#ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ

MAYHEM – Liturgy of Death

Ahmet Saraçoğlu | 14.02.2026

Koyun hayatı boyunca kurttan korkarak yaşar, ama sonunda onu yiyecek olan çobandır.

Black metal tarihinin yazılışına gerçek zamanlı olarak tanıklık ettiğimizin çok da farkında olmadan dinlediğimiz bir diğer MAYHEM albümünün incelemesinden herkese sevgiler, saygılar.

MAYHEM’i MAYHEM yapan şeyler black metalin diğer büyük gruplarının karakterlerini oluşturmasını sağlayan şeylere göre daha bulanıktır. Misal IMMORTAL’ı, EMPEROR’ı duyduğumuz anda çalanın ne olduğunu anlarız. IMMORTAL’ın rif yazımı, gitar kullanımı daima sabittir ve IMMORTAL diye bağırır. EMPEROR da her şeyiyle kendini belli eder, saniyesinde diğer herkesten ayrışır. Üstelik başka herhangi bir grup bu büyük isimlerin efsane olmasını sağlayan şeyleri kullandığında da aklımız direkt olarak o isimlere gider. Şarkınıza kattığınız 3-5 saniyelik bir motifle anında IMMORTAL veya EMPEROR’a saygı duruşunda bulunduğunuzu belli edebilirsiniz.

Dolayısıyla IMMORTAL’ın her şarkısı IMMORTAL gibidir, EMPEROR’ın her şarkısı EMPEROR gibidir.

MAYHEM’de bu durum yoktur. “De Mysteriis Dom Sathanas”ın hemen ardından sanki diskografideki albümlerin yerleri karışmışçasına, neredeyse başka bir grupmuşçasına “Grand Decleration of War”u yayınlayan ve black metal algısının dışına çıkan grup, 2011 ve 2012’de gruba katılan scout transferleriyle birlikte önce hem olumlu hem olumsuz yorumlar alan “Esoteric Warfare”i, ardından da black metal kitlesini daha az uğraştıran, onlara istediklerini veren “Daemon”ı çıkarmıştı. Bu yönden bakıldığında, her ne kadar daha fazla insanın beğenisini kazanmış olsa da “Daemon”, “Esoteric Warfare” kadar cesur bir girişim değildi.

Bu cesaret önemli mi diye sorulacak olursa, dinleyici için cevabı tartışmalı da olsa “De Mysteriis Dom Sathanas”ın ardından “Grand Decleration of War”u çıkaran, yani deneyselliğe, cesarete, maceraperestliğe epey önem veren bir gruptan söz ediyoruz. O yüzden dinleyici için önemli olmasa da MAYHEM için önemli olduğu kesin.

Garm’ın clean vokalleriyle başlayan ve bize 49 dakikalık bir kaos sunan “Liturgy of Death” grubun “Daemon”daki daha yaklaşımını sürdüren bir iş. Elbette ki köklerini “De Mysteriis Dom Sathanas”tan alan olaylarla, MAYHEM’i MAYHEM yapan şeylerle dolu, ancak bir yandan da muadili çok fazla olan karakterde bir iş. Attila’nın vokalini çeksek ve grup adını değiştirsek çok fazla da kimsenin “bu %100 MAYHEM ve kulağa sadece MAYHEM gibi geliyor” diyeceğini sanmıyorum. Çünkü MAYHEM çok genel kapsamlı, aşırı karakteristik olmayan bir black metal yapıyor. Diğer yandan aynı deneyi yeni bir IMMORTAL albümü için yapsak, ne dinlediğini bilen neredeyse herkesin “bu %100 IMMORTAL ve kulağa sadece IMMORTAL gibi geliyor, kandırmak için başka grup adı yazmışlar” diyeceğinden eminim.

Tema olarak insan varlığının ölümlülüğüne ve kırılganlığına odaklanan “Liturgy of Death”in sözlerini Csihar yazmış. Önceki albümlerde diğer grup elemanlarını da sözlere katkıda bulunmaları konusunda teşvik eden Csihar, bu kez konsepti ve sözlerin sorumluluğunu tek başına üstlenmiş. Sözlere baktığımızda life, born, death, die ve dead kelimelerinin sözlerde toplam 74 kez geçtiğini görüyoruz. Kısacası albümün olayı tamamıyla var olmak ve bu var oluşun sonlanması. Attila yakın zamanda verdiği bir röportajda bu konudan bahsederken doğmanın, hayatta olmanın ve ölmenin bazı belirsizliklerini vurguluyor ve şöyle diyor: “Benim 29 Mart 1971’den bu yana yaşadığımı söyleyebilirsiniz. Ama bu doğru değil. Ben o tarihin bir süre öncesinde de canlıydım. Sadece dünyaya getirilmemiştim, ama bir rahmin içinde var olmuş hâldeydim.”

MAYHEM “Daemon”da “De Mysteriis Dom Sathanas” ile “Chimera” arasında gidip gelen bir yaklaşım benimsemişti. Hem kökler vardı hem de nispeten daha güncel sapkınlıklar öne çıkıyordu. O albüm kendi içinde zaten iyiydi, ancak black metalin önemli isimlerinden bazılarının farklı yollara saptığı, DARKTHRONE’un bambaşka bir kafaya girdiği, EMPEROR’ın zaten olmadığı, SATYRICON’un kafasına göre takıldığı bir dönemde MAYHEM gibi türün en sansasyonel grubunun black metalin köklerini yansıtan bir iş sunması epey takdir görmüştü. Bu nedenle grubun “Liturgy of Death”te de bu yoldan çok sapmadan ilerlediği kanısındayım. Örneğin “Propitious Death”te minik “Grand Decleration of War” kokularını alabiliyoruz. “Weep for Nothing”in 5.34‘ünde “Ordo ad Chao”daki “Deconsecrate”in 1.38’de giren vaaz veren vokallerin çok benzerleriyle karşılaşıyoruz.

Bireysel performanslara baktığımda Csihar’ın belirgin şekilde öne çıktığını ve zengin bir vokal çeşitliliği sunmaya bu albümde de devam ettiğini görüyoruz. “De Mysteriis Dom Sathanas”taki fısıltılardan vaazlara, aralara giren ve olayı neredeyse bir black metal operasına çeviren clean vokalleri, gırtlak söken haykırışlarıyla son derece tutkulu bir performansı var. Kendisi tıpkı “Daemon”ı açan “The Dying False King”de olduğu gibi, “Liturgy of Death”in açılış şarkısı “Emphemeral Eternity”nin içine de anadili Macarcadan bazı sözler koymadan edememiş.

Gitaristlere gelirsek albümün 2/3’ünü Teloch’un, 1/3’ünü Ghul’un yazdığını görüyoruz. “Liturgy of Death”in kaotik havasını pekiştirmek için ellerinden geleni yapmışlar. Elbette ki black metal klişelerinin pek çoğunu albüm boyunca duyuyoruz, ancak bu klişelerin bir kısmından zaten MAYHEM’in kendisi sorumlu olduğundan ve black metal dediğimiz kavramın büyükçe bir kısmından zaten MAYHEM sorumlu olduğundan ağzımızı açıp da bir şey diyemiyoruz.

Necrobutcher’ın da kendini belli ettiği ve gitar saldırısı ile davulun arkasını doldurduğu albümle, 3,5 yıl sonra 60 yaşına basacak olan Hellhammer’a da ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. 57 yaşına basmaya yaklaşmışken hâlâ böyle çalabiliyor olması gerçekten muazzam. Tam bir black metal emekçisi. O yaştaki insanlarda yavaştan kemik erimesi falan baş gösterirken Hellhammer aralıksız 3-4 dakika blast atabilecek formda.

Metalin pek çok alt türü var. Bu alt türlerin en önemli, en başta gelen gruplarını düşündüğümde pek çoğunun ya yerinde saydığını ya da eski günlerini arattığını düşünüyorum. Thrash metalin en önemli grubu, progresif metalin en önemli grubu, power metalin, death metalin, gotik metalin, folk metalin en önemli grupları… Tarihsel açıdan black metalin en önemli grubunu düşündüğümde bu isim benim için MAYHEM. MAYHEM metalin diğer alt türlerindeki en önemli, en büyük, en babacan grupları düşündüğümde hâlâ kendini aşmak için uğraşan, mirasını daha da zenginleştirmeye çalışan başlıca isimlerden biri. Bunu kurulduktan 35 sene sonra çıkardıkları “Daemon”da da gösteriyorlardı, 42 yıl sonra çıkardıkları “Liturgy of Death”te de gösteriyorlar.

Buna saygı duymak lazım.

8/10
Albümün okur notu: (9,01/10, Toplam oy: 71)

Albüm bilgileri

MAYHEM – Liturgy of Death
Çıkış tarihi
2026
Şirket
Century Media Records
Kadro
  • Attila Csihar: Vokal, sözler
  • Teloch: Gitar, besteler (1, 3, 5, 6, 8)
  • Ghul: Gitar, besteler (2, 4, 7)
  • Necrobutcher: Bas
  • Hellhammer: Davul
  • Konuk:
  • Necromorbus: İlave perküsyon
  • Garm: Geri vokal (1)
Şarkılar
  1. Ephemeral Eternity
  2. Despair
  3. Weep for Nothing
  4. Aeon's End
  5. Funeral of Existence
  6. Realm of Endless Misery
  7. Propitious Death
  8. The Sentence of Absolution

Yorumlar

“MAYHEM – Liturgy of Death” için 21 yorum var

  1. Scream Bloody Gore avatarı
    Scream Bloody Gore

    Boş adamlar olmadılar hiç bir zaman, yine taktir ettim.

    Notum 9 ama birileri gelir 1 puan basar nasıl olsa diye 10 puan yapıştırdım.

    Bu arada çarmıha gerilmiş kurbağa, şeytan ile pact yapmak için uygulanan eski bir ritüel… kapağa koyduklarını şimdi fark ettim. Ne iş olduğunu merak eden Andrew Chumbley’in sınırlı sayıda basıldığı için baskısı artık olmayan ama internette pdf formatında bulunabilen kitabına göz atabilir.

  2. Godless Killing Machine avatarı
    Godless Killing Machine

    mayhem’in bu saatten sonra bu kadar net bir şekilde sikmiş diyebileceğimiz bir albüm çıkarmasını hiç beklemezdim.

  3. Kıvo avatarı
    Kıvo

    Ben bu albümden razıyım ya, buz gibi Mayhem işte keyfini çıkarın.

  4. Ahmet Saraçoğlu avatarı

    Sokakta yürürken bir duvarda incelemenin sonundaki fotoğraftaki gibi bir şey görsem o kadar yavşakça sırıtıp hemen önünde fotoğraf çekilirim ki anlatamam.

    “Ohaaaaa… Ooooo… Vay beeeee…” diye mal gibi sırıtarak yanına gider ve selfiyi yapıştırırım.

    1. Necrobutcher avatarı
      Necrobutcher

      @Ahmet Saraçoğlu, izmirde dinozor barın duvarında var ben de böyle olmuştum sağda burzum tişörtlü ispanyol bi lavuk oturuyordu ona rica etmiştim çekmesi için.

      1. BK avatarı

        @Necrobutcher, Ben de dinozor barda aynı heyecanı tuvalete gidecekken solda kalan Transilvanian Hunger’da yaşamıştım.

  5. northern avatarı
    northern

    1984’te kurulan ve black metal’in herhalde her açıdan en ikonik grubu, hatta belki de “poster çocuğu” mayhem 40 yılda 7 albüm (full album) çıkarmış. budur. 1990’da kurulan marduk 15, 1987’de kurulan darkthrone ise 21 (çüş be kardeşim) albüm çıkarmış. bu toplam 43 albümden adaya düşsem yanıma alacağım tek albümse a blaze in the northern sky olur. kulaklarım haşat olduysa sebebi kesinlikle bu albüm.

  6. lammoth avatarı
    lammoth

    Abi eline sağlık, her zamanki gibi çok iyi kritik. Albüm de kendini fazla sevdirdi. Doğru zaman ve doğru albüm gibi oldu

  7. BK avatarı

    Corpsepaint’imi çekmiş bu incelemeyi bekliyordum. Mayhem beni şaşırtmadı, beklentim yüksekti ve çok büyük oranda beklediğimi bulduğum bir albüm olmuş. Albümle ilgili tek “keşke daha farklı olsaydı” dediğim şey ilk şarkıda konuk olan Garm’ın şarkıya pek bir şey katmamış olması. Nemoralia’daki gibi bir vokal yapsın demiyorum elbette ama en azından ilk şarkıya veya başka bir şarkıya çok daşşaklı bir koro bölümü konulup bu adama verilebilirdi. Onun dışında albümü çok beğendim, kesinlikle sene sonu listemde ilklerde olacak. Notum sonradan artıp azalabilir ama şimdilik 8. Mayhem kimseyi üzmez arkadaşlar ve bu da yedinci kez kanıtı.

  8. emre avatarı
    emre

    Bana göre albümde o konuların işlenmesi bu grubun zaten olgunlaşmış olduğunun göstergesi. csihar bu gruba olumlu anlamda çok şey katmıştır. kusursuz bir sanat eseri. kapak ayrı bir muazzam.

  9. P L A G U E avatarı
    P L A G U E

    Daha önce şunu yazmıştım ve sonuna kadar arkasındayım:

    “Mayhem bu albümü yaparken şunu düşünmüş;

    nam salmış, eski toprak, çok hayvan albümler yapmalarına/yapabileceklerine rağmen uzun süredir albüm çıkarmayan, şu an ses vermeyen gruplar boklarıyla ters haç ve pentagram işareti yapıp 31 çekmeye devam etsin. BİZ BURADAYIZ, HEPİNİZE YETERİZ.

    Kusursuz bir albüm, inanılmaz.”

    Yayınlanan parçalar itibariyle zaten beklentim aşırı yüksekti, yanıltmadıkları için çok mutluyum. Tüm şarkılarda mutlaka bir yada birkaç patlama noktası var ve bu durum etrafa hunharca zehir saçıyor. Daha senenin başında çok büyük konuşucam ama sanırım bundan iyi black metal albümü gelmez, gelirse kazanan elbette dinleyiciler olarak biz oluruz.

  10. liquid avatarı
    liquid

    Son şarkı ‘The Sentence of Absolution’ e BAYILDIM!!! Albüm çıktığından beri o şarkıyı loop a alıp dinliyorum. Özellikle 01:20 çalan riffle, Atilla’nın vokali, yıllanmış şarabın damakta bıraktığı hissiyatın benzerini kulaklarda bırakıyor.

    1. BK avatarı

      @liquid, Ben de tam onu yazmaya gelmiştim. Gerçekten o riff başladığında zevkten dört köşe olmamak elde değil. Realm of Endless Misery’deki 2.30’da başlayan baslı kısım için de aynısı geçerli.

      1. liquid avatarı
        liquid

        @BK, Evet ya baya lezzetli albüm olmuş, kritiklerde değelde Mayhem in karakteri var mı, başka hangi albümü benziyor diye tartışma açılıp gömülmeye çalışılınıyor ama bence taş gibi albüm.

  11. P L A G U E avatarı
    P L A G U E

    Kritiği tekrar okuyunca dikkatimi çekti; ‘Daemon’ için yurt dışı basında geçti mi bilmiyorum ama Sayın Saraçoğlu ile aynı kafadayız.

    “MAYHEM “Daemon”da “De Mysteriis Dom Sathanas” ile “Chimera” arasında gidip gelen bir yaklaşım benimsemişti.”

    Bu da benim eski yorum:

    “Açıkçasi dmds part 2 gelse de metal muzik tarihindeki basucu albumlerinden olan taparcasina sevdigim ordo ad chao part 2 gelse de kabulumdu. Peki ne geldi? Chimera ve dmds nin muthis bir karması çıktı geldi.”

    Aslında ‘Daemon’ altına yazılabilirdi ama bu albüm için up olsun.

    Bye.

    1. Ahmet Saraçoğlu avatarı

      @P L A G U E, o yorumunu hatırlamıyorum ama evet, aynı fikir etrafında buluşmuşuz.

      1. P L A G U E avatarı
        P L A G U E

        @Ahmet Saraçoğlu, biz buna grubun her detayına hakim olmak diyoruz. Beynine sağlık.

  12. P L A G U E avatarı
    P L A G U E

    Şirinler köyüne ressam şirinin tayini çıkıyor ve köye ayak basıyor. Bunun otobüsten indiğini o sırada büfeden camel soft alan ibne süslü şirin görüyor ve anında vuruluyor. Şirin babadan bunun konakladığı mantarı öğrenip kapının altından “kardeşimmm, arkadan vurdun mu önden böyyle sallanıcak” diye uygunsuz notlar bırakıyor. Ressam şirin ciddiye almıyor. O sırada usta şirin, gargamelin saldırısı sonucu bir bacağını kaybeden şirineye protez bacak yapıyor. Tabi bunun karşılığında bi sakso alıyor. Günlerden bir gün, ressam şirin ve şirine atm önünde karşılaşıyor ve sikişmeye karar veriyorlar. Gerçekten inanılmaz. Neyse, bunlar gün belirliyorlar ve olay şirinenin evinde gelişiyor. Şirine aslında Mayhem hayranı ve ressam şirin evdeki resimleri ve ‘Dead’ in kafatasından yapılma vibratörü görünce deliriyor. Çünkü kendisi Burzumcu. Bunun protezi söküp quan chi reizin mortal kombat 4 fatalitysi misali girişiyor buna. O sırada arkada, Despair çalıyor….süslü şirin, şirine dayak yerken camdan izliyor ve mastürbasyon yapıyor…

    To be continued…

    1. Pontiff Suleyman avatarı
      Pontiff Suleyman

      @P L A G U E, mk4 detayı çok iyi. Yamulmuyorsam quan chi başkalarının fatality’lerini kopyalayabiliyordu ama o bacak koparıp kopardığı bacakla dövdüğü fatality kendisinin olması lazım. Bakmaya üşendim ama mk4 küçükken en çok oynadığım oyunlardan biri. Her bokuna hakimdim.

  13. umitduranist avatarı
    umitduranist

    Aeon’s End’i biraz övmemiz ve geniş kitlelere ulaştırmamız lazım. 2:15-3:08 arası ilkokullarda tenefüs zili olarak çalsın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir