Günümüzün en iyi black metal gruplarından birinden, 2023'ün en iyi black metal albümlerinden biri.
Bugün rotamızı Polonya’nın en batısında bulunan Lublin şehrine çeviriyoruz. 1672’de Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilen bu şehir, bugün bahsedeceğimiz MĀNBRYNE’e de ev sahipliği yapıyor. Şehrin simgesinin çok da memnun gözükmeyen bir keçi olduğu düşünüldüğünde, MĀNBRYNE gibi bir grubun buradan çıkmış olmasına da fazla şaşırmamak gerek.
MĀNBRYNE’in 2021’de çıkardığı “Heilsweg: O udręce ciała i tułaczce duszy” Pasifagresif kitlesi tarafından çok beğenilmiş, pamuklara sarılmış, bağırlara basılmıştı. Bunun önemli sebeplerinden biri, MĀNBRYNE kadrosundaki isimlerin 2020 yılında önemli albümler çıkarmış gruplarda yer alan müzisyenler olmasıydı. Grupta yer alan dört elemandan üçü 2020 yılında BLAZE OF PERDITION ile “The Harrowing of Hearts”a imza atmış, albümün davullarından sorumlu olan Priest ODRAZA ile “Rzeczom” adlı başyapıtı ortamlara salmış, yine kendisinin de bir dönem mensubu olduğu MEDICO PESTE 2020 yılına imzasını “ב: The Black Bile” ile atmıştı.
Dolayısıyla MĀNBRYNE, özellikle son 10 yıldır çok acayip işler yapan Polonyalı grupların rüzgârıyla beraber ekstra bir “hype” ile karşımıza çıkmıştı.
Kabaca “Krallıklararası: “İnancın Sınanmasına ve Şüphenin Yüküne Dair” gibi bir anlamı olan “Interregnum: O próbie wiary i jarzmie zwątpienia”, neden bilmem bana MĀNBRYNE’in ilk albümüne oranla daha dertli, daha kederli bir ruh hâli olduğunu hissettiren ve ilk albüme nazaran daha oturaklı bir grup izlenimi veren bir albüm. İlk albüm çıktıktan hemen sonra grubun Metal-Archives sayfasındaki grup fotoğrafı kaldırılmış ve yerine bestelerden sorumlu gitarist Renz’in tek başına fotoğrafı konmuştu. Daha ilk andan böyle bir sikkoluk görünce grubun birinci dakikadan çatırdayacağını düşünmüş ve gözyaşlarıma hâkim olamamıştım. Hatta incelemenin altında “Gitaristin Manbryne’si”, “МAНБРИНE” geyiği bile dönmüştü. Ancak sonradan bir sıkıntı olmadığı anlaşılmış ve MĀNBRYNE konserler eşliğinde yoluna devam etmişti.

Bu kadar tırı vırı yeter, albümden bahsetmeye başlayalım. Öncelikle söylemek gerek ki MĀNBRYNE’in pek çok türdeşine göre maça 1-0 önde başlamasını sağlayan bir avantajı var. BLAZE OF PERDITION da aynı avantaja sahip dersem neden bahsettiğim anlaşılacaktır. Evet, vokalist Sonneillon’dan bahsediyorum. En iyi, en önde gelen black metal vokalistleri dendiğin çoğu kişinin ilk aklına gelen isimlerden biri olmasa da Sonneillon şu anda black metal ortamlarının en kendine özgü, en güçlü, en tehditkâr vokalistlerinden biri. Belki başka hiç kimseye benzememe düzeyinde bir kendine özgülükten bahsetmiyoruz, ancak vokal yaparken kendi içinde bambaşka şeyler yaşadığını hissettiren; müziğin dayatmak istediği ızdırabı ve acıyı dinleyiciye geçirmeyi başaran bir tarzı var. Bunun oluşmasında, geçirdiği kazanın ardından son 10 yıldır tekerlekli sandalyeye bağımlı olmasının da bir etkisi var mı bilmiyorum ancak sanki başına gelen bu çok talihsiz olay ve sonrasında yaşadıkları onun vokalini ister istemez daha da yürek parçalayıcı bir hâle getiriyor. MĀNBRYNE’in black metalinde SARGEIST ve türevlerine benzer bir keder, acıklı bir hava yok belki ancak en derinlerine dek içselleştirilmiş bir can çekişme, bir çabalama, çırpınış var ve bunu da en iyi yansıtan unsurlardan biri, elbette ki gitar rifleriyle birlikte, Sonneillon’un vokalleri. Kendisine dair daha fazla bilgi almak isterseniz, 3,5 yıl önce gerçekleştirdiğimiz röportajımızı okuyabilirsiniz.
Aynı notu vermiş olsam da kendi içlerinde “Interregnum: O Próbie Wiary I Jarzmie Zwątpienia”nın “Heilsweg: O udręce ciała i tułaczce duszy”den daha iyi bir albüm olduğunu düşünmemi sağlayan diğer bir faktörse başlarda bahsettiğim oturaklılık konusu. Albümdeki istisnasız her şarkıda MĀNBRYNE’in kendini albüme ne kadar adadığını ve ne kadar büyük bir tutkuyla bu işe sarıldığını hissedebiliyoruz. Şarkılar aceleye getirilmedikleri gibi, gereksiz yere de sündürülmemişler ve bu sayede 40 dakika boyunca bir an olsun düşmeyen, sekteye uğramayan bir dinamizm ortaya çıkmış. Grup açılışı yapan “Piach i niepamięć”te görülebildiği üzere tremolo melodileri, can alıcı arpejleri, haykırış ve fısıltıları, blast beat ve orta tempo ritimleri nefis bir kolaj hâlinde sunarak albüme müthiş bir başlangıç yapıyor ve sonraki şarkılar da bu akıcılığı ve duygu yoğunluğunu bir an bile fire vermeden sürdürüyorlar. Albümü bence “Heilsweg: O udręce ciała i tułaczce duszy”den daha iyi kılan da bu melodilerin, arpejlerin, haykırışların ve diğer detayların dinleyicinin içine daha derinlemesine işlemesi ve MĀNBRYNE’in içine dolan acı ve öfke bileşimini daha rafine şekilde sunması.

Black metalde Polonya sound’una karşı özel bir merakınız varsa, MĀNBRYNE bunu en iyi şekilde yansıtan gruplardan biri ve bence, çok iyi yorumlar alan ilk albümlerinin dahi üstüne çıkmayı başarmışlar. İçinde bulunduğumuz yılın önemli black metal albümlerinden birini dinlemek isteyen herkese “Interregnum: O Próbie Wiary I Jarzmie Zwątpienia”yı öneriyorum. Dinleyin, kaliteli Polonya black metaline doyun, sonra zaten albüme yıl sonu listelerinizin bir yerinde yer verirsiniz.
Albüm bilgileri
- S.: Vokal
- Renz: Gitar, klavye
- Wyrd: Bas, gitar (akustik)
- Vzn: Davul
- Konuk:
- Tuja Szmaragd: Vokal
- Wojciech Sochacki: Trombon
- G. E. Trigo: Kontbas
- Piach i niepamięć
- Suma wszystkich strat
- Po trupach ku niebu
- Grzechy ojców
- Bezkrólewie
- Pierwszy kamień

Bir yanıt yazın