Bu sefer başka türlü üzdü.
İlk beş albümü itibarıyla kederli black metalin en büyük neferlerinden biri olan ve Finlandiya black metal sahnesinin önemli isimlerini bünyesinde barındıran SARGEIST, türün bu damarlı tarafının en sevdiğim oluşumlarından biri olarak yıllardır en sevdiğim Fin black metal gruplarından biri durumunda. “Let the Devil In”i ilk dinlediğimde ne kadar çok etkilendiğimi, “Unbound” bir gece ansızın sürpriz şekilde çıktığında nasıl gaza geldiğimi hatırlıyorum.
Grup yeni albümü “Flame within Flame”i de yine bir anda çıkardı ve sevenlerine tatlı bir sürpriz yaptı. Kim bilir yine nasıl duygudan duyguya koşturacaklar, black metal ruhunu nasıl ta en derinlerimize işleyeceklerdi…
Düşünce buydu. SARGEIST’ın çok karakteristik bir tarzı ve kimliği vardı ve türün bu tarafını hakikaten çok iyi yapıyordu. O yüzden yapacakları bir sonraki işin düzeyi konusunda kimsenin bir şüphesi yoktu.
Benim de yoktu. SARGEIST’ın yine çok iyi olacağını biliyordum. Sonuçta HORNA’da harikalar yaratan Shatraug vardı, geçtiğimiz sene Spellgoth da gruba katılmıştı ve bu adamlar yine en iyi bildikleri şeyi yapıp bir diğer SARGEIST albümüne imza atacaklardı.
Gelelim “Flame within Flame”e.
Bu “en iyi bildikleri şey” konusunun günün birinde sıkıntı yaratabileceğini tahmin etmiyordum. Evet, SARGEIST’ın yeni albümüne karşı biraz tepkiliyim, zira bu kez adamlar “en iyi bildikleri şeyi” değil, sanki “tek bildikleri şeyi” yapmış gibiler.

SARGEIST’ın müzikal karakterini biliyor ve seviyorsanız, “Flame within Flame”de tam olarak ve sadece onu buluyorsunuz. Baktığımız zaman grubun önceki albümlerindeki müzikal karakterler de zaten birbirine yakın durumda, dolayısıyla bu albümde SARGEIST’ın bambaşka kafada bir şey yapmasını beklemenin elbette ki hiçbir anlamı yok. Yine de grubun 7 yıl aradan sonra “SARGEIST song generator”dan çıkmış gibi hissettiren, dünyanın en varsayılan SARGEIST şarkılarından oluşan bir albüm yapmış olmasından dolayı içim bir miktar buruk. Başka grup olsa sadece “mal mısınız aq bir dahakine düzgün iş yapın” derdim, ama SARGEIST gibi ÇOK sevdiğim bir grup olunca üzüntüsü daha kalıcı oluyor.
“Flame within Flame”in en büyük sıkıntısı herhangi bir black metal albümü oluşu. Bu belki hemen gömülecek bir şey değil zira her grup orta karar albümler çıkarabilir, bu gayet normal ve makul bir şey. Lakin bu albümün esas üzen tarafı SARGEIST’ın burada sadece kendini tekrar etmesi değil, 7 yıl boyunca yeterli ilhamı bulamadığını da göstermiş olması. “Flame within Flame”i defalarca dinledim. Sıkıntısı olduğu zaten ilk dinlemeden belli oluyordu, ama acaba kafasına mı giremedim diye dinlemeye devam ettim. Çalışırken dinledim, yürürken dinledim, araba kullanırken dinledim ama ı-ıh. İkinci dinlemeden itibaren her çalışımda başka bir şeyler açma isteği uyandı ve “tamam hadi madem başladı, bitsin” diyerek albümün tamamını dinlediğim her seferde, akabinde daha iyi bir şeyler açıp “oh be dünya varmış” dedim. Bu belki SARGEIST için sert bir yorum, ama durumlar böyle.

Albümün kafasını yakalayan sayısız kişi eminim “Flame within Flame”i benden çok daha fazla beğenecektir, hatta beğenmiştir. Ama ben albümdeki şarkıların birbirinden ayrılmak, farklı bir karakter koymak için hiç uğraşmadığını, ilk akla gelen en klişe kederli black metal şarkısı şablonu üzerinden ilerlediğini ve bu nedenle de SARGEIST’ın geçmişteki samimi acılarını, kederlerini, yürek parçalayan özel anlarını veremediğini düşünüyorum.
Albüm bilgileri
- Shatraug: Vokal, gitar, besteler, sözler
- VJS: Gitar
- Spellgoth: Bas
- Nur-i-siyah: Davul
- An Eternal Dream Beyond the Accursed Portent
- Flame Within Flame
- The Chant of Rotting Tongues
- Incandescence of the Funeral Pyre
- Ordained and Adorned
- To the Mistress of Blackest Magic
- Juravit Sanguine
- Behold Our Temples Arise
- Rite of Ascension

Bir yanıt yazın