# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CANDLEMASS – Epicus Doomicus Metallicus
| 19.10.2010

İsmiyle müsemma.

Geleneksel doom metal diye bir şeyden bahsedebilir miyiz? Türler ve tanımlar üzerine saplantılı bir inatçılığın gülünçlüklerine kapılmadan 80’lerden bu yana gelişim gösteren bu türe açık fikirlilikle ve sağduyuyla yaklaşırsak şarkı sözlerinde ve müziğin tınısında bazı alışkanlıkların ve ardışıklıkların olduğunu söylemek mümkündür. Fakat bu tür tanımlanmak istenirken neden ‘geleneksel’ kelimesi tercih edilmiştir? Şarkı sözlerinde kullanılan temaların hristiyan mitleri, çeşitli Avrupa destanları ya da yaratıcı fantastik kurgu hikâyeleri içermeleri nedeniyle mi yoksa bu müziği icra eden grupların kimi müzikal teknikleri nakkaşçılığa özgü bir sabır ve sevgiyle sürdürmelerinden mi? ‘Geleneksel’ veya ‘oldschool’ doom metal türünü tatsız, yavan ve usandırıcı bulan kimselerden değilseniz, sebebin bu ikisi de olmadığını bilirsiniz. Ama bilmeyen kimseler için kısa bir tarihçe geçeceğim.

Yaygınlığı daha az olduğundan doom metal, diğer metal türlerine kıyasla birtakım isabetsiz, önyargılı ve rastlantısal sınıflandırmalara maruz kalmıştır. Bugün death/doom ve funeral doom dediğimiz türler geleneksel diye tabir edilen doom metal müzikle kıyaslandığında ve yan yana konduğunda aslında doom metal bile değillerdir. Kükreyip böğüren death metal vokalleri karşısında clean vokaller, siyah beyaz karşıtlığına varan akord tercihleri, dünyevi ve bireyci şarkı sözlerine karşın destansı ve çoğulcu şarkı sözleri gibi çarpıcı farklılıklar dikkate alındığında birbirlerine hiç benzemedikleri kolaylıkla görülebilir. Death/doom terimi aslında, Peaceville üçlüsü diye anılan Anathema, My Dying Bride ve Paradise Lost gruplarının müziğini piyasada tanıtmak, yaygınlaştırmak, alıştırmak amaçlarıyla plak şirketi tarafından paldır kültür ortaya atılan bir terimdir. Death/doom jenerasyonunun geleneksel jenerasyonla tek benzerliği belki şarkı sözlerinin ve müziğin karamsarlık ve kasvet yüklü temalarıdır. Bunun dışında müzikal olarak yalnızca death metal ile benzerlik taşımaktadır. Bu türe yavaş death metal denilseydi daha isabetli olurdu. Çünkü doom metale asıl ismini veren Black Sabbath, Saint Vitus, Candlemass, Pentagram, Witchfinder General gibi gruplarla kıyaslandığında death/doom türü, geleneksel doom metal türünün kurallarını fazlasıyla aşmıştır. Bununla birlikte ‘funeral’ doom ve ‘geleneksel’ doom terimlerinin ortaya çıkışı daha tuhaftır. Bir internet sitesinin, doom-metal.com sitesinin yöneticilerinden olan Aldo Quispel, bu iki terimi kendisi ortaya atmıştır. Bu terimlerin kullanımı bir süre sonra interneti bile aşmıştır. Kısa süre içinde çeşitli underground plak şirketlerinin yaptığı festivallerde, albüm tanıtımlarında, promosyonlarda bu terimler kullanılmaya başlanmıştır. Kimilerinin gözünde ’geleneksel’ kelimesi, doom metale asıl karakteristiklerini ve öğelerini veren gruplara nostaljik, modası geçmiş ve bayatlamış bir izlenim kazandırdığı için maalesef haksız ve yersiz bir seçim olmuştur.

Sırf şarkı sözlerinin temaları birbirine benziyor diye death/doom icra eden grupları bir zamanlar yalnızca Candlemass veya Saint Vitus türevi gruplarla eş tutmak, benzer kabul etmek, onların evrim geçirmiş ya da değişmiş yeni biçimleri olduğunu söylemek yanlıştır. Death/doom metal müzik, geleneksel doom metal müziğin evrimleşmiş ya da karmaşıklaşmış bir hali değildir; ya başlı başına yeni bir alt metal müzik türüdür ya da death metal uzantılarından biridir. Death/doom metal müzik bir ilerleme değil, bir icattır. Bu, geleneksel doom metal dediğimiz türün aslında geleneksel takısına ihtiyacı olmadığını kanıtlar. Yani haklılıkla denebilir ki, tek doom metal türü, asıl doom metal türü sadece Sabbath, Candlemass, Vitus vs. türü gruplara has bir müziktir.

Tabii üzerinden yıllar geçtikten, terimler yaygınlaştıktan, genelleştirmenin kolaylıklarını sağladığından artık bu tartışmanın pek bir anlamı yoktur. Death/doom grupları için yavaş death metal demeye başlarsak bu günlerde akla Swallow The Sun veya November’s Doom gibi gruplardan ziyade Bolt Thrower ya da Obituary gelecektir. (Bazı gruplar, bizim aksimize, doom metal teriminin bu şekilde kullanımından pek memnun değiller. Reverend Bizarre, Warning, Solstice, The Gates of Slumber, Isen Torr, The River, The Lamp of Thoth, Funeral Circle, Witchsorrow gibi kimi dağılmış birtakım doom metal grupların üyeleri başta My Dying Bride olmak üzere bu türde çalan bütün gruplara ve hatta bizim gibi hayranlara bile karşılardır). Ama yine de epik doom metal türünü icat eden bu Candlemass albümüne doğrudan bir başlangıç yapmak yerine birbirlerine hiç bağlılığı olmayan bu müzik türlerinin karman çormanlığını görünür hale getirip doom metal dediğimiz çelişkili muhitin kimi dinleyicilerinin bu müziği neden sevmediklerine, neden bu müzik türünde diğerlerine kıyasla daha fazla tercihcilik olduğuna dair tarafsız bir açıklama getirme ihtiyacı hissettim. Şimdi gönül rahatlığıyla albümü konuşmaya başlayabiliirim.

Link

Candlemass’ın bu ilk albümleri seksenler için biraz tuhaftı. Müzikte veya şarkı sözlerinde fantastik temalar o zaman kullanılmıyor değildi ama böyle ağıtsal melodiler ve yitip gitmiş muazzam bir görkemi anlatanlar yaygın değildi. Candlemass’ın her zaman akılda kalıcı, herkese hitap eden, kolay alışılır, basit ve tekrarlamalı rifleriyle bu uçuk tercihler güzel ve bütüncül bir tahayyülde birleşince ortaya bugün Solitude Aeturnus, Isole, While Heaven Wept ve Solstice gibi kaliteli gruplara yer kazandıracak ‘epic doom metal’ alt türünün temelleri atıldı.

Bu albümde de görülen epic metale özgü güçlü clean vokaller, bugün biz yeniyetmelerin dinlediği death metalin kurabiye canavarı vokallerinin zayıflığını ortaya çıkarırcasına şarkı sözlerinde geçen her bir cümlenin, her bir dizenin çarpıcılığını vurgulamayı sağlıyordu. Albümün konuk vokalisti Johan Lanquist, kendinden sonra gelen Messiah Marcolini kadar güçlü bir ses olmasa da albümün destansı, karanlık ve hüzünlü müziğini gür inlemeleri ve uzun falsetolarıyla gayet güzel birleştirmişti. Albüm yayınlandıktan sonra başka hiçbir metal müzik grubuna katılmayan, akıbetini bilmediğimiz bu vokalisti, doom metal türüne yeni bir renk getiren bir albümü seslendirdiği için bir dakikalık saygı duruşunda selamlamak üzere kritiğimi yarıda kesip ayağa kalkıyorum.

Basit şarkı yapıları genellikle şarkı boyunca birkaç kez değişen sade, gösterişsiz ve kolay alışılabilir ama aynı zamanda Sabbathvari bir çarpıcılığı barındıran riflere eşlik eden keder yüklü vokallere, ölçülü davul vuruşlarına ve ritim gitarlara dayanıyordu. Birçok şarkıda doom metal türü için yavaşlığın bir zorunluluk olmadığını gösteren kabiliyetli, eğlenceli, akıcı bluesvari sololar yazılmıştı. Candlemass akılcı bir şekilde şarkı başlarında akustik girişleri ve sonlarında en çarpıcı nakaratları tekrarlayarak müziği yine dinleme ihtiyacımızı da kamçılamayı ustalıkla becermişti. Bu ilk albümlerinde bile ister albümün single’ı diyebileceğimiz yavaş Solitude parçası olsun, ister daha orta tempo ve tekrarlamalı Black Stone Wielder parçası ya da en hızlı pasajların görüldüğü A Sorcerer’s Pledge olsun, yapı formülü her bir parçada kararlı bir tutarlılıkla kendini gösteriyordu.

Link

Albümün defalarca cover yapılmış meşhur giriş parçası Solitude, ölüm teması etrafında karamsarlık, garez ve sitem dolu bir ağıttı. Kilise organları ve akustik gitar girişi, keder yüklü ama acımasızca sert rifleri takip ediyordu. Albümün ikinci, üçüncü ve dördüncü parçaları daha fazla tempo değişiklikleri ve eğlenceli sololar barındırmaktaydı ve şarkı sözleri kötücül sihre ve büyücülüğe dair fantastik hikâyeler anlatıyordu. Albümün belki de en melankolik ve karamsar melodilerini barındıran beşinci parçası Under The Oak, şarkı sözleri hristiyan temalar üzerinden yazılmış kasvetli bir parçaydı. Son parça yine gücün cazibelerine kapılan bir büyücünün hüzünlü sonuna ağıt yakıyordu. Candlemass her şeyi nasıl kullanması gerektiğini iyi biliyordu ve hâlâ iyi biliyor. Cıvık cıvık duygulardan ziyade herkese hitap eden temel ve güçlü nitelikleri öne çıkarmayı tercih ediyordu.

Birçoklarına ilham olan bu albümün kritiğini sonlandırırken, bugün pek az grup tarafından sürdürülen seksenlerin doom metaline dair bir şey söylemek istiyorum. Geleneksel doom metal, bugüne kadar haklı haksız kendine ithaf edilen bütün alt türleriyle basit ve çarpıcı olmayı hedefleyen bir müzik türü oldu hep. Özellikle seksenlerin gösterişçilikten ve abartıdan yoksun doom metal müziğinde bu çarpıcılık o kadar samimi ve sade bir biçimde ortaya çıkmıştı ki müzik yüzümüze ısrarla yapışıp kendini kabul ettirmeye çalışan bir sıkıntı olmaktan ziyade besteleyeni sanki bizmişiz gibi içtenlikle ve kolaylıkla anlamamızı ve bağlanmamızı sağlayan bir güzellik ırmağı gibi akıp gitmişti. Mesela albümün son parçasının sonundaki kadın vokal o kadar güzeldir ki bugünkü birçok gotik metal grubunun yazdığı abartılı ve gösterişçi vokal harmonilerini basit çarpıcılığı ve alçakgönüllüğüyle ezip geçerken albümü yitip gitmiş bir gücün yokoluşuna tanık eden bir hüzünle kapatıp hem o budala büyücünün kaderine, hem de bize elveda derken müziğin içinde sanki bizim de yaşadığımızı hissettirmeyi başarmıştı.

Ertuna YAVUZ

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.91/10, Toplam oy: 109)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1986
Şirket
Black Dragon
Kadro
Leif Edling: Bas
Mats Björkman: Ritim gitar
Matz Ekström: Davul

Konuk
Johan Lanquist: Vokal
Klas Bergwall: Gitar
Cille Svenson: Kadın vokal
Şarkılar
1. Solitude
2. Demons Gate
3. Crystal Ball
4. Black Stone Wielder
5. Under The Oak
6. A Sorcerer’s Pledge
  Yorum alanı

“CANDLEMASS – Epicus Doomicus Metallicus” yazısına 15 yorum var

  1. Blakkheim says:

    Solitude olsun, A Sorcerer’s Pledge olsun müthiş şarkılar. 25 sene önce çıkan bir albümün hala insanları bu tarz müzik yaparken etkiliyor olması da bambaşka bir şey herhalde. İşin güzeli yaptıkları her albüm 10 numero.
    Doom metali atmosferik götik klavyelerle bezeli efektlerle dolu şeyler sanmayan insanlar için! hakiki doom budur lan. adam olun gaza geldim.

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    Warrel Dane ve Janne Christoffersson’ın vokal yorumunu en çok etkileyen albümlerden biri bi de bu. özellikle Warrel bi ara sürekli bu albümün kapağının olduğu tişörtü giyiyodu konserlerde.

    Veracruze

    @Ahmet Saraçoğlu, hadi yahu, bi de şu; Makale/Haber: Bir vokal eğitmeninden, metal dünyasının önemli vokalistlerine dair yorumlar haberinin altına: ‘bunları değil de; nevermore, killswitch engage veya candlemass dinlese ne olurdu acaba merak ediyorum. güzel tahlil etmiş bence herşeyi.’ demişim bilmeden. bi aşinalık görmüşüm heralde farkına varmadan eheh.

  3. masteroforion says:

    Trouble-Psalm 9′dan sonra en sevdiğim doom metal albümü sanırım. Her saniyesiyle başlı başına bi klasik. Salt metal dinleyicileri değil, genel anlamda müzik meraklısı bi sürü insanın da hayranlık duyduğu bi çalışma.

    Albüm kritiği ise… Bana göre bi albümün kritiğinde olması gerekenden daha fazla yer tutan bir “tür açıklaması, diğer gruplarla karşılaştırma” bölümü var. Açıkçası albüm hakkında edilen kelamların daha fazla yer tutmasını tercih ederim.

    Ertuna Yavuz

    @masteroforion, bu türün ismi yozlaşmaya uğradığı için -iyi ya da kötü bir yozlaşma olabilir bu, taraf tutmuyorum- ve günümüzde birçok insan bu müziği küçümsediği için bazı şeylerin söylenmesi gerektiğini hissettim. hak ettiği ilgiyi üzerine çekmiş, üzerinde defalarca konuşulmuş ve kritiği zaten defalarca yazılmış bir albüme 24 sene sonra yeni bir kritik yazarken yeni bir şeyler söylemenin tek yolu bu olabilirdi. eğer bir Isole kritiği yazıyor olsaydım bunları söyleme ihtiyacı hissetmezdim sanırım. senin dediğin gibi sadece albümle ilgili yazsaydım daha çekici, daha tutarlı olur diye ben de düşündüm ama bir noktada bazı zorunluluklara kapılıyor insan.

    nordson

    @Ertuna Yavuz, congrats. keep up the good work..

    masteroforion

    @Ertuna Yavuz, Bu arada eski kafa doom’un üzerine bu kadar düşmen ve o ayarda kritikler yapman da çok iyi, sitede o tür açısından bi boşluk vardı. Ki zaten Anathema ekolü hanımsal doom’dan hoşlanmayan bi adam olarak (Paradise Lost ve bi nebze My Dying Bride’ı dışarıda tutuyorum), Trouble, Witchfinder General, Candlemass, St Vitus vs isimlerinin geçtiği herhangi bi kritik beni mutlu etmeye yeterdi eheh

  4. Berca B. says:

    Bence dünyanın en mükemmel epik doom albümü budur. 10.

    tonight music

    @Berca B.,Aynen valla 10.

  5. Berca B. says:

    Bu arada çok küçük bir azınlığa dahil olduğumu bilsem de söylemeden edemeyeceğim, ben Johan Lanquist’i Messiah Marcolin’den daha çok seviyorum. Belki bu albümün üzerimde bıraktığı etkinin kuvvetindendir ama durum bu yani. Bence Lanquist en iyi Candlemass vokalistiydi.

    Kaan

    messiah ses olarak çok daha güçlüdür. sen albümün büyüsünde kalmis olabilirsin : ) ah keske gitmesiydi. hep ayni şeyi yapiyor tombalak herif

  6. blackroseimmortal says:

    crystal ball olmasa 10 verirdim, o ne biçim nakarat, “dı kıristıııl booooooooool” çok itici…

  7. Haxprocess says:

    nightfall’ı 2-3 kere dinleyip bıraktığım zamanlarda, en iyi albümü EDM sanıyordum. ama ne zaman nightfall’ı adam gibi onlarca kez tur bindirdim, oha en muhteşem albümmüş buymuş dedim. buna 9,5 veririm, nightfall’a ise 10.

    9yearsago

    @Haxprocess, Vermeyeceksin. Epicus’ 10, ötekine 9,5 vereceksin. Öyle yapacaksın. Olacak.

  8. Reroute to Remain says:

    Olmasaydin , olmazdik! 10/10

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.