# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
PAIN OF SALVATION – Scarsick
| 31.03.2009

“Fuck you!”

“Dünyanın en iyi grubu, dünyanın en iyi albümü!”, “2007’nin tartışmasız en iyisi!” Ya da “Yüzyılın hayal kırıklığı!”, “Bir devin çöküşü!”

Böyle her dürtmede gaza gelen kritik yazarları vardır bilirsiniz. Her on albüm yorumlarından birinde mutlaka bir “en”lik söz konusudur. “Müzik tarihinin en iyi bilmem nesi!”, “Gelmiş geçmiş en harika müzik!” falan diye. Hele bir de daha birkaç kez dinledikleri bir albümün gazıyla böyle şeyler yazıyorlarsa, emin olun kısa süre sonra “ya aslında albüm o kadar da manyak değilmiş” ya da “aslında albüm düşündüğümden iyiymiş” gibisinden durumlar ortaya çıkar.

Bahsedilen grup Pain of Salvation gibi bir grupsa, av sezonu açılmış demektir ve bu türden yorum yapan kişiler ilk andan sazanlık mertebesine yükselirler.

Millete bu kadar laf soktuktan sonra, “Scarsick”i ikinci dinleyişimin ardından yaptığım bilgelik dolu yorumu buraya yazayım: “Pain of Salvation için sıradanı bırakın, genele bakıldığında bile vasat bir albüm.”

Evet ben dedim bunu. Ve şu an albümü en az yüz kez dinlemiş biri olarak açıklıyorum: Ben de bir sazanım. Ama, ama aslında hepimizin içinde gaza gelmeyi bekleyen bir sazan yok mu? Var tabii olmaz mı diyor, albüme geçiyoruz.

Girişi bu kadar uzatmamın sebebi, aslında komiklik yapayım, kritiğe bir tat katayım değil. Sözü edilen grup Pain of Salvation olunca, insan diğer herhangi bir grupta uyguladığı hızlı karar verme ve kesin hükümlere varma yanılgısına düşmemesi gerektiğini bazen işte böyle unutabiliyor.

“Scarsick”, her albümü birbirinden farklı olan grubun bugüne dek yaptığı en farklı, en “deneysel” (yapılmak isteneni anlayamayan kritik yazarı sıfatı… “gayet deneysel bir albüm olmuş”.. ya evet.) ve belki de en Pain of Salvation olmayan albüm. “Scarsick”i dikkatli dinlediğinizde ilk fark ettiğiniz şey, müzikteki minimalizm, gösterişten kasıtlı olarak kaçma çabası, müzikten çok sözlere yüklenme ve konsepti sadece sözlere dayandırma arzusu. Grup bunu “Be”de de yapmıştı aslında. O albümde de müzik bir önemliyse, sözler üç önemliydi ve tüm “Be” konseptini sözler yaratıyordu. “Scarsick” müzikal açıdan grubun en eğlenceli, en kolay hazmedilen, en fon müziği olabilitesi yüksek ve en az nota basılan albümü. Bir, en fazla iki gitar solosu dışında, albümde sıradan bir müzisyenin çalamayacağı neredeyse hiç bölüm yok. Davulda da, klavyede de, bas gitarda da bu geçerli. Sakin sakin, hiç acıtmadan.
Ama vokaller konusu ayrı elbet; onlar, her ne kadar bu albümde önceki albümler kadar gövde gösterisi yapmasalar da, her zaman olduğu gibi görülmemiş işler yapan, bir Pain of Salvation şarkısını asla bire bir cover’lanamayacak hale getiren cinsten. Daniel Gildenlöw gerçekten de eşi benzeri olmayan bir vokalist.

Sözlerde ise müzikten çok daha sert bir hava görüyoruz. Genel anlamda, başta Amerika olmak üzere emperyalist dünya düzenine ve insanın kendi elinden çıkma bu yıkıcı sisteme karşıt olarak özetleyebileceğimiz sözel konsept, grubun Amerikalı sevenlerini kızdıracak düzeyde sert ve direkt bölümler barındırıyor. Gerizekalı gözlemci şapkamı takıp “evet bakın grup Amerika’ya ve emperyalizme ne güzel giydirmiş, lafı gediğine koymuş, sanırım Amerika buna cevap veremeyecek..” gibisinden saçmalamalara girmeyeceğim elbet. Ama görünen o ki Daniel, The Flower Kings’le Amerika’yı turlamaları öncesinde, havaalanına inen tüm ziyaretçilerden parmak izi alınması uygulamasına epey kızmış (Daniel bu uygulamanın insanın kişilik haklarına aykırı olduğunu savunmuş ve bu sebeple Amerika’ya gitmemişti). Her şeyi başlatan kıvılcım o muydu bilmem, ama zaten akademik düzeyde makaleler yazan, dünya sorunlarına dair pek çok konuda tezler hazırlayan bu entelektüel müzisyenin, günümüz dünyasını oyun parkı gibi kullanan Amerika’ya ve benzer düşüncedekilere söyleyecek bir çift lafının olması da gayet normal.

Albümün müzikal eleştirisine bakarsak, konsept gereği girişilen bazı denemelere rastlıyoruz. Büyük oranda ironi barındıran ve çoğu yerde sarkastik bir yaklaşım benimseyen şarkılarda Amerika eleştirisinin yine “düşmanın” anlayacağı dilden yapıldığına tanık oluyoruz. Spitfall’da “yo!”lar ve “bro!”lar eşliğinde hip hop’vari vokallere, Disco Queen’de seksenlerin disko müziğine, Bee Gees’e kadar uzanıyoruz. Cribcaged’de MTV gençliği ve medyadaki yozlaşmadan dem vuruyor, hatta bunu da Amerika’nın en kırılgan değerlerine dahi en sertinden bir “fuck you” çekip yapıyoruz. “Fuck you! Fuck you right down to the core!” Sanırım bu şarkıda Daniel, Spike Lee’nin ünlü filmi “25th Hour’da Edward Norton’un ayna karşısındaki o unutulmaz tiradından etkilenmiş. Norton da Daniel gibi önüne gelene saydırır o sahnede (“Fuck you.. Fuck you and this whole city and everyone in it. Fuck the panhandlers grubbing for money, smiling at me behind my back. Fuck the squeegee men dirtying up the clean windshield of my car. Get a fucking job! Terrorists in fucking training. Slow the fuck down !” Daha satırlarca sürer bu monolog).

America’da tipik bir Amerikan rock şarkısı eşliğinde ve Kim Wilde’ın ünlü parçası “Kids In America”nın nakarat melodisiyle (çoğunuz o şarkıyı Lagwagon veya Bloodhoundgang yorumları ile hatırlayabilirler.. We’re the kids in America, we’re the kids in America, everybody live for the music-go-round!), bize albümdeki en alaycı kısımlardan birini yaşatırken, Mrs. Modern Mother Mary ile tanrıyı buluyor, Kingdom of Loss’ta emperyalizm makinesinin vurdumduymazlığından yakınıyoruz; her ne kadar bir sonuç elde edilemeyeceğini bilsek de. Bu şarkılardan özellikle Cribcaged ve Kingdom of Loss, ihtişamlı bir hüzün eşliğinde, gerçekten de çok yoğun duygular yaşatan parçalar.

Sonuç olarak, başta bana ve benim gibi pek çok kişiye “neden acele ettim?” dedirten ve dediği her şeyi bir bir yutturan bir albümle karşı karşıya olduğumu görüyorum. Bazı yorumlarda rastladığım “Pain of Salvation ne yapsa iyidir, beğenmiyorsanız sorun sizdedir, mesajı alamamışsınızdır” yorumu ne kadar rasyonel bilmem. Ama bildiğim bir şey var ki o da Daniel Gildenlöw’ün katıksız bir dahi olduğu ve özgün olmayan, içi boş ve “öylesine” denebilecek hiçbir şey yapmayacağı. Bu konuda en ufak bir şüphe duymuyorum. O yapmışsa bir bildiği vardır.

Albüme maalesef bir not vermem gerekiyor. “Scarsick”i elbette herhangi bir albüm gibi değil, bir Pain of Salvation albümü olarak değerlendireceğim. Bu yüzden de grubun önceki çalışmalarıyla kıyaslayarak bir puanlama yapacağım. Verdiğim not biraz düşük gelebilir, ama dediğim gibi gözümde Pain of Salvation şu an müzik yapmakta olan yüz binlerce grubu düşündüğümde neredeyse “notlar üstü” bir konuma sahip. Bu nedenle de verdiğim puanı sadece diğer Pain of Salvation albümlerini bilenler dikkate alsın, grubu bilmeyen ya da bilip de sevmeyenler, kendileri bilir elbet.

Progresif metal adlı, çok şey ifade edermiş gibi görünüp de içeriğini asla yansıtmayan içi boş bir isme sahip olan bu türde, en iyi, en farklı olacağım diye işe girişip, en kazma, en bayık olmak bu kadar kolay ve olağanken, Pain of Salvation gibi tümüyle özgün ve dahiyane işler yapmak, tereddütsüz olarak saygıyı hak ediyor. Bir türün adeta gidişatını ve çehresini değiştiren Pain of Salvation’ı, beni ve benim gibi on binlerce insanı her seferinde şaşırtmayı başardıkları için kutluyorum. Ayrıca albümü iki, üç kez dinleyip de “olmamış bu albüm” diyen beni de bir güzel minibüse bindirdikleri için de ayrıca tebrik ediyorum.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.14/10, Toplam oy: 77)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2007
Şirket
InsideOut
Şarkılar
01. Scarsick
02. Spitfall
03. Cribcaged
04. America
05. Disco Queen
06. Kingdom Of Loss
07. Mrs Modern Mother Mary
08. Idiocracy
09. Flame To The Moth
10. Enter Rain
  Yorum alanı

“PAIN OF SALVATION – Scarsick” yazısına 3 yorum var

  1. Burak Gür says:

    Pain of Salvation’ın bu albümde gitmiş olduğu bir tarz ve/veya sound değişikliği olduğu kesin. Zaten müzik tarihinde tanık olduğumuz benzer değişimler her zaman tartışma yaratmıştır. Doğru, ben de ilk dinlediğimde hayal kırıklığına uğramıştım, önyargıyla hemencecik “olmamış”ı yapıştırmıştım. Gelgelelim Scarsick’in derinliğine erişmek için bir iki kere dinlemek yetmiyor.

    Yazıyı okurken düşündüm, acaba ben farklı olarak ne yazardım diye, bir şey bulamadım. Tek fark büyük ihtimalle albümü Pain of Salvation’ın diğer albümlerine kıyaslayarak notlandırmamam olurdu. Daha önce en az Scarsick kadar çok sevdiğim albümler de oldu fakat hiç birine 10/10 verme cesaretini kendimde bulamamıştım. Ama söz konusu Scarsick olunca hiç çekinmeden diyebilirim ki, Scarsick gerçekten muhteşem bir albüm. Sana notum 10 kanka. Oh ye men.

  2. unberly says:

    kesinlikle mükemmel bir albüm. siterim edebiyatını, progresifliğini albümü olmuş…10.

  3. hen says:

    Black Sheep of the Family. 10.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.