Vurdulu kırdılı İsviçre thrash/death metali.
Adını H.P. Lovecraft’ın “At the Mountains of Madness” hikâyesinden alan yeni TOTAL ANNIHILATION albümünden bahsedeceğiz bugün.
HELLHAMMER’ı, CELTIC FROST’u ve ülkeden çıkan bir dolu ekstrem grubu bilmesek İsviçreli olup da nasıl bu kadar sinirli olabiliyorlar diye sorabilirdik. Ama neyse ki öfkeli ve şiddet bağımlısı müzik yapmanın yaşanılan yerle ve bulunulan ülkenin yaşam koşullarıyla hiçbir alakası olmadığını çok şükür gayet iyi biliyoruz.
Grubun bir önceki albümü “…on Chains of Doom”un incelemesinde TOTAL ANNIHILATION’ın “thrash metalin death metale hallenen hoyrat tarafını sevenler için” olduğunu söylemiş, ancak death metal sosu bol konmuş thrash metal yapan onca kaliteli grup arasında TOTAL ANNIHILATION’ın yaratıcı ve akılda kalıcı beste yapma konusunda geride kaldığını vurgulayarak albüme ortalamanın azıcık üstünde bir not vermiştim.
Daha önce başka birtakım incelemelerde de bahsettiğim üzere sert müzik yapmanın enteresan bir dengesi olduğunu düşünüyorum. Bir taraftan şiddeti dibine kadar körüklemek elbette ki pek çokları için yeterli olsa da uzun vadede bu tarz grupların çıkardığı albümlerin kısa ömürlü olma riski taşıdığına inanıyorum. TOTAL ANNIHILATION’ın önceki çalışması bence bu tarz bir albümdü ve performanslardan tutun da kapağına kadar her anlamda çarpıcı olsa bile bence bir miktar parlak fikir eksikliği hissediliyordu.

TOTAL ANNIHILATION “Mountains of Madness”ta da benzer bir yaklaşım benimsemiş olsa da bu kez şarkıların detaylarına inildiğinde daha ince çalışılmış besteler ile karşımıza çıktıklarını düşünüyorum. Grubun müzikal mizacı SODOM, LEGIONS OF THE DAMNED, DESTRUCTION, erken dönem SLAYER’a kayan paçozluklardan oluşuyor ve bu albümde de yine kulaklara hoş gelecek, akılda kalıcı bir şeyler yazma konusunda herhangi bir çaba sarf etmiyorlar. Diğer yandan bu kez grubun çok daha oturaklı, ayakları yere basan bir beste süreci geçirdiğini düşünüyorum. Şarkılar önceki albümdekilere göre daha fazla karakter barındırıyorlar ve sadece yırtıcı thrash/metal şarkısı olmakla yetinmeyen şeyler gösteriyorlar. Örneğin “Nyctophobia”ya baktığımızda TOTAL ANNIHILATION’ın POWER TRIP’in “Nightmare Logic”te yaptığı türde groove’lar kovaladığını görüyoruz. Bu tarz dolu dizgin yardıran tekme tokat grupların tempoyu düşürüp kafa sallatmalı groovy işleri genelde iyi sonuçlar veriyor. Benzer şekilde “Invisible Conflagration”ın başında gördüğümüz ağır ağır giren ve giderek epikleşen BOLT THROWER ilhamlı olay da albümde göze çarpan diğer tatlar arasında.
“Age of Mental Illness”ın 1. dakikasından itibaren de direkt “Spiritual Healing” dönemi DEATH’i evimizin konforunda bize sunan bir TOTAL ANNIHILATION görüyoruz. Yine de TOTAL ANNIHILATION akılda kalıcı şeyler yazma ve parlak fikirler sunma konusunda bence sınırlı bir grup olduğunu bir kez daha gösteriyor. En basitinden “Beneath the Cross”un 1.53’te giren şekilli, oyunlu kısmı bana kalırsa farklı şekillerde çok daha akılda kalıcı biçimde süslenebilir, çok daha vurucu bir şarkı ortaya çıkmasını sağlayabilirdi. TOTAL ANNIHILATION yetenekli bir grup ancak elindeki değerleri parlatmak için gereken o bir tutam sihir noktasında eksiklik çekiyor.
Bunlar olabilir, her grup bu özel dokunuşlara sahip olmayabilir, ama mesela klip de çektikleri açılış şarkısı “The Art of Torture”a bakıyorum ve 2.02’de uzun zamandır duyduğum en anlamsız lead gitar kullanımlarından birini, 2.42’de ise hayatımda duyduğum en kötü sololardan birini duyuyorum. Bu gibi şeyler beni dinlediğim müziğin içine girmekten alıkoyuyor. Yani şu 2.42’deki soloyu, “şarkının burasında da bir solo olacak, gerçeğini sonra yazarım” demek amacıyla, sırf şarkının trafiği anlaşılsın diye bile kaydetmezsin. Dinledikçe asabım bozuluyor gerçekten, dünyanın en kötü sololarından biri olduğuna eminim. Hiçbir bağı olmayan anlamsız nota tercihleri, arada Kirk Hammet’ın çocukluğuna giden blues gamından rastgele şeyler… Daha önce işi kişiselleştirip bir soloya küfretmişliğim var mı hatırlamıyorum, ama bu solo cidden küfrü hak ediyor.

Tüm bunların ışığında TOTAL ANNIHILATION benim nazarımda bu albümü için de bir önceki albümüne verdiğim notun bir tık üstünü alıyor. Şiddet dozu, yırtıcılık, agresiflik, adrenalin hepsi tamam, ancak bir dinlersin, belki iki dinlersin, ama bu kadar üst düzey grubun rekabetinin olduğu bir ortamda daha kaç kez dinlemek istersin pek emin değilim.
Grubun logosu güzel bak, ona bir sözüm yok. Dana gibi logo. Bir kere görünce unutmazsın. Keşke müzikleri de bu logo kadar akılda kalıcı olabilse…
Albüm bilgileri
- Daniel Altwegg: Vokal
- JxNothing: Ritim gitar
- Nicolas Stelz: Lead gitar
- Denge: Bas
- Michael Lautenschläger: Davul
- The Art of Torture
- Mountains of Madness
- Illusion
- Chokehold
- Choose the Day
- Age of Mental Suicide
- Nyctophobia
- Beneath the Cross
- Invisible Conflagration
- Lost Forever
- Hate Remains

Bir yanıt yazın