Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı.
ismail vilehand
“Aslında black metal hassas bir konu.” Dile kolay, 13 sene önce yazdığım “Panzer Division Marduk” albümü kritiğinde böyle bir giriş yapmıştım. Hâlâ günümüzde bu hassasiyet geçerli mi? Geçerli ise ne seviyede geçerli? Black metal neredeydi, şimdi nereye geldi? Bunlar kafamdaki bazı deli sorular. Emin olduğum tek şey ise türün daha da büyüyüp çok daha geniş kitlelere yayıldığı.
Öncelikle Marduk seven, sevmeyen herkesin hemfikir olacağı, en azından itiraz etmeyeceği kabak gibi bir gerçeği belirtmek lazım. Marduk en büyüğü mü bilmiyorum ama ÇOK BÜYÜK grup cidden. Bu büyüklük; “Century Media Records”ın klipler çekip, gruba ciddi yatırımlar yapması veya devasa turnelerde, festivallerde headliner olarak yer almasından çok, ruhani ve manevi bir büyüklük. Kaç albüm sattığından, kaç konser verdiğinden bağımsız olarak yeni albümün çıktığını gördüğünde tüyleri diken diken olan, gözleri dolan ciddi koyu bir fan kitlesi var ve bu kişilerden biri de benim.
Black metal türü açısından gayet iyi olan ancak devasa yüksek Marduk standartları düşünüldüğünde o kadar da haşmetli bir albüm olmayan “Viktoria” sonrası verilen uzun sayılabilecek aradan sonra gelecek yeni albüm epey bir merak konusuydu. Bu süreçte Mortuus denen iblis “Funeral Mist” adı altında yayınladığı “Deiform” ile aklımızı aldı, “Deathspell Omega”ya konuk olarak birtakım manyak işlere imza attı.
“Plague Angel” Allahsallığı sonrası ilk defa Mortuus’un bir Marduk albümüne müzikal anlamda nüfuz ettiğini gördüğümüz “Rom 5:12” ile birlikte, “sadece vokalist olan Mortuus” artık “Marduk’un önemli bir parçası olan, Morgan Håkansson’la beraber grubun esas adamlığını paylaştığı” bir figüre dönüşmesine yıllar içinde şahit olduk. Evet, Mortuus bir hırsız, çünkü kalbimizi çaldı.

“Memento Mori” Marduk’un amansız tarafının standartları gereğince ağır bastığı, ancak ruhani tarafının da ondan aşağı kalmadığı mükemmel bir albüm. Marduk adına ne ararsanız her şey albümde mevcut diyebilirim. Şarkıların gerek besteleri gerekse de güfteleri son derece cüretkâr anlar barındırıyor. Albümdeki bütünlüğün ve bodosluğun yansıra, akılda kalıcılığın da üst düzey olmasından anlaşılacağı üzere, hit şarkı bombardımanı ile karşı karşıya kaldığımız bir Marduk albümü “Memento Mori”. “Century Media Records” gibi bir şirketin yanlış ata oynama ihtimali zaten olamaz ama şu albümdeki şarkıların yarısından fazlasına klip çekilse itiraz etmem. O derece güçlü ve bu müziği sevenleri sımsıkı yakalayan bir albüm.
Albümün en eşsiz ve ayırt edici özelliği davulları. Grubun en taze elemanı olan “Bloodhammer” denen terbiyesiz arkadaştan biraz bahsetmek istiyorum. Küçük yaşlardan itibaren davul konusunda kulağımı rahmetli “Vinnie Paul” ile eğittiğim için yer yer abartı zil kullanımına ve tatlı zil oyunlarının hastayım diyebilirim. “Mgła” ve “Kriegsmaschine” gibi manyaklıklardan tanıdığımız “Darkside” kadar teknik olmayan ancak besteleri bolca zil tatlışlıkları ile süsleyen bir tarzı var. En az “Emil Dragutinović” kadar hayvan ve delişmen bir davulcu.
Marduk’u Marduk yapan karakteristik rif ve melodi yazımı açısından; “World Funeral”, “Plague Angel” ve “Frontschwein” gibi albümlerdekine yakın duran bir tarz kullanmış Morgan Håkansson. “Wormwood” ve “Viktoria” albümlerini diğer Marduk eserlerine oranla daha az haşmetli ve etkileyici görmeme neden olan bu bahsettiğim rif ve melodi yazımındaki eksiklik aslında. “Memento Mori”yi çok çok iyi bir Marduk albümü yapan etkenlerden biri de Morgan Håkansson’un “imza” denecek kadar karakteristik olan rif ve melodi yazımına bu albümde geri dönmesi.
Albümün en can alıcı şarkısı uzak ara “Charlatan” adlı hayvanlık. 3:03 sonrası duyulan bas gitar ve akabinde gelişenler tam anlamıyla bir can pazarı. Tek bir boş şarkının veya anın olmadığı albümdeki diğer favorilerim ise “Year of the Maggot” başta olmak üzere, albümün en “Panzer Division Marduk” worship şarkısı “Coffin Carol”, ilk yayınlanan can alıcı single “Blood of the Funeral” ve buram buram “World Funeral” kokan “Red Tree of Blood”. 2021 yılında kaybettiğimiz değerli abimiz, nefis insan LG Petrov’un eşlik ettiği “As We Are” ise albümü kapanışına uygun enfes bir şarkı.

Bence black metalin çok fazla dallanıp budaklandığı ve tartışmaya açık, sorgulanması gereken bir türe dönüştüğü şu günlerde daha iyi bir albüm dinlemek mümkün olamazdı. Black metalin hâlâ daha ne derece etkileyici bir müzik türü olduğunu ve Marduk’un büyüklüğünü anlamak için bu gövde gösterisini kaçırmayın, kaçırtmayın. Gözlerim dolu dolu, tüylerim diken diken olmuş bir şekilde herkese bol Marduk’lu günler diliyorum.
***
Not: Bu inceleme ilk olarak ortak inceleme olarak düşünülüyordu, ancak ben (Ahmet Saraçoğlu) tüm söyleyeceklerimi albümü incelediğimiz Agresif Musiki podcast’inde söylediğimden “Memento Mori” incelemesini bu şekilde yayınladık. Mehmet Emrah Konya’yla birlikte görüşlerimizi podcast’ten dinleyebilirsiniz.
Albüm bilgileri
- Morgan Håkansson: Gitar, besteler, sözler (7, 8)
- Mortuus: Vokal, lead gitar (3, 10), besteler, sözler, bas
- Simon Schilling: Davul
- Konuk:
- Devo: Bas
- J. Lindholm: Bas
- LG Petrov: Ek vokal (10)
- Memento Mori
- Heart of the Funeral
- Blood of the Funeral
- Shovel Beats Sceptre
- Charlatan
- Coffin Carol
- Marching Bones
- Year of the Maggot
- Red Tree of Blood
- As We Are

Bir yanıt yazın