# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
IN MOURNING – Monolith
| 21.02.2010

Ah Julia ah.

Ömer Kuş

“Böyle şahane bir albümün ardından çıtayı düşürmeden devam edebilecekler mi?” IN MOURNING’in ilk albümü “Shrouded Divine” kritiğinin sonunda bu soruyu sormuştum kendi kendime.

2008’de çıkan ilk ve tek albümleriyle birçok yerden yüksek puanlar alan ve en iyi çıkış yapan gruplardan biri olarak gösterilen IN MOURNING’in işi bu albümde zordu, zira beklentiler tavana vurmuştu. Doğru hamleyi yaptıkları takdirde ilk albümün başarısının bir tesadüf olmadığını gösterip kendilerini sağlama alacaklardı ve emin adımlarla yollarına devam edeceklerdi.

Sıçtıkları takdirde ise… sıvayacaklardı (evet bir şey bulamadım). Sonunda o gün geldi çattı ve grubun ikinci albümü “Monolith” Pulverised Records etiketiyle piyasaya çıktı. Herkes nefeslerini tu… ne diyorum lan ben, amma dramatize ettim olayı. IN MOURNING’in ikinci albümünü inceliyoruz işte. Hadi bakalım.

İlk olarak nereye bakıyoruz? Kapağa. Kim yapmış? Travis Smith. Daha fazlasını söylemeye gerek görmüyorum, albüm kapağı da buralarda bir yerlerde olmalı zaten. Soğuk bir kapak olmuş tek kelimeyle.

Şimdi asıl olaya gelelim. Bu albüm “Shrouded Divine”ı geçebilmiş mi? Bu soru üzerinde çok düşündüm, kütüphanelerde sabahladım, geceleri gözüme uyku girmedi ve sonunda şu cevaba ulaştım: Kıl payıyla da olsa evet. Bu sonuca ulaşırken pi’yi 3 aldım onu da belirtmem lazım.

monolith_monolith

Progresif soslu melodik death metal icra eden ama dozunda melankoliye de hayır diyemeyen grubumuz, şarkı yazımında kendisini daha da geliştirmiş. İlk albümün zaman zaman monotonluğa kaçan yapısından farklı olarak daha varyasyonlu bir müzik var ortada. Mesela Debris’in şahane girişi, The Smoke’un ortalarında giren oynak melodilerle bezeli kısım ve 12 dakika süren The Final Solution (Entering the Black Lodge) başlı başına bu gelişime bir örnek. Bu şarkıdan ileride ayrıca bahsedeceğim zaten, bence grubun şu ana kadar yaptığı en iyi iş olmuş.

Gavurların “chugging” (Türkçesini bilen biri aydınlatsın) dediği gitar çalım tekniğine sıkça başvurulmuş olması bazılarını sıkabilir belki bilmiyorum, benim hoşuma gitti ama. Kesik kesik kullanılan gitar riflerinin arkasında da çoğunlukla destekleyici bir melodi daha oluyor, böylece dinleyen (en azından ben) sıkılmıyor. Kafa sallamak için de müsait ortam yaratıyor tabii bu kesik rifler.

monolith_1

Unutmadan söylemek gerek ki, ilk albümün de prodüktörlüğünü yapmış olan, SCAR SYMMETRY’den tanıdığımız Jonas Kjellgren yine kusursuz bir işe imza atmış. Güçlü gitar rifleriyle birlikte dinlemeye doyulamayan, dolu dolu bir müzik çıkmış ortaya.

İlk albümden farklı olarak yine gelişen bir nokta da bas kullanımı. Bazı şarkılarda, özellikle de akustik kısımlarda, bas gitar çok aktif bir rol oynuyor. Özellikle The Smoke, Pale Eye Revelation ve The Final Solution’daki baslar gönül tellerimi titretti resmen, OPETH’in Credence şarkısında aldığıma benzer bir his aldım. Yeri gelmişken, IN MOURNING kaçınılmaz olarak vatandaşları OPETH’le sıkça karşılaştırılan bir grup. IN MOURNING’in eski dönem, Blackwater Park zamanlarındaki OPETH’e daha çok benzediğini söylemek mümkün. Ama bence bu albümle birlikte Finlandiyalı melankolik doom/death metal (SWALLOW THE SUN, INSOMNIUM, vb.) gruplarına daha çok yaklaşmışlar.

Şarkı sözleri genelde yalnızlık, aşk, ayrılık, ihanet vb. konulara yoğunlaşıyor. İlk albümde de The Black Lodge şarkısında bahsedilen Julia adlı bir karakter bu albümde de kendinden sıkça söz ettiriyor. Tobias abimizin canını yakmış bir kız mıdır, hayali bir karakter midir o kadarını bilmiyorum tabii. Ama “I thought she would make a difference, but Julia, she made it even worse” gibi sözlerden anlaşılabileceği gibi, Julia çok can yakan bir kızcağız.

monolith_3

Değinilmeden geçilmemesi gereken bir şey var ki, o da Tobias Netzell. Eleman vokalini iyice geliştirmiş, zaten hayvan gibi iyi olan tok brutal vokali artık öküz mertebesinde seyrediyor, sözleri okuyup ağzınızı oynatırsanız bile kendinizi güçlü hissedebilirsiniz. Tanrı seviyesine (Mikael Akerfeldt) erişmesine az kaldı yani bu açıdan. Temiz vokali de ilk albüme göre bariz geliştirdiği noktalardan biri, genel olarak şarkılardaki akustik kısımlar da ilk albüme göre daha bir oturmuş zaten. Bu iki tür vokalin dışında bir de daha scream tarzı, yırtıcı bir brutal vokali var ki bunu da başarıyla icra ediyor kendisi. Bir de deneysel olaylara girişmiş, açılış parçası “For You to Know”da görülebileceği gibi, temiz-scream arası garip bir şey, onu beğenemedim pek. Neyse ki pek karşımıza çıkmıyor. Ama kısaca söylemek gerekirse, bu adam son zamanlarda dinlediğim en iyi vokalistlerden biri.


Daha fazla uzatmayacağım ama The Final Solution (Entering the Black Lodge) şarkısından da bahsetmeden olmaz. İlk paragraflarda söz vermiştim, ayıp olmasın. Albüme kapanış olarak seçilmiş bu 12 dakika 51 saniyelik muazzam yapıt, bence IN MOURNING’in taze kariyerindeki en iyi şarkı. İnişli çıkışlı, ortalarında 2-3 dakika sakin sakin ilerleyerek adeta güç toplayan ve bu gücü enfes mi enfes, duygu yüklü bir melodiyle orgazma ulaştırarak ortama salıveren tek kelimeyle müthiş bir şarkı. Onuncu dakikanın başlarında giren bu melodiyi, sonsuza kadar sürse sıkılmadan dinleyebilirim. Aynı anda vokalin de “Dis vaz dı faynıl solüşaaaağğğaan” diye böğürmesiyle birlikte tadından yenmez bir şey olmuş gerçekten. Dinleyin, dinletin.

monolith_5

Son söze geldim. “Monolith”, grubun sağlam adımlarla yoluna devam etmeye niyetli olduğunun bir kanıtı. Grup da son yıllarda THE ABSENCE ile birlikte beni en çok heyecanlandıran yeni gruplardan biri. Yakında daha çok adlarını duyurabileceklerine inanıyorum. Böyle devam ederlerse ve konser performansları da iyiyse, kendileri için bir engel göremiyorum.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.32/10, Toplam oy: 38)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Pulverized Records
Kadro
Tobias Netzell: Gitar, vokal
Bjorn Pettersson: Gitar
Tim Nedergard: Gitar
Pierre Stam: Bas
Christian Netzell: Davul
Şarkılar
01. For You To Know
02. Debris
03. The Poet And The Painter Of Souls
04. The Smoke
05. A Shade Of Plague
06. With You Came Silence
07. Pale Eye Revelation
08. The Final Solution (Entering The Black Lodge)
  Yorum alanı

“IN MOURNING – Monolith” yazısına 27 yorum var

  1. duraganyolcu says:

    Bence bir engel mevcut. Adamlar Opeth’i ÇOK andırabiliyorlar. Rahatsız edercesine andırabiliyorlar. Bu yüzden oturup çok iyi dinleyemiyorum şahsen.

  2. Sambalici says:

    ilk albüm içimi çok baymıştı, bu da ilk başta “bu sefer sevicem galiba lan?” dedirtse de aynı şekilde beni baydı süründürdü. tam istediğim tarzda melankolik/melodik progresif death metal şeysi ama olmuyor. “tolga abi ben basıyorum basıyorum hugo gitmiyor.” :(((

    tsirhcitna

    @Sambalici, ohohoğlum boçoğidi lan :D

  3. Ugur says:

    Opeth’i hiç andırmıyorlar bana göre.For You To Know gibi bir parçayı Opeth yazmaz mesela.Neyse olabilir tabi herkes dinlediğinden aynı tadı alsaydı zevk meselesi diye bir kavram olmazdı.
    Gelelim albüme.İlk albüm Shrouded Divine’a göre daha dinamik daha canlı buldum.Yine ilk albüme göre şarkıların “sound”u kendi içinde daha bir tutarlı.Mesela ilk albümde sanki başka bir grubun şarkıysıymış gibi duran Amnesia gibi enfes bir şarkı vardı.Bu albümde öyle bişey yok.Yani parçalar yine enfes tabiki ama dediğim gibi kendi içinde tutarlı bir yapıda.For You To Know, Debris, A Shade Of Plague albümdeki favori parçalarım.Özellikle de For You To Know’un nakarat melodisinin son zamanlarda dinlediğim en güzel melodilerden bir tanesi olduğunu belirtmek isterim.

  4. Ömer Kuş says:

    Bence de Opeth’e öyle çok benzemiyorlar. Melodik death metal çok daha ağır basıyor bunlarda, Opeth kadar kompleks progresif bir yapı da yok. Melankolik olmasıyla da Finlandiyalı grupları daha çok çağrıştırıyor bana.

  5. duraganyolcu says:

    Bu albümü bilmem. Dinlicem zaten kesin güzeldir. Shrouded Divine’a da kötü demiyorum aslında. Güzel albüm. Ama kimi şarkılarda Opeth’i, özellikle Blackwater Park albümündeki yapıyı andıran rifler vardı. Birebir arak değil ama öyle gibi (??) idi. Anladınız işte.

  6. Ahmet Saraçoğlu says:

    Son resimdeki Metal Hammer yorumu nedir peki? “Katatonia, Amon Amarth ve Hypocrisy’nin en iyi yanlarını almışlar” kısmı doğru bi yorum mu sizce?

    swedish

    @Ahmet Saraçoğlu,
    Ben bu yoruma katılmıyorum saydıkları gruplara ucundan dahi benzemesi için fırınlarca dolusu ekmek yemeleri lazım.NE biliym bi brave murder day gibi albüme yaklaşsınlar yada pursuits of viking gibi rif atabilsinler o zaman konuşuruz.Şu halleri ile dinlemesi keyifli bir grup kıvamında tabi bu benim yorumum

    Avcı

    @swedish, Pursuit Of Vikings’in ana riff’i Dirty Rotten Imbeciles’in Acid Rain şarkısının girişinden alınan bir riffdir.Bire bir alınmıştır.İkisini birlikte dinlersen anlarsın ne demek istediğimi.

    swedish

    @Avcı,
    vay be cidden giriş rifi aynıymış.Sağolasın fakat ben şarkıyı bir bütün olarak değerlendirip o yorumu yaptım evet rif yazmışım ama biraz kapak olmuş bana:)))

    Avcı

    @swedish, Bakıyorum da sen hep İsveç’den Norveç’den dinliyorsun.Tavsiyem birazda Thrash Metal’le iç içe amerikan hardcore’unu dinlemen.Hangi albümleri tavsiye edersin dersen[Dirty Rotten Imbeciles- Thrash Zone , Biohazard-Biohazard , Biohazard - Urban Discipline , Hatebreed - Supremacy] yok illa Avrupa diyorsan Hollanda’dan Born From Pain var onların ayı gibi War albümleri var.Melodi melodi nereye kadar. (:

    swedish

    @Avcı,
    yapma yau bende dedım avcı melodic death metalsever birisine benziyo.thrash severim ama özellikle old school thrash olacak.benim arşivin tamamına yakını iskandinav kökenli.Melodi melodi ölene kadar:))

    Avcı

    @swedish, Benim dinlediğim en melodik gruplar Death ve Necrophagist.Gerisini sen düşün. (:

    Bu Dri’yi beğendin mi?İlk kez dinlemişsindri galiba.

    swedish

    @Avcı,
    hımm anlaşıldı gerisini düşünmekle meşgulum şu an :))sen zaten yazdığım iletilere bakarak çözmüşsündür benim olayı
    Dri yi ilk kez dinledim evet ama beni sarmadı pek üzülerek de olsa söyleyim
    Hee bu arada death be necrophagist için sözüm yok yanlış anlkaşılmasın başucu gruplardandır death.Necrophagist i de unirock da dınlemiştim güzel grup

  7. cihan says:

    Bu grubu Shrouded Divine kritiğiyle pasifagresif sayesinde keşfetmiştim:)) o sıralar da bayağı bi o albüm dönmüştü pc’de, mp3 player’da her yerde:)) Şimdi de monolith aynı tarifeye maruz kalmakta… Kritiği yapan arkadaş kıl payıyla ilk albümü geçmiş demiş ama bence fazla fazla geçmiş. Kesinlikle daha olgun bir albüm olmuş, vokaller inanılmaz gelişmiş, şarkı düzenlemeleri de çok daha iyi… 3. albümde bunu da aşarlarsa artık Turgay Şeren’in unutulmaz repliğine bağlanırız:)) Grup Opeth’e çok benzetiliyor ama çok alakası yok bence… In Mourning daha kaotik ve depresif gibi sanki…

  8. Ömer Kuş says:

    Öeh! Hadi Katatonia’yı anladım da, ilk albümde de hissediliyordu etkileri, ama Amon Amarth ne alaka yahu?

  9. like fire says:

    Bahsi geçmemiş ama “The Poet And The Painter Of Souls” adlı şarkıya bayıldım. Günlerdir dinliyorum. İlk albümlerine pek ısınamamıştım ama bunu sevdim.

  10. Oqz says:

    Şuan “The Smoke” Adlı şarkıyı dinliyorum Baya İyiler Albümde Genelde Çok iyi

  11. heat says:

    be’lakor la beraber bu site keşfetmiştim bende bu grubu be’lakorun vokalisti çok daha iyi bence (gerçi niye karşılaştırıyosam)bide “the smoke” un ortasındaki clean vokalli kısım nedir öyle yahu..

    swedish

    @heat,
    be’lakor çok sağlam bir grup dediğin gibi özellikle from scythe to sceptre parçası efsane olmaya aday.Ama Belakor gibi bu grupta biraz underground kalacak gibime geliyo

  12. ihsan says:

    yazın şu sıcağında nasıl oldu bilmiyorum ama arşivden çıkıverdi bu albüm. debris’in whoracle’ı(şarkı olanı) andıran akustik akorlarla girişine kadar hayran kaldım şarkıya ama akustik pasajda hep duygu yoğunluğunu kaybediyor şarkı, sonra bir şekilde gene toparlanıyor ama yine de işte bir düşüş mevcut. bunun dışında kritikte üzerinde özellikle durulan the final solution gerçek bir epik. hani opeth yazsa herkesler tarafından onlarca kez dinlenebilir. the smoke’un tok vokalleri de gerçekten çok haşin olmuş, vokalistleri çok çok iyi bu adamların. ben bir tek 4 no.lu şarkıya ısınamadım onda da çok fazla geçiş olmadığı için olabilir.
    ne olursa olsun riff bazlı, melodiye tadında bulaşmış progressive şeylere bayılıyorum.

  13. like fire says:

    Bu da yılın albümlerinden.

  14. swedish says:

    Öncelikle isveçten çıkmış bir grup olması bile dinlemek için yeterli.FAkat ilk albüme göre yeni albümü daha yavaş buldum.İlk albümün canlılığı bu albümde yok sanki.Ayrıca vokal
    Tobias Netzell OCTOBER TIDE grubunun da vokal ve gitarını çalmaktadır.Çok sağlam bir gruptur tavsiye edilesi.

  15. patogonomik says:

    albumu dinledim de,katatonia opeth dişinda bariz bi swallow the sun tadı aldım ben..ama amon amarth yakıştırması çok talihsiz bi açıklama olmuş.üzüldüm

  16. GiantZillerIndo says:

    Ben de ilk kez burdaki Shrouded Divine yazısıyla tanımıştım bu grubu. O albümün her türlü köpeğiyim fakat bu albümdeki davullar canımı sıkıyor yav benim. Albümün dinlenilebilirliğini(vuh. doğru yazıcam diye derviş oldum yeminle. hala da emin değilim gerçi heh.) filan aşağı çekiyor hatta benim açımdan. Yani bir ara eeffff deyip albümü kapattırmışlığı, kendinden tiksindirtmişliği dahi var. Niye böyle anlamadım. Soora soora Bağdat’ı buldum tabi.(ulen davul tonu senin neyine, bak şu hayvan evladının ettiğine ya)

  17. Koray says:

    Tek kelime : Müthiş ….

  18. Koray says:

    Bu arada kim ulan bu Julia ?

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.