# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DARK TRANQUILLITY – We Are the Void
| 23.02.2010

I Am the Bombacı.

Melodik death metalin en kötü yanı, icra eden grupları bir kısır döngü içine sokması ve yaptıkları müziğin kalitesine bakmaksızın onları kendi yarattıkları devinim içinde hapsetmesi. Daha baştan böyle devinim mevinim zırvalıyorum ama hakikaten öyle. Türe böylesine korku salan bu illete karşı, örneğin IN FLAMES çareyi “modernleşmekte” bulurken, SOILWORK, ARCH ENEMY gibi gruplar bir süredir aynı albümü, üstelik de bir öncekini aşma amacı gütmeksizin çıkarmaktalar. Seveni hâlâ seviyor, ama türün kaşarı olanlar bir yerden sonra dinledikleri şeyin farklılık ve özgünlük anlamında yeterli olmadığını, grupların ilk zaman albümlerindeki heyecanı taşımadıklarını hissediyorlar.

DARK TRANQUILLITY, taviz vermeme geyiği ile yıllardır kendisine duyulan saygı ve sevgiyi azaltmamış, hayranlarını, türdaş pek çok grubun yaptığı düzeyde saflara bölmemiş bir grup bildiğimiz gibi. “The Mind’s I”dan “Projector”a geçecek düzeyde cesur ve atılımcı bir grup olan DARK TRANQUILLITY, albümden albüme dinleyicilerine farklı dünyalar sunarken, “Damage Done” sonrasındaki albümlerde ise aynı dünyanın farklı iklimli hallerini sunarmış gibi olmaya başladı. Bunu dinleyici adına “rahatın batması” olarak adlandırmak ne denli adil olur bilmiyorum, ama bizi gelişimciliğine böylesi alıştıran bir grubun arka arkaya -başarılı- ama benzer albümler çıkartması belli ki insanın kafasında düşünce baloncukları oluşmasına yol açıyor.

wearethevoid_2

Olayı dağıtmadan “We Are the Void”a gelelim. Yazımı kaydından bir yıl öncesinde bitmiş ve bir yıldır kaydedilmeyi beklemekte olan albümün farklılık yaratan başlıca yönlerinden biri, karanlık ve soğuk yapısıyla bir önceki albüm “Fiction”daki diğer şarkılardan farklı bir profil çizen Inside the Particle Storm’un o terk edilmiş havasını yansıtıyor oluşu. Çoğu yorumda “black metal hissi” olarak bahsedilen bu soğuk hava, “We Are the Void”un çoğunluğunda da hakim durumda.

Atmosferin pekişmesi çeşitli gazlarla, azotla mazotla oluyorsa da, bu albümdeki atmosferi pekiştiren en önemli unsur, “Fiction”a göre daha etkin hale gelen klavye kullanımı. Çoğu parça klavye öncülüğünde yolunu buluyor, şarkıların karakterleri bu enstrümanın gidişatına göre şekilleniyor. Bu sayede albümün kimi yerlerinde tuhaf bir “black metalimsi DEPECHE MODE” havası hissediliyor, Stanne’in clean vokale geçtiği ve müziğin de yavaşladığı kimi yerlerde ise (mesela Iridium) bir çeşit PARADISE LOST hüznü peydahlanıyor demek mümkün. Gitarla çalınan melodiler, daha çok sololar içerisine yedirilmişler, bu yüzden de parçalar eskiden olduğu gibi melodileriyle değil, rifleriyle hatırlanır durumdalar.

wearethevoid_1

Stanne demişken, Mikael Stanne her zamanki gibi metal dünyasının en iyi vokalistlerinden biri olduğunu her fırsatta kanıtlıyor. Brutal vokali bu kadar tane tane, hem de yorum katarak, bir şeyler anlattığını hissettirerek yapan biri daha var mı emin değilim. Daha ince bir sesle ve daha yırtıcı söylediği kısımların yanı sıra, ağzını yuvarlatarak çıkardığı daha höy höy kısımlar da yorumunun çeşitlenmesini sağlamış. Stanne, bir süredir pek başvurmadığı clean vokallerini de tekrar görücüye çıkarmış ve başarılı da olmuş. Bu clean vokaleller albümdeki tekrardan başvurulan eski alışkanlıklardan bazılarını oluştursa da, ortada geçmişteki kimi DARK TRANQUALLITY albümleri arasında gördüğümüz düzeyde bir farklılaşma çabası yok.

Bu noktada bence olayın kırılma noktasına varıyoruz: Kendi sound’unu oluşturmuş bir grup benzer albümler yaptığı için eleştirilmeli mi? İşte DARK TRANQUILLITY. Kaliteli ancak öne çıkar yanları giderek azalan albümler yapıyorlar. “DARK TRANQUILLITY budur” diyerek kanıksanmalı mı, yoksa “yine benzer şarkılar yapmışlar” diyerek, “durursan düşersin” diyerek eleştirilmeli mi? İşte geceleri uykularımı kaçıran, hayattaki duruşumu sorgulamama yol açan soru…

wearethevoid_3

Olumsuz açıdan bakarsak, “OPETH gibi, NEVERMORE gibi, her albümleri yine kendileri gibi olan ama birbirlerine hiç benzemeyen albümler yapabilen gruplar var” türü bir fikir öne sürebiliriz. Ulan sanki bitirme tezi yazıyorum, ne metalmiş arkadaş. Her neyse. Evet bir tarafta böylesi gruplar var, diğer tarafta da son dönemdeki DARK TRANQUILLITY gibileri var. “We Are the Void”la ilgili yerli yabancı pek çok yorumda rastladığım kilit nokta şu: “Yine aynı şeyler”.

Peki ya ne olacağıdı toprağım? Daha klavyeli, clean vokalli yapsalar “Projector gibi olmuş” denecek; daha thrash’imsi yapsalar “Damage Done 2″ denecek, IN FLAMES gibi bir şeyler deneseler “bunlar da bitti” denecek, e ne yapsın bu adamlar? En baştan beri, atıyorum bir OPETH gibi üstünde elli bin tane deney yapılabilecek, veya çok daha progresif bir grup gibi her yöne çekilecek türde bir müzikleri yoktu ki. Dört beş dakikalık, klasik beste yapısı içinde seyreden melodik şarkılar işte. Bir albümün başarılı sayılması için, hem yüksek müzikaliteyi koruması, hem de grubun önceki işlerinden ayırt edilir şekilde farklı olması mı gerekir?

Dahası “The Gallery gibi olsalar daha iyi” düşüncesinin de pek bir anlam ihtiva etmediğini düşünüyorum, zira günümüzde hâlâ doksanların ortasındaki türde müzik yapan melodik death metal grupları, yalnızca türe gönülden bağlı kemik bir kitleye hitap edebiliyorlar. Bu şekilde düşününce melodik death metal aslında zor bir tür. İcra olarak değil ama kalıcılık adına, öne çıkmak adına epey değişik yollar izlemeniz gerekiyor. EBONY TEARS, ABLAZE MY SORROW, CALLENISH CIRCLE, GANDALF; şöyle bir düşünseniz aklınıza gelecek bir sürü iyi, ancak silinip gitmiş, dağılmış grup var. Ve bunlar hep bu türü geleneksel anlamda icra eden gruplar.

wearethevoid_wearethevoid

Övülüp yerilme adına belli ki ortada kalacak ve hayranları kısmen ikiye bölecek bir albüm var karşımızda. “We Are the Void” DARK TRANQUILLITY’nin en iyi albümü değil tabii ki, hatta diskografileri içerisinde öne çıkmayan ve yıllar sonra da grubun önemli adımlarından biri olarak görülmeyecek bir çalışma. Grup bundan on yıl sonra bir best of yapsa, bu albümden kaç parçayı kullanır, “We Are the Void”dan kaç parça, grup dağıldıktan sonra bile hayranlar tarafından bir DARK TRANQUILLITY klasiği olarak görülür, emin değilim. Hemen gaza gelip “Arkhangelsk var!” demeyin. Evet çok güzel şarkı, ama ben klasik diyorum. Punish My Heaven, Lethe, Insanity’s Crescendo, …Of Melancholy Burning diyorum.

Yine de “We Are the Void”, türe kattıkları herkesçe malûm bu grubun, yenilikçi olmasalar bile hep iyi işler yapacağını gösteren bir diğer çalışma. Herkes istediğini düşünebilir elbet; grup da babamızın oğlu değil, sonuna kadar eleştirilebilir. Ama artık DARK TRANQUILLITY de baymakla, sallamasyon iş yapmakla suçlanıyorsa, hangi grup müzik yapsın ben bilmiyorum.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.30/10, Toplam oy: 149)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Century Media
Kadro
Mikael Stanne: Vokal
Niklas Sundin: Gitar
Martin Henriksson: Gitar
Daniel Antonsson: Bas
Martin Brändström: Klavye
Anders Jivarp: Davul
Şarkılar
01. Shadow In Our Blood
02. Dream Oblivion
03. The Fatalist
04. In My Absence
05. The Grandest Accusation
06. At the Point of Ignition
07. Her Silent Language
08. Arkhangelsk
09. I Am the Void
10. Surface the Infinite
11. Iridium
12. Star Of Nothingness (Bonus)
13. To Where Fires Cannot Feed (Bonus)
  Yorum alanı

“DARK TRANQUILLITY – We Are the Void” yazısına 21 yorum var

  1. Blakkheim says:

    “Ama artık DARK TRANQUILLITY de baymakla, sallamasyon iş yapmakla suçlanıyorsa, hangi grup müzik yapsın ben bilmiyorum.”
    İmzamı atarım bunun üstüne.
    Kendi standartlarında veya bağlı olduğu tür içerisinde, hiçbir zaman kötü albüm yapmayacağını düşündüğüm tek gruptur Dark Tranquillity.Daha da beni yanıltmadılar. Death aktif olsaydı bir de onlar için söylerdim aynı şeyi.
    Bir de şöyle bir şey var.  Kimse çıkıp da ” abi mesuggah da iyi hoş da hep bi aksak, hep bi polinom ritmler, noluyor ne bitiyor anlayamadık bi türlü, baydı yahu.” demiyor, ya da “ulan ağla ağla nereye kadar, ne aşkmış a.k koy iki oyun havası da şenlenelim be My Dying Bride” demiyor.
    E Dark Tranquillity’nin de olayı bu birader.
    Deneysellikse, yenilik yapmaksa olay koy ard arda skydancer-minds’i-haven-character albümlerini gör ne kadar farklı işler yapmış adamlar yıllar içerisinde.(bu sıralama The Gallery-Projector-Damage Done şeklinde de denebilir, aynı sonucu verecektir.) Grubu eleştiren insanlar daha ne istiyor anlamadım gitti ha yıllardır. Evet bazen Mikael’in yazdığı sözlerden hiç bir şey anlaşılmıyor, bak ona katılabilirim. .

  2. Sambalici says:

    Ben de her yerde gördüğüm “gene aynı yeaa” algısına takıldım. bence “Fiction” ile sinyalini verdikleri, üslupta bariz bir kabuk değiştirme işlemine girişmişler. Ben bu albüme hala daha farklılığı yüzünden ısınamadım ama potansiyel görüyorum esasında, alışması vakit alacak biraz. 

    Melodik Death Metal kağıt üzerinde bana sorarsanız sonsuz genişlik sağlıyor gruplara ama Göteborg soundu, modern metal, cart curt bir çok ”kısıtlama” kafayı karıştırıyor, üstüne grupların değişen statüleri de cabası. In Flames’in tarzında yaşadığı değişim “stüdyo grubu->konser grubu->festival grubu” dönüşümü ile paralel gidiyor (akustik gitar kullanımının, üçüncü gitarın girdiği harmonik gitar melodilerinin icrasının konserlerde grubu zorlaması grubun müziğini direkt etkiledi mesela). Dark Tranquillity bu değişimi hiç yaşamadı çünkü kafadan icra grubu olarak çıktılar, bir seviyeye kadar geldiler ancak belli bir barajı da aşamadılar bana sorarsanız. Nedeni niçini ayrıca uzun uzun yazılır ama o barajı aş(a)madığı için algıda karmaşa yaratıyor Dark Tranquillity. “Neden o eski albümlerden yapmıyorsunuz?” ile “Gene mi aynı albüm?” arasında gidip gelen beklentiler tatmin olmuyor tabi.

  3. Ugur says:

    Bu baydılar eleştirisi de hakikaten baydı.Tam da Ahmet’in dediği gibi bir grup başarılı bir veya birkaç albüm sonrası aynı çizgide bir albüm daha çıkardığında  “baydı”, deneysel bir iş yapınca “geçiş albümü”, modern birşeyler yapınca “davayı sattı” oluveriyor.İnsanlar o kadar çabuk tüketiyorlar ki albümleri (ben de yapıyorum farkında olmadan evet) daha ilk dinlemede sevdiyse “yılın albümü”, kulağına hoş gelmediyse “hayalkırıklığı” olarak nitelendirebiliyorlar.Özellikle beklentilerini karşılamadıysa öyle acımasız eleştiriler geliyor ki bir yerden sonra acaba bende mi bir sorun var diye düşünmeye başlıyorum.Bir de yıllardır şu “eski albümleri efsane abi Lethe falan off” diyenlere de insaf be kardeşim demek istiyorum.Bu tip “The Gallery nerde abi” diye sızlananlarda en iyi ihtimalle vizyon eksikliği en kötü ihtimalle de zeka eksikliği olduğundan kuşkum yok.(The Gallery’miş desene “son albümleri çok gürültülü dinleyemiyorum ben tırt metalciyim”)
    Albüm’ün puanı yerinde olmuş.We Are The Void, inanılmaz bir albüm değil evet.Ama Dark Tranquillity albümü bu.The Fatalist, Dream Oblivion, Surface the Infinite…bunlara bayık diyorsanız DT sizi artık kesmez , Lady Gaga dinleyebilirsiniz.
    Grubu eleştiren insanlar ne istiyorlar ben bilmiyorum.Kendileri de bilmiyorlar.Bilselerdi “baydı artık” gibi ilkokul çocuğunun annesinden duyup anlamını kendisinin de bilmediği yorumlar yapmazlardı.

  4. heat says:

    albümü yarın dinlemeyi düşünüyorum o yüzden farklı bi yorum yapayım bari  “brutal vokali bu kadar tane tane, hem de yorum katarak, bir şeyler anlattığını hissettirerek yapan biri daha var mı emin değilim” demişsin johan hegg diyip kaçıyorum

  5. Melodik death metalin tür içinde en çok kısır döngüye girilecek türlerden biri olduğu açık DT ‘de bu alanda diğer melodeath gruplarına göre farklı işlere girişmiş (bkz. elektronik müzik kullanımı , klavye kullanımı) ve bunuda müziğe çok güzel yedirmişler (evet yedirmişler yine bkz. Character , Damage Done) . Bu albüme baktığımızda Fiction’daki melankolik havayı bozmuşlar yerine daha gaz ve yerinizde durmanıza izin vermeyen parçalara imza atmışlar fakat artık akılda kalan parçalar daha az takdir edersiniz ki onlarda bir doyum noktasına ulaştılar yaklaşık 16-17 seneden sonra çokta beklenmeyen bir durum değil yani . Müzikal anlamda yeni bir arayış içine giriyorlar artık bir “Gallery” ya da bir “Damage Done” beklemekte dinleyici için hayal kırıklığı olur . Albüm için denilecek şeyse “Dark Tranquillity bu işte abi!” dir.

  6. Sambalici says:

    tahmin ettiğim üzere zamanla sevdiğim bir albüm oldu bu. enteresan bir karanlığı var albümün, bildiğimiz DT havalarında değil de bambaşka bir şekilde. ilk başta “off dinlemem ben bunu” diyordum ama bir süredir ne dinlesem diye albüm aradığımda ilk aklıma gelen we are the void oluyor.

    (yanlız arkadan devamlı “dın-dın-dın-dın” diye piyano kasıp kafa şişiren martin brandström’e hala alışamadım. eskiden böyle değildi bu, çok değişmiş yazık yazık.)

    Ahmet Saraçoğlu

    martin klavye delikanlısı olmuş.

    (vurmayın)

  7. Sambalici says:

    bu yeni çıkardıkları konser dvd’sinde, treason wall’un çift gitar melodisinin girdiği gaz kısımda yaptığı el-kol hareketlerinden sonra gözümde iyice bitti martin. diskoda mıyız martin, o eli bir indir önce adam ol. koskoca grubu brutal vokalli depeche mode’a çevirdin zaten.(oha)

  8. Kıvanç Erkan says:

    İlk 2 parça dışında pekte hoşuma gitmeyen bir albüm oldu benim için. Vasat..

  9. Enver Yılmaz says:

    sürekli dark tranquillity dinlemeyi erteliyordum. şu albümü dinleyince küfrettim kendime. artık en baba d.t. fanıyım. 9′u da bastım!! (gaza gelmek)

  10. Exorsexist says:

    dt’e melodik death metal demek yanlış geliyo bana. progresif/melodik metal daha yerinde olur. amorphis gibi.

  11. Blakkheim says:

    Damage Done dan itibaren “albümün sonuna sikertif bir şarkı koyalım da gazlarını alıverelim fanların nihoha” mantığı ile şarkı sıralamalarına karar verdiklerini sandığım Dark Tranquillity’yi bu albümde de boş geçmedikleri ve Iridium ile ömrümü yedikleri için tebrik ediyorum. yatacak yerin yok mikael.

  12. jotunblod says:

    üstteki bazı arkadaşların yorumlarına katılıyorum.mp3 olayı bizi böyle yaptı.bir grup eski albümlere benzer bir albüm çıkarırsa kendini tekrar ediyor,yeni birşeyler denemeye başlayıncada davayı sattılar deniyor.insanın gözünü sadece toprak doyurur sözü bu duruma cuk oturuyor.adamlar gayet güzel bir albüm çıkarmışlar ama herkes the gallery bekliyor yada opethden morningrise bekliyor.everything is something happened yani.o tarz albüm bekleyeceğinize şu taş gibi albümlerin tadını çıkartın.

  13. duraganyolcu says:

    Kötü demiyorum ama Fiction çok daha güzeldi bundan.

  14. pacerized says:

    iridium yaptıkları en iyi şarkı olabilir mi? albümün en kötüsü ilk şarkısı shadow in our blood mu? stanne mi döver sundin mi? hepsi zor sorular ama bu albüm sanıldığı gibi bir hayal kırıklığı değil bu kesin. at the point of ignition, her silent language ve pek tabii ki iridium çok çok iyi işler.

  15. Ugur says:

    We Are The Void Tour Edition’ın kapağı daha güzel olmuş: http://s2.postimage.org/6kc6i16tx/void.jpg

  16. swedish says:

    EBONY TEARS, ABLAZE MY SORROW, CALLENISH CIRCLE, GANDALF; şöyle bir düşünseniz aklınıza gelecek bir sürü iyi, ancak silinip gitmiş, dağılmış grup var. Ve bunlar hep bu türü geleneksel anlamda icra eden gruplar
    NE KADAR ACI

  17. Korhan Tok says:

    In My Absence için klip hazırlamışlar, 1-2 gün önce twitter dan duyurdular.
    http://www.youtube.com/watch?v=QLvH0aXmqm8

    Bu haber ve konser gazı ile tekrar çıkarttım ortaya DT cdlerimi, 99ar kere dinleyeyim bi baştan.

  18. Kingdom of Tyrants says:

    zamanında birçok kez dinlemeye çalışmış ama alışamamıştım albüme. 3 gündür bundan başka bir albüm dinlemiyorum neredeyse, çok benimsedim albümü. fiction ve construct’tan iyi olduğunu düşünüyorum. ayrıca, şahsi fikrime göre bu albümden ileride bir dark tranquillity klasiği olarak görülecek parça iridium’dur.

    İlker

    Çok gaza gelerek yorum yapmanın zararları :( Iridium konusunda aynı fikirdeyim ama hala, inanılmaz bir parça.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.