#ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ

YNGWIE MALMSTEEN – Rising Force

Ahmet Saraçoğlu | 31.01.2026

21 yaşında bir dâhinin ellerinden çıkan muazzam bir gövde gösterisi, shred gitar tarihinin belki de en önemli albümü.

Birkaç gün önce Marty Friedman’ın ilk solo albümü “Dragon’s Kiss“i yazmışken, bir de shred gitar tarihinin en fenomen albümlerinden birini yazayım diye düşündüm ve 1984 yılında gerçekleşen bir mucizeye gitmek istedim.

Yngwie J. Malmsteen kavramıyla ile ilk kez 1997 yılında, 1992 çıkışlı “Fire and Ice” albümünü dinlemem suretiyle tanışmış ve o zamana dek metalde klasik müzik etkilerine dair herhangi bir örnekle karşılaşmadığım için duyduğum şeyi epey enteresan bulmuştum.

O döneme dek dinlediğim grupların lead gitaristlerinden çok farklı bir tarzı vardı ve yaşı yetenlerin hatırlayacağı üzere özellikle doksanlarda Malmsteen ismi gerçek anlamda bir efsane olarak ortamlarda dolaşıyor, pek çokları shred gitar kavramının bu en ön plandaki ve sıra dışı ismini gelmiş geçmiş en iyi gitarist olarak dahi niteliyordu.

Ben o sıralarda liseye gidiyordum ve metal dinlenen çevrelerde, muhabbetlerde Malmsteen ciddi anlamda bir fenomen olarak anılıyordu, kimsenin onun gibi çalamadığı söyleniyordu, kısacası saniyede çok nota basmanın zirvesi Yngie Malmsteen olarak görülüyordu.

Bugün bahsedeceğimiz albüm Malmsteen’in seksenlerde gayet önemli ve prestijli bir ödül olan Grammy ödülüne dahi aday gösterilecek düzeyde iyi, benzersiz, ilham verici ilk albümü olan “Rising Force”.

Shred gitar albümlerinin en ikonik ve en önemli örneklerinden biri olan “Rising Force”, neoklasik metal kavramını lügatlere sokan ve Malmsteen’in daha ilk albümünden tüm kariyerini şekillendirmesini sağlayacak ve bugün bile her konserinde çaldığı birtakım hit şarkılara ev sahipliği yapan müthiş bir albümdü.

Şahsen bayıldığım “Black Star”, muazzam “Far Beyond the Sun”, aşırı akılda kalıcı “Evil Eye”, Malmsteen’in eşlizlik konusunda gövde gösterisi yaptığı “Icarus’ Dream Suite Op. 4” gibi şarkılar bugün bile neoklasik shred gitar adına yapılmış en iyi örnekler arasında yer alıyor, albümün çıktığı dönemde yarattıkları heyecanı ve etkiyi siz düşünün.

Ne var ki burada önemli olan sadece Paganini, Bach ve Beethoven’ı çok seven aşırı yetenekli bir gitaristin müzik tarihinin bu en önemli isimlerinin yüz yıllar önce yaptığı şeyleri gitara uyarlamasından çok daha fazlasıydı. Buradaki olay sadece “aga bak ne güzel klasik müziği metalle birleştirmiş, valla helal olsun bu delikanlıya” gibi bir şey değildi. Burada Malmsteen, henüz 21 yaşında, gerçek bir fenomen gibi derinlikli bir klasik müzik algısını elektro gitar gibi farklı bir enstrümana aktarıyor ve sadece üst düzey bir lead gitar performansı sunmanın ötesine geçip o yaştan beklenmeyecek düzeyde yaratıcı, ilham verici, aklıda kalıcı şarkılar yazıyordu. Üstelik de bu klasik müzik bestecilerinden başka ilham alacağı, etkileneceği fazla da kimse olmadan.

“Rising Force” tabii ki de inanılmaz bir ilk albüm. Yukarıda adını andığım dört şarkı başta olmak üzere, öğrenci olacak yaştaki birinin tüm shred gitar ortamlarına ayar verdiği, herkesin ağzını açık bıraktığı, normalde bu yaşta birinin yapamaması gereken bir albüm, ulaşamaması gereken bir vizyondu. Elbette ki Malmsteen egolu biriydi ve yıllar içerisinde gerek grubuna aldığı müzisyenler gerekse prodüksiyon konusundaki tercihlerinden dolayı çok eleştirildi. Ancak bu adamın egolu olmasına dair mantıklı bir gerekçe aranacak olursa, o gerekçe de işte “Rising Force”ta görülebiliyor kanısındayım.

Albümdeki en sevdiğim anlardan da kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere “Black Star”ın tamamı zaten neoklasik shred gitar tarihinin en önemli anlarından bazılarını barındırıyor. Özellikle 1.16’da başlayan kısım “bunun 21 yaşında birinden çıkmaması lazım” diye bağırta bağırta ilerliyor. Tam anlamıyla bir klasik. Keza “Far Beyond the Sun” arpeggio’ları, legato’ları, vibratoları, klasik ve barok dokunuşlarıyla yine baştan sona bir seksenler shred gitar başyapıtı. “Icarus’ Dream Suite Op. 4” da albümdeki en özel, hatta en klasik müzik eseri mantığıyla bestelenmiş eserlerden biri. Bu şarkının özellikle 2002 çıkışlı “Concerto Suite for Electric Guitar and Orchestra in E flat minor Live with the New Japan Philharmonic” adlı konser albümündeki versiyonunun dinlenmesi, izlenmesi lazım.

Bahsetmek istediğim son şarkı ise Spotify’daki dinlenme sayısına şaşırdığım, bence çok daha fazla bilinmeyi hak eden “Evil Eye”. Girişinde Johann Krieger’in “Bourrée”sini çalarak ustalara saygı kuşağı sunan Malmsteen, o kafadan devam eden melodileri, atarlı çıkışları, dur kalkları ile yine aşırı akılda kalıcı, ikonik bir esere imza atıyordu. “Rising Force”la ilgili olarak eleştirilecek bir şey var mı? Evet var. Bence albümün son üç şarkısı, ilk beş şarkı kadar orijinal ve akılda kalıcı değil. Bu yönden bakınca birileri “Trilogy”nin veya “Odyssey”nin daha iyi olduğunu da savunabilir. Ancak çıktığı dönem itibarıyla eşsiz olması, Malmsteen’in üniversite öğrencisi yaşında oluşu ve içerdiği Malmsteen klasiği sayısı düşünüldüğünde “Rising Force” kesinlikle acayip bir albüm. Klasik müziği, barok müziği ne zaman bu kadar özümsedin, bu yaşta nasıl bu düzeyde virtüöz oldun, özümsediklerini elektro gitara nasıl aktardın ve nasıl bu kadar akılda kalıcı shred gitar klasikleri yarattın, yaşın kaç başın kaç da böyle devrimsel bir şey yapıyorsun diye sorarlar adama.

21 yaşındasınız, diğer herkesten üstün, daha önce hiç görülmemiş böyle bir albüm yapıyorsunuz, müzik basını daha önce sizin gibi gitar çalan kimsenin olmadığını falan söylüyor, herkes sizi gelmiş geçmiş en büyük shredder olarak niteliyor, neoklasik metal diye bir türün varlık sebebi diye direkt olarak siz gösteriliyorsunuz, daha ilk albümünüzden Grammy adayı oluyorsunuz, ilk albümünüz yıllar sonra pek çok basın organında “Gelmiş Geçmiş En İyi Shred Gitar Albümü” seçiliyor, shred gitar konusunda neredeyse sizden etkilenmeyen gitarist kalmıyor, Google’da “influenced by Malmsteen” diye arattığınızda farklı türlerde müzik yapan gruplardan onlarca gitaristten bahseden sonuçlar çıkıyor…

Valla bence götünüzün bir tık kalkmasını hak ediyorsunuz demektir.

9,5/10
Albümün okur notu: (9,72/10, Toplam oy: 76)

Albüm bilgileri

YNGWIE MALMSTEEN – Rising Force
Çıkış tarihi
1984
Şirket
Polydor
Kadro
  • Yngwie J. Malmsteen: Gitar, bas
  • Jeff Scott Soto: Vokal
  • Jens Johansson: Klavye
  • Barriemore Barlow: Davul
Şarkılar
  1. Black Star
  2. Far Beyond the Sun
  3. Now Your Ships Are Burned
  4. Evil Eye
  5. Icarus' Dream Suite Op. 4
  6. As Above, So Below
  7. Little Savage
  8. Farewell

Yorumlar

“YNGWIE MALMSTEEN – Rising Force” için 20 yorum var

  1. eatthegun avatarı
    eatthegun

    Gerçekten sevdiğim tek shred gitar albümü. Gitar ve klavye tonları o kadar doğal ve sadeki dinlemeye doyulmuyor. Her pena vuruşunun, tuşenin hissedildiği, gaine boğulmamış inanılmaz bi ton var. Prodüksiyonun doğallığı ve çok ufak tefek kayıt hatalarının kaldırılmamış olması da albüme çok canlı bi hava katmış. Bir de kişisel performansların harici şarkı yazımı olarak da çok iyi bi albüm, Malmsteen bin tane nota basarken de şarkılara iyi hizmet etmeyi başarıyor, şarkıların dinamikleriyle oyuncak gibi oynuyor, arka arkaya anlamsız bi neo classic shred yok. Vokaller de çok ön planda olmasalar da bence çok iyi eşlik ediyor (Now Your Ships Has Burned mükemmel bir şarkı). Klavyeleri çalan Jens Johansson’ın da Malmistinden aşağı kalır yanı yok, gitar ve klavye atışmaları inanılmaz zevkli. Icarus’ Dream Suite Op. 4’ün 7. dakikasında giren melodi duyduğum en güzel melodilerden biri. Bu şarkıdaki özellikle klasik gitar kısımları duyduğum en iyilerden. Albümün son 3 şarkısına kısmen katılıyorum kısmen katılmıyorum, bence As Above So Below mükemmel bir şarkı hem vokal melodileri hem de gitarlrıyla. Farewell zaten outro niteliğinde. Little Savage biraz dağınık bir şarkı, sadece o diğerlerinden daha aşağıda kalıyor. Malmistin bundan sonraki albümlerinde hiç sevmediğim 80’ler tarzı mıy mıy yavşak şarkılar yaptı. Vokaller daha çok ön plana çıktı vs. Tek tek sevdiğim şarkılar olsa da bu albüm türünün tek örneği olarak açık ara en iyisi.

  2. Ahmet Saraçoğlu avatarı

    eatthegun’la Erik Satie – Gnossienne No.1’den ve benim için o şarkının düzgün cover’lanamıyor oluşundan bahsetmişken ve ben de Malmsteen yazmışken, hakkı verilerek cover’lanamadığını düşündüğüm bir şarkı daha var.

    Malmsteen’in “Fire & Ice” albümündeki “Golden Dawn”un da beğendiğim herhangi bir cover’ına rastlamadım bugüne kadar. Kısacık basit bir şarkı ama Malmsteen’in tuşesi ve gitar tonunda dolayı cover’larda aynı his asla verilemiyor. Özellikle 0.06-0.09 arasında klasik gitarın kanun gibi tınlamasını kimse veremiyor cover’larda.

    https://youtu.be/V6YeOkXcHjs?si=gzvf-K0QmP8ELlyD

  3. Hacı Yatmaz avatarı
    Hacı Yatmaz

    Dahi mahi çoooookkk abartılı bence.. ama güzel evet

  4. Pontiff Suleyman avatarı
    Pontiff Suleyman

    Sevdiğim ender shred albümlerden birisi. Lisedeyken falan deliriyorduk bu albüme.

  5. Cryosleep avatarı
    Cryosleep

    Yingve
    Malmistin
    Play loud bacıynı siqerim heeeee

    1. Nox avatarı

      @Cryosleep, lüblüblüblüblülliblübliblüblibğb uy kendimden geçiyiiim

      1. Kürşat avatarı
        Kürşat

        @Nox, LÜBLÜBLÜBLÜB ÇEKİN LA YAZIYI GÖT LÜBLİBLÜBLÜBLÜYB

    2. eatthegun avatarı
      eatthegun

      @Cryosleep, Bak bluz da çekim ha ula nası bükülüyo amınskiem fender dedik göt durduramim altıma sıçim aaa

      Yani anliycaniz zor iş bu ben büyüküm yarramı çalarsiniz

      Kafada 144p full kayıtlı amk videosu

    3. Raddor avatarı
      Raddor

      @Cryosleep, Malmsteen’in beden dili aslında gerçekten ‘ben en büyüğüm, yarramı çalarsınız’ diye bağırdığı için o videodaki küfürlü dublaj kibirli tavırlarıyla birebir örtüşüyor. O yüzden çok komik hahah.

      1. TAAKE avatarı
        TAAKE

        @Raddor, bunun altında bi yorum vardı,bu adamın eşi de Türk,hanım burda ne diyor bi çevirsene dese,rezil rüsva oluruz diye,hala gülerim o yoruma

        1. Raddor avatarı
          Raddor

          @TAAKE, Ebru yenge inşallah göstermiştir ihtimali bile güldürüyor. 😂

  6. OblomoV avatarı
    OblomoV

    Bazı gitar albümlerini dinlerken klasik müzik dinlerken aldığım hazzı alıyorum. Bu da onlardan biri.

    Bir süredir devam eden bu değişik yelpazedeki kritikler için teşekkürler. Epeydir shred albümü dinlemedim. Bu vesileyle özlem giderelim. Yakın dönemde çıkmış mutlaka dinlemelisin dediğiniz shred albümü tavsiyeniz varsa yazın lütfen.

    1. Ahmet Saraçoğlu avatarı

      @OblomoV, rica ederim. Yakın dönemde çıkanlardan ben de pek dinlemedim açıkçası. Michael Romeo’nun son albümü diyecektim ama baktım sen altına yorum yapmışsın zaten.

  7. 404 not found avatarı
    404 not found

    Şahane albüm. Shred albümlerine dalmısken Joe Satriani – Surfing with the Alien ve Steve Vai – Passion and Warfare de bi ara siteye kazandirilabilir

  8. OblomoV avatarı
    OblomoV

    Hakikaten bu adam egolu olmasın da kim olsun? Karakter olarak da eski klasik müzik bestekarlarına benziyor. Yetenek, ilham ve müzikal vizyon bir arada. Klasik müzik üzerine eğitim almış mı bilmiyorum ama gençliğinde epey ilgili olsa gerek.

  9. Scream Bloody Gore avatarı
    Scream Bloody Gore

    Malmsteen muhabbetlerimizin döndüğü şu günlerde Andrew Lee 9 saat önce kanalında şu videoyu yayınladı:

    https://www.youtube.com/watch?v=sGqa-DjqHP0

    Sevmezseniz bile adamın hakkını verin, ben de Satriani vs. hakkında konuşmalarından dolayı haz etmem, ama adamın müzisyenliği tartışma götürmez.

  10. Lostvein avatarı
    Lostvein

    Malmsteen albümleri arasında favorim aynı zamanda favori albümlerimden birisi. Enstürman icrası bir başka bu albümde. Hepsi ayrı ayrı doğal ve samimi. Suicidal Tendencies diskografisine de bir el atsanız var ya çok güzel olur.

  11. feel+the+groovity avatarı
    feel+the+groovity

    1984 doğumlu biri olarak bu albüm yayınlandığında ben henüz hayatta değildim, ne garip lan. ve yngwie malmsteen henüz 21 yaşındaydı. nice gitariste ilham oldu sonrasında jason becker’dan michael romeo’ya jeff loomis’ten vinnie moore’a… hatta opeth’ten mikael akerfeldt’in de favori 10 metal albümü arasında yer alıyormuş, zamanında nasıl etkilendiğini kendi cümlelerinden okuyabilirsiniz:
    https://www.rollingstone.com/…ng-force-1984-199276/

    bu albümün bu kadar başarılı olmasındaki en büyük etmenlerden biri de kesinlikle klavyede jens johansson’un varlığı. far beyond the sun’ın sonundaki karşılıklı solo kapışmaları olsun, pek çok şarkının yönünü değiştiren progresif yaklaşımları olsun nefis tatlar katıyor gerçekten. bu arada icarus dream suite op.4’ün başındaki duygulu, hüzünlü kısım herkesin bildiği gibi tomaso albinoni’nin adagio in g minor’ından alınma melodileri içeriyor. hatta adagio in g minor, manchester by the sea filminde de kullanılmıştı. neyse konuyu dağıtmayalım, malmsteen dönemine göre aşırı hızlı/patlayıcı soloları ve başarılı-bütünlüklü kompozisyonları ile (bas gitarları da kendisinin çaldığını unutmayalım) neoklasik rock müziğin temelini atmış oldu böylece…

    puan (9.5/10) (ekşideki entrimden copy-paste yaptım)

    1. Ahmet Saraçoğlu avatarı

      @feel+the+groovity, “neyse konuyu dağıtmayalım” ifadesini görünce içimden “aha ekşisözlük’ten alıntı” diye geçirdim ahah

      1. feel+the+groovity avatarı
        feel+the+groovity

        Haha kopamadık şu meret siteden abi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir