# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
NILE – Annihilation of the Wicked
| 03.04.2009

Kızgın kumlardan daha kızgın kumlara.

İnsan yeni bir Nile albümünü alıp da play tuşuna basmadan önce şöyle bir durup düşünüyor. Kendisini nelerin beklediğini, önündeki bir saat içinde zihninde nasıl hayaller belireceğini, ve belki de uzun yıllar boyunca konuşulacak bir çalışmayı ilk kez duymak üzere olduğunu. Öncelikle Nile’dan biraz bahsetmek lazım. Bir Nile albümü yorumlamak, kritiği yapan kişi için çok kolay bir şey değil aslında. “Var ya nasıl gaz, nasıl teknik of of!” ya da “Death metal bu işte ohaaarghh!” gibi ifadeler, bahsedilen grup Nile olunca anlamsız kalıyor. Kritiğe, bugüne dek sayısız Nile kritiği okuduğumu ve “Catacombs…”dan bu yana, tam puan almayan neredeyse tek bir Nile albümüyle bile karşılaşmadığımı söyleyerek başlayayım. Bir Nile albümüne yüksek ya da tam puan vermemek, benim ve bir çoklarının gözünde ya death metali sevmemeyi/bilmemeyi, ya da kritiği yazan kişinin gruba karşı bir garezinin olmasını gerektirir. Çünkü konu death metalse, Nile tam puan almayacak da kim alacak diye sorası gelir insanın.

Karl Sanders denen manyak ortamlara öyle bir girdi ki, belki de doğuşundan bu yana çok sık “dev” yaratamayan death metal, bu yeni “dev” sayesinde farklı boyutlara taşındı. Nile’ın büyük ve orijinal bir grup olma yolundaki ilk ve en önemli vasfı, tümüyle kendine özgü bir konsept yaratması ve tüm yapısını bu konsept üzerine kurmasıydı. Eski Mısır’ın lanetli atmosferi ve Lovecraft hikayelerini anımsatan uğursuz havayı, insanı koltuğuna çivileyen bir teknik üstünlük ve yanına erişilmez bir güçle birleştiren Nile, diğerlerinden farklı bir boyutta, adeta kendi liginde oynamaya başlayan bir heybet ve görkem timsali haline geldi; üç (artık dört) albümle efsane oldu.
Zamanında yazdığım bir “Black Seeds..” yazısından bir alıntı yapmak istiyorum:

“…gitarlar adeta piramit duvarlarını döven kum fırtınaları gibi akıl almaz derecede güçlü bir ses duvarı örerken, kim tahmin edebilirdi ki doğu ezgilerinin bu kadar korkutucu ve tüyler ürpertici olabileceğini? İngilizce’de ‘lurking’ diye bir kelime vardır. ‘Gizlice saklanan, pusu kuran’ anlamında kullanılır. Nile’ın bana yaşattığı duygu da bu işte.”

2002’deki “In Their Darkened Shrines”ın ardından grupta bazı eleman değişiklikleri yaşandı. Bas gitarist ve asıl vokalist Jon Vesano, yerine Joe Payne’e bıraktı, ancak Dallas Toler-Wade’in ve Karl Sanders’ın brutal vokallerinin desteğiyle bu vokalist değişimi fazla bir fark yaratmadı. Asıl değişiklik azman insan Tony Laureano’nun yerine Yunan davulcu George Kollias’ın geçmesiyle oldu. Kollias da bu albümde görevini fazlasıyla yerine getirmiş ve insanda durup bir düşünme, hayatın anlamını sorgulama ihtiyacı yaratan bir performansa imza atmış. Bu adamlar böyle davulcuları nasıl buluyorlar cidden akıl sır ermiyor. Amerika’da steroid kullananlar yalnızca Amerikan futbolcuları değil galiba.

Albümden devam edelim. İlk olarak söylemeliyim ki “Annihilation Of The Wicked” (bir internet sitesinde gördüğüm tabirle, “Be ready to be AnNILEhilated!) kendisinden önceki “Black Seeds Of Vengeance” ve “In Their Darkened Shrines” kadar epik yapıda, destansı ve Eski Mısır atmosferli bir albüm değil. Yerel çalgılar ve intro’lar asgariye indirgenmiş ve yerine “Amongst The Catacombs Of Nephren-Ka”daki gibi daha direkt bir hava gelmiş. Müzisyenlerin becerileri ve teknik kabiliyetleri her zamanki gibi en üst seviyede, ve eğer müzikteki sertliği ve kompleksliği ayrıştırıp da bu enstruman kullanımını fark edebiliyorsanız, adamların gerçekten de çok sağlam işler yaptıklarını görebilirsiniz. Nile’ın dünya üzerindeki icrası en zor müziklerden birini yaptığı su götürmez bir gerçek. Hem zihinsel, hem de fiziksel anlamda. Dinlerken biz yoruluyoruz, onlar konserlerde çalarken acaba ne hale geliyorlar. Özellikle turneler sırasında davulcuların kilo kaybından ölmemeleri için nasıl bir diyet uyguladıklarını merak ediyorum.

Albüm “Dusk Falls Upon The Temple Of The Serpent On The Mountain Of Sunrise” adlı, yerel çalgılardan oluşan bir intro ile açılıyor ve ardından da her Nile albümünde olduğu gibi nefes kesen bir ses duvarı, eşi benzeri olmayan bir süratle suratınızda patlıyor. Grubu dinlerken adeta her yanından kan, ter, ve enerji fışkıran devasa bir hayvanın ağzından köpükler saçarak ortalığı kırıp döktüğü izlenimini ediniyorsunuz. Çünkü müzik de bu şekilde gelişiyor: dizginlenemez, yıkıcı ve korku dolu (ne ortam yaptım be hey maşşallah).
Intro’dan sonraki ilk şarkı “Cast Down The Heretic”in 2.40’ta başlayan solosundaki davulları duyunca, yeni elemanın da ne kadar hayvan ve bir o kadar da yaratıcı olduğunu hemen anlıyorsunuz. Adam davul setinin başında at koşturuyor sanki. Aslında her şarkıyı açıklamaya gerek duymuyorum. Eğer Nile’ın her şarkısında farklı bir duygu bulabilen şanslı kitleden biriyseniz, şarkıları kendi duygularınızla yorumlamanız daha iyi olacaktır.

Ama birkaç örnek vermek gerekirse, “The Burning Pits Of The Duat”ta death metalde gitar kullanımının parmaklara ziyan örneklerinden birini; “Chapter Of Obeisance Before Giving Breath To The Inert One In The Presence Of The Crescent Shaped Horns”un (copy-paste yaptım) 2.30-2.40 arasındaki, hayatınızda duyabileceğiniz en akıl almaz davul bölümlerinden birini (özellikle 2.37-2.38 arasında, yalnızca 1,5 saniye içinde 20 farklı yere vuruyor neredeyse); “Lashed To The Slave Stick”de bir death metal klasiğinin nasıl yaratılabileceğini; “Annihilation Of The Wicked”da ise Mısır çölleri üzerinden uçup firavunların zamanına, kuş başlı, köpek kafalı tanrıların diyarına gitmenin en ürpertici yollarını bulabilirsiniz (oh yeah..).

Bu şarkılar arasından “Lashed To The Slave Stick”e özellikle değinmek istiyorum. Bu şarkı yalnızca albümün mutlak favorilerinden biri değil, aynı zamanda benim de hayatımda duyduğum “en iyi” death metal şarkılarından biri. Her anıyla bir klasik. Bir “Hammered Smashed Face”, bir “Suicide Machine”, bir “God Of Emptiness”. Grup bu şarkıya klip çekmedi, o yüzden youtube’un tanıdık simalarından achokarlos’un güzel yorumunu koyuyorum buraya.

Tipik Nile’dan biraz farklı olan bu parça kesinlikle bir şaheser. Gerek davulun yarattığı “groovy” hava, gerek ana riff’in hayvanlığı, gerek nakaratın tüyler ürpertici etkisi, gerek de ana riff üzerine serpiştirilen vokaller tek kelimeyle “kusursuz”. 1.09-1.19 ve 3.34-4.18 arasındaki davul kullanımı o kadar güzel ki, sadece etkili zil kullanımıyla bile şarkıya nasıl bir dinamizm katılabileceğini göstermiş yeni davulcu Kollias. Yine bu bahsettiğim dakikalar içindeki “…lashed to the slave stick!” (laşd.. tuuu dı sleyv stik!) kısımları o kadar gaz ki, öylesine bir anda kendinizi o kısımları söylerken bulmanız gayet olası.

Sonuç olarak… sonuç olarak falan yok. Nile işte daha nesini tartışıyoruz.

İçimde kalmasın edit’i: Hani konserlerde çalınmasını istediğimiz parçaların adını haykırırız “Mestır of papıııts!”, “Yotuuuun!”, “Faking hostaaaayl!”, “Fak mi ciizııııııs!”, “Senin ağzını yerim beeeen!” falan gibi. İşte ben de bir Nile konserine gidip sessiz bi anda avazım çıktığı kadar “Çeptır of obeysıns bifor giving bret tu dı inört van in dı prezıns of dı kresınt şeypd hoooooorns!”diye bağırmak istiyorum. Yapıcam lan bunu.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.38/10, Toplam oy: 208)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2005
Şirket
Nuclear Blast
Şarkılar
01. Dusk Falls Upon The Temple Of The Serpent On The Mount Of Sunrise
02. Cast Down The Heretic
03. Sacrifice Unto Sebek
04. User-Maat-Re
05. The Burning Pits Of The Duat
06. Chapter Of Obeisance Before Giving Breath To The Inert One In The Presence Of The Crescent-Shaped Horns
07. Lashed To The Slave Stick
08. Spawn Of Uamenti
09. Annihilation Of The Wicked
10. Von Unaussprechlichen Kulten
11. SSS Haa Set Yoth
  Yorum alanı

“NILE – Annihilation of the Wicked” yazısına 40 yorum var

  1. like fire says:

    evimle kampüs arası yürüyerek 7 dk. eğer Lashed to The Slave Stick dinleyerek gidersem, şarkı bitene kadar okula varmış oluyorum:) Cast Down The Heretic’in solosu hayatımda duyduğum en iyi sololardan biri. yaratıcılık kokuyor bu albüm. Nile benim gözümde piyasadaki en iyi 10 gruptan biri. bu albümü de grubun zirvesi olarak görüyorum. umarım bunu da aşarlar.

  2. unberly says:

    yuh diyorum, yuh…insan değil bunlar, hayvan

  3. Batuhan Bekmen says:

    Üstteki iki yoruma da katılıyorum aynen.

    Bir de Kollias.

    Kaya Aslan

    @Batuhan Bekmen, Allahsız Kollias !

  4. Berker İ. says:

    Lashed to the slave stick hakkaten bir şaheser insanın kolu yorulur biraz çalarken adamlar eşek mübarek birde son olarak eklemek istediği sekrifays ontu sebek laaaaaaaaaaaan!!!

  5. ali ihsan balı says:

    User-Maat-Re kesinlikle nile’in yaptığı en iyi şarkı. bundan sonra daha ötesine ne kendileri çıkabilirler, ne de death metal yapan herhangi bir grup.

    ali ihsan balı

    @ali ihsan balı, çok pis gaza gelmek..

    burak canik

    @ali ihsan balı, ilk başlarda baya sağlam gaza geldiğini düşünüyordum ama yavaş yavaş hak vermeye başladım. bu şarkıda bi cenabetlik bi farklılık bi “şey” var ama çözemiyorum. şarkının durulduğu yerlerdeki zil oyunlarında çok pis gaza geliyorum çok güzel tınlıyor splashler. outro’sundada kafa kopartasım geliyo.
    amma velakin laşd tuu da sleyv stik diye bişey var. yada sekrifays ontu sebek var.
    bi de dünyanın en pislik şarkısı von unaussprechlichen kulten bence god of emptiness’ten bile daha pislik.

    ali ihsan balı

    @burak canik, bazen acaba çok mu gaza geliyorum diye düşünüyorum nile hakkında ama bu albümleri abaqrtı iyi. user maat re çok çok iyi. o şarkının durduğu yerlerdeki zil oyunlarının ben de hastasıyım. 2. ramses adına yazılmış bi şarkı galiba bu arada

  6. deathless says:

    tony loreano nun ayrılmasına üzülmüştüm baya,exeraction text teki o perfonmansı neydi öle yaa,videoyu her izlediğimde dumur oluyorum her an!

  7. masteroforion says:

    Bir Von Unaussprechlichen Kulten var ki bu albümde, Lovecraft’ı en iyi anlatan iki üç şarkıdan biridir

  8. ali ihsan balı says:

    bu adamalrın tipine baktıkça bu müziği nasıl yaptıklarına daha bi şaşıyorum valla. bi kel, bi obez, bi de kollias(ona takacak kulp bulamadım ama saçlar da açılmış bi yandan)

    heat

    @ali ihsan balı, asıl normal olan o bence. yani bu kadar teknik, zor müzik yapan adamların göbekli, hafif kel sıradan insanlar olmaları. yoksa cok yakışıklı, karizmatik bi adam kıçını pekde kasmadan “hem tikiyim hem rock çıyım beni beğenmeyeni sikeyim” diyip gidip papa roch tarzı bi grup kurar:) (istisnalar da vardır, olabilir)

    ali ihsan balı

    @heat, :) bunlar ortalamanın da baya bi altında yanlız..

  9. Ailironaka says:

    How do you do?
    I am 31 years old woman and I live in Venezuela, Santa Rosa. My interests it is a family and spiritual self-improvement. For a long time dreamed to make international friends

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ailironaka, are you sex?

    pacerized

    @Ahmet Saraçoğlu, ahah venezuela populeritesi.

    Burak Canik

    @Ahmet Saraçoğlu, ahah :D iyi yarıldım

    ali ihsan balı

    @Ahmet Saraçoğlu, http://sinekbook.com/tag/alba/

    Kaan

    @Ahmet Saraçoğlu, Nile kritiği okuyayım derken sabah sabah yarıldım yahuu:)))tam gömlekli göbekli Türk erkeği cevabı:))))

  10. Burak Canik says:

    ha bu arada 10.

  11. blackroseimmortal says:

    kafamı s…en albüm, ciddi ciddi kafam s…, 3 verdim…

    ali ihsan balı

    @blackroseimmortal, yapma abi allahaşkına..

    heat

    @blackroseimmortal, yav arkadaş en sinir olduğum şey bu. kafam sikildi demek istiyosan açık açık de, cnbc-e’nin bile yapmadığı şekilde küfrün ilk harfini yazmak da nedir ?

    küfretmek isteyip de cesaret edememek, üstüne o küfrü de ucubikleştirmek…

    Burak Canik

    @heat, şu albüme 3 verip gelip birde gerekçe açıklamaya çalışan insana söyleyeceğim son şey yazdığın küfürleri sansürleme demek olurdu heralde. Bir de anlamadığım şey herşeye puan vermek zorunda hissetmeleri insanların. Ben mesela Mayhem dinlemiyorum ve hoşuma gitmiyo bi kaç şarkı dinledim. Ama kafam sikildi dur şuna bi üç veriyim diye de geçirmedim hiç aklımdan. insanlar garip cidden. yada ben 184 ülkeye mehdi oldum saçmalıyorum.

    illuminati

    @blackroseimmortal, sus ulan sus kafamı bozma

  12. Chuck Reis says:

    morningrise daha çok kafa siken bir albüm

  13. Chuck Reis says:

    bu albüme laf edeni ra, sebek ve horus çarpar valla. haşa diyin…………

    burak canik

    @Chuck Reis, +1 birde sfenksler kovalar yakalayıncada oturup briç oynamazlar tahmin edin naparlar.

  14. illuminati says:

    işte müzik benim için budur.

  15. Exorsexist says:

    artık zerre nile dinlemez oldum. dinledikçe git gide güzelleşen değil de sıkan bir grup oldu benim için.

    burak canik

    @Exorsexist, aksine dinledikçe gözümde yücelen bir albüm/grup benim için. bu arada nile’ı tanımlamak için en iyi kelimeyi buldum. “epik”. bunu cast down the heretic’in solosunu dinlerken farkettim.
    ha bi de von unaussprechlichen kulten 2.22 – 2.40 = epic win

  16. blackroseimmortal says:

    beyler çok kızacaksınız ama bu adam o kadar da iyi çalmıyo ki;

    http://www.youtube.com/watch?v=xlfz6iUhKpY

    tamam hızlı falan da sesleri iyi çıkartamıyor…

    Berker İlhan

    @blackroseimmortal, sesleri iyi çıkaramıyor değil gitarların akordu B’de olunca böyle oluyor :)

    blackroseimmortal

    @Berker İlhan, o zaman adamın kafada bi yanlışık var, al 7 telli gitarı, ayarla en alt telini istediğin gibi, öyle çal, yani şurda 20 saniyeik bişey çalıcan, düzgün çal kardeşim, o kadar esnek telle temiz shredding arpejleri çalmak çok zor bişey ama bu performans gerçekten çok kötü… 3.5 yıl çalan arkadaş bile daha iyi çalmış aha buyur;

    http://www.youtube.com/watch?v=pbsb-MHbM00&feature=related

    Berker İlhan

    @blackroseimmortal, genelde sap ayarı yapıyorlar telleri klavyeden uzaklaştırmak için yoksa dediğin gibi B ya da A akordda çalınmaz bu tip şeyler :)

  17. Ext_Aggression says:

    Bu albumdeki sololar metabolizmamin tersten calismasina sebep oluyor.

  18. Ufuk Sönmez says:

    kesinlikle pasifagresifte bi “top 10″ kritik yapsak, o listeye girecek kadar güzel bi kritik olmuş. bu albümü daha yeni dinledim bu arada. ben de lashed to the slave stick’e bitmiştim, şarkının şimdiden bi klasik olduğunu görmek hoşuma gitti. user-maat-re’nin de sonundaki melodiye hasta oldum, gitardan nası öyle hayalet sesi gibi sesler çıkartıyo harbi merak ettim. achokarlos da ibanez rg’yle nile çalmış, ne taşşak bi adam bu ya. severiz kendisini. son olarak ahmet abi, sen “çeptır ov obeysıns” de onlar anlar. türk insanıyız neticede, pratik olmak lazım :D

  19. crowkiller says:

    Çeptır of obeysıns bifor!….neydi lan gerisi…. giving bret tu dı inört!……. van in dı prezıns of…. çal keke çaaal !!

  20. daf xf 105 says:

    lashed to the slave stick tarihin en iyi death metal şarkısıdır.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.