5 Nisan 2002 birçokları için acı bir gün. Müzik dünyasından bir yıldız daha kayıyor, veda ediyor dünyaya, çok erken bir veda.
Mazisine baktığımızda fahişe imajlı, 80’ler kırması bir müzikle başlamış Alice In Chains. Çok geçmeden anlaşılmış bu gürültünün yavanlığı, aynı yıllarda Pantera’nın da girdiği kabuk değiştirme evresine girmiş grup. Bu durum kızlar ve homolar Alice N’ Chainz, harbi olanlar Soundgarden takılır yaftasını oluştursa da ikisinin de sound bakımından nerelere vardıkları ortada. Bir şey demiyorum!
Sene 1990 ve grup Columbia Records çatısı altında emin ellerde, ortada hâlâ bir kayıt yok ancak gruba olan güven tam. Metallica’nın aynı dönem ergenliğin son dönemlerinde oluşu ve büyümek işinin suyunu çıkarması, Clash of Titans’a sırtını çevirmesine sebep oluyor. İşte tam bu noktada olması engellenemez olayların vuku tarihi geriye çekiliyordu. Evet elinde bir demodan başka şeyi olmayan grup, Slayer, Anthrax, Megadeth ile turnedeydi. Üstelik onların müziğine hiç uymayan “sound”larıyla.
Ardından olanları zaten herkes biliyor. Man in the Box patladı, Alice in Chains kendisini beğenmeyenlere orta parmağını kaldırdı. Feleğin bir ikinci oyunu, memleketlisi Nirvana/grunge devrimi ve grubun bu şansı da çok iyi değerlendirip en fazla satan 3. grunge albümü Dirt’ü yazmasıydı. Sonrasında gelense tarihte ilk defa bir numaraya oturan EP’leri, ardından gelen albüm ve akustik kayıtlarla grubun zirvesiydi.
O malûm olaydan önce verilen “ara”, üyeleri farklı projelere yönlendirmişti elbette. Son stüdyo kaydı 1995′te yayınlanmıştı. Asıl adamın yokluğu, diğer üyelerin de sapıtması son kayıt tarihinden beri geçen zamanı uzattı elbet. Ancak bu olaylar zinciri şimdi ters tepkimesini ortaya koymuş durumda. Yıl 2009 ve grup yeni bir solist ve sound’la ortada.
Albüm tamamıyla Layne Staley’e adanmış durumda. Her şarkının araya sıkışmış dizelerinde ona rastlamak şaşırtıcı değil. Albümü açan dizeler örneğin;
Hope, a new beginning
Time, time to start living
like just before we dead
Grup, albümde bildiği en iyi işi yapmış, sert ve soft şarkıları çok iyi harmanlamış. Mesela A Looking In View gibi distortion abidesi bir şarkının ardından gelen, elemanların acı dolu günlerinden sıyrıldıklarını anlatan When the Sun Rose Again hiç sırıtmıyor. Ya da bir doom/groovy harikası Check My Brain’in “tek düzeliği” hiç göze batmıyor. Yine eski leş günlerden, acıyla kapışıp yaşamı seçmekten bahseden Your Decision albümün ağırlığını zerre hafifletmiyor. Nakarata yüklenen kişiye özel gazap Private Hell hiç sıkmazken, saykodelik dokunuşlarıyla Acid Bubble ancak yirminci dinleyişinizin ardından akla, “nasıl bir kafayla yazıldı acaba” sorusunu getiriyor. Ve, hüznün yerini depresyona bıraktığı o eşsiz şarkı içinse bir şey söyleyemiyorum. Gerçek bir başyapıt, muazzam bir saygı duruşu. Albüme adını veren bu şarkı için daha ne denebilir ki, lafı uzatmak ona halel getirmektir.
“Black Gives Way to Blue”da olan şey kesinlikle grunge değil, bunun adı heavy metal. Grup hiç olmadığı kadar groovy. Kafadan giriyorum, grubun eski işlerinin birçoğundan da önde. Albüme getirebileceğim tek olumsuz eleştiri ise grubun solisti William Duvall’ın özgün bir ses rengine sahip olmayışı, orta karar Amerikan hard rock gruplarında söyleyen solistler gibi. Asıl işi gitar olan Jerry Cantrell’in vokallerine ise yorum getirmek harcım değil, saygıyla eğiliyorum.
Performanslar için söylenebilecek ise bas ve davulun eski dönem işlere göre daha geride kaldığı. Bilen bilir, grunge alemi içerisinde en özgün davulcunun Sean Kinny olduğunu yahut Mike Inez’in alemlerde tekniğine nasıl saygı duyulduğunu. Ama bu albümde öyle olmamış işte, göreve kilitlenmişler sanki, bas ve davul orgazmı yok kısacası. Gitar içinse Jerry’nin bir rif tanrısı olması, Alice’in her şarkısında katkısının oluşu, her şeyi açıklıyor. İşin yanisi, bu adama laf eden Seattle eyalet sınırlarından öteye geçemez.
Son demde, 14 senelik suskunluğu bozan bir grubun, bir adımı hüznün ırmaklarında diğeriyse umutta olan kusursuz bir albümü bu. Söylenecek daha fazla bir şey yok!
Kadro Jerry Cantrell: Vokal, solo gitar
William DuVall: Vokal, ritim gitar
Mike Inez: Bas
Sean Kinney: Davul
Şarkılar 1. All Secrets Known
2. Check My Brain
3. Last of My Kind
4. Your Decision
5. A Looking in View
6. When the Sun Rose Again
7. Acid Bubble
8. Lesson Learned
9. Take Her Out
10. Private Hell
11. Black Gives Way to Blue (Konuk: Elton John)
Harika albüm. Grunge çatısı altında toplanan işlere önyargılıydım 3 gün öncesine kadar. Ta ki Aic kullanana kadar. Aic kimi grunge tayfası gibi baymaz, vasat birkaç rifi evirip çevirip bir albüm yapmaz. Dendiği gibi metal sıfatı da yakıştırılabilir, helal hoş olur.
İşte böyle yeni bir sayfa falan.. Güzel güzel..
Tek kelimeyle enfes bir albüm. Ben de incelemeyi düşünüyordum yakın zamanda ve yazacaklarım büyük oranda bunlar olacaktı. Albümün grunge’dan daha çok hard rock/metal’e yakın durması olsun, en iyi albümleri olduğunu düşünmen olsun hepsine katılıyorum. Özellikle son 3 şarkı için bile gidip alınmalı (ya da indirilebilir de ama alın bence).
tanıdığım bazı balık hafızalı kardişleri bile ortaokul günlerine geri götürecek kadar başarılı bir albüm. fazla yoruma gerek yok. dinleyin. tadını çıkarın.
Harika albüm. Grunge çatısı altında toplanan işlere önyargılıydım 3 gün öncesine kadar. Ta ki Aic kullanana kadar. Aic kimi grunge tayfası gibi baymaz, vasat birkaç rifi evirip çevirip bir albüm yapmaz. Dendiği gibi metal sıfatı da yakıştırılabilir, helal hoş olur.
İşte böyle yeni bir sayfa falan.. Güzel güzel..
Tek kelimeyle enfes bir albüm. Ben de incelemeyi düşünüyordum yakın zamanda ve yazacaklarım büyük oranda bunlar olacaktı. Albümün grunge’dan daha çok hard rock/metal’e yakın durması olsun, en iyi albümleri olduğunu düşünmen olsun hepsine katılıyorum. Özellikle son 3 şarkı için bile gidip alınmalı (ya da indirilebilir de ama alın bence).
Check my brain mükemmel şarkı. Baya döndü durdu albüm player’ımda. Güzel inceleme olmuş.
tanıdığım bazı balık hafızalı kardişleri bile ortaokul günlerine geri götürecek kadar başarılı bir albüm. fazla yoruma gerek yok. dinleyin. tadını çıkarın.