1995 yılında bir araya gelen Pagan, 1996’da “Rehearsal Tape ’96” adıyla yayınlamış oldukları demonun ardından 1998’de “Heathen Upheaval” albümü ile Türk metal piyasasında dönemin şartları dikkate alındığında oldukça iyi bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Zamanla kült haline gelen bu albüm Türk black metalinin kilometre taşı haline geldi desek hiç de abartmış olmayız.
Çeşitli sebeplerden ötürü vermiş oldukları bu ara dahilinde yapmış oldukları çalışmaları Amerika’da biraraya getirmeleri, eski kitlesini bir hayli heyecanlandırdı. Albüm, yerli piyasaya değer veren yeni dinleyicileri için de hoş bir keşif şansı sunuyor. Sade albüm kapağı, grubun müziğine yansıtmış olduğu panteist ve aynı zamanda varoluşu sorgulayıcı yaklaşımın hoş bir yansıması. Grup üyelerinin ağırbaşlı pozu da takdire şayan.
Albümde büyük ölçüde ön plana çıkan parça, diğer parçalardan oldukça ayrık durmasına rağmen kesinlikle “Kök-Tengri”. Derin bir ihtişam hissi yaratan ürpertici girişiyle dikkat çeken ve Türk Şamanizmi’nin kısa bir özetini sunan parçada, klavyenin rolü oldukça büyük.
Türkçe’nin metal müziğin yapısına uygun olmadığına inanlara, bunun bir şartlanmadan ibaret olabileceğini düşündürmek adına iyi bir iş. Bunda tabii ki vokalistin yeteneği de büyük önem taşıyor. Bu konuyu tüm albümde işlemek yerine bu parçada yoğun bir şekilde veren grup, parçanın dikkat çekiciliğinin gayet farkında olmalı ki, albüm kapağında bu inançla ilgisi olmayan standart black metal makyajını kullanmayarak yerinde bir tercih yapmış.

Albümün geneline bakacak olursak, başarılı icra edilmiş olsa da yeterince sürükleyici ve şaşırtıcı olmayan gitar kullanımı ve rahatsızlık verici derecede boğuk gelen davulu teessüfle karşılıyoruz. Öte yandan “The Sojourner” parçasında gitarların oldukça iddialı ve hakkı yenmemesi gereken performansı dikkate değer. Gitarlar coşup çağlamaya hazırlanırken, o kulak tırmalayıcı trampetin şarkının başında açılan paslı kapı efekti verme niyetiyle kullanıldığına inanmak istiyorum ama ne yazık ki öyle olmadığı açık ve benzer hissi diğer parçalarda da yaşıyoruz.
Davul ise tüm parçalarda basınç değişimiyle vuku bulan kulak tıkanmasını yaşatıyor adeta. Üretim safhasının aceleye gelmediğini biliyoruz, grup elemanlarının farklı yerlerde yaşamasının verdiği kopukluk maruz görülebilir fakat bu durum kayıtta keşke daha az hissettirilseymiş.
Ülkemizde müziğe ilham vermesi halinde kaş yaparken göz çıkarılması ihtimali bulunan Şamanizm konseptinin güzel örneklerini bizlere ileride daha yoğun bir şekilde sunmalarını temenni ediyorum.
Büyük hevesle beklediğim bu albümü davul tonu yüzünden dinleyemiyorum, hakkaten çok yazık olmuş. Black metalde süper prodüksiyon da beklemiyorum tabii ki ama tükenmez kalemle okul sırasında blast giden davul hakkaten kulak yoruyor.
Kök-Tengri parçasına gelirsek, Türk mitolojisinin ve Türkçenin black metalde hiç de sırıtmadığını gösteren güzel bir örnek olmuş ama yazarımızın da belirttiği gibi Şamanizm veya genel anlamda Türk mitolojisi, heryerde olduğu gibi bizde de gerizekalıların istismarına açık bir konu, o yüzden umuyorum ki aklı başında ve bu konularda yeterli kişiler bu tip örnekleri kaliteli işlerle artırırlar. (bkz. Darkestrah)
Yine umuyorum ki Pagan’ın elemanları da müzikle uğraşmayı bırakmayıp sağlam prodüksiyonla yeni albümler yaparlar.
(Albüm kapağında da şaman davulundaki üçe bölünme hadiesine gönderme var sanırım.)
Heathen Upheavel”i bugün yorumlasam dusunmeden 8 veya ustu veririm. efsane otesi :)
Oz da fena degil :) sojourner can valla.
(tofu tadli cin birasinin yaptigi kafayla yaziyorum bunlari, ahmet affetsin)