Bu kadar kısıtlı sayıda fikirle bu kadar çok şarkı yazabilmek de başarı olsa gerek.
Gözlemlediğim kadarıyla grubun bir önceki albümü “Memorial”la ilgili olarak pek çok kişiye göre daha olumlu hislere sahibim. Pek çok kişi SOEN’in birbirine fazlasıyla benzeyen şarkılar yazmaya çok daha önceden başladığına inansa da ben “Memorial” albümünü büyük oranda seviyorum. Başta “Unbreakable” ve “Violence” olmak üzere o albümde çok sevdiğim şarkılar var.
Diğer yandan şikayetlerin sebebinin de gayet farkındayım. Bunun başlıca dört sebebi olduğunu düşünüyorum.
Bunlardan ilki SOEN’in yumuşak ve sert taraflarını bir arada sunma konusunda genellikle aynı formülü izliyor oluşu. Daha duygusal ve yumuşak tarafları yansıtırken kullandıkları formüller de sertleşecekleri anlarda başvurdukları fikirler de büyük oranda belli.
İkinci sebep vokalist Joel Ekelöf’ün sürekli aynı tondan, söyleyiş tarzına farklı dinamikler katmadan, büyük oranda aynı kalıptan çıkmış gibi duran vokaller kullanıyor olması. Bu ikisi sabit olunca ister istemez şarkılar birbirine benziyor ve SOEN sanki aynı albümün %10-%15 farklılaştırılmış hâlini çıkarıyormuş gibi gözüküyor.
Bunun üstüne bir de formülize şarkı yazımını son birkaç albümdür iyice benimsedikleri ve kendi içerisinde farklı dinamikler barındıran, duygusal dalgalanmalar yaşayan “Lucidity” gibi şarkılar yazmadıkları da düşünüldüğünde, olay daha da grift bir hal alıyor. Son sebep olarak bir de tüm bunları büyük oranda hep aynı tempoda şarkılarla, aynı ya da çok yakın bpm’lerle sunmaları eklenince işler biraz daha sıkışmaya başlıyor.

“Reliance”ta bu durumları kırmak adına yaptıklarını hissettiğim birtakım şeyler var. Şarkıların geneli %80-%85 oranında aynı olsa da bazı şarkılarda vokali, şarkı temposunu değiştirmeye yeltendikleri veya beklenmedik sürpriz bir fikir sokarak olaya renk katmaya çalıştıkları bazı durumlar mevcut.
Bunların başında muhtemelen “Discordia”nın ikinci dakikasında giren sekiz telli gitarla birlikte olayın bir anda djent’e bağlaması geliyor. Diğer bazı şarkılarda da renklendirme amaçlı birtakım motifler, farklı denemeler görebiliyoruz. Ancak olayın özü yine çok alışık olduğumuz SOEN tezgahından çıkıyor. Girişindeki vokal yazımı Phil Collins klasiği “Another Day in Paradise”ı fazlasıyla anımsatan açılış şarkısı “Primal”dan başlayarak SOEN’in son üç albümünde dinlediğimiz şarkıların çok benzerlerini bir kez daha dinliyoruz. Esasında adamların kullandığı fikirler asla kötü fikirler değil ve akıcı şarkılar yazmalarını da bu fikirlere borçlular.
Ancak bazı şeyleri o kadar sık görüyoruz ki artık şarkılar bir yerden sonra kimliklerini yitirmeye başlıyorlar. Misal coşkulu şekilde tekrar eden nakaratların ardından gelen bir breakdown’ın akabinde enstrümanların susmasını, vokalistin tek başına tek bir dize söylemesini ve dizenin son hecesiyle birlikte enstrümanlarının da girip nakaratı iyice parlatmalarını daha kaç şarkıda duyacağız?
Bu tarz kalıpların içine sıkıştıkları zaman ister istemez kendi kendilerini sınırmış oluyorlar. Açıkçası birden fazla şarkıda her an vokal “As the maker unfolds your lies and the covenant follows, for the father of the restrained, we have to pray” diyecek ve “I need something to believe” diyerek “Unbreakable”ın nakaratına bağlayacaklarmış gibi hissetmekten kendimi alamadım, ki zaten “Draconian”ın 1.02’sinde de basbayağı “Unbreakable”a giriyorlar.
Böyle olunca da aklıma şu düşünce geliyor:
“Bu kadar kısıtlı sayıda fikirle bu kadar çok şarkı yazabilmek de başarı olsa gerek.”
Bence bu bir insanın sevdiği bir grupla ilgili olarak yapabileceği sert yorumlardan biri. SOEN özellikle bu albümde bana sürekli aynı şarkının azıcık değişiğini yazan bir grup olduğunu düşündürdü ve bu da albümü benimsememin önüne geçti.

Bence bu sıkıntıların düzelmesi ve SOEN’in gelecekte de heyecan verebilmesi için yapılması gereken değişiklikler en başta vokalle, sonra da grubun yazdığı rifleri çeşitlendirebilmesiyle ilgili. Örneğin KATATONIA da çok büyük oranda aynı vokal karakteri üzerinden ilerliyor, ancak Jonas Renkse’nin yeri geldiğinde öfkelendiğini, yeri geldiğinde kırılgan olduğunu hissedebiliyoruz. Aynı şekilde rif yazımı olarak da dramatik etkiyi çok daha çeşitli bir biçimde vermeyi başarıyorlar ve bu sayede “KATATONIA sürekli aynı şarkıyı yazıyor” gibi bir düşünce oluşmuyor. Bence vokalist Joel Ekelöf artık konfor alanının dışına çıkmalı ve şarkılara farklı kimlikler kazandıran çeşitlendirmeler yapmalı. Aksi taktirde SOEN, beşinci albümü ile onuncu albümündeki şarkıların yerlerini rastgele değiştirdiğimizde hiçbir şeyin eğreti gelmeyeceği, kendi içerisinde herhangi bir gelişim göstermeyen bir grup olmaya doğru gidiyor.
Albüm bilgileri
- Joel Ekelöf: Vokal
- Lars Åhlund: Gitar, klavye
- Cody Lee Ford: Gitar
- Stefan Stenberg: Bas
- Martin Lopez: Davul

Bir yanıt yazın