# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
JAMES LABRIE – Static Impulse
| 02.10.2010

Ters köşe.

James LaBrie ilginç bir adam. Metal kamuoyunu geçtim, DREAM THEATER hayranlarından oluşan devasa ordu içerisinde bile tam anlamıyla benimsenememiş, sevmeyeni seveninden muhtemelen daha fazla olan bir vokalist. “Train of Thought” başta olmak üzere vokal tarzında yaptığı kimi değişiklikler, “sert adam” vokalleri, hırçın tatlar, çoğunlukla küçümsenmiş, kötü bulunmuş bir müzisyen. LaBrie’nin o tarz sert vokallerini sevmeyen bir insan olarak, yine de kendisinin daha sert şeyler söylemek istediği yönünde bir izlenimim her zaman vardı.

MULLMUZZLER’ın iki albümünü şöyle böyle seven, LaBrie’nin son albümü “Elements of Persuasion”ı ise bayık bulan biri olarak, “Static Impulse”a dair bir beklentim yoktu. Hatta dinler miydim o konuda bile şüpheliydim. Zira DREAM THEATER’ın son döneminden bayağı tiksinmekte ve LaBrie’ye de bir vokalist olarak ayrı bir hayranlık beslememekteydim.

Ancak beklenen olmadı. Ters köşeye yatırmak tabirinin ansiklopedik karşılıklarından biriyle vurdu James LaBrie. DREAM THEATER ve James LaBrie’yi bilip de, albümden ilk yayınlanan şarkı olan One More Time’ı duyduğunda şaşırmayan, öyle ya da böyle dumura uğramayan herhangi biri olduğunu zannetmiyorum. Bildiğin DARKANE veya SOILWORK tadında anlar barındıran şarkı, eminim ki herkese bir “Nooluyo lan?” dedirtmiştir. Sonradan yayınlanan ikinci ve üçüncü şarkılar da bu yönde olunca, bizlerde oluşan bu şaşırma ve sevinme perçinlenerek albüme yönelik merakımızı arttırdı.

Albüme dair yapılması gereken başlıca yorum, “Static Impulse”ın James LaBrie’nin imza attığı en sert iş olduğu yönünde. Burası kesin. Blast beat’ten tutun da, düşük akordlu gitarlara, brutal vokallere kadar James LaBrie adıyla bağdaştırmanın güç olduğu pek çok detay var albümde.

İlk söylemem gereken şu ki, bence James LaBrie albümden önce bir karar vermiş. Sert bir müzik yapmak istemesi bir yana, bu sertliğe uyacak vokali kendisinin değil de bir başkasının yapmasını istemiş olması albümün bence en büyük artısı. Bir vokalistin solo albümünde bir başka konuk vokalist barındırması çok da sık görülen bir şey değil, ancak belli ki LaBrie ortaya “Bakın DREAM THEATER’da bana kullandırtmadıkları sesim aslında ne kadar güzel, bir de kendi yazdığım vokal melodilerini görün hele” diye değil, “iyi şarkılar” yapmak üzere girmiş. Tıpkı solo albümünde gösteriş yapmaktan ziyade şarkı yazmayı amaç edinen Warrel Dane gibi. Bu noktada “Static Impulse” iki önemli rol üstleniyor.

Birincisi ve en önemlisi, “Static Impulse” James LaBrie için tam bir prestij albümü. Albüm öyle güzel noktalara dokunuyor ki, metal kamuoyunca nasıl görüldüğü ortada olan LaBrie bir anda artı puanlar topluyor. Bu tür müziği gerçekten seviyor olsun ya da olmasın, sırf son yıllarda yükselen bir trend olduğu için yapsın ya da yapmasın, “Static Impulse” LaBrie’nin tüm kariyeri içerisinde gayet önemli yer tutan bir iş diye düşünüyorum. Öyle ki, bu önem müzikâliteden ziyade tavır ve vizyon anlamında öne çıkıyor. Ancak albümün boş olmamasının nedeni sadece bu değil. Zira “Static Impulse” göstermelik bir sertlikle LaBrie düşmanlarının nabzına göre şerbet verme amacı da taşımıyor. “Madem DREAM THEATER’daki vokallerimi beğenmiyorlar, beni dev müzisyenler arasındaki daha az yetenekli adam olarak görüyorlar, ben de onların dilinden konuşayım” tarzı göstermelik bir göz boyama da söz konusu değil.

LaBrie bu yolculuğunda yalnız değil elbet. Bir kere, tüm promo foroğraflarından görüleceği üzere DALI’S DILEMMA insanı Matt Guillory’yle ortak bir çalışma yürütülmüş. Şarkıların yazımını da LaBrie’yle paylaşan, hatta vokal melodileri dışında muhtemelen albümün büyük kısmını yazan Guillory, klavyeler başında enfes bir iş çıkarmış. Bununla da kalınmamış, HALFORD basçısı Ray Riendeau ve manyak davulcu John Macaluso’yla (mesela ARK) çalışmışlığı olan gitarist Marco Sfogli da James LaBrie’nin yeni yüzünü yaratan insanlar arasına alınmış. Bu dörtlü dışında bir de kişisel kahramanlarımdan Peter Wildöer’in (DARKANE) davul başında oluşu, olayı bir anda farklı boyutlara taşımış. Farklı boyut derken, üstün insan Mike Mangini’ye saygıda kusur etmiyorum elbet; ancak albümün kaydığı tür gereğince, zaten hayvanoğluhayvan bir davulcu olan Wildöer “Static Impulse”a çok şey katmış. Zaten İsveç’te ne türde deneysel projelere dahil olduğunu (klasik müzik orkestrasıyla çalmak gibi) bilenler, performansına ve yavaş şarkılara da ne derece güzel uyduğuna şaşırmayacaklardır. Albümdeki brutal vokallerden sorumlu kişi de yine Wildöer. Tüm bu yeni tarzı en iyi kotaracak kişi olarak Jens Bogren gibi bir masa başı üstadının seçilmiş oluşu da, albümdeki Avrupai sound’un pekişmesindeki önemli sebeplerden.

Şarkılarda bu “modern metal” havası hep olsa da, yavaş şarkılar da yok değil elbet. Ancak onlar bile, LaBrie’nin DREAM THEATER’daki tekdüzeliğinin yanında gayet güzel işler olarak karşımıza çıkıyorlar. Bu da demek oluyor ki, James LaBrie DREAM THEATER’da kendisine çizilen (müsade edilen) yoldan daha fazlasını, daha varyasyonlusunu yapabilecek kapasitede bir insan. Sadece Just Watch Me ve I Tried’a bakınca bile, LaBrie’nin bu albümde başka bir motivasyonla, başka bir tutkuyla müzik yaptığını görmek mümkün. Adı DREAM THEATER gibi bir markayla özdeşleşmiş bir metal ikonunun “Ben “Mislead” diye bağırırken arkadan brutal vokaller girsin, bir yandan gitar sweep’lerle dolu bir solo atarken aynı anda davul da blast beat’in dibine abansın” türünden bir şey düşünmesi ve bunu gerçeğe dönüştürmesi, çok sık rastlayacağımız bir şey değil sanırım.

Uzun bir yazı oldu, ancak James LaBrie gibi yetenekli olmasına rağmen sürekli eleştirilen birinin bu tarz tutkulu (ya da en azından öyle gözüken) bir iş yapması hoşuma gitti. Kendisinin hayranı olmayan ancak DREAM THEATER’da teşkil ettiği yer ve aldığı -bence ve çoğunlukla- haksız eleştiriye karşı LaBrie’ye bir nebze olsun empatiyle bakabilen biri olarak, bu tercihinden dolayı onu takdir ediyorum. Lakin atıldığı bu yeni tarzın sevdiğim bir müzikâl yön oluşundan ziyade, sahip olduğu vizyon, ekibine kattığı müzisyen tercihleri ve öyle ya da böyle bir meydan okumaya giriştiğinden ötürü bir takdir bu.

Onu hep yetersiz gören ve “Ne yapalım, olduğu kadar” şeklinde yorumlayanların, muhtemelen bu albümü dinledikten sonraki hayretlerini hafif bir tebessüm altına gizlemek suretiyle diyecekleri gibi, “Helal be LaBrie” demeyi de görev biliyorum.

Adetim değildir ama, durumu özetler nitelikteki Just Watch Me’nin bir kısım sözüyle yazıyı noktalayayım.

This time I’ll do things differently
This time I will do it
Just watch me

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.14/10, Toplam oy: 43)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
InsideOut
Kadro
James LaBrie: Vokal
Marco Sfogli: Gitar
Ray Riendeau: Bas
Peter Wildoer: Davul, brutal vokal
Matt Guillory: Klavye, geri vokal
Şarkılar
1. One More Time
2. Jekyll Or Hyde
3. Mislead
4. Euphoric
5. Over The Edge
6. I Need You
7. Who You Think I Am
8. I Tried
9. Just Watch Me
10. This Is War
11. Superstar
12. Coming Home
  Yorum alanı

“JAMES LABRIE – Static Impulse” yazısına 21 yorum var

  1. dandun says:

    matriks

    Exorsexist

    @dandun, haha hakkaten öyleymiş ya dikkatli bakınca kapağa.

  2. b says:

    labrie’nin dream theater’da awake ve images and words (kısmen metropolis) dışında vokallerini benimsemeyenlerdenim. hatta son zamanlarda dream theater’dan çıksın gitsin ne yaparsa yapsın da dedim. solo kariyerinde mullmuzzler albümleri gayet iyi fakat orada da beste bazında sırtını shadow gallery elemanlarına dayamıştı. element of persuasion kötü bir albümdü. şimdiki bu son çalışmasında da sırtını yine büyük müzisyenlere dayamış. arka planları hep güçlü tutmuş. matt guillory bunun en büyük kanıtı. static impulse kötü mü, hayır değil ama benim bu vokalistten beklentilerim farklı. mümkünse sert değil de lifting shadows off a dream’deki o yumuşaklıkta şarkılar söylesin. iyi kritik iyi albüm.

  3. Lefthandpath says:

    kötü bir vokalist olsa zaten arjen lucassen ona albümünde yer vermezdi:D

  4. Ufuk says:

    Mislead’de biraz Joey Tempest’e benzemiş sanki.

  5. kantele says:

    Yazıyı okumadım (biraz uzun gibi), ne yalan söyliyim albümü de dinlemişliğim yok ama beğenmedim ben bu albümü.
    LaBrie’yi hakkaten sevmiyoruz ya, ne günahı vardı bu çocuğun bilemedim.

    Ahmet Saraçoğlu

    “albümü de dinlemişliğim yok ama beğenmedim ben bu albümü.”

    albüm yorumlamada yeni bi çığır açıldı şu an.

    Avcı

    @Ahmet Saraçoğlu, Adamın tipinde meymenet yok.Ondan bir halt olmaz bu albümden.

    anonim

    @kantele, abi saygılar.

    kantele

    @anonim, evet albümü dinledim şimdi yine beğenmedim. Ne yapmamız gerekiyor bu albümü beğenmek için şimdi bana onu söyleyin. kapağını falan koklasak beğenir miyiz mesela? ya da ne bileyim üzerinde gezdirsek? elimizi lan.

    baldur

    @kantele, abi kimse sana albümü beğen demiyor ki. albümü dinlemedim ve beğenmedim demen tuhaf olmuş:D

  6. minikbalina says:

    labrie bence portnoy ne yaparsa aynısını yapıp para kazanma derdinde. işi riske etmiyor, portnoyun ticari zekasına güveniyor (:
    EoP albümü 6DoiT kafasındaydı (octavariumla beraber çıkmış olsa da), burda da yine BC&SL gibi davulcu böğürtüsü dinliyoruz.
    labrie’yi bir şekilde seven herkesin yaptığı gibi slowlu mlowlu böyle mellow mellow işler beklerken yarısını kendisinin bile söylemediği abuk bir albüm görünce, bir *öeh* çektim yani.

  7. b says:

    albüm iyi de işte dediğin gibi “yarısını kendisinin bile söylemediği” tarzında yorumlarda yok değil. labrie sesini çok zorluyor son zamanlarda bu da dinleyiciyi rahatsız ediyor. “awake”de “voices” şarkısında vokaller ilk girdiğinde nefis söyler mesela. işte öyle yumuşacık tonlardan söyleyebilse yeniden şarkıları daha çok beğeneceğiz. ama adam başka mecralara girmekte karalı. hatta ilk grubu winter rose’daki gibi melodik şarkıları sesine daha çok gider bence.
    james’de aynı derek sherinian gibi. o da solo albümlerde sırtını gitaristlere dayıyor. bir klavyeci solo albümü değil de gitarist solo albümü dinliyoruz. bu albümde de james görevi vokaller konusunda başkalarına devretmiş.

    minikbalina

    @b, şöyle de bir şey var, DT’nin kendisi “labrie’yi çağırıyoruz ama şarkı yazımına katılmıyor” gibisinden laflar etmişti. belki de adam bu projeyi daha çok benimsemiştir falan. ama labrie adıyla yayınlamasını anlayamadım ben. mullmuzzler albümleri çok daha ‘labrie’ydi. gruba bir isim verip öyle çıksa piyasaya o zaman denecek laf olmazdı tabii. muhtemelen promosyon gideri olmasın, adının ekmeğini yemeye devam etsin diye prodüktör bu şekilde tercih etmiştir. her halükarda ‘sadece ve sadece ticari başarı’ adına çıkarılmış gibime geldi benim.

  8. minikbalina says:

    bu arada, açılış şarkısını dinlerken in flames’in 2000 başlarındaki halini dinliyormuş hissine kapılmayan var mı? ((:

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    albüm kadrosuyla birlikte amerika-kanada turnesine çıkıyo aralık’ta. mullmuzler ve kendi solo albümlerinden çalacaklarmış.

  10. ali ihsan balı says:

    dream theater virgil donatiyi almış diyolar.

  11. snowman says:

    Son zamanlarda dinlediğim tadından yenmeyecek güzellikte bir albüm olmuş. Sevmeyenlere sözüm yok ama bu tarzda müziği sevip bu albümü beğenmeyen olmamalı diye düşünüyorum.
    Gerek vokal, gerek enstrüman anlamında çok üst düzey bir iş olmuş. Yazıda belirtildiği gibi gerçekten hiç beklemediğim bir yerden vuruyo LaBrie. Bu kadar güzel albümler dinlemek pek mümkün olmuyor. Bence herşeyden önce bütün kullanılan sesler arasında çok iyi bir balans oluşturulmuş. Tebrikler LaBrie.

  12. heat says:

    az önce headbang’in eski sayılarından birini gördüm, albüm kritiklerinde baya sıradan, sıkıcı bir albüm gibi kritik yapmışlar sinirlendim ha hehe

    bence peter wildoer’in vokalleri çok çok başarılı, james labrie’de keza öyle. akılda kalıcı, kaliteli şarkı yapımında çok başarılı bir iş çıkarmışlar. james labrie solo albümlerine devam edicekse hep böyle devam etsin

    darth sidious

    @heat, matt guillory’nin vokalleri çok çok başarılı demek istemişsindir bence, olur böyle şeyler :)

    albüm iyiymiş daha anca kısmet oldu dinlemek. james labrie yapmış ve olmuş yani. ben 9 veririm.

  13. blackroseimmortal says:

    @minikbalina’nın her dediğine katılıyorum, albüm bence çok sıradan, çok uzatmadan notumu açıklıyorum 4/10…

    not: labrie en sevmediğim vokalistlerden biridir…

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.