# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BETWEEN THE BURIED AND ME – The Blue Nowhere
| 24.12.2025

Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Gitarları maviliklere süreceğiz

2007 yılında çıkardıkları “Colors” ile hayatımda dinlediğim en iyi albümlerden birine imza atan BETWEEN THE BURIED AND ME, sonrasındaki albümleriyle adını ve kitlesini büyütmüş ve 2000 sonrasının en önemli progresif metal grupları listesinde en üst sıralardan birine oturmuştu.

Her ne kadar “Colors” sonrasında yaptıkları işleri bir türlü tam anlamıyla içselleştiremediysem de 2021’de çıkan ve taşıdığı sorumluluktan dolayı çıkışı öncesinde beni en çok korkutan albümleri olan “Color II”da mükemmele yakın bir iş yapmaları sayesinde tekrardan gönlümü kazandılar. Baştan söylemek lazım ki BETWEEN THE BURIED AND ME kendi tarzında dünyanın en iyi grupları arasında ve bence formunda olduğunda son 20 yılın en heyecan verici 2-3 progresif metal grubundan biri. Geçtiğimiz yaz kendilerini ikinci kez canlı izleme fırsatı buldum ve “Colors”ın baştan sona çalındığı bu konserde ne kadar üst düzey müzisyenler olduklarını bir kez daha gösterdiler. Umarım bundan sonra tekrardan gelir ve diğer albümlerinden sevdiğim parçaları da içeren daha geniş bir setlist’le bizi kendilerine bir kez daha hayran bırakırlar. Bir “All Bodies”, bir “Selkies” alırız mesela.

Colors II”nun beklemediğim kadar iyi çıkmasından dolayı yeni albüm “The Blue Nowhere”i merakla bekliyordum. Tabii burada diyeceksiniz ki “e o zaman 3 ay önce çıkmış olmasına rağmen incelemesini neden anca şimdi yazıyorsun”, vallahi siz de haklısınız. Bunun sebeplerinden biri albüm çıktığı sırada çok başka şeylerle baş etmeye çalışıyor oluşum ve bu yüzden gerekli özeni göstererek dinlemeyebilmek adına albümü dinlemeyi ve incelemeyi ötelenmiş olmam, bir diğeri ise özümde gerçekten çok sevdiğim BETWEEN THE BURIED AND ME’den yine beni tam olarak memnun etmeyecek bir albüm dinleme ihtimalinden dolayı hissettiğim endişe ve buna bağlı öteleme, ertelemeydi.

Yeni albüm “The Blue Nowhere”e baktığımızda grubun bu kez bir konsept benimsemediğini görüyoruz. Vokalist Tommy Rogers albümün temasıyla ilgili olarak şarkıların belirli bir hikâye akışı içerisinde devam etmediklerini ve şarkıları adeta bir günlüğe yazılanlar veya müziğe bağlı olarak yer yer kaosu da yansıtacak şekilde içe dönük bazı düşünceler gibi gördüğünü söylüyor. Zaten bu ifadeyi öyle çok derin ve süslü bir şeymiş gibi değerlendirmeye gerek yok, şarkı sözü dediğimiz şeylerin %99’u da bu tarz şeylerden oluşuyor. Kısacası Rogers için kişisel anlam taşıyan referanslar haricinde dinleyici tarafından bakıldığında albümün herhangi bir ortak teması yok.

Müzikal olarak bakıldığında “The Blue Nowhere” “Colors II”nin tarihî bağlarından dolayı sahip olduğu birtakım karakteristik özelliklerinden bağımsız yeni sulara yelken açma amacı taşıyor. Dolayısıyla öncesindeki albümün doğal bir devamı olduğundan söz edemeyiz. Albümü dinlerken normal olarak türünün en yetenekli, yaratıcı ve bol fikirli gruplarından birini dinlediğinizi hissediyorsunuz. BETWEEN THE BURIED AND ME’nin en iyi olduğu şeylerden biri olan dinleyiciyi duygudan duyguya savurma işi “The Blue Nowhere”de de yoğun şekilde yaşanıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi tematik olarak bir bağı bulunmayan şarkılar, albümün akışı içerisinde bir kopukluk hissettirmiyorlar ve bir şekilde bir bütün hâlinde, tutarlı biçimde ilerliyorlar.

Böyle olunca da ortaya çok yetenekli bir grubun meydana getirdiği üst düzey bir progresif metal albümü çıkıyor. Şarkılardaki bir dolu fikrin ne kadar yaratıcı veya akılda kalıcı olduğu elbette ki subjektif bir konu ve dinleyicinin algısına göre değişecek bir beğeni ve takdir skalasında kendine yer bulacaktır. Benim nazarımda “The Blue Nowhere”in keyifli, eğlenceli, enerjik, duygusunu yoğun şekilde veren ve çok iyi yazılmış şarkılar içeren bir albüm olduğu ortada. Lakin…

Lakin belli açılardan, tıpkı “Colors” sonrasında çıkardıkları bazı albümlerde de hissettiğim gibi, “The Blue Nowhere” bazı açılardan da böyle keyifli, eğlenceli ve duygusunu yansıtabilen bir albüm olmakla yetiniyor. Tabii ki de bu aşırı kişisel bir yorum ve bunu “The Blue Nowhere” için bir eleştiri kalemi olarak kullanmak kesinlikle haksızlık olacaktır. Ancak albümün benim için neden bir “Alaska” veya “Colors” olamayacağını da bu şekilde açıklayabiliyorum. Bazı albümler her şeyleriyle çok karakteristik ve aşırı kişilikli özellikler barındırırken, bazıları ise esasında kendilerini tam olarak yansıtmayan bazı yan renkleri fikir olarak kullanabiliyorlar. Bu tür şeyler ilgili albümlerin otantikliğini ve “özel bir albüm olma” durumlarını bana kalırsa düşürüyor. Hedef göstermiş gibi olmayayım, ancak misal “Absent Thereafter”ın 5.30’unda giren ragtime kısmı gibi olaylar sebebini bilmemekle birlikte beni dinlediğim şeyden uzaklaştırabiliyor. Bunun çok benzerini DREAM THEATER da “The Dance of Eternity”nin 2.32’sinde yapmıştı evet, ama o olay o zaman güzeldi ve şarkıya karakter katacak şekilde kullanılıyordu. Bilmiyorum, belki de ayrımcılık yapıyorum, ama hissiyatım bu şekilde, ki zaten bu da öyle büyük bir şikâyet falan değil. Kullanılan bir renklendirmeyi amaçlandığı kadar benimseyemedim diyelim.

Bu kadar üst düzey müzisyenlik ve bestecilik içerisinde şımarıklık düzeyinde değerlendirilebilecek bu gibi ufak mızmızlanmaları saymazsak, “The Blue Nowhere” gayet keyifli bir BETWEEN THE BURIED AND ME albümü. Bana kalırsa “Colors II”nun ardından bu albümle birlikte grup yükselişte olduğunu gösteriyor ve her ne kadar önceki son birkaç albüm kadar hype yaratmamış gibi gözükse de kişisel olarak benim için “Coma Exliptic”in falan üstünde. Konu müzik olunca bunlar hep subjektif konular, o yüzden aksi düşünceler de gayet kabul edilebilir. Ben “Colors”dan bu yana çıkardıkları albümleri tam anlamıyla benimsemek adına yoğun çaba gösterdiğim BETWEEN THE BURIED AND ME’nin “The Blue Nowhere”inden razıyım. Grubun diskografisi açısından bir mihenk taşı, dönüm noktası olarak görmesem de gayet keyifli, sürükleyici bir albüm.

Yukarıda da dediğim gibi arayı çok açmadan bir daha geliyorsunuz, “Selkies” çalıyorsunuz, “All Bodies” çalıyorsunuz. Çok rica ederim.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.83/10, Toplam oy: 12)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2025
Şirket
InsideOut Music
Kadro
Tommy Rogers: Vokal, klavye
Paul Waggoner: Gitar
Dan Briggs: Bas, bas synth, klavye, akustik gitar, sitar
Blake Richardson: Davul, perküsyon
Şarkılar
1. Things We Tell Ourselves in the Dark
2. God Terror
3. Absent Thereafter
4. Pause
5. Door #3
6. Mirador Uncoil
7. Psychomanteum
8. Slow Paranoia
9. The Blue Nowhere
10. Beautifully Human
11. Overture (bonus)
  Yorum alanı

“BETWEEN THE BURIED AND ME – The Blue Nowhere” yazısına 7 yorum var

  1. Scream Bloody Gore says:

    Dinlediğim bir grup olmasa da girişin beni güldürmesi üzerine yazıyorum, anasının damını görmüş bu coğrafya bu saatten sonra güneşi ancak öldüğünde görür.

  2. crimsondeath says:

    Kapak soru bankası gibi

  3. Candaş says:

    Colors II çok güzeldi, bu albümü sevemedim bir türlü, nota cümbüşü içinde hiçbir şarkı yer etmiyor aklımda

  4. Boba Fett says:

    Colors öncesi çöp. Colors sonrası istikrarlı bir şekilde güzel işler yapıp oldukça az ilgi görüyorlar, grubun isminden olsa gerek.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Boba Fett, Alaska nasıl çöp yahu? O dönemde Selkies gibi, All Bodies gibi şarkı yazabilen kaç grup vardı?

  5. 42 yaşındayım says:

    Colors albümüne yüklenen sevgiyi hiç anlamadım.
    Yukarıdaki arkadaşa katılıyorum ”Colors sonrası istikrarlı bir şekilde güzel işler yapıp oldukça az ilgi görüyorlar”
    Aynen böyle oldu.Esas Colors sonrası harika albümler yaptılar.

    Bu albümle ilgili yukarıda şunu diyen diğer arkadaşımıza da katılıyorum ”nota cümbüşü içinde hiçbir şarkı yer etmiyor aklımda”
    Ve benim için Colors’ta öyle bir albüm.Hatta çoğu şarkısı kuru gürültü.

    Canım bu adamları çektiğinde şu harika albümleri açıp dinlemeye devam edeyim ben.
    The Great Misdirect (2009)
    The Parallax: Hypersleep Dialogues (2011)[b]
    The Parallax II: Future Sequence (2012)
    Coma Ecliptic (2015)
    Automata I (2018)
    Automata II (2018)

  6. UgandanNinja31 says:

    Açıkçası diğer btbam albümleri kadar üst düzey bulamasam da
    kaliteli ve prog metal konusunda yine ellerine laf edilemez. Yayınlanan singlelar dışında çok mükemmel denilecek şekilde şarkılar pek yoktu.
    Normalde 10 dakika üzeri şarkılarına bayılırım ama mesela albümün sonlarına doğru slow paranoiada kullanılan deneysellik ondan bir önceki parçadaki kadar hoş değildi bir anda tempoyu düşürdü. Bu tarz daha uzun süren parçalarda özellikle 10 dakika üstü parçalarda hareketlilik daha yoğun oluyor ama bu albümde sonlardaki parçalarda bunu ümit edip bulamadım maalesef.
    Bu albümün en sevdiğim yanıysa keşke btbam agresif müziiği bırakıp the blue nowhere ve beautifully human gibi daha yavaş daha sakin parçalarıydı çünkü potansiyel olarak çok kaliteli prog rock/metal albümü yapabiceklerini gösterdiler beautifully human sadece clean vokal içermesede güzel bir örnek olduğunu düşünüyorum

    The blue nowhere sadece parça olana gelirsek bana göre en farklı btbam parçasıydı. Tam şarkının sonu özellikle sanki yarıda bitiyor gibiydi. Son kısım çok güzel olabilcekken öyle bitmesine rağmen hala çok güzel olması akıl almaz bir deneyimdi. Kısacası emin olmamakla beraber benim için prequel to the sequel den sonra ya da beraber en sevdiğim btbam parçasıydı.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.