Zor beğenen bir tipim. Her şeyleriyle mükemmel bulduğum, her yaptıklarına aşık olduğum bir grup da yok. Tabii buradaki asıl olay benim zor beğenen bir tip olmam olduğu için, fazla bir şeyler gevelemek doğru veya yerinde olmayacaktır. Iron Maiden ise her zaman farklı bir yerde duran, kiminin vazgeçilemez bir tutkuyla bağlı olduğu, kimisinin “hep kendilerini tekrar ediyorlar” diyerek belli bir mesafeyle, hatta kimi zaman antipatiyle yaklaştıkları, kimisinin nispeten yumuşak distortion’lar neticesinde tam olarak metal görmediğinden sevmediği, kimisinin de –benim gibi- parçalarının %30’unu falan sevip, bunları her dönem zevkle dinleyip, sırf bunun için bile çok değer verdiği bir topluluk. Artık “ben Haris olsam şöyle böyle yapardım, öyle de bir ilk albüm yapmışsın, neden geri kalanlarda başka türlü gitmediniz?” tarzı kısır spermvari düşüncelerde de boğulan bir tip olmayı bıraktığımdan ötürü, bu grubun güzelliklerini, kimi harikalıklarını çok sevmeyi, bunlardan keyif almayı kafi buluyorum.

Aslında Maiden genelde Ege Denizi gibi durağan, coşsa veya sakinleşse bile çok abartı yıkıcılıklar veya çarşaf gibi düzlükler; veyahut devasa gel-gitler yaşamayan bir denize benzetilebilir müzik yolculuklarında. Çok başarılı, eşi benzeri görülmemiş, hatta inovatif bir şekilde piyasaya girmiş olabilirler, sonra da hatta –bence- bir hayli lineer bir gelişim rüzgarını da arkalarına almış olabilirler. Ama Dickinson’un ayrılması dışında, deprem ve ardından gelen dev tsunami nüfuzunda bahsedilebilecek bir olayları da yok. Başarısız olarak görülen –ki katılıyorum- Virtual XI albümü bile “bok gibi” değildir aslında. Ya da birçok kemikleşmiş Maiden elementinin kulanılmadığı, çift kros gibi (biliyorum gerçek çift krostan ziyade tek pedalla özel bir teknik kulandı Nicko), etnik tatlar gibi hemen hemen hiç kullanmadıkları şeyleri kullandıkları “Brave New World” ile bile bir ABD’li prog grubu gibi devrimsel değişimler, iyi-kötü revizyonist yaklaşımlarda bulunmadılar. Yine bir Maiden albümüydü o. Diğer tüm albümleri gibiydi birçok yönden. (“Seventh Son Of The Seventh Son”da klavye kullanmışlar hanım koş, dünyanın sonu geldi!) Yani bir Karadeniz gibi delirmediler, bir Pasifik Okyanusu gibi uçsuz bucaksız müzik okyanusu değildi kullandıkları materyaller, ya da o denli kaotik olmadılar hiçbir zaman.

“Fear Of The Dark” ise bilindiği gibi vokalist Dickinson’un şu meşhur ayrılması hadisesinin öncesindeki son albüm. Evet Ege Denizi’ne benzetmiştim Maiden’i, ama ülkenin en sakin açık denizlerinden biri olan (1000 deniz arasından) bu su birikintisi bile birkaç on yılda bir evlerin çatısını uçurabilecek şiddetlerde fırtınalara yol verebiliyor. Bu doğaldır, insan doğasından da çok farklı değildir. İsterseniz dünyanın en durağan, sakin, huzurlu hayatını yaşayın, hayatınızı, dünya görüşünüzü değiştirmenizi gerektirecek hiçbir dış koşul olmasın; yine de en basitinden “ergen” oluyorsunuz bir dönemde. Kafanız, beyniniz büyüyor. Vücudunuz orantısızlaşıyor, hormonlarınız dengesizce artıyor. Beyinde ön lob denen labirent ağları oluşuyor. Mutlaka (olumsuz olmak zorunda olmayan, ya da yapıcılıkla angaje olabilen biçimde) yıkıcı anlar oluyor hayatta. Bu da doğanın bir gerçeği.

İşte Bruce Dickinson’un ayrılması da bu bağlamda değerlendirilebilecek bir olay. Ama kusura bakılmasın, sen 1000’lerce başvuru arasından Blaze Bayley diye bir vokalisti gruba alırsan, şu yıkıcılık olayını paratoner edasıyla kendi üstüne çekmiş olmuyorsun da nedir sayın Haris? Neyse, tamam sakinim. Bruce, bu albümden yıllaaar öncesinde aslında gruptan ayrılmak istediğinin sinyallerini vermişti. Queensryche – “Operation: Mindcrime” çıktığında “Böyle bir yolu asıl biz izlemeliydik, resmen kıskandım ve kendimi kötü hissettim” demişti mesela. Neyse, olan olmuş diyor ve kritiğe devam ediyoruz.

“Fear Of The Dark” benim açımdan “tüm şarkıları güzel, en azından tüm şarkılarında kendimden bir şeyler bulabildiğim 2 Maiden albümünden biri” dir. (Diğeri de “The X Factor”dır). Başta demiştim Maiden diskografisine baktığımda, parçaların %30’undan ibarettir grup benim açımdan. Bu albümün ruhuna ölüp bitiyorum, ama elbette kritikte bunları ifade etmenin bir mantığı yok. Eser, Dickinson’un sesini en farklı kullandığı Iron Maiden albümlerinden biridir. Tizler, Dickinson’un stabil stili dışında hiçbir zorlama içermiyor. Bir Aces High, Run To The Hills sonlarında rastlanan uçuk tizler falan yok mesela. Ha vokalistin sesinin pesleşmesi, eğitimsiz de olmasından mütevellit bazı tizlerini kaybetmesi gibi bir durum da var sanırım. Ama bir diğer yandan da, albümün ruhu hiç öyle uçukluklara açık değil gibi. Fazlaca 80’ler ruhu var parçalarda. Çok ciddi bir karakteri var albümün.

Ama albümün kapağına, şarkı isimlerine bakan, açılıştaki Be Quick Or Be Dead parçasını işiten biri elbette “Metal grubuyuz biz gardaşım, hatta siz kapağa bakıp, ‘şarkı isimleri ne kadar evil lan’ deyip albüm satın alan kişilere de kapımız açık” mantalitesiyle yapılmış şeyleri de sezebilir. Sezemeyenler de sazandır zaten, atılan oltalara yakalanmak onlara müstehhaktır. (Şaka yapıyorum, albüm kapağına, şarkı isimlerine bakıp albüm alan en büyük sazan olsa olsa benimdir zaten ahaha, az mı yaptım, hala az mı yapıyorum!) Neyse bu adamlar iyi adamlar. Zaten hobi için avlıyorlardır biz sazanları, sonra da suya geri salacak kadar da yufka yüreklilerdir.

Albümün inanılmaz ruhundan biraz sıyrılarak ufak ufak parçalara bakalım. Girişteki “Be Quick Or Be Dead” adeta kükreyen bir şarkı. Gaz, enerjik, agresif (brütale, scream’e yakın vokaller de cabası). Davullar enfes, ve ilham verici. Afraid To Shoot Strangers çok özgün bir parça. Hatta o kadar durağan, sakin ve tekrarlara dayalı ilk yapısal kısım sonrasındaki öldürücü, içleri parçalayan, lead gitar armonilerinin parçayı götürdüğü temel melodi, deyim yerindeyse “can evimizden vuruyor”. Fear Is The Key çok basit bir armonik kurguyla da başlasa git gide zenginleşen, açılımlı bir yapıya ulaşan bir parça. Wasting Love ve özellikle Fear Of The Dark’dan bahsetmeme gerek var mıdır? Cidden mi? Yok yahu, bak çoğunluk “yok, hatta kapat çeneni” diyor. Bilenler bilmeyenlere anlatsın o halde, hadi canlar. Yalnız şundan bahsedebilirim, evet “Fear Of The Dark”ın canlı kayıtlarını, orijinal albüm versiyonundan bin kat fazla seven 1 milyon kişi bulabilirim”, ve ben de onlardan biriyim. (hehe). Eserdeki favori parçam ise tartışmasız “Judas Be My Guide”dır.

İnanılmaz ruhuna ek olarak, parça trafiği de çok lezzetli. Nakaratlar tam olması gerektiği gibi, hatta daha fazlası. Bruce Dickinson genelde kendi back vokallerini kendi seslendiren bir adam. Ama bu şarkıda sanırım başka bir vokalist yardımcı olmuş. Emin de değilim, efektli bir durum da söz konusu olabilir. Biraz alışılmışın dışında tınlıyor nakarat vokallerinin back vokal’leri.

Özetle bu albüm bir Powerslave kadar hit parça içermiyor, o kadar güçlü değil. Ama çok olgun, çok ruhlu bir albüm. Her parçasında mutlaka en az 1 tane vurucu melodi var. Be Quick Or Be Dead gibi 3-4 parça da klasik mertebesine ulaşmış eserler bence. Çok çığır açmıyor, devrimsel etkileri yok metal müzikte. Ama, çok samimi ve içten bir biçimde oluşturulmuş bir albüm bence “Fear Of The Dark”.

Hah diyeyim de eksik kalmasın: Haris süper basçı, Maiden’ın bi gitar solosu bin kat hızlı ama duygusuz shred gitaristlerinin 1000 melodisine bedeldir, Bruce Dickinson dünyanın en iyi metal vokalistidir, Harris dünyanın en iyi grup lideridir, Maiden fazla değişmemekle iyi yapmıştır, Metallica gibi davayı satmamıştır, Dream Theater değişecem derken saçmaladı, Ozzy bunamış, Devin Townsend bir dahi, Lemmy herkese örnek olası bir kişiliğe sahip, Mustaine ne boktan adam… Tamam sustum. (Başlayınca durmak zor oluyor, işerken de öyle değil midir. :P)

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.10/10, Toplam oy: 191)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1992
Şirket
EMI
Kadro
Bruce Dickinson: Vokal
Dave Murray: Gitar
Janick Gers: Gitar
Steve Harris: Bas, geri vokal
Nicko McBrain: Davul
Şarkılar
1. “Be Quick or Be Dead”
2. "From Here to Eternity"
3. "Afraid to Shoot Strangers"
4. "Fear Is the Key"
5. "Childhood's End"
6. "Wasting Love"
7. "The Fugitive"
8. "Chains of Misery"
9. "The Apparition"
10. "Judas Be My Guide"
11. "Weekend Warrior"
12. "Fear of the Dark"
  Yorum alanı

“IRON MAIDEN – Fear of the Dark” yazısına 39 yorum var

  1. kantele says:

    Kutsal kitap gibi albüm, neyini inceliyorsunuz. Dogmatik olarak 10 verdim.

    malavuranga

    @kantele, +1

  2. dave_s_mustaine says:

    o değil de, tamamen alakasız bir şey: şu her albüm haberi, kritik vs vs yazıların bir yerinde mustaine’e bok atmak nedir? onun dışında, çok taş albümdür, bir sürü gruba ilham kaynağı olmuştur 9,5/10

    Aeonian_Lich

    @dave_s_mustaine, Mustaine’e bok atmak? Gerçekten öyle mi anlaşılıyor?

    dave_s_mustaine

    @Aeonian_Lich, işin geyiği de bi yere kadar, bence.

    Aeonian_Lich

    @dave_s_mustaine, Tamam ama saydığım isimlerin birçoğuna saygı duyan, hatta kimisini baya seven biriyim. Mustaine hakkında da öyle çok yıkıcı duygularım yok, en azından artık. Orada bi “klişesizasyon” parodisi vardı, öyle amaçlamıştım. Sitede bazı klişeler oluştu, metal dünyasında da bazı böyle klişeler var bilmem bir tek ben mi farkettim. :)

    burak canik

    @Aeonian_Lich, okurken tebessüm ettim aynı duyguları paylaşan biri olarak ama aynı zamanda “bu ironik cümleler kesinlikle yanlış anlaşılır” dedim ve nitekim öyle olmuş :D gerçekten birinin bunu yapması lazımdı helal olsun. jp ekleseydin bi de tam olucaktı. yada en azından bi rob halford falan.

    malavuranga

    @dave_s_mustaine, bundan böyle yorum yaparken “cevab veremedim” yerine “cevap veremedim ama mustaine’e bok attım olmaz mı” diye bi seçenek geliyomuş :D

    triumph

    @dave_s_mustaine, öyle deme albüm kritiği yazmak dünyanın en kutsal işi. araya da mustaine sıkıştırmazsan kim napsın__

  3. Blakkheim says:

    Nedense bu albüm Maiden diskografisinde hep göz ardı ediliyor. Seventh Son of a Seventh Son, Powerslave, The Number of the Beast gibi albümler ile kıyaslanıp geri planda tutuluyor. Albümün güzelliğini gölgeleyen bu kıyaslamaları bir kenara bıraktığımızda bence Iron Maiden’ın en iyi albümlerinden bir tanesi ve puan olarak tam da düşündüğüm not verilmiş, 9 aktı benden de.

    Bir de yazıda değinildiği gibi albümdeki şarkılar genel bir atmosferi tanımlıyor. Bilerek veya bilmeden, lirikal olarak olmasa bile müzikal bir konsept üzerine yazılmış gibi besteler. Sadece bu atmosfer ve ruh için bile Maiden tarihinde çok önemli bir yere sahip olduğunu düşünüyorum.

    Bir de yatağımın altındaki canavara inanmıyorum ama, bir “Fear of the Dark” var.

    comfortinBRUTALiTY

    @Blakkheim, ben o kıyaslamaları bir kenara bırakamayanlardanım sanırım üstelik sürdirek saydığın 3 albümle oluyo bu kıyaslama :) sırf incelemenin hatrına biraz olsun bundan sıyrılıp bir düşündüm de 8 geldi benden de.

  4. malavuranga says:

    “müzik basit bir sanattır, zor olansa bu sanatı kolay ve ruhlu yapmaktır” Johan Cruyff :D

    iron maiden yukardaki tanıma uygun bi grup olsa gerek. bunun dışında kritiği de beğendim lich efendi.

  5. Çocukken arkadaslarıma metalin ne kadar güzel bir şey olduğunu göstermek için afraid to shoot strangers dinletirdim. 4-5 kisiyi dark side’a gecirmisligim vardır.

    dombili

    @Ahmet Saraçoğlu, bilenler bilir eskiden gameshow diye bir oyun dergisi vardı türkiyede.orada okuyucu mektuplarını zebani takma isimli polat yarışçı cevaplar ayrıca kendine ait overdose isimli güzel bir köşesi vardı.neyse okurun teki en sevdigi sarkıyı sormustu.cevap afraid to shoot strangers idi.benim tanışma hikayem de (büyük ihtimalle benim gibi onlarcasının) bu şekilde olmuştu.(aynı adamın taa 99 senesinde okurlarına rotting christ ı ya da opeth i tanıtması, bir çok bilim kurgu kitabını sevdirmesi de ayrı bir güzelliktir ayrıca)

    inanılmaz büyük bir beklenti ile dinlememe rağmen hiç hayal kırıklığına uğramadığım, onca seneye rağmen hala o garip coolluğunu koruyan, garip (ve epic) bir şarkı bana göre.

    nedense bu sarkı bana hep underrated gibi geliyor bilmiyorum.

    Ahmet Saraçoğlu

    @dombili, Ben de in flames ismini ilk orada gormuştum sanırım. Ve evet afraid to shoot kesin underrated.

  6. Kıvanç says:

    Afraid to Shoot Strangers nasıl bir şarkı öyle. Efsane tek kelimeyle.

  7. junkman says:

    yazının sonunda saçmalamış yazan arkadaşımız o grubu bu gruba laf atmış çok gereksiz bir yaklaşım olmuş ıron maiden zaten kimseyle karşılaştırılamaz ama bu albüm bence 7 7-5 filan eder dickinson vokallerindede farklılık var 80lerdeki vokali çok daha hoşuma gider ama dickinson yeryüzündeki en iyi vokalistidir galiba annemden sonra en çok bu adamın sesini duymuşumdur en çok şarkılarını ezberlemişimdirde arkadaşlarda saxon da dinlesenizya o grup hep geri plana itilir ama iron maiden seven adam saxonda dinler

    Aeonian_Lich

    @junkman, Evet saçmaladım zaten, biliyorum niyetim oydu. :)

  8. özgür says:

    işerken de öyle değil midir

    malavuranga

    @özgür, aeonian_lich işerken aynı zamanda bira da içiyo galiba. o yüzden durmak bilmiyo işemesi. :)

  9. dega says:

    ” Aslında Maiden genelde Ege Denizi gibi durağan, coşsa veya sakinleşse bile çok abartı yıkıcılıklar veya çarşaf gibi düzlükler; veyahut devasa gel-gitler yaşamayan bir denize benzetilebilir müzik yolculuklarında. ”

    kesinlikle katılmıyorum. sadece the x- factor kendi başına fırtınaların koptuğu, abartı yıkıcılıkların yaşandığı bir albümdür ki yazar en sevdiği albümlerden biri olduğunu belirtmiş. durgun ve abartı yıkıcıkların hiç yaşanmadığı bir grup örnek vereyim kings of convenience. maiden asla bu kategoride değil kesinlikle katılamadım bu görüşe.

    operation mindcrime albümü sonrası yapılan açıklama ve yorumu ise arda turaç’ın ” up the ırons ” kitabından ya da imge kitabevinin grup biyografilerini içeren serilerinden birinden hoş bir alıntı olmuş fakat doğruluğu oldukça şüpheli bir bilgi. bilgiden öte bir yorum diye düşünüyorum.

    açık açık söylemek gerekirse albüme cidden 9 fakat kritiğe on üzerinden bir, yazar kusura bakmasın ama benzetmeler, yorumlar ve örneklemelerde ciddi kurgu hatası ya da klasik bir maiden fanına göre yorum farklılığı olduğunu düşünüyorum.

    evet dickinson ayrılığı bir yıkımdır fakat 1000lerce (ki cidden o adayların kim olduğunu sadece maidenın kendisi bilir) başvuru arasından blaze’in seçilmesi de dünyanın sonu değildir, hatta iyi ki seçilmiştir. on numara müzisyendir ve sayesinde the x factor’ı o buruk ve depresif sesten dinleme şansına erişmişizdir.

    Aeonian_Lich

    @dega, Uzun uzun cevap vermeyeceğim ama zaten “yıkım” olduğunu falan ima etmemiştim. Ergenlik de yıkım değildir mesela. :) “The X Factor”ün de o kadar da öyle olduğunu düşünmüyorum. Neyse sağlık olsun. :)

    burak canik

    @Aeonian_Lich, bu sitede yazdıklarını 100 kişiden 5 kişi falan anlıyor üzüldüm senin adına hatta nerdeyse “hayır lan mallar böyle demek istedi” diye açıklamaya girişicektim de neyse coolluğunu korumuşsun. ne diyim allah yardım etsin zor valla :D

    malavuranga

    @Aeonian_Lich, sen aynı stayla yazmaya devam et hacı, biz anlıyoz seni.

    corona

    @Aeonian_Lich, ergenlik yıkım olmadığı kadar yıkıcı ne yazık ki. o da seni beni vuruyo işte böyle arada :)

    asla yapılmayacaklar listesi yavaş yavaş güncellense hani :)

  10. masteroforion says:

    Maiden’ın zayıf halkalarından, yarısı “filler” yarısı gayet klas bir albüm. Her halükarda No Prayer for the Dying’den iyi, ama ardılı X Factor’dan da kötü bana kalırsa.

    demonizer

    @masteroforion,görüyorum ve arttırıyorum, bence en zayıf iki halkasından biri, uzunca bir sürede 3-4 hit parça yazılıp 3 günde kalanları albümü doldurmak için yazılmış gibi…

  11. oğuz says:

    dick in son

    kantele

    @oğuz, pervert!

  12. cenkozmercan says:

    iron maiden çok sevdiğim grup değildir bi takım şarkılarını ve albümlerini severim. bu albüm sevdiklerimdendir.

    Yiğit Yılmaz

    @cenkozmercan, dünyanın en yüzeysel adamı :D

  13. Ertuna Yavuz says:

    yazıda belirtilen ‘spermvari düşüncelerde boğulan’ biri olduğum için nefret ettiğim albümlerden biridir. ama yazıdaki espriler, analizler, göndermeler çok güzel, eline sağlık.

    Aeonian_Lich

    @Ertuna Yavuz, Teşekkür. :)

  14. burak canik says:

    güzel yazı sağlam albüm bir 9 da benden geliyor.

  15. b says:

    no praying for the dying’den iyi olduğu kesin de beste ve müzikalite açısından the x factor bu albümden daha iyi bana göre. koskoca sign of the cross, fortunes of war falan var ya! hatta the x factor maiden’ın çoğu albümünden daha iyidir. oradaki karanlık hava çok az albümünde bulunur. hastasıyım o albümün.

  16. emre says:

    Bu albümün en başta eleştirilmesi gereken tarafı maiden tarihine damgasını vuran afraid ve fear of the dark gibi insan üstü parçaları içermesi yanında weekend warrior. apparition gibi komik derecede vasat parçaları da içermesidir. yani bu albümde hep belli bir bütünlük olmadığını düşünmüsümdür.the x factor bütünlük açısından daha tutarlıdır bana göre. dickinson ın değişik vokal kullanımıise tam kendinden geçirtecek cinsten.

  17. hakan36 says:

    lisedeyken dinlediğimiz adamlar 20 yıl sonra metal müziğine sadık kalarak albumler hitler yapıyorsa ve senede 100 konser veriyorlarsa ,, yaşayan efsaneye saygı duyacaksın arkadaş..seventh son ilk dinledğim album olarak yeri ayrı ama bruce suz maiden eksik kalıyor..her grubu dinledim..ama gerçekten fan olmak neymiş bu adamlar gosterdi..

    TrueMayhem

    @hakan36, tabii hatta bilmeyenleri şuraya alalım :

    http://bit.ly/l73gW4

  18. judaspriest says:

    iron maideni fazla sevmem ama hoş bir album yapmışlar

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.