21 yaşında bir dâhinin ellerinden çıkan muazzam bir gövde gösterisi, shred gitar tarihinin belki de en önemli albümü.
Birkaç gün önce Marty Friedman’ın ilk solo albümü “Dragon’s Kiss“i yazmışken, bir de shred gitar tarihinin en fenomen albümlerinden birini yazayım diye düşündüm ve 1984 yılında gerçekleşen bir mucizeye gitmek istedim.
Yngwie J. Malmsteen kavramıyla ile ilk kez 1997 yılında, 1992 çıkışlı “Fire and Ice” albümünü dinlemem suretiyle tanışmış ve o zamana dek metalde klasik müzik etkilerine dair herhangi bir örnekle karşılaşmadığım için duyduğum şeyi epey enteresan bulmuştum.
O döneme dek dinlediğim grupların lead gitaristlerinden çok farklı bir tarzı vardı ve yaşı yetenlerin hatırlayacağı üzere özellikle doksanlarda Malmsteen ismi gerçek anlamda bir efsane olarak ortamlarda dolaşıyor, pek çokları shred gitar kavramının bu en ön plandaki ve sıra dışı ismini gelmiş geçmiş en iyi gitarist olarak dahi niteliyordu.
Ben o sıralarda liseye gidiyordum ve metal dinlenen çevrelerde, muhabbetlerde Malmsteen ciddi anlamda bir fenomen olarak anılıyordu, kimsenin onun gibi çalamadığı söyleniyordu, kısacası saniyede çok nota basmanın zirvesi Yngie Malmsteen olarak görülüyordu.
Bugün bahsedeceğimiz albüm Malmsteen’in seksenlerde gayet önemli ve prestijli bir ödül olan Grammy ödülüne dahi aday gösterilecek düzeyde iyi, benzersiz, ilham verici ilk albümü olan “Rising Force”.
Shred gitar albümlerinin en ikonik ve en önemli örneklerinden biri olan “Rising Force”, neoklasik metal kavramını lügatlere sokan ve Malmsteen’in daha ilk albümünden tüm kariyerini şekillendirmesini sağlayacak ve bugün bile her konserinde çaldığı birtakım hit şarkılara ev sahipliği yapan müthiş bir albümdü.

Şahsen bayıldığım “Black Star”, muazzam “Far Beyond the Sun”, aşırı akılda kalıcı “Evil Eye”, Malmsteen’in eşlizlik konusunda gövde gösterisi yaptığı “Icarus’ Dream Suite Op. 4” gibi şarkılar bugün bile neoklasik shred gitar adına yapılmış en iyi örnekler arasında yer alıyor, albümün çıktığı dönemde yarattıkları heyecanı ve etkiyi siz düşünün.
Ne var ki burada önemli olan sadece Paganini, Bach ve Beethoven’ı çok seven aşırı yetenekli bir gitaristin müzik tarihinin bu en önemli isimlerinin yüz yıllar önce yaptığı şeyleri gitara uyarlamasından çok daha fazlasıydı. Buradaki olay sadece “aga bak ne güzel klasik müziği metalle birleştirmiş, valla helal olsun bu delikanlıya” gibi bir şey değildi. Burada Malmsteen, henüz 21 yaşında, gerçek bir fenomen gibi derinlikli bir klasik müzik algısını elektro gitar gibi farklı bir enstrümana aktarıyor ve sadece üst düzey bir lead gitar performansı sunmanın ötesine geçip o yaştan beklenmeyecek düzeyde yaratıcı, ilham verici, aklıda kalıcı şarkılar yazıyordu. Üstelik de bu klasik müzik bestecilerinden başka ilham alacağı, etkileneceği fazla da kimse olmadan.
“Rising Force” tabii ki de inanılmaz bir ilk albüm. Yukarıda adını andığım dört şarkı başta olmak üzere, öğrenci olacak yaştaki birinin tüm shred gitar ortamlarına ayar verdiği, herkesin ağzını açık bıraktığı, normalde bu yaşta birinin yapamaması gereken bir albüm, ulaşamaması gereken bir vizyondu. Elbette ki Malmsteen egolu biriydi ve yıllar içerisinde gerek grubuna aldığı müzisyenler gerekse prodüksiyon konusundaki tercihlerinden dolayı çok eleştirildi. Ancak bu adamın egolu olmasına dair mantıklı bir gerekçe aranacak olursa, o gerekçe de işte “Rising Force”ta görülebiliyor kanısındayım.
Albümdeki en sevdiğim anlardan da kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere “Black Star”ın tamamı zaten neoklasik shred gitar tarihinin en önemli anlarından bazılarını barındırıyor. Özellikle 1.16’da başlayan kısım “bunun 21 yaşında birinden çıkmaması lazım” diye bağırta bağırta ilerliyor. Tam anlamıyla bir klasik. Keza “Far Beyond the Sun” arpeggio’ları, legato’ları, vibratoları, klasik ve barok dokunuşlarıyla yine baştan sona bir seksenler shred gitar başyapıtı. “Icarus’ Dream Suite Op. 4” da albümdeki en özel, hatta en klasik müzik eseri mantığıyla bestelenmiş eserlerden biri. Bu şarkının özellikle 2002 çıkışlı “Concerto Suite for Electric Guitar and Orchestra in E flat minor Live with the New Japan Philharmonic” adlı konser albümündeki versiyonunun dinlenmesi, izlenmesi lazım.
Bahsetmek istediğim son şarkı ise Spotify’daki dinlenme sayısına şaşırdığım, bence çok daha fazla bilinmeyi hak eden “Evil Eye”. Girişinde Johann Krieger’in “Bourrée”sini çalarak ustalara saygı kuşağı sunan Malmsteen, o kafadan devam eden melodileri, atarlı çıkışları, dur kalkları ile yine aşırı akılda kalıcı, ikonik bir esere imza atıyordu. “Rising Force”la ilgili olarak eleştirilecek bir şey var mı? Evet var. Bence albümün son üç şarkısı, ilk beş şarkı kadar orijinal ve akılda kalıcı değil. Bu yönden bakınca birileri “Trilogy”nin veya “Odyssey”nin daha iyi olduğunu da savunabilir. Ancak çıktığı dönem itibarıyla eşsiz olması, Malmsteen’in üniversite öğrencisi yaşında oluşu ve içerdiği Malmsteen klasiği sayısı düşünüldüğünde “Rising Force” kesinlikle acayip bir albüm. Klasik müziği, barok müziği ne zaman bu kadar özümsedin, bu yaşta nasıl bu düzeyde virtüöz oldun, özümsediklerini elektro gitara nasıl aktardın ve nasıl bu kadar akılda kalıcı shred gitar klasikleri yarattın, yaşın kaç başın kaç da böyle devrimsel bir şey yapıyorsun diye sorarlar adama.

21 yaşındasınız, diğer herkesten üstün, daha önce hiç görülmemiş böyle bir albüm yapıyorsunuz, müzik basını daha önce sizin gibi gitar çalan kimsenin olmadığını falan söylüyor, herkes sizi gelmiş geçmiş en büyük shredder olarak niteliyor, neoklasik metal diye bir türün varlık sebebi diye direkt olarak siz gösteriliyorsunuz, daha ilk albümünüzden Grammy adayı oluyorsunuz, ilk albümünüz yıllar sonra pek çok basın organında “Gelmiş Geçmiş En İyi Shred Gitar Albümü” seçiliyor, shred gitar konusunda neredeyse sizden etkilenmeyen gitarist kalmıyor, Google’da “influenced by Malmsteen” diye arattığınızda farklı türlerde müzik yapan gruplardan onlarca gitaristten bahseden sonuçlar çıkıyor…
Valla bence götünüzün bir tık kalkmasını hak ediyorsunuz demektir.
Albüm bilgileri
- Yngwie J. Malmsteen: Gitar, bas
- Jeff Scott Soto: Vokal
- Jens Johansson: Klavye
- Barriemore Barlow: Davul
- Black Star
- Far Beyond the Sun
- Now Your Ships Are Burned
- Evil Eye
- Icarus' Dream Suite Op. 4
- As Above, So Below
- Little Savage
- Farewell

Bir yanıt yazın