# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DREAM THEATER – Train of Thought
| 27.03.2010

Progresif heavy metal.

Açıkçası bir süredir ümidi kestiğim DREAM THEATER’ın en tartışmalı albümlerinden biriydi “Train of Thought”. Basında albüme verilen notlara baktığımda ya çok yüksek, ya da çok düşük notlar görüyordum. Kanımca bu uç notların sebebi müzikten ziyade tavırla ilgiliydi.

Düşük notlar DREAM THEATER’ın şarkı yazma becerilerinin köreldiği ve bu sebeple de grubun sertleşerek, zaman zaman METALLICA’laşarak metal kamuoyunun gözüne girmeye çalıştığı yönündeydi. Böyle bir tavrın güdüldüğüne inanan yorumcular bunu samimiyetsiz buldu ve grubu eleştirdi. Çok yüksek notlar da yine tavır üzerinden verilmiş gibiydi. DREAM THEATER’ın, en büyük yaratıcılarından biri olduğu bu tür içinde, kimseyi sallamadan, yer yer METALLICA ve MEGADETH gibi ilham kaynaklarına da selam ederek içlerinden gelen en çiğ ve bodos albümü yaptıkları yönünde yorumlar vardı. Bu, METALLICA’nın “St. Anger”ına tam puan veren pek çok yorumcununkine benzer bir yaklaşımdı.

Baştan söyleyeyim, ben bu albümü severim. Grubun en iyi albümü değilse de, içinde bir “Beyler, şöyle bir amaçla yola çıkalım” türü dolapların döndüğü bir plan program dahilinde yazıldığını sanmıyorum. Tüm albümün üç haftada yazıldığı da düşünülürse, bu dediğim desteklenmiş oluyor sanırım. Bu kısa yazım süreci bile albümün DREAM THEATER’ın en direkt işi olmasının sebeplerinden biri.

Şarkılara baktığımızda kimi dikkat çekici şeylerle karşılaşıyoruz. Bir kere James LaBrie’nin “Hey hey hey… Sakin ol şampiyon…” dedirten sert abi vokalleri ve önceye nazaran daha hırçın vokal kullandığı pek çok yer var. Hatta klasik bir power/progresif metal vokalistince dur durak bilmeden kullanılan yüksek oktavlara pek az rastlıyoruz bile denebilir. Mike Portnoy’un davullarında da önceye nazaran bariz bir minimallik var. Bu da albümün “surata çarpan” havasının oluşması adına yapılmış bilinçli bir tercih.


Petrucci’nin elbette ki çoğunlukla 7 telli gitarı tercih ettiğini görüyoruz. Grubun adıyla müsemma katmanlı ve değişken müziğinin bir nebze geri plana atılmasına neden olan tarzda düz bir gitar kullanımı dikkat çekiyor. Aynı anda birden fazla duygu uyandıran tarzdaki farklı akor kombinasyonlarından ziyade, en bildik power chord’ların kullanıldığını duyuyoruz. Kimi şarkılarda üzerine bastırılarak kullanılan stakato rifler de bu 7 telli kullanımıyla daha bir iddialı hale gelmişler.

Albümde içinde birer METALLICA (Blackened) ve MEGADETH (Sweating Bullet’mışçasına) selamları da bulunan This Dying Soul, Petrucci’nin eşine yazdığını söylediği Endless Sacrifice ve babaya kalkan el taş olur temalı Honor Thy Father favori parçalarımken, açılışı yapan As I Am ve sırf “Albüm fazla öküz oldu, araya bi yumoş koyak da millet dinlense” diye konmuş vasıfsız Vacant ise sevmediğim parçalar (As I Am’in solosu hoş). Görünüşe göre çoğu insan albümün “progresif metal” parçası Stream of Consciousness’ı favori gösterse de, bence çok da özel bir şarkı değil.

Sonuçta albüm tıpkı kapağında olduğu gibi DREAM THEATER’ın önceki renklerini yansıtmayan, grubun kariyerinde yapıp yapacağı belki de en karanlık ve sade albüm. Bu gerekçelerden dolayı yazının başlığını progresif heavy metal olarak attım. Elbette ki albümde pek az grubun yapabileceği, saçmalık düzeyinde mastürbatif progresif metal klişeleri olsa da, albüm hem icrası en kolay DREAM THEATER albümlerinden biri olarak göze çarpıyor, hem de gözlemlediğim üzere DREAM THEATER sevmeyen ve daha çok heavy metal ve thrash metal gibi klasik türlerin dinleyicilerince de en katlanılabilir DREAM THEATER albümü olarak görülüyor.

“Train of Thought” çok önemli bir albüm değil, ama “Budur abi” yaklaşımı ve lafı ağzında gevelememesinden dolayı bu albümü seviyorum.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.27/10, Toplam oy: 143)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2003
Şirket
Elektra
Kadro
James LaBrie: Vokal
John Myung: Bas
John Petrucci: Gitar
Mike Portnoy: Davul
Jordan Rudess: Klavye
Şarkılar
1. As I Am
2. This Dying Soul
3. Endless Sacrifice
4. Honor Thy Father
5. Vacant
6. Stream of Consciousness
7. In the Name of God
  Yorum alanı

“DREAM THEATER – Train of Thought” yazısına 28 yorum var

  1. Aeonian_Lich says:

    Gerçekten de üzerine çok fazla konuşulacak bir albüm değil benim için de TOT. Özellikle thrash seven, ve progresife “katlanabilen” kişiler tarafından sevildiğine şahit olduğum bir albüm. Bence de iyi bir albüm.

  2. caksu says:

    Bu bodosluğundan hoşlanmıyorum albümün, özelliksiz geliyor. “Tercih meselesi” şeklindeki meşhur cevap direk yapıştırılabilir ama kolaya kaçılmış izlenimi uyandırıyor bende yine de. Stream Of Consciousness favorim. Vacant’ı da severim. :) Endless Sacrifice’ın ikinci yarısı albümün en sevdiğim birkaç bölümünden.
    Bir de sanırım daha kısa sürede yazılan Liquid Tension Experiment albümleri var ki şaheserler gözümde.

  3. b says:

    “as i am” çok gereksiz bir şarkı gibi duruyor. bir duygu iletimi bekliyorum ama nafile. “this dying soul”un başlangıcındaki gitar melodileri iyi olmuş fakat efektli labrie vokalleri girince maalesef şarkıyı kapatıyorum. “stream of consciousness” ve “in the name of god”da fena değiller. işte son zamanlardaki dream theater bu. şarkıların içinden ancak bölümleri tarif ederek beğendiğinizi söylüyorsunuz şu şarkının şurası güzel burası güzel gibi. çok beğendiğim bir albüm değil. benim için dream theater “metropolis” albümüyle bitmişti. ondan sonrası thrash katkılı müziklerini pek anlamadım duyguyu da yeterince alamadım. hala “awake” ve “images and words” dinliyorum “işte budur” diyerek.

    Ahmet Saraçoğlu

    @b, aslında thrash katkılı diye özetlenecek bi gidişatları olmadı bence. Octavarium mesela baya yumuşak kaçıyo bunun yanında, hatta genel olarak en hafif albümleri bile denebilir.

    Benim 2000 sonrası DT’ye bakışım biraz farklı sanırım pek çok kişiye göre. Herkes Six Degrees’i sever, ben 2 şarkı hariç hiç sevmem, Octavarium’u pek kimse sevmez ben severim, Systematic Chaos hayatımda dinlediğim en sıkıcı albümlerden biri. 1,5 kez dinledim bugüne kadar. Black Clouds’u da 2 kez dinleyebildim.

    Bu albümdeki parçalar en azından şarkı olduklarını hissettiriyolar bence. Farklı karakterleri var.

    Sambalici

    @Ahmet Saraçoğlu,
    systematic chaos’a benden başka “hayatımda dinlediğim en sıkıcı albümlerden biri” diyen bir insan daha buldum ya sonunda oh be, artık gözüm açık gitmem.

    dream theater ve türevi klasik “progresif metal” gruplar çok feci demode oldular bence, yeni nesil tek bir türe dahil edilemeyen progresif gruplar (btbam, “yeni” opeth, protest the hero, hatta mastodon, isis vs) ile aralarında çok fark var yaratıcılık açısından.

    Mustafa Sakallı

    Kesinlikle new wave konusunda haklısın. Artık her tür müzikte progresif tınılara rastlamak mümkün. Özellikle Amerika hükmetmeye başladı piyasaya. İskandinav ülkeleri sadece bildiği şeyi yapıyor ve yeni kaliteli iş nadiren bulunuyor. İngiltere desen indie furyasında.

    Amerika turnayı vurdu cidden.

  4. b says:

    o tarz “ministry of lost souls”, “a nightmare to remeber”, “the shattered fortress” gibi şarkıları kastettim daha çok. geçmişe nazaran bu üç şarkı tipindeki bestelerini pek sevemedim. çok yoğunluk var bir süre sonra sıkıyor. insan bir yerde duygu dolu klavye veya piyano solo arıyor ama beste yapıları tabii buna izin vermez. “octavarium” albümünden de sadece aynı isimli şarkıyı severim diğerlerini pek ellemem. aynı durum son iki albüm için de geçerlidir. diğer prog metal gruplarında bunu yaşamıyorum. tabii dream theater artık bambaşka semalardan seslendiği için birçok unsurdan da vazgeçmiş durumda. nedir bunlar? yenilik arayışı diyebiliriz. bir de büyük grup olmanın getirdiği yaklaşımlar mevcut. daha küçük gruplar (redemption, vanden plas, threshold, shadow gallery) beni daha fazla tatmin ediyor şimdilik.:)

  5. nordson says:

    en iyi dt albümü metropolis part 2: scenes from a memory’dir..

  6. Blakkheim says:

    Dream Theather’a karşı nötr biri olmama karşın, bu albüm en çok dinlediğim albümleridir. Hem sertliğini, hem aradaki progresif oyunlarını seviyorum. Dream Theather değil de başka bir grup bu albümü kaydetmiş olsaydı eminim herkes ağzı açık “vaşş ne yapmış olm bunlar” diyecekti. Bence en iyi albümleri bu, ama buda Dream Theather değil pek, o da ayrı tabi.

  7. 2000ler Dream Theater’ının en iyi ikinci albümü bence.Systematic Chaos ve Octavarium’a göre çok daha iyidir.

  8. Exorsexist says:

    ya bunu dinlemiştim de ne yalan söyleyim hatırlamıyorum.. tek söyleyeceğim “mike portnoy çok iyi davulcu” diyenleri iplerini tespit edip teker teker ıslak sopayla döveceğim.

    Batuhan Bekmen

    @Exorsexist, Mike Portnoy kötü davulcu değil. Sadece denyonun önde gideni. Portnoy, Sean Malone, Paul Gilbert beraber YYZ çalıyorlardı bi yerde, şarkının ortalarında Portnoy’un girdiği bi solo var. Aman allahım. Neil Peart gelsin adamı sandalyeyle dövsün istedim.

    Ufuk

    @Batuhan Bekmen, o aslına uygun bir soloydu batuhan :) biraz abartılıydı, o ayrı.

    Batuhan Bekmen

    @Ufuk, Valla YYZ’de öyle bi solo yok. Peart abimizin livelarda çaldığı var bi, ama o Portnoy’un çaldığının onunla fazla bi alakası yok diye hatırlıyorum. Yine de tekrar bakarım.

    Ufuk

    @Batuhan Bekmen, uzaktan da olsa alakası var gibi :) ama ben de ortaya çıkan sonuçtan çok memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. taylor hawkins (foo fighters) alex&geddy’le yyz çalmıştı, o daha usturuplu olmuş gibi sanki. http://www.youtube.com/watch?v=T1Ramu397UQ

    Batuhan Bekmen

    @Ufuk, Ben Sean Malone’a bakmaktan diğer kısımlara fazla dikkat edemedim zaten. Evet bundan da haberim var. Neyse sonuç olarak hiç biri orjinalinden iyi değil hehe.

    b

    @Batuhan Bekmen, evet kesinlikle orjinalinden iyi değil. açıkçası portnoy çalmaya çalışmış sadece. nüansları falan verememiş. eee peart gibi süsleyemeyince de ortaya tatsız tuzsuz birşey çıkmış açıkçası.

    Ufuk

    @Exorsexist, portnoy sıradan bir davulcu değil. kendi türünde iyi bir davulcu. daha iyisi yok mu, bir sürü var. ama esas sorun 1-fazla piyasa, 2-dünya görüşü vs konularda biraz aptal olması. sapla samanı ayırmak lazım. dünyada gavin gibi virgil gibi jarzombek gibi zonder reinert castronovo mangini gibi insanların var olması portnoy’u kötü bir davulcu yapmıyor, çan eğrisi değil bu :)

    Exorsexist

    @Ufuk, dün alkolü fazla kaçırıp promil sınırını aşarak yazdığımdan olsa gerek fazla dışavurumcu olmuşum ve yanlış anlaşılmış söylediğim. Ben zaten sıradan, kötü, bi skime benzemiyor afedersin tarzı bişey dememiştim. amacım portnoy’un “çok iyi” davulcu olmadığnı söylemekti. overrated bateristlerin en tepesinde olduğundan yani..

  9. Ufuk says:

    albüme gelince. dt adlı grup 99 yılında sfam albümünden sonra dağıldığına ve akabinde -kafa olarak- liquid tension experiment feat. james labrie olarak devam etmeye karar verdiğine göre bu da adı geçen grubun idare eder albümlerinden biri. dinleyen dinler, ben gereksiz mastürbasyon ve zaman kaybı olarak görüyorum.

    caksu

    “Kafa olarak” sözüyle gereksizliğini değil mastürbatifliğini vurguladığını belirttiğini düşünmüş olabilirsin, :) ben de aksi ihtimali düşünüp bir cevap veriyim.. Liquid

    caksu

    Tension iyidir ya.. diye devam edicektim mouse şeetmese. :) Şaheser değil belki dün abarttım, kafamdaki yerinde olmasının önemli bir sebebi de yarı doğaçlama olduğunu düşünmemdir herhalde. Yine de dinlemesi çok keyifli gelir bana.

  10. Ahmet Saraçoğlu says:

    Portnoy’un hepimizden daha geniş bi progresif rock bilgisi, dağarcığı vardır eminim, yani o da biliyodur progresif rock davulcuları arasında nerede durduğunu. Budokan DVD’sinde de diyo zaten “Biz progresif metalin poster grubuyuz” diye.

  11. Yine sevmediğim DT albümlerinden biri. Honor Thy Father olmasa çekilmeyecek.

    6DoiT son iyi Dream Theater albümüydü, sonrası hep vasat ve vasatın altında işler.

  12. Kıvanç says:

    Endless Sacrifice yeter. 8 aldı benden.

  13. SeventhSon says:

    bi kaç tane daha DT kritiği istesek çok mu şey istemiş oluruz? (biz?) kritikler yol çizme konusunda bana acayip yardımcı oluyor, şunu mu dinlesek bunu mu, o albüm mü bu albüm mü şeklinde.

  14. atoutlemonde says:

    Albümün genel özelliği vacant hariç her şarkının belli bölümlerinin iyi olması.Tabi bunda şarkıların oldukça uzun olmasının da getirdiği bi dezavantaj var, sonuçta şarkının her dakikasında aynı keyfi yaşatmak zor. Vacant a bi parantez açmak gerekirse de gerçekten sırf bi tane de ballad olsun diye konulmuş. Thrash dinleyicisi olarak ortalamanın üzerinde buldum 8/10

  15. Honor Thy Father çok köpek şarkı. vokal farklı olsa ve klavye olmasa Machine Head şarkısı diye en kralına yuttursun bunu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.