Türkiye sınırları içinde yapılmış en iyi senfonik death metal albümü.
Senfonik death metal, death metalin alt türleri arasında en az icra edilenlerden biri. Örneğin Metal-Archives’a baktığımızda dünya genelinde 800 civarı senfonik death metal grubu olduğu görülüyor. Senfonik black metal gruplarının sayısı ise bunun 2 katı. Böyle olunca türü icra eden gruplar arasında bazıları belirgin şekilde öne çıkıyor. Aynı durum diğer türlere göre nispeten daha az icra edilen birtakım türlerde de görülebiliyor, örneğin progresif metalin mutlak şekilde en bilinen ve en büyük grubunun DREAM THEATER olması gibi.
Senfonik death metalde de şöyle bir düşünüldüğünde akla gelen birkaç isim var. Bunların başında özellikle 2008’deki geri dönüşleri “Communion”la birlikte hızlı bir yükseliş başlatan SEPTICFLESH ve SEPTICFLESH’e göre çok daha yoğun orkestrasyon barındıran, daha ekstrem sulara da yelken açan FLESHGOD APOCALYPSE geliyor. Bunların yanı sıra elbette ki Kanadalı AETERNAM, doksanların başlarında PUNGENT STENCH’le önemli işlere imza atan Martin Schirenc’in bir dönem faal olan grubu HOLLENTHON, KATAKLYSM vokalisti Maurizio’nun EX DEO’su ve EPICA gitaristi Mark Jansen’in futbol takımı ebatlarındaki yan projesi MAYAN da senfonik death metal dendiğinde akıllara gelen diğer bilindik isimler.
Böyle olunca, yani diğer pek çok alt türe göre niş denebilecek bir müzik yaptığınız zaman ister istemez birilerine benzeme riski ortaya çıkıyor ve beste yapma noktasındaki amaçlardan biri de o birilerine benzememeye çalışmak oluyor. Şu anda karakteristik bir sound’a sahip bir dolu progresif metal grubu var, ancak bir noktaya kadar sadece DREAM THEATER’a benzemeden progresif metal yapmanın bile bir övgü ve takdir unsuru olduğunu hatırlamak lazım.
Son 10 yıldır bu isim altında müzik yapan KHEPRA da ülkemizden çıkan en uzun soluklu senfonik death metal grubu konumunda. İlk albümleri “Cosmology Divine”ı 2016’da çıkarmışlardı ve uzunca bir aradan sonra şimdi de ikinci albümleri “Anatomy of Sin” ile karşımızdalar.

Yazıya bu şekilde başlamamın sebebi, senfonik death metal dendiğinde akla gelen iki büyük grubu en baştan yazının dışına çıkarmaktı aslında. Zira KHEPRA’nın bana kalırsa en büyük başarılarından biri, sound olarak bir hayli yakın durdukları, hatta albümün masa başı işlerini bizzat gitaristine emanet ettikleri SEPTCIFLESH’ten farklı karakterde bir senfonik death metal yapmayı başarmış olmaları. Bu bence önemli bir konu, çünkü death metalin karakteristik özelliklerini ve senfonik dokunuşları bir araya getirip de sound ve üslup olarak bu kadar baskın bir şeyin gölgesinde kalmamak hiç de kolay değil.
“Anatomy of Sin”e baktığımızda 2016’da çıkardıkları ilk albümleri “Cosmology Divine”a kıyasla belirgin farklılıklar olduğunu görüyoruz. Bunların başında prodüksiyonun bariz şekilde güçlenmiş olması geliyor. İlk albümdekine kıyasla çok daha canlı ve etli bir sound’la karşılaştığımız albümde, yine ilk albümdekinden farklı olarak verilen bazı müzikal kararlar da var. Örneğin “Cosmology Divine”da grubun yerel motifleri daha fazla kullanmak istediği hissediliyordu. “Anatomy of Sin”de ise KHEPRA olayın yerel motif kullanma tarafından daha pragmatik olarak yararlanmış ve bu sayede bu unsurlar daha kıymetli hâle gelmiş kanısındayım.
Bunun yansımalarından biri kullanılan yerel enstrüman miktarındaki azalmada görülürken, yazılan melodilerde de bana kalırsa Anadolu kokusu biraz daha geri plana çekilmiş. Örnek verecek olursam, “Cosmology Divine”ın ilk şarkısı “Atra Hasis”in 0.29’unda giren melodi bence fazlasıyla ROTTING CHRIST havasına sahipti ve her ne kadar Yunan bir grup olsa da ROTTING CHRIST’ın -en azından bana- Anadolu havası veren melodilerini andırıyordu. Neden bahsettiğimi örneklendirmek için “Noctis Era”nın 2.24’te veya “Κατά τον Δαίμονα Εαυτού”nun 2.06’da giren melodilerine bakılabilir.
“Anatomy of Sin”de ise daha kendinden emin, müziği konusunda daha güvenli ve ilham kaynaklarını daha az yansıtan bir KHEPRA bulduğumu söyleyebilirim. Kendi adıma konuşursam, aşırı karakteristik özellikler taşıyan bazı alt türlerin zaman içerisinde bu özelliklerin kafesine hapsolabildiğini ve bunun da zamanla yaptıkları besteleri sınırlandırıp, kendi özgürlüklerine ket vurabildiğini düşünüyorum. Örneğin SEPTICFLESH’in “Communion”ına 9, “The Great Mass”ine 10 vermişken “Titan”a 7,5 ve “Modern Primitive”e ise 7 verme sebebim, bu albümlerin kalitesinin düşüklüğünden değil SEPTICFLESH’in ister istemez kendini tekrar etmeye başlamasından ve bizim de onları kanıksamamızdan dolayıydı. Bence FLESHGOD APOCALYPSE’in durumu da buna benziyor, onlar standart klasik müzik formüllerini dümdüz uyguladıklarından onların müziği de “Labyrinth” albümünden itibaren giderek aşırı tahmin edilebilir ve formülize bir hâle gelmişti.
KHEPRA bu noktada bana kalırsa şarkılar arasında yeterince çeşitlilik yaratmayı başarmış. SEPTICFLESH gitaristi Psychon’un miks ve mastering konusundaki başarısı da eklenince albüm kulağa gayet güçlü geliyor ve gitar, davul, bas, vokal ile senfonik elementler arasında bir dengesizlik hissedilmiyor. “Anatomy of Sin”in en güçlü olduğu taraflardan biri de vokaller. Doğukan “Dou” Kalender’in vokal performansı müziğin görkemini, ihtişamını gayet iyi yansıtıyor. Yukarıda klibi bulunan “Vision Genesis”in 4. dakikadan sonraki vokalleri falan gerçekten çok hissedilerek, şarkının verdiği duyguyu dinleyiciye geçirecek şekilde yapılmış. “Cosmology Divine”da epey geniş bir konuk kadrosu vardı. Bunlardan biri “Atra Hasis”te gruba eşlik eden Murat İlkan’dı ve diğer şarkılarda da geniş bir vokalist çeşitliliği görüyorduk. “Anatomy of Sin”de ise “The Order”ın nakaratında FURTHERIAL/RAZOR INC. vokalisti Başer Çelebi’yi duyuyoruz ve elbette ki duyduğumuz anda o olduğunu anlıyoruz. PRIMORDIAL’dan A.A. Nemtheanga’yı akıllara getiren epik ve karanlık karakterli bir clean vokalle şarkıya epey bir lezzet katmış.
“Anatomy of Sin”le ilgili son bir düşüncemi daha söyleyip kapanışı yapayım. KHEPRA’nın bu albümde yaptığı ve beni özellikle memnun eden şeylerden biri, yerel motiflerden yararlanmalarına ve tema olarak da mitolojik, dinî birtakım konulardan referans almalarına rağmen kolaya kaçıp her şarkıyı phrygian dominant’tan çalınan Mezopotamya karakterli riflerle, melodilerle doldurmamış olmaları. Bunu NILE, MELECHESH, kısmen ARALLU gibi başarılı yapanlar olsa da özellikle ekstrem türlerde bu olaya fazlaca girilmesini kendi adıma sıkıcı ve açıkçası kolaycılık olarak görüyorum. Bunun sebebi büyük ihtimalle şu ki, batılı gruplar için bu gam kendi coğrafyalarından farklı bir lezzet, başka dünyalardan bir müzikken bizler için fazlasıyla tanıdık ve alışıldık bir şey olması. Bu yüzden de ben bu “oryantalimsi” riflerin metal albümlerini işgal etmesinden biraz rahatsızım. Yoksa bunu BEHEMOTH’undan LAMB OF GOD’ına, OPETH’inden METALLICA’sına sayısız grup kullanıyor, ama bence tadında bırakmak lazım. KHEPRA’nın da kadim Mezopotamya uygarlıklarından ilham alan motiflerine, çeşitli görsellerinde piramit unsuruna yer vermesine rağmen bu kafaya fazla yüklenmemiş olmasından dolayı albümden normalin bir tık üstünde memnunum.

Tüm bunların ışığında söyleyebilirim ki KHEPRA “Anatomy of Sin” ile bence net şekilde ülkemizden çıkmış en iyi senfonik death metal albümüne imza atıyor. Prodüksiyonundan tutun da şarkıların birbirinden ayrışmasını sağlayan fikirlerin bolluğundan da görüldüğü üzere bu konuya özellikle kafa yormuş olmalarına kadar “Anatomy of Sin” bence ilk albümleri “Cosmology Divine”dan 9 yıl gibi epey uzun bir süre sonra çıkmış olmasını anlamlı kılan, grubun geliştiğini net şekilde gördüğümüz son derece başarılı bir çalışma. Hissettirmek istedikleri yerel motifleri hissettirmelerine rağmen ekstrem taraflarından ödün vermemeleri ve senfonik death metal gibi kalıpları biraz belli ve niş denebilecek bir alt türün en dominant isimlerinden ayrışabilecek kadar karakter koymaları bence takdire şayan.
İlk albümün incelemesinin sonunda “‘Cosmology Divine’, şüphesiz ki senfonik death metal adına ülkemizden çıkan en iyi albüm” demiştim.
Kusura bakmasın ama an itibarıyla ondan daha iyisi var.
Albüm bilgileri
- Doğukan 'Dou' Kalender: Vokal, gitar, orkestrasyon
- Kenan Turandar: Gitar
- Safa Adakul: Bas, geri vokal
- İlkay Canaydın: Davul
- Konuk:
- Başer Çelebi: Vokal (4)
- Infinite as the Serpent
- Consumed by Fire
- Vision Genesis
- The Order
- Morte, morte!
- Raven
- Purgatory
- Sin

Bir yanıt yazın