# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DECREPIT BIRTH – Polarity
| 17.08.2010

Chuck yaşasaydı.

Haşa. Chuck yaşasaydı bu müziği yapardı demeyeceğim merak etme. Öyle bir önsezide bulunmak bizim ne haddimize?

Başka bir şey diyeceğim bak dinle.

DECREPIT BIRTH güzel bir grup. Teknik death metal, brutal death metal ve melodik death metalin kimi unsurlarını bir potada eriten, vahşilik dozu değişiklik gösteren riflerini saçmalamaya kaçmayan yeterlilikte kullanan, üstelik bunu da gayet melodik bir üslup takınarak yapan bir oluşum. Türün yakın takipçilerince genelde övgüyle anılan “And Time Begins” ve ardından gelen “Diminishing Between Worlds” ile adını duyuran, kimilerince çok sevilen, kimi kesimlerce de ardı ardına rifler sıralayan ve biraz dağınık addedilen DECREPIT BIRTH, “Polarity” adlı bu üçüncü yapıtında bu sorunlarını geride bırakmış gözüküyor.

Gruba dair söylenmesi gereken ilk şey, DECREPIT BIRTH’ün DEATH’ten fazlasıyla etkilenmiş olduğu. Etkilenmekten kastım DEATH müziğini çok sevmiş ve ondan ilhâm aldığını belli eder şeyler yapmış değil. Daha fazlası, çok daha fazlası. DECREPIT BIRTH, bu albümde artık iyicene su yüzüne çıkmış olduğu gibi, “Chuck Schuldiner hayatta olsaydı nasıl şarkılar yazabilirdi?” sorusuna cevap ararcasına bir müzik yapıyor. Yukarki klip şarkısının sonundaki kısa gitar solosundan görülebileceği gibi DEATH’in kendine özgü sololarındaki gitar tonu ve tarzının neredeyse AYNISINI kullanıyor; riflerinde, çift gitar harmonilerinde hep Chuck’ın yarattığı o stile atıfta bulunur işler yapıyor.

Bu durumun bir çakmalık olmamasını sağlayan yegâne unsur ise, grubun ne yaptığını biliyor oluşundan mütevellit, bu dev ilhâm kaynağından çalıp çırpmak yerine onu onurlandırma temalı bir etkilenmeye sahip olduğunu dinleyicisine hissettiren üslûbu. Zira “Polarity”yi dinlerken “Hassiktirin lan bizi mi yiyosunuz” tarzı bir tepki gösterme gereği duymuyorsunuz. Evet DEATH etkisi bir yerlerde kendini hep hissettiriyor, ancak grup bu ilhamı akıllıca ve saygıda kusur etmeden sindirdiği için, çıkardıkları yorum da antipatik durmuyor.

Albüm çok renkli gitar ve davul oyunlarıyla dolu. İki gitarın birbirini çok iyi tamamladığı, sololarda, harmonik riflerde, iç içe geçen melodilerde gayet güzel paslaştığı ortada. DEATH’in hayal gördüren, uçuran melodilerine yakın havalar taşıyan melodiler; insanı kastırmayan, olayı müzik boyutundan çıkarıp nota basma yarışına çevirmeyen kompleks rifler, “Polarity”de gırla bulabileceğiniz şeyler.

Davulun da olanca trigger’lılığına rağmen gereken cezalandırmayı sergilediği albümde, Kaptan Mağara Adamı formatındaki vokalist Bill Robinson’ın tekdüze olsa da baygınlık vermeyen vokali ve bahsettiği içsel konular, albümün kalan boşluklarının da dolmasını sağlıyor ve ortaya yerli yerinde, ilgi ve alâkanızın karşılığını bulduğu bir albüm çıkıyor.

DEATH ve CYNIC seviyorsanız, onları baz alıp daha teknik, daha hızlı ve daha brutal mecralara akan ancak bu ilhâm kaynaklarından aldığı “manevi” havayı da boşlamayan bir müzik duyma fikri size çekici geliyorsa, death metalinizin fokurdayan kan gölleri, eriyen iç organlar, rahibelerle anal seks, insan gözlerinden inşa edilmiş tapınaklardan ziyade, daha içsel, daha ruha dokunur, daha farkındalık barındıran, kısacası daha “elle tutulur” şeylerden bahsetmesini istiyorsanız, bu durumun yarattığı hissiyatın dinlediğiniz müziğin değerini de arttırdığını düşünüyorsanız, DECREPIT BIRTH’e ve bence grubun şu ana kadarki en iyi işi olan “Polarity”ye bir şans vermelisiniz.

DEATH demişken.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.33/10, Toplam oy: 43)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Bill Robinson: Vokal
Matt Sotelo: Gitar
Joel Horner: Bas
KC Howard: Davul
Dan Eggers: Gitar
Şarkılar
1. (A Departure of the Sun) Ignite the Tesla Coil
2. Metatron
3. The Resonance
4. Polarity
5. Solar Impulse
6. Mirroring Dimensions
7. A Brief Odyssey in Time
8. The Quickening of Time
9. Sea of Memories
10. Symbiosis
11. Darkness Embrace
12. See Through Dreams (DEATH cover'ı)
  Yorum alanı

“DECREPIT BIRTH – Polarity” yazısına 14 yorum var

  1. thefakefloydian says:

    Death’ten çok Cynic etkisi var gibime geldi benim. Myspacelerindeki şarkıları dinleyip albümlerini indirmiştim ama daha yeni dinleme imkanı bulabildim. Dinlediğim şarkılar itibariyle vokallerin tekdüze olması fikrinede katılıyorum.
    Konuyu baltalamak gibi olmasın ama yeni Control Denied albümünden bir haber yok mu?

  2. Exorsexist says:

    koskoca polarity’e 1 yorum peh.. dbw kadar olmasa da çok kaliteli bir yapıt. hem söz hem müzik olarak ilgi çekici. suffocation’a aşina olanların vokalleri tek düze bulacağını sanmıyorum. dbw 10 üzerinden 9.5 ise bu albüm 8.5′dir.

  3. comfortinbrutality says:

    ilk albümün efsane olup ikinci albümün de kendi içinde bir yerlere vardığını düşünenlerdenim. bu albümü ikinci albümü sevmeme rağmen hiç sevmedim.

  4. ismail vilehand says:

    bence Decrepit Birth ilk albümden sonra çok yanlış bir yola saptı. ayarında teknik dm yaparlarken; Necrophagist, Brain Drill, The Faceless gibi kasış metal oldular. Decrepit Birth’ün bu halini ben almıyayım. meraklısına…

    Avcı

    @ismail vilehand, abi yapmaa Necrophagist gibi kült bir grup hiç The Faceless’la Brain Drill’le bir tutulur mu?Hiç yakıştıramadım sana.

    ismail vilehand

    @Avcı, bir tutmaktan anladığın nedir tam bilmiyorumda bence Necrophagist, Brain Drill, The Faceless ve Decrepit Birth’ün son iki albümde yaptıkları bana aynı mantık gibi geliyor. çok teknik, çok sanatsal ama ruh yok. bunlardan birini yada ikisini yada 3ünü yada hepsini seven olabilir ama ben hiç birini sevmiyorum. bu tür gruplar ve icra ettikleri müzik bana ruhsuz geliyor. bana ruhsuz gelen bişey bir başka bünyede farklı algılanabilir. bana sevdiğin teknik death metal gruplarını say desen, on tane anca sayarım ki düşün binlerce grup var bu türde. yani bu gruplar benim death metalden olan beklentimi karşılamıyorlar. misal ben Autopsy ve Asphyx gibi grupları dinlerken kendimden geçip bu dünyadan kopuyorken, death metalden beklentisi tekniklik olan bir başkası bunları duyduğunda sıkıntıdan bayılıyor olabilir. durum bu yani.

    ayrıca Necrophagist’in neresi kült? kült’ün kelime anlamını mı bilmiyorsun yoksa gerçekten Necrophagist’i kült olarak mı görüyorsun anlamadım. sataşma yok gayet ciddi olarak soruyorum bunu.

    Avcı

    @ismail vilehand, Kült derken demek istediğim grubun olağanüstülüğünü nitelendirmek içindi.

    Neyse abi Necrophagist konusunda söylediklerine katılmıyorum.Şahsen ilk kez Necrophagist dinlediğimde geçirdiğim müzikal şoku hiç bir grup bana yaşatamadı.[Death hariç]Ondan bu lafına üzüldüm.

    Ertuna Yavuz

    ben ikinize de katılıyorum. decrepit birth ilk albümü daha oldschool çizgiye yakın teknik death metal özellikle suffocation özentisi -ki EoTF benim olduğum gibi birçok kişinin hayatının sayılı albümlerindendir- o müziğin de kendine ait bir güzelliği var gerçekten. ama decrepit birth sonraki albümlerini de bir yaklaşımı diğerinden üstün tutmadan seviyorum. ancak necrophagist ve the faceless ile brain drill birbirlerinden farklı gruplar cidden. sırf pinch armoni, sweep arpej fetişliği, clean sound tercih ediyor diye brain drill’i o diğer iki örnekle birlikte vermek biraz anlamsız gerçekten, BD gerek şarkı yapıları gerek notalama bağlamında müziğini ardışıklıktan yoksun bir biçimde yazıyor çünkü. bir de kasış kelimesini kullanmanın bir anlamı yok ki DP ilk albümü için de gayet kasış denebilir. necrophagist’i the faceless’a üstün tutma yönelimini de avcıyla paylaşıyorum. ama faceless da bomba gruptur.

    neyse yeter.

  5. Yukarıdaki yorumun necrophagist ve the faceless kısmına hiç katılmadığımı ve o iki grup ile brain drill’ı aynı kefeye koymanın bence doğru olmadığını söyleyeyim..

    üzerine bir de bu albümün bile önceden değerini bilmeyen kafama koyayım. nasıl ölüm metal dinleyicisiyim lan ben

    coregoremorecybershit

    @Batuhan Bekmen, aferin sana

  6. Ertuna Yavuz says:

    dbw kıyasla malzemenin daha tekrarlayıcı kullanıldığı dolayısıyla içeriğin -fazla değil, görece- azaltılıp daha çabuk dinlenebilir, erişilebilir kılındığı bir albümdür. notum 8.

    Ertuna Yavuz

    fena sarmaya başladı beni.

  7. Exorsexist says:

    roportajını gördüm de bu vokalistleri Bill Robinson denen adam gerçekten homelessmiş. ama kendi isteğiyle bu şekilde yaşıyormuş. ilginç.

  8. Burak Canik says:

    the resonance’ın 47′inci saniyesinde başlayan riff’in bu dünyaya ait olmadığını düşünen tek kişi benmiyim lan ?
    bu herifler bu albümde tam kafamdaki müziği yapmışlar sanki (o kadar karmaşık değil kafamdaki hali tabi ama).

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.