# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ANTHRAX – State of Euphoria
| 09.06.2010

Keyif verici thrash metal.

Demek o kadar dertlisin. Hangimiz değiliz ki? Haydaa, sen de mi? Ve sen de? Gelin anlatın, nedir canınızı sıkan? ariza_88, hatun seni terk mi etti? Takma kafana dostum, biri gider biri gelir, uzat elini şu rafa. t_cetveli, demek öğrencisin, paran mı bitmiş? Koyver gitsin kardeşim, çıkar oradan “Reign in Blood”ı. _muzminissiz_ , kriz her yanımızı mı sarmış? Salla gitsin be abi, biz mi başlattık ki biz bitirelim, elin değmişken alıver şu “Master of Puppets”ı da. dude7, müdürünle yine papaz mı oldun? Ne yapalım hacım, böyleyken böyle, altlarda bir yerlerde “So Far, So Good, So What?” olmalı, eksik etme onu da. derdimbitmez32, eğitim sistemi yapboza mı döndü? Ne gelir elden dostum, zaten yarın öbür gün kaçarım giderim buralardan diyen sen değil misin, tak şu CD’yi player’a. mehmetd_ , evini su mu bastı, kurur gider dostum, dert ettiğin şeye bak, sen hele bas bir play’e. hamit48, aynı dersten üçüncü kez mi gümledin, dördüncüde geçersin be abi. Sen önce bir dinle şu intro’yu.

Varsın patronun uyuzlukları bini aşsın. Borçlular kapıya dayansın. Hocan sana taksın. Ev sahibinin Almanya’dan oğlu gelsin. Eee ölecek değiliz ya. Ereğli’de kol kadar demir düzeliyor, bunlar mı düzelmeyecek? Düzelene kadar da ben atarım playlist’ime kallavi bir thrash metal albümü, sonra gelsin ilaç gibi sözler, su gibi akan rifler, unuttursun sana dertlerini. Çünkü bu thrash albümü dediğin (özellikle güvenilir ellerden çıkanlar) bir nevi yeni rakı, efkarı sevince çeviren 80’ler mucizesi. Daha ilk notalardan itibaren insanı etkisine alıyor. Ne eli sopalı patron kalıyor, ne sıfırcı hoca, ne elinde satırla burnundan soluyan kasap, ne de ilk gördüğü yerde güdümlü domatesleri fırlatmaya hazırlanan manav. O yüzdendir ki ben de pasifagresifliğimin (hepimizde biraz vardır) tavan yaptığı zamanlarda 80’lerden sıkı bir thrash albümü bulup arkama yaslanıp işi ustasına bırakıyorum. Gerisi kendiliğinden geliyor. ariza_88, t_cetveli, dude7 ve diğerleriniz de öyle yapmalı. Ne de olsa müzik ruhun gıdası.

Bu gıdanın iyisini üretenlerden (bir ara saçmalasalar da) biri de New York eşrafından, thrash metalin (özünde thrash, medyatiklikteyse Van Halen olmaya hızla yaklaşıyor) 4 büyüğünden biri, Kelly Bundy’ye kafa sallatmayı başarmış yegane grup Anthrax. Henüz saçlarının uzun (ve akıllarının da şimdiye kıyasla uzun -daha pembe diziye dönmemişler) olduğu dönemlerinde “Among the Living” gibi canavar bir albüm yapmayı başaran beşli, hemen ardından yükselen beklentilere cevap vermek umuduyla “State of Euphoria”yı çıkardı. Afacan metalci adayı dönemlerimde dinlediğim ilk Anthrax albümlerinden biri olduğundan mıdır, yoksa buhranlı bir zamanımda (sonradan geçmişe dönüp baktığınızda neleri dert ettiğinize inanamıyorsunuz) kafamı dağıtmama yardımcı olduğundan mı bilmiyorum ama bayağı severim bu albümü. Çömez bir dinleyiciyken bir rafta en üst sırada bulup hasbelkader aldığım “State of Euphoria” beni uzunca bir süre (günde 10 tane albüm indiremediğiniz için elinizdekilerle yetiniyordunuz) oyalamıştı.

Bir kere “State of Euphoria” klasik thrash metal (sonradan üzerinde çok oynanan bir tür) için olmazsa olmaz kabul edebileceğimiz bütün koşulları sağlıyor. Nedir bunlar? Ritm gitaristliğine kimsenin bir şey diyemeyeceği birinin çaldığı (bu durumda Scott Ian, karakteri ayrı konu) hızlı ve değişken rifler olacak, türünde usta bir davulcudan (Benante) agresif davullar olacak, ne punk kadar düz ne de progresif kadar değişken orta karar şarkı yapıları, hepsinin üstüne de kızgın bir vokal olacak. Albümün geneli böyle. Özele inersek… 10-12 civarında şarkı olacak. O dönemlerin defakto standardı bu. Bunların arasında en fazla 1-2 tane slow ya da power ballad olacak, ya da en iyisi hiç olmayacak. Ballad’larla dolu bir albüm bu tür için skandal sayılır. Sonra eski gruplardan (tercihen punk ya da rock n’ roll) bir cover yapıp koymak daima güzel bir bonus olmuştur ve Antisocial bunun hakkını fazlasıyla veriyor. Sonra albümü sattırmak için daha catchy, basit yapıda 1-2 şarkı (opsiyonel). Bu koşulları alt alta sıraladığınız zaman elinizdeki albüm (“State of Euphoria”) tümünü birden sağlıyorsa ideal deşarj olma albümünü elde etmiş oluyorsunuz.

Gelelim Scott, Charlie ve ekibinin (Hurşit Yenigün ve ekibi gibi oldu) bunların üzerine eklediği katma değerlere. 8. sıradaki Misery Loves Company (Stephen King’in bir romanından uyarlanmış) Black Album’deki My Friend of Misery’nin de bir ölçüde esin kaynağı. İlgilenen var mı bilmiyorum ama albümün arka kapağı Mad dergisinin karikatüristine çizdirilmiş. Now It’s Dark ise David Lynch’in yönetip geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Dennis Hopper’ın inanılmaz bir performans sergilediği Blue Velvet filminden esinlenmiş. Bana göre öne çıkan diğer şarkılar Make Me Laugh ve Who Cares Wins. Finale ise albümdeki kişisel favorim.

Değerlendirmek için geriye kalan tek şey albümün dinlenebilirlik derecesi. Grupça nasıl bir kayıt süreci geçirdiler bilmiyorum (o zamanlar ilkokula gidiyor ve çarpım tablosunu ezberliyordum) ama bu albüm gerek gürültü gerekse bas mid ve tiz dengeleri açısından oldukça başarılı. Biliyorsunuz 2000’lerde compress, limiting mimiting derken müzik endüstrisi kendini kaybetti. Artık çıkan her albümü her playerda her tür kulaklıkla dinleyemiyoruz. Daha doğrusu dinliyoruz da sonra “Death Magnetic” gibi kalıcı işitme kaybına yol açıyor. Tertemiz mastering’iyle (80’lerin oldukça önde olduğu bir konu) “State of Euphoria” bu konuda ilaç. Orta seviye bir kulaklıkla bile gayet düzgün sonuç alınıyor. Üst düzey bir kulaklığınız varsa (sanki kargo elemanı 10 dakika önce HDJ 2000’imi getirmiş gibi yapıyorum) süper bir ses kalitesi elde ediliyor (olması lazım, HDJ’i olan birine sorun).

Sonuç olarak iyi bir thrash albümü için fazla uzağa bakmanıza gerek yok. Gerek ve yeter tüm şartları sağladığı gibi Anthrax gibi güvenilir de bir isimden gelen “State of Euphoria”, klasik mertebesine yükselememiş ama alırsanız pişman olmayacağınız, kurtlarınızı dökme işlevli başarılı thrash albümlerden biri. Gelmiş geçmiş en iyi thrash albümlerinin arasında değil ama benim diyen kızmış adamı süt kuzusuna çevirecek kadar iyi.

Ufuk ÇETİNKAYA

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.50/10, Toplam oy: 78)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1988
Şirket
Island Records
Kadro
Joey Belladonna: Vokal
Scott Ian: Gitar
Dan Spitz: Gitar
Frank Bello: Bas
Charlie Benante: Davul
Şarkılar
1. Be All, End All
2. Out of Sight, Out of Mind
3. Make Me Laugh
4. Antisocial (TRUST cover'ı)
5. Who Cares Wins
6. Now It's Dark
7. Schism
8. Misery Loves Company
9. 13
10. Finale
  Yorum alanı

“ANTHRAX – State of Euphoria” yazısına 26 yorum var

  1. Ahmet Saraçoğlu says:

    İlk fotoğraftan yirmi kilo saç çıkar.

    Barbaros Aker

    @Ahmet Saraçoğlu, Charlie ve Scott’ın göğüs kıllarını da eklersek net 30 kg olur.

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    Bi de Behemoth olayı var tabi. Sayfadaki ilk videonun girişi ve Behemoth – Conquer All:

    http://www.youtube.com/watch?v=38j-i8jH7xk

    wtf?

  3. masteroforion says:

    Persistence Of Time’ı bu grubun zirvesi kabul edersem, gözümde Spreading the Disease, Among the Living ve Sound Of White Noise ile eş değer kalitede bir albüm. Charlie Benante’nin performansına dikkat çekmek lazım. Bana kalırsa Thrash Metal’in altın çağının en yaratıcı davulcusu, ki bu albümde de ciddi anlamda skertiyor. Onun dışında en büyük falso vokal melodileri, bir önceki albümdeki melodik yapıyı keşke korusalarmış (albümün geneli için değil tabi). Yine de her türlü 9 puanı hakediyor nazarımda.

  4. Ufuk says:

    Bence de Anthrax albümleri arasında yeri gayet üstlerde. Bununla birlikte benim gibi bir sıfırcı hocadan (bir zamanlar Master of Puppets’a 9 vermişliğim var) aldığı not da gayet yerinde :)

  5. Barbaros Aker says:

    :)) Konu Anthrax olunca kritik + yorumlar son derece keyifli…Bu albüm “Anthrax 80 li yıllarda neler yapmış?” sorusunu soranlar için iyi bir ölçü. Tek dezavantajı Among The Living(1987) ve Persistence Of Time(1990) gibi anthrax’ın iki önemli bombasının arasına sıkışmış olması.

  6. like fire says:

    Şu grubu bir sevemedim. Gerçi adam gibi oturup dinlemişliğim yok, ama bütün klasik parçalarını ve yukarda bahsi geçen 2 önemli albümü dinledim. sadece iyiler, o kadar.

    Barbaros Aker

    @like fire, 80 lerdeki amerikan thrashine tapan(Exodus, OverKill,Testament, Flotsam And Jetsam vb.) ama anthraxı bir türlü sevemeyen birçok arkadaşım/tanıdığım var. Sanıyorum sevmek ya da sevmemek tamamen gönül işi..kelimelerle anlatılamıyo :)
    hatta ben bir anthrax sever olmama rağmen 90lı yıllardaki albümlerini dinlerken çok ciddi sorun yaşıyorum. Bence Anthrax gibi bir devi hiç tanımıyor olmaktansa sevmemek daha iyidir…

    illuminati

    @like fire, vokaldendir.

  7. Sambalici says:

    metale ilk başladığım dönemlerde metallica dışı “thrash metal de neymiş” maceralarımda ilk dinlediğim anthrax albümüydü bu, antisocial hariç hiç beğenmemiştim. hatta öyle ki uzun süre “anthrax’ı da niye büyütürler anlamam” diye dolandım durdum. sonra tesadüfen among the living’i dinledim de “oharey nasıl gaz bu gadanallah” diye anthrax’ın “olayını” anladım. o dönemden beri hiç dinlemedim bu albümü, dolayısıyla kafamda yeri hala aynı ama yıllar sonra bir şans daha vereyim bari bu incelemenin hatrına.

    gene de, ilk dinleyeceğiniz anthrax albümü bu olmasın bence.

  8. Barbaros Aker says:

    Bu arada ilgilenenler için Bir Fender artisti olarak Frank Bello’nun Profili linkte…
    http://www.fender.com/artists/artist.php?id=70

  9. Berca B. says:

    Chrome’da mı bir sorun var yoksa şu an sayfadaki videoları göremeyen bir ben değil miyim?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Berca B., bende hem chrome’da hem firefox’ta ara ara gidip geliyo. az önce yoktu, şimdi görünüyolar mesela.

    like fire

    Bıktım vallahi şu youtube mevzusundan. Sürekli dns ile oynuyordum baktım o da fayda etmiyor.

    Ahmet Saraçoğlu

    @like fire, ben işyerindeyim o yüzden proxy ayarları farklı, ama ev bilgisayarlarında comodo ip işe yarıyo.

    156.154.70.22
    156.154.71.22

    deneyen herkeste açılıyo her şey (youtube + google’ın açılmayan sayfaları vs.), yine olmazsa host dosyanı temizlemeyi dene.

    Ufuk

    @Ahmet Saraçoğlu, hükümetine teşekkür et, böyle böyle milleti CCSE yapacaklar sonunda :)

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ufuk, askerden kaçma uğruna akademik kariyer yapanlara selam olsun.

  10. Ahmet Saraçoğlu says:

    Hani diyoruz ya baba thrash gruplarının çoğu doksanları boş geçirdi diye, bunlardan en altta kalanı anthrax oldu. 2005′te Judas Priest’in ön grubuyken izledim, neredeyse sadece Among the Living’den çaldılar, ona rağmen millet hareketlensin diye götünü yırttı Scott. “It’s not fucking church!”, “Stand up you motherfuckers, it’s not theater!” falan dedi en az altı yedi kez, ama hem çoluk çocuk hem baya yaşlı, her kesimden insan olmasına rağmen, baya az katılım oldu gruba.

    aynı kitle priest çıkınca salonu yıktı mesela. priest’te salonu yıkmak normal de, anthrax’ı, hem de reunion kadrosuyla, hem de kanada gibi kendi evlerine yakın bi yerde sallamamak garip gelmişti bana.

  11. Enver Yılmaz says:

    yazının girişi harika olmuş, heavy ve thrash metalin özü bu yaeaeae

    Ufuk

    @Enver Yılmaz, teşekkür :)

  12. masteroforion says:

    Anthrax’e Stomp 442 ve Volume 8 dönemi yaramadı aslında. Şirket tarafından yeterli promosyon verilmedi vs, onlar da dımdızlak kaldılar. Halbuki grunge dönemine (Metallica’dan sonra) en iyi giriş yapan da onlar oldular. Sound Of White Noise hit dolu bir albümdü, hem de 90lar sounduna da gayet uygundu. Tüm o üstteki nedenlerden dolayı da kariyerlerinin en iyi albümlerinden biri olan We’ve Come For You All da bok yoluna gitti. Hala nasıl benimsenmez o albüm anlayamıyorum.

  13. orta2′de galiba, kapağına logosuna tav olup aldığım whitesnake’in whitesnake albümünde distorlu gitarı ilk kez duymuş ve oooaaarrggh bu ses nasıl bişi diye aşık olmuştum. kısa süre sonra kasetçiye gidip “abi bana böyle kasetler ver” dedim, and justice for all, kings of metal, south heaven ve state of euphoria’yı verdi. Ben bunların arasında anthrax ve manowar’a anında tapmıştım. Dolayısı ile beni metalci eden albümlerden biridir bu, sağlamdır. Ayrıca scott ian’ın “sert metalci”lere karşı tweety tshirt’ü ile falan konsere çıkmasını çok severdim…

    Ufuk

    @cenközmercan, ilk dinleyişte taptığımız gruplar aynıymış. pantera’ya slayer’a falan alışmam benim de biraz daha uzun sürmüştü. scott ian’ın o tavırlarının da hastasıyım. yutubdan aratırsan adamın guitar hero’da sıçması falan var, o da bayaa komik :)

  14. kıvanç says:

    among the living kadar olamasa da güzel bir albümdür. notum 8. favorilerim ise; be all end all ve out of sight out of mind.

  15. Kıvanç says:

    Yeni albüm Worship Music’in kritiğini bekliyoruz :)

  16. Nightwing says:

    vay amk aanthraxın en iyi albümünün hatta tüm zamanların en iyi thrash albümlerinden biri olan among the livingin kritiği yok. ben mi el atsam şuna napsam amk. anthraxta son albümleriyle gözümden düştü ama.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.