# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MASTODON – Crack the Skye
| 14.06.2009

Bir albümü önce Terrorizer’da (Nisan 2009), ertesi ay da Metal Hammer’da kapak olarak görüyorsanız beklentileriniz pek düşük olmuyor o albümden.

Skye’ı anlatmaya düzgün cümlelerle başlamak imkansız, zira müzik beyninizin CPU’sundan o derece yiyiyor ki beyin aktivitesi sadece vücudun salgıladığı “oha hormonu”nu emmekten ibaret oluyor. Ben şahsen öncelikle Reprise’deki arkadaşlara acıdım; öyle bir albüm ki bu nasıl tanıtırsın, ne diye anlatırsın inanın hiç bir fikrim yok. Hepsini geçtim albümü çıkaran plak şirketi albümün türünü bile duyururken zorlanmıştır diye düşünüyorum. Blues’dan death metal’e, funk’tan caz’a her şey var bu albümde.

Önce kuş uçuşu bir bakalım albüme; albümün sound’u mükemmel. Her şey olması gerektiği yerde. Duymanız gerektiği anda içinizde hissettiğiniz baslar, mükemmel gitar tonları, adamın kalbine ritim kaçırtan davullar; hepsi bu albümde. Şarkılar teatral seviyede seyrediyorlar; perde perde (Act) dinleyebiliyorsunuz eserleri. Özellikle The Czar ve The Last Baron’da bu hava çok hakim.

Gene Mastodon, gene bir konsept albüm!

Grup yeni albümü hazırlarken en son yazdığı parça olan Oblivion ile başlıyor yolculuğumuz. Böylesine geç bir safhada yazıldığından olsa gerek bütün albümün ruhuna sahip bir şarkı bu. Kararlı, sert gitarlar, kızgın bir davul ve güçlü bir vokal hoşgelginiz diyor bu metal macerasına. Dinlediğimiz şey ise tam bir açılış (overture). Oblivion’ın sözlerinde ise hasta bedeninden çıkmış dolaşırken kaybolan “ruh” ile tanışıyoruz.

Divination da ise ruhun uzayzamanda bir kurtdeliğine düşüşü içinde buluyoruz kendimizi. Albüm genelinde büyüleyici olan vokal etmenlerin daha albümün en başında ne derece doruklarda olduğunu duyuyoruz bu şarkıda. O kirli “verse”lerin üzerinde gezen pürüzsüz nakaratları taşıyan muhteşem davullar, blues soloları…

Albümün geri kalanında hikaye gelişirken, müzik de ilk saniyeden oturttuğu yüksek çıtanın hiç altına inmeden sürekli yeni şeyler sunmaya devam ediyor. Kesinlikle yıllar geçtikçe değeri daha da çok artacak, klasikleşecek bir albüme tanıklık ediyoruz.

Dinledikten sonra kendine geliş;

Müzikal olarak progresif olsa da riflere şöyle tek tek baktığınızda gerçekten de 90′lara ait şeyler bulacaksınız “Crack the Skye”da. Beni bütün o müzikal kıskançlığın yanında bir de bu tanıdıklık hissi bağladı bu albüme.

Albüm ismiyle ilgili ufak bir not; Skye, Brann’in daha genç yaşta intihar eden ablasının ismi. Albümün ismi de özellikle seçilmiş Skye’ın anısına olması adına. Brann’in röportajlarından hala bu olayın etkisinde olduğu ve “belki bir şey yapabilirdim” düşüncesi ile oldukça suçluluk duygusu yaşadığını öğreniyoruz. Albümün hikayesini böyle dinleyince Brann’in sanki hikayedeki Rasputin’i yaşamaya çalıştığını düşündüm ben; vaktinden önce bedeninden ayrılmış, zamanda kayıp olan bir ruhu kendi yıkımı içinden bedenine döndüren kahraman; bütün yanlışlarıyla -Rasputin de olsa- bir kahraman…

Bu yazının sonuna çok bir son paragraf gerekmiyor, gidin ve alın hala almadıysanız!

Yıkan şarkı: The Czar, The Last Baron

Kime: Kulağı olan herkese

Albüm kapağı: “Filleri delirttik” -Anonim

Levent TÜTER

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.05/10, Toplam oy: 273)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2009
Şirket
Reprise
Şarkılar
01. Oblivion
02. Divinations
03. Quintessence
04. The Czar
1 - Usurper
2 - Escape
3 - Martyr
4 - Spiral
05. Ghost Of Karelia
06. Crack The Skye
07. The Last Baron
  Yorum alanı

“MASTODON – Crack the Skye” yazısına 52 yorum var

  1. marla singer says:

    oldukca heyecan verici duruyor, beni blood mountain kadar sarsacak mi bilemiyorum tabi

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    The Czar’ın 7.45′te giren bölümü nedir öyle.

  3. havitetty says:

    Hakikaten The Czar’ın son bölümleri sanırım albümün en keyif verici noktası. Ayrıyetten kritiği yazan Levent Tüter, her ne kadar yazdığınız her şeye katılsam da, bir puanı nereden kırdığınızı hakikaten çok merak ettim. Son yıllarda sanmıyorum ki 10 puanı bu albümden daha fazla hak etmiş bir şey dinlemiş olayım. Yazıda da hiçbir eksik-kulağa batan bir şeyden bahsetmemişsiniz, eğer yorumu okursanız merakımı giderebilirsiniz herhalde :)

  4. Levent Tüter says:

    Sevgili havitetty,

    10 Allah’ın, 9,5 da peygamberin notudur. :)

    Selamlar,

    Levent.

  5. Ahmet Saraçoğlu says:

    (şüphesiz ki)

  6. Sambalici says:

    bence de 10 puanlık albüm değil, albümün hastası oldum ama ben mastodon’un bu albümü de aşacağını düşünüyorum.

  7. baldur says:

    en iyi mastodon vokal ve sözleri bu albümde bence. o değil brann dailor’ın vokalinin süper olduğunu öğreniyoruz oblivion ile.

  8. Agalloholic says:

    Albümün çok başarılı olduğu su götürmez bir gerçek, lakin inceleme o kadar da kral olmamış maalesef. Herkesin incelemesi kendine kraldır tabi onu da anlıyorum amma
    bu krallığın iç dünyalarda kalması taraftarıyım. Biraz tevazu da işinizi görür.

    Albümü 10 üzerinden puanlamam istense ben de 9′u uygun görürdüm. Yalnız albümleri Allah’ın nezdinde değerlendirip 9 vermek de ilginçmiş. 9/9 olarak okuyorum notunuzu. :)

  9. kremlin says:

    fanktan caza giderken uğranmayan tek nokta mastodon.
    kızgın davul incelikten uzak olur.
    muhteşem albüm denseydi yeterdi.

  10. Ben says:

    İlk dinlediğimde hiç sarmamıştı, “Bu ne lan” demiştim. Sonradan alıştım ve şimdi severek dinliyorum. Mastodon grubunda vokali eskiden iki üye üstlenirdi Troy Sanders ve Brent Hicks. Bu albümde olaya davulcu Brann Dailor da girmiş. Troy sağlam böğürüyordu lafımız yok, Remission ve Leviathan’daki performansları takdire şayan, Brent de ayrı bir tad katıyordu değişik sesiyle ama gelin görün ki bu ikisi de hatta Brann’i de ekliyorum üçü de üst düzey vokalist değiller. Özellikle konserlerde apaçık ortaya çıkıyor bu durum. Crack The Skye yılın en iyi albümlerinden biri olsa da vokal açısında sıkıntılı bir çalışma. Piyasadaki çoğu gruptan iyi vokalleri ama enstürmanlarına bu derece hakim bir grubun bence 10 numara bir vokalist edinmesi gerekiyor. Ama grup kurulduğundan beri aynı elemanlar devam ettiği için dışarıdan vokalist almaları pek de olası gözükmüyor. Olsun kadının kızının kusura kategoresine girsin vokalleri, Mastodon’u severiz sayarız, ülkemize de bekleriz.

  11. unberly says:

    her yeni albümünü dinlediğimde daha fazla heyecanlandığım, hayran kaldığım bir grup. bu albüm mükemmel diyorum ve bir sonraki albümden artık resmen tırsmaya başladım. vokallerdeki değişim mükemmele yaklaşmış ve vokal düzenlemeleri bu sefer aşmış. the czar, evet bencede albümün doruk noktası. albümde grubun doruk noktası benim için. Levent arkadaşım ellerine sağlık bu arada

  12. masteroforion says:

    Troy’un vokali gerçekten başarılı bence. Çok farklı bir ses tonu var o adamın, Ghost Of Karelia’da mesela, çok yakışmış adamın sesi.

    Albümün doruk noktası benim için The Last Baron. Melankoli, gaz, progressive, Mastodon, herşey var :)

  13. aliihsan balı says:

    albümün adını brann’in intihar eden kız kardeşinden aldığını öğrendiğimden beri, crak the skye şarkısındaki “Please tell Lucifer he can’t have this one
    Her spirits too strong” kısmı daha bi etkileyeci geliyor. hatta etkilemekle kalmıyor vuruyor,öldürüyor.

  14. agalloholic says:

    Rocksound dergisi 2009′un en iyi 75 albümünü derlediği listede birinci sıraya Crack The Skye’ı koymuş..

    İlk beş şöyle..

    2.Converge – Axe to Fall
    3.Biffy Clyro – Only Revolutions
    4.Paramore – Brand New Eyes
    5.Baroness – Blue Record

  15. Ahmet Saraçoğlu says:

    Yeni bi turneye çıkıyolar Amerika’da:

    Mastodon
    Between the Buried and Me
    Baroness

    Oy.

  16. havitetty says:

    Oooha.

  17. berat mutluhan seferoğlu says:

    çüş yuh ! bildiğim bütün küfürleri saymak istiyorum.

  18. gabri says:

    The Czar müthiş bir şarkı. Ghost of Karelia’nın girişi duyduğum en iyi girişlerden biri olmuş. Ancak albümün biraz abartıldığını düşünüyorum. Yabancı sitelerdeki incelemelerde ‘Rahatlıkla son 10 yılın en iyi metal albümü diyebiliriz..’ gibi cümleler var. Son 10 yılın en iyisi olmak bu kadar kolay olamaz. Bütün yabancı siteler birleşip Mastodon’u yükseltmeye çalışıyor gibi geliyor böyle şeyler görünce.

    masteroforion

    @gabri, “Rahatlıkla son 10 yılın en iyi metal albümü diyebiliriz..” Bu da benim rahatlıkla katılabileceğim bi tanımlama mesela.

    havitetty

    @masteroforion, Benim de.

    Ahmet Saraçoğlu

    @masteroforion, bir de 10 yıl gibi bi süre ve çıkan sayısız albüm varken “rahatlıkla” demek biraz fazla bence.

    Berca B.

    @gabri, ben de son 10 yılın en iyisi olduğunu düşünmüyorum. Tamam çok iyi fakat, en iyisi değil. Bana göre Btbam – Colors son 10 yılın asıl albümüdür.

    darth sidious

    @Berca B., kesinlikle katılıyorum. ahmet abinin dediği gibi:
    Colors, çağımızın Bohemian Rhapsody’sidir.

    bu albüme gelince; çok kötü diil ama çok da süper diil. benden 8, en fazla 8,5 alabilir

    Sambalici

    bence bariz farklı bir klasmanda bu albüm, son 10 yılın en iyi metal albümü tanımına itiraz etmem.

    Emre

    @gabri, son 10 yılın en iyi albumlerinden biri desek daha doğru olur bence de cunku cidden 10 yıl uzun bir sure ve en basitinden elimizde bir Btbam-Colors var. daha bunun gojirası var nevermore u necrophagist i var…Cok iyi bi album ona suphe yok tabi ki

    Ufuk

    bir de metal tanımını ne kadar geniş tutacağımızla alakalı. teknik death’ten uzaklaşırsak içine katabileceğimiz başka bir sürü alt tür var. mesela alter bridge’i katarsak, adamlar blackbird gibi canavar bir albüm yaptı. ya da dir en grey uroboros’u yaptı. maiden – brave new world var, o da 2000′de çıktı. yani son 10 yılda “teknik metalin en iyi albümü” belki crack olabilir ama metalin en iyi albümü mü, orası tartışılır.

    havitetty

    @Ufuk, Bu albümün teknik death ile pek bir alakası yok ki zaten :) Bence ‘teknik metal’ olarak bakacak olursak Colors bundan daha iyi bir albüm. Ama (öznel bakışım bu tabii olaya) müziğin teknikaliteden fazlası olduğunu, önemli olanın enstrüman hakimiyetinin yanında dinlenen şeyin insanı ne kadar etkilediği olduğunu düşündüğüm için, ben gözü kapalı diyebiliyorum son 10 yılın en iyi metal albümü budur diye.

    Bu ‘iyi’ kavramı da netice itibariyle subjektif bir şey olduğu için farklı farklı fikirler ortaya çıkması normal tabii. Yine de dünya üzerinde bu konuda benle hemfikir ÇOK fazla insan var, onu biliyorum ve görüyorum :)

    baldur

    @gabri, katılıyorum sana bu konuda mastodon’ı leviathan albümünden beri dinleyen biri olarak bu crack the skye’yi bir türlü leviathan ya da blood mountain kadar sevemedim. bunda crack the skye ile mastodon ile tanışanların crack the skye’yi abartması da bir etken. bence leviathan’dan kesinlikle daha iyi bir albüm değil, belki blood mountain’den daha iyi olabilir ama gene de crack the skye çok güzel bir albüm.

    metal türü altında colors ile cts kıyaslanacaksa benim de oyum colors’a bu arada.

  19. Rauf says:

    herkes neden colors’ı örnekliyorki , bi Allahın kuluda Traced in Air desin yahu :)

    masteroforion

    @Rauf, imho, Crack the Skye ikisini de ters çevirir düz sker :))

    ali ihsan balı

    @masteroforion, ters çevirip düz sikmek biraz ağır olmuş :D nihayetinde colors diyoruz. white walls olsun, sun of nothing olsun çok deli bi albüm. ama crack the skye 2000′lerin en iyi metal albümü orası da çok kesin bir gerçek.

    masteroforion

    @ali ihsan balı, Ya zaten o işin geyiğiydi.. Colors da Traced In Air de çok sevdiğim albümler zaten.

    He illa sıralama yapmak gerekirse Skye>Colors>Traced derim

    ali ihsan balı

    @masteroforion, benim kafamdaki sıralama da bu şekilde zaten. bi tek colors la traced arasına dead heart ı koyarım. ama carck the skye bir numara her zaman.

    Avcı

    @ali ihsan balı, Bir tek ben mi anlayamıyorum bu albümü?Bir başladım mı The Czar’dan sıkılıoyurm.Hepde Ghost Of Karelia’nın ortasında bırakıyorum.

    Anlamadım ki bu işi.

    ali ihsan balı

    @Avcı, ben yılların mastodon fanboyu yum ama ilk dinlememde benim ilk tepkim ‘meh’ olmuştuç yani alışması ve anlaması biraz zaman alıyor. ama içine girmeyi başardıktan sonra son 1 senede açık ara en çok dinlediğim albüm oldu. bi kaç kere sabredip sonuna kadar gelirsen bişeyler olur bence.

    burak canik

    @ali ihsan balı, bi allahın kulu da ağzına sun of nothing’i almaz diyordum ki bu yorumu gördüm sevindirik oldum :D

    in the court of the crimson king

    @Rauf, blackwater park’tır son 10 yılın en iyisi.

  20. Avcı says:

    Şu albüme alışamayan bir ben varım.Ne yaparsam yapayım olmuyor yahu.Sevemiyorum :\

  21. Deon says:

    The Last Baron…

  22. masteroforion says:

    Belki de 2000ler metalinin yarattığı en harikulade olay. Albümün asıl önemi türler üstü bir boyutu olması, alelade bir prog rocker’a, indie dinleyicisine (Pitchfork en güzel örnek) ya da sıkı bir metalhead’e dinletildiğinde de üstünlüğü kabul edilecektir diye düşünüyorum. Remission’daki çiğ enerjinin bu çapta bir müzisyenliğe evrilmesi ise çok ayrı bir mevzu.

    Kaan

    @masteroforion, +1

  23. Avcı says:

    http://www.mastodonrocks.com/tour
    istanbul’a geliyorlar

    Emre

    @Avcı, sevinemedim valla hic konserlerde vokalleri sıcıp batırıyolar cunku hic tadı olmuyo sarkıların.

  24. caksu says:

    Quintessence nasıl şarkı yahu. O arpejler seninse grupin olayım Brent!

  25. blackroseimmortal says:

    divinations ve ghost of karelia dışında bütün şarkıları mükemmel, 10/10…

  26. illuminati says:

    Mastodon’un en kötüsü bence. 5 veriyorum.

  27. saklanan saman says:

    Mastodon’un en iyisi bence. 10 veriyorum.

    illuminati

    @saklanan saman, anlaşılan zevklerim seninle taban tabana zıt kardeşim. :D

    saklanan saman

    @illuminati, evet :D tanışalım mı ?

  28. ismail vilehand says:

    bence Mastodon’un en iyi albümü uzak ara Blood Mountain. Blood Mountain’a 10, buna ise 9 puan veriyorum (Blood Mountain kritiği olmadığı için ona sadece sözde veriyoruz tabi ki). o değil de, pazar günü izliycez canlı canlı. geçen sene iptal olmasına deli üzülmüştüm. kısmet bu seneyeymiş.

  29. Kıvanç says:

    En sevdiğim Mastodon albümü. Divinations, The Czar ve The Last Baron hastası olduğum parçalar. 10/10.

  30. hen says:

    The Czar’da “By the light of the moon” diye girdiği yerler, Oblivion’da “Lost…Love…” diye girdiği yerler falan süber. Adamın hası Troy Sanders.

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.