Koyun hayatı boyunca kurttan korkarak yaşar, ama sonunda onu yiyecek olan çobandır.
Black metal tarihinin yazılışına gerçek zamanlı olarak tanıklık ettiğimizin çok da farkında olmadan dinlediğimiz bir diğer MAYHEM albümünün incelemesinden herkese sevgiler, saygılar.
MAYHEM’i MAYHEM yapan şeyler black metalin diğer büyük gruplarının karakterlerini oluşturmasını sağlayan şeylere göre daha bulanıktır. Misal IMMORTAL’ı, EMPEROR’ı duyduğumuz anda çalanın ne olduğunu anlarız. IMMORTAL’ın rif yazımı, gitar kullanımı daima sabittir ve IMMORTAL diye bağırır. EMPEROR da her şeyiyle kendini belli eder, saniyesinde diğer herkesten ayrışır. Üstelik başka herhangi bir grup bu büyük isimlerin efsane olmasını sağlayan şeyleri kullandığında da aklımız direkt olarak o isimlere gider. Şarkınıza kattığınız 3-5 saniyelik bir motifle anında IMMORTAL veya EMPEROR’a saygı duruşunda bulunduğunuzu belli edebilirsiniz.
Dolayısıyla IMMORTAL’ın her şarkısı IMMORTAL gibidir, EMPEROR’ın her şarkısı EMPEROR gibidir.
MAYHEM’de bu durum yoktur. “De Mysteriis Dom Sathanas”ın hemen ardından sanki diskografideki albümlerin yerleri karışmışçasına, neredeyse başka bir grupmuşçasına “Grand Decleration of War”u yayınlayan ve black metal algısının dışına çıkan grup, 2011 ve 2012’de gruba katılan scout transferleriyle birlikte önce hem olumlu hem olumsuz yorumlar alan “Esoteric Warfare”i, ardından da black metal kitlesini daha az uğraştıran, onlara istediklerini veren “Daemon”ı çıkarmıştı. Bu yönden bakıldığında, her ne kadar daha fazla insanın beğenisini kazanmış olsa da “Daemon”, “Esoteric Warfare” kadar cesur bir girişim değildi.
Bu cesaret önemli mi diye sorulacak olursa, dinleyici için cevabı tartışmalı da olsa “De Mysteriis Dom Sathanas”ın ardından “Grand Decleration of War”u çıkaran, yani deneyselliğe, cesarete, maceraperestliğe epey önem veren bir gruptan söz ediyoruz. O yüzden dinleyici için önemli olmasa da MAYHEM için önemli olduğu kesin.

Garm’ın clean vokalleriyle başlayan ve bize 49 dakikalık bir kaos sunan “Liturgy of Death” grubun “Daemon”daki daha yaklaşımını sürdüren bir iş. Elbette ki köklerini “De Mysteriis Dom Sathanas”tan alan olaylarla, MAYHEM’i MAYHEM yapan şeylerle dolu, ancak bir yandan da muadili çok fazla olan karakterde bir iş. Attila’nın vokalini çeksek ve grup adını değiştirsek çok fazla da kimsenin “bu %100 MAYHEM ve kulağa sadece MAYHEM gibi geliyor” diyeceğini sanmıyorum. Çünkü MAYHEM çok genel kapsamlı, aşırı karakteristik olmayan bir black metal yapıyor. Diğer yandan aynı deneyi yeni bir IMMORTAL albümü için yapsak, ne dinlediğini bilen neredeyse herkesin “bu %100 IMMORTAL ve kulağa sadece IMMORTAL gibi geliyor, kandırmak için başka grup adı yazmışlar” diyeceğinden eminim.
Tema olarak insan varlığının ölümlülüğüne ve kırılganlığına odaklanan “Liturgy of Death”in sözlerini Csihar yazmış. Önceki albümlerde diğer grup elemanlarını da sözlere katkıda bulunmaları konusunda teşvik eden Csihar, bu kez konsepti ve sözlerin sorumluluğunu tek başına üstlenmiş. Sözlere baktığımızda life, born, death, die ve dead kelimelerinin sözlerde toplam 74 kez geçtiğini görüyoruz. Kısacası albümün olayı tamamıyla var olmak ve bu var oluşun sonlanması. Attila yakın zamanda verdiği bir röportajda bu konudan bahsederken doğmanın, hayatta olmanın ve ölmenin bazı belirsizliklerini vurguluyor ve şöyle diyor: “Benim 29 Mart 1971’den bu yana yaşadığımı söyleyebilirsiniz. Ama bu doğru değil. Ben o tarihin bir süre öncesinde de canlıydım. Sadece dünyaya getirilmemiştim, ama bir rahmin içinde var olmuş hâldeydim.”
MAYHEM “Daemon”da “De Mysteriis Dom Sathanas” ile “Chimera” arasında gidip gelen bir yaklaşım benimsemişti. Hem kökler vardı hem de nispeten daha güncel sapkınlıklar öne çıkıyordu. O albüm kendi içinde zaten iyiydi, ancak black metalin önemli isimlerinden bazılarının farklı yollara saptığı, DARKTHRONE’un bambaşka bir kafaya girdiği, EMPEROR’ın zaten olmadığı, SATYRICON’un kafasına göre takıldığı bir dönemde MAYHEM gibi türün en sansasyonel grubunun black metalin köklerini yansıtan bir iş sunması epey takdir görmüştü. Bu nedenle grubun “Liturgy of Death”te de bu yoldan çok sapmadan ilerlediği kanısındayım. Örneğin “Propitious Death”te minik “Grand Decleration of War” kokularını alabiliyoruz. “Weep for Nothing”in 5.34‘ünde “Ordo ad Chao”daki “Deconsecrate”in 1.38’de giren vaaz veren vokallerin çok benzerleriyle karşılaşıyoruz.

Bireysel performanslara baktığımda Csihar’ın belirgin şekilde öne çıktığını ve zengin bir vokal çeşitliliği sunmaya bu albümde de devam ettiğini görüyoruz. “De Mysteriis Dom Sathanas”taki fısıltılardan vaazlara, aralara giren ve olayı neredeyse bir black metal operasına çeviren clean vokalleri, gırtlak söken haykırışlarıyla son derece tutkulu bir performansı var. Kendisi tıpkı “Daemon”ı açan “The Dying False King”de olduğu gibi, “Liturgy of Death”in açılış şarkısı “Emphemeral Eternity”nin içine de anadili Macarcadan bazı sözler koymadan edememiş.
Gitaristlere gelirsek albümün 2/3’ünü Teloch’un, 1/3’ünü Ghul’un yazdığını görüyoruz. “Liturgy of Death”in kaotik havasını pekiştirmek için ellerinden geleni yapmışlar. Elbette ki black metal klişelerinin pek çoğunu albüm boyunca duyuyoruz, ancak bu klişelerin bir kısmından zaten MAYHEM’in kendisi sorumlu olduğundan ve black metal dediğimiz kavramın büyükçe bir kısmından zaten MAYHEM sorumlu olduğundan ağzımızı açıp da bir şey diyemiyoruz.
Necrobutcher’ın da kendini belli ettiği ve gitar saldırısı ile davulun arkasını doldurduğu albümle, 3,5 yıl sonra 60 yaşına basacak olan Hellhammer’a da ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. 57 yaşına basmaya yaklaşmışken hâlâ böyle çalabiliyor olması gerçekten muazzam. Tam bir black metal emekçisi. O yaştaki insanlarda yavaştan kemik erimesi falan baş gösterirken Hellhammer aralıksız 3-4 dakika blast atabilecek formda.

Metalin pek çok alt türü var. Bu alt türlerin en önemli, en başta gelen gruplarını düşündüğümde pek çoğunun ya yerinde saydığını ya da eski günlerini arattığını düşünüyorum. Thrash metalin en önemli grubu, progresif metalin en önemli grubu, power metalin, death metalin, gotik metalin, folk metalin en önemli grupları… Tarihsel açıdan black metalin en önemli grubunu düşündüğümde bu isim benim için MAYHEM. MAYHEM metalin diğer alt türlerindeki en önemli, en büyük, en babacan grupları düşündüğümde hâlâ kendini aşmak için uğraşan, mirasını daha da zenginleştirmeye çalışan başlıca isimlerden biri. Bunu kurulduktan 35 sene sonra çıkardıkları “Daemon”da da gösteriyorlardı, 42 yıl sonra çıkardıkları “Liturgy of Death”te de gösteriyorlar.

Buna saygı duymak lazım.
Albüm bilgileri
- Attila Csihar: Vokal, sözler
- Teloch: Gitar, besteler (1, 3, 5, 6, 8)
- Ghul: Gitar, besteler (2, 4, 7)
- Necrobutcher: Bas
- Hellhammer: Davul
- Konuk:
- Necromorbus: İlave perküsyon
- Garm: Geri vokal (1)
- Ephemeral Eternity
- Despair
- Weep for Nothing
- Aeon's End
- Funeral of Existence
- Realm of Endless Misery
- Propitious Death
- The Sentence of Absolution

Bir yanıt yazın