Bugüne dek yüzlerce, belki binden fazla grubu canlı izledim ve bunlar arasından izlediğim için en çok memnuniyet duyduğum isimlerden biri şüphesiz ki DARKANE. Bunun sebebi elbette ki grubun bir noktadan sonra canlı performanslar konusunda fazlaca aktif olmaması ve zamanında o fırsatı yakalayabilmiş olmamdan dolayı yaşadığım mutluluk.
Türkiye zaten gelmeleri falan mümkün değil, ancak kendilerine Avrupa’daki herhangi bir yerde yakalamak bile zorken Kanada’da izleyebilmiş olmak, aradan geçen 20 yıla rağmen beni hala mutlu ediyor.
Birkaç kişi dışında kimsenin ilgisini çekmeyeceğini bildiğim hâlde sadece sitedeki diskografisi tamamlansın diye yazdığım bir albüm incelemesinden kucak dolusu sevgiler.
DARKANE aşırı çok sevdiğim gruplar arasından muhtemelen ülkemizde en az dinleyici kitlesi olan gruplardan biri. Ben her albümlerini çok seviyorum, bazılarına bayılıyorum, birkaç tanesini de türünün en iyi örnekleri arasında görüyorum.
2001 çıkışlı “Insanity”, incelenme sırasında sona kalmış olmasından da anlaşılacağı üzere DARKANE’in çok sevdiğim albümlerinden biri. 2001’de çıkmış olmasına rağmen diğer tüm DARKANE albümleri gibi zamanının ötesinde olduğunu düşündüğüm bir çalışma ve müzisyenlik konusunda gerçekten de melodik death metal yapan gruplar arasındaki en üst düzey isimlerden biri.
Melodik death metal tarihine baktığınızda Christofer Malmström’den daha iyi bir gitarist bulmakta epey zorlanabilirsiniz; rif yazımı ve soloları gerçekten tür içerisindeki diğer pek çok gitaristten farklı bir boyutta. Davulda zaten Peter Wildoer gibi bir sapık var, ki dikkatinizi çekerim Mike Portnoy ayrıldıktan sonra DREAM THEATER’ın yeni davulcusu olarak denediği isimlerden biri olan bir melodik death metal davulcusundan bahsediyorum.
İlk albümleri “Rusted Angel”ın thrash metal soslu melodik death metal adına saf bir başyapıt olduğu düşünüldüğünde “Insanity” akılda kalıcılık ve hit potansiyeli noktasında öncesindeki albümün biraz gerisinde kalıyor. Şarkı şarkı baktığınızda birbirinden güçlü ve yırtıcı şarkılar albüm boyunca arka arkaya suratımıza patlasa da bazı anılarda sertliğe biraz fazla bel bağlıyorlar.
“Insanity”nin ilk dikkat çeken tarafı “Rusted Angel”daki vokalist Lawrence Mackrory’nin bu albüm öncesinde gruptan ayrılmış olması. Yerine gelen Andreas Sydow’un ses rengi Mackrory’den belirgin şekilde farklı ve özellikle “Rusted Angel”daki aşırı karakteristik nakaratlardan sonra bence bu albümdeki şarkıların aynı oranda vurucu, akılda kalıcı ve yaratıcı olamamasına neden oluyor. Sydow bir sonraki “Expanding Senses”daki şarkı yazımı, gitar tonu ve prodüksiyondan dolayı o albümün karakterine gayet uygun bir performans sergilese de “Insanity”deki delişmen yırtıcılık bence Mackrory’nin sesine çok daha uygundu. Albümün en iyi şarkıları bence introdan sonra gelen ve DARKANE karakterini iyi yansıtan açılış rifiyle “Third” ve MESHUGGAH efsanesi Fredrik Thordendal’ın da kendini 100 metreden belli eden solosuyla konuk olduğu “Psychic Rain”. Bu ikisi haricindeki şarkıları da seviyorum, ancak “Rusted Angel”dan bahsediyor olsaydım en az yedi, sekiz parça içerecek olan bu en iyi şarkılar listem, “Insanity”de ikiyle sınırlı kalıyor. Diğerlerinin kötü olduğundan değil, sadece iyi olmakla getirdiklerinden.
Bu yüzden de “Insanity” bundan 26 yıl önce ilk dinlediğim günden beri pamuklara sardığım ve daima aşırı underrated olduğuna inandığım DARKANE’in bana kalırsa “Demonic Art”la birlikte mükemmel olmayan iki albümünden biri. Yukarıda da dediğim gibi bu incelemeyi yazma sebebim grubun pasifagresif’teki diskografisinin son eksik parçasının da tamamlanması. Grubun zaten öyle büyük bir dinleyici kitlesi yok, o yüzden bu incelemeyi sadece kendim ve DARKANE adını gördüğünde heyecanlanan birkaç kişi için yazdığımı söyleyebilirim. Bir şekilde daha önce DARKANE ile hiç karşılaşmadıysanız, adını ilk kez duyduysanız, 1999’da çıkan, bence zamanının ötesinde kavramının sözlük karşılığı olan ve bir ilk albüm için saçmalık derecesinde iyi olduğunu düşündüğüm ilk albümleri “Rusted Angel”ı ve ardından da özellikle “Expanding Senses” ve “The Sinister Supremacy”yi dinleyin. Beğenirseniz, gayet başarılı son albümleri “Inhuman Spirits” de dâhil olmak üzere tüm diskografilerine bakabilirsiniz.
@Ugur, sana yemin ederim yazının başlığı ne olsun diye düşündüğüm ilk anda aklıma gelen başlık “Sadece kendim ve Ugur için yazdığım bir inceleme”ydi ahah.
Antalya Konyaaltı Poseidon Bar ‘Darkane Night (Feat.Malmström & Ahmet Saraçoğlu).Tüm gece toplamda 3 kişi var.Barda çalışanlar daha fazla.Gözümün önünde geldi gece gece sahilde soğukta yürüyüş yaparken gülmekten yığılacağım şimdi.
@Ahmet Saraçoğlu, önceki kritiklerin birinde Expanding Senses de produksiyon sorunlari var demissin o yuzden arada kaldim, Sinister Supremacy produksiyonu gayet iyi
@404 not found, prodüksiyon sorunundan ziyade biraz boğuk bir kayıt tercih edilmiş bence. Ama öyle dinlerken bu ne böyle denecek bir şey değil. Albümdeki en sevdiğim şarkıdan başka bir yerde bahsetmiştim, tekrar vereyim.
yukarıdaki iki şarkıyı dinledim.kötü demeyeceğim ama vasat demek zorundayım.gruptan ve sizden özür dilerim.
2001 gibi bu türde muazzam albümlerin çıktığı bir yıl için aklımı çelip sürekli açmak isteyeceğim birşey duyamadım.
bazen neden bu adamları hiç duymamışım ya diye merak edip müziklerini dinlediğimde cevabını buluyorum.
ya ben bunların bi tek july 99 şarkısını bilirdim. sonra geçenlerde Inhuman Spirits albümünü indirdim. ayıptır söylemesi ben hala winamp kullanıyorum. bu albümde playlistte ilk sırada. yeni albümleri de en sona ekliyorum. yeni bir albümü dinlediğimde son parçanın ardından playlistteki ilk şarkıya dönüyor. böyle böyle Inhuman Spirits albümü hatmettim valla.
Çok sevdiğim bir grubun en az sevdiğim albümü. Bundaki başlıca nedenin de prodüksiyon olduğunu düşünüyorum. “Rusted Angel”ı da aynı isimle (Daniel Bergstrand) kaydetmelerine rağmen nedense bu albümün neredeyse “ilkel” diyebileceğim bir kayıt kalitesi var. Bilinçli bir tercih midir bilemiyorum ama vokalinden davuluna her şey bir kuyunun dibinden yukarıya sesleniyormuş gibi geliyor kulağıma:(
Darkane yazdığını görünce işi, gücü, sıkıntılarımı bir anlığına terk edip geldim seni yalnız bırakmam bu konuda.
Hala dinlemeyenlere de artık ben bir şey diyemiyorum ya.Bunlar yüzünden hangi Darkane başyapıtı daha iyi diye kavga edemiyoruz, 2-3 kişiyle olmuyor.
25.12.2025
@Ugur, sana yemin ederim yazının başlığı ne olsun diye düşündüğüm ilk anda aklıma gelen başlık “Sadece kendim ve Ugur için yazdığım bir inceleme”ydi ahah.
26.12.2025
@Ahmet Saraçoğlu, Aahahahahah
Abi birlikte Darkane diskografisini sabahtan akşama dinlemek için yanına geleceğim bir hafta sonu.ŞAKASIZ.
26.12.2025
@Ugur, o kadar niş bir aktivite ki “böyle bir şey yapacağız” diye haberdar etsek Christofer Malmström ta İsveç’ten kalkar gelir bize katılır ahah
Valla çok isterim. Hatta gaza geldim Chaos vs Order çalmak için yandaki gitarı kestim, alayım da çalayım.
27.12.2025
@Ahmet Saraçoğlu, AHAHAHAAHAHA
Antalya Konyaaltı Poseidon Bar ‘Darkane Night (Feat.Malmström & Ahmet Saraçoğlu).Tüm gece toplamda 3 kişi var.Barda çalışanlar daha fazla.Gözümün önünde geldi gece gece sahilde soğukta yürüyüş yaparken gülmekten yığılacağım şimdi.
27.12.2025
@Ugur, ahaha
Güncel albümlerden sonra eskilere dönüş kritigi sevindirdi. Bu çağriya kulak veriyorum ve grubu dinlemeye basliyorum
25.12.2025
@404 not found, yazıda da dediğim gibi Rusted Angel’la başla bence. İlk albüm olmak için fazla iyi bence. Ondan sonra da Expanding Senses öneririm.
25.12.2025
@Ahmet Saraçoğlu, önceki kritiklerin birinde Expanding Senses de produksiyon sorunlari var demissin o yuzden arada kaldim, Sinister Supremacy produksiyonu gayet iyi
25.12.2025
@404 not found, prodüksiyon sorunundan ziyade biraz boğuk bir kayıt tercih edilmiş bence. Ama öyle dinlerken bu ne böyle denecek bir şey değil. Albümdeki en sevdiğim şarkıdan başka bir yerde bahsetmiştim, tekrar vereyim.
https://youtu.be/qLxgNmklk_I?si=_DeCOmu9KYHOabKL
Şahane bir grup ya. İlk albümlerini dinlememiştim, birkaç saat önce diskografilerine dalış yaptım. Boş bir işi yok adamların.
yukarıdaki iki şarkıyı dinledim.kötü demeyeceğim ama vasat demek zorundayım.gruptan ve sizden özür dilerim.
2001 gibi bu türde muazzam albümlerin çıktığı bir yıl için aklımı çelip sürekli açmak isteyeceğim birşey duyamadım.
bazen neden bu adamları hiç duymamışım ya diye merak edip müziklerini dinlediğimde cevabını buluyorum.
ya ben bunların bi tek july 99 şarkısını bilirdim. sonra geçenlerde Inhuman Spirits albümünü indirdim. ayıptır söylemesi ben hala winamp kullanıyorum. bu albümde playlistte ilk sırada. yeni albümleri de en sona ekliyorum. yeni bir albümü dinlediğimde son parçanın ardından playlistteki ilk şarkıya dönüyor. böyle böyle Inhuman Spirits albümü hatmettim valla.
Çok sevdiğim bir grubun en az sevdiğim albümü. Bundaki başlıca nedenin de prodüksiyon olduğunu düşünüyorum. “Rusted Angel”ı da aynı isimle (Daniel Bergstrand) kaydetmelerine rağmen nedense bu albümün neredeyse “ilkel” diyebileceğim bir kayıt kalitesi var. Bilinçli bir tercih midir bilemiyorum ama vokalinden davuluna her şey bir kuyunun dibinden yukarıya sesleniyormuş gibi geliyor kulağıma:(