Şükür kavuşturana.
Mainstream metal dünyası içerisinde MACHINE HEAD kadar istikrarsız, ne zaman ne yapacağı belli olmayan pek az grup var. “Burn My Eyes” gibi çok önemli bir albümle kariyerine başlayan MACHINE HEAD, o zamandan günümüze dek hem ortalama ve üstü denebilecek albümlere imza atmış hem de dönemin trendlerinin peşinde koşması dolayısıyla omurgasızlık olarak nitelenen “The Burning Red” gibi bir iş yapmaktan da çekinmemişti.
Metal dünyasının genelinin beğendiği, hatta kimilerince başyapıt olarak nitelenen -bence ortalama- “The Blackening” ile 2000’lerdeki en iddialı ürününü sunan grup, sonra alışık olunan ortalamalığını devam ettirmiş ve 2018 yılında da hayatımda dinlediğim en kötü metal albümlerinden biri olan “Catharsis”i çıkararak grubun sıkı destekçilerini bile sıkıntıya sokacak bir rezilliğe imza atmıştı.
Of, o “Catharsis” gerçekten de neydi öyle… MACHINE HEAD’i savunan biriyle karşılaştığınızda ve grubu kötülemek istediğinizde, sadece “Abi Catharsis” diyerek bile tartışmayı kazanabileceğiniz düzeyde skandal bir albümdü. Dolayısıyla da MACHINE HEAD’in bir sonraki albümünün işi nispeten kolaydı, zira böyle bir kepazeliğin ardından grubun çıtayı yükseltmesi çok da zor olmayacaktı. Çıta yerlerdeydi, daha kötüsü olamazdı.
Daha kötüsünü MACHINE HEAD bile yapamazdı.
Diğer yandan MACHINE HEAD’in “The Burning Red” de dâhil -“Catharsis” hariç- tüm albümlerinde hissettirdiği bir gücü, bir cevheri elbette vardı ve kafayı koymuş bir Robb Flynn’in gününde olduğu takdirde iyi şeyler çıkartabileceğini herkes biliyordu. MACHINE HEAD zaten başından beri gazdı, groovy’ydi, atarlıydı. İstediğinde “Imperium” gibi, “Aesthetics of Hate” gibi şarkılar yazabiliyordu. Sadece odaklanması ve sağlam bir ilham yakalaması gerekiyordu.

Grubun yakın zamanda çıkardığı EP’si “Arrows in Words from the Sky”da gördüğümüz birinci detay Robb Flynn’in “Catharsis”teki utanç tablosunu unutturmak adına MACHINE HEAD sound’unu sertleştirme yoluna gittiğiydi. Şarkılar belirgin şekilde sertleşmiş, üstüne üstlük daha görkemli bir şeyler sunma isteğini gösteren bir karaktere bürünmüşlerdi. Peki albüm de böyle mi olacaktı? MACHINE HEAD uzun zaman sonra herkesin mutabık kalacağı düzeyde üst düzey bir şey çıkarabilecek miydi? Şimdi gelin, EP’nin tam anlamıyla bir ara sıcak, bir fragman niteliği taşıdığını saniyesinde görmemizi sağlayan yeni albüm “Of Kingdom and Crown”a derinlemesine eğilelim ve bu iniş çıkışı bol grubun kariyer zirvelerinden birine daha yakından bakalım.
Yıllardır MACHINE HEAD’le ilgili en büyük sıkıntım grubun epik, ihtişamlı gibi göstermek istediği veya böyle algılanmasını sağladığı uzun şarkılarındaki epikliği ve ihtişamı alamıyor ve bu şarkıların büyük kısmını özellikle sıkıcı buluyor oluşum. Bana kalırsa MACHINE HEAD sertleştiği anlarda akılda kalıcılıktan uzak ve sıkıcı, yumuşadığı anlarda ise sik gibi olmaya müsait bir grup ve esas gücünü de bu iki tuzağı aşıp bir şekilde etkileyici şarkılar yazabildiği -nadir- anlarda gösteriyor. En baştan söylemek gerekirse “Of Kingdom and Crown” MACHINE HEAD’in bu tür tuzaklara düşme riskiyle en çok karşılaştığı, ancak mükemmel tercihler yaparak bunlardan en etkili şekilde sıyrıldığı ve bu vesileyle kariyerinin en olgun, en dehşet işlerinden birine imza attığı bir albüm.
Bunu sağlayan başlıca şey, yukarıda da bahsettiğim o ilhamın gerçekten çok güçlü şekilde gelmiş olması. Albümdeki tüm şarkılar bir bütün hâlinde “Of Kingdom and Crown”ın değerine değer katıyor ve amaçlanan görkeme hizmet ediyorlar. Ne “Catharsis”teki gibi saf bir cringe ne de o albüm öncesindeki 2-3 işlerinde görülen altı doldurulmamış sıkıcı bir sertlik söz konusu ve resmen her bir şarkıdaki her fikir başarıya ulaşıyor, MACHINE HEAD’in bence son 928374 albümdür yapamadığını takır takır yapıyorlar. Bu cidden harika bir şey, özellikle de benim gibi grubun daha iyisini yapabileceğini düşünen ancak buna bir türlü kavuşamayanlar için, çünkü görüyoruz ki 55 yaşını geride bırakan Robb Flynn belki de ilk kez, gerçek anlamda ilk kez tüm tecrübesini bir albüme yansıtmayı ve elindeki tüm silahlardan verim almayı beceriyor. Buna clean vokallerini çok iyi kullanması da dâhil Vogg gibi bir ateş gücünü gruba entegre etmesi de. Akılda kalıcı rif yazma konusunda bulduğu ilhamı çok iyi değerlendirmesi de dâhil ANIMALS AS LEADERS’ın ilk albümünde şov yapan ve bana kalırsa sonraki yıllarda metal dünyası tarafından yeterince değerlendirilemeyen Navene Koperweis gibi bir davul ustasını albüme sokması da. “Of Kingdom and Crown”ı dinlerken gerçekten de zayıf, sıkıcı bir şey bulmakta zorlanıyorum ve resmen “yıllardır bu MACHINE HEAD’i beklediğimi” fark ediyorum.
Şarkılara detaylı şekilde baktığımızda her bir müzisyenin üst düzey performans sergilediğini görüyoruz. Bunda kadronun yenilenmesinin büyük etkisi olsa da bu performans artışını sağlayan esas unsur beste tarzındaki değişikliklerde yatıyor. MACHINE HEAD bu albümde bugünlere gelmesini sağlayan kimi klişelerinden olabildiğince sıyrılıyor ve daha dinamik bir beste anlayışı benimsiyor. Bu anlayışta death metale özgü dokunuşlar da var grubun alışıldık groove metal çizgisinin en başarılı örnekleri de. Dikkat ederseniz benzer yapıdaki bu “dü şeş gelmesine” bağlı beste durumunu yıllardır TRIVIUM’da da görüyoruz. Onlar da içinde pek çok şey bulunan, çok yönlü gözüken bir müzik yapıyorlar ancak bazen hedefi on ikiden vururken kimi zaman da kısa sürede unutulacak şarkılar yazabiliyorlar. İlk andan dü şeş atan “Of Kingdom and Crown” işte bu açıdan çok başarılı bir çalışma. “Become the Firestorm” gibi MACHINE HEAD’in veya TRIVIUM yıllardır yapmak isteyip de yapamadığı düzeyde güçlü bir şarkıyı da barındırıyor, Robb Flynn’in son dönemde edindiği birtakım ilhamları damıtarak MACHINE HEAD tarihinin en iyi şarkılarından biri olarak sonuçlandırdığı “Unhallowed” gibi bir güzelliği de. Bu şarkılara baktığımızda sadece vokal yazımından ve prodüksiyonundan bile “Of Kingdom and Crown”ın özel bir albüm olduğunu, hatta bence MACHINE HEAD tarihinin en başarılı birkaç albümünden biri olduğunu görmek mümkün.
Albümün nasıl bütünlüklü ve güçlü olduğunu ifade etmek için şunu da söyleyeyim: Geçtiğimiz günlerde yazdığım yeni SOILWORK albümü “Övergivenheten”in incelemesinde albümden önce yayınlanan single’ların albüm deneyimini baltaladığından söz etmiş ve artık grupların yayınladığı single’ları dinleme konusunda eskisi kadar istekli olmadığımdan bahsetmiştim. “Of Kingdom and Crown”a baktığımızda, albümdeki 13 şarkıdan 3 tanesinin bundan 14 ay önce EP olarak yayınlandığını görüyoruz ve inanır mısınız albüm içerisinde dinlendiğinde de gram eğreti durmuyorlar, albümle bütünleşiyorlar ve bütünlüğü bozmuyorlar. Üçü de albümde tam olmaları gereken yerdeymiş gibi hissettiriyorlar ve aylardır dinliyor olmamıza rağmen diğer şarkılarla bir araya geldiklerinde heyecanı düşürmüyorlar. Bu önemli bir şey. Bu “Of Kingdom and Crown”ın başardığı bir şey.

MACHINE HEAD’le 1999 yılında “The Burning Red”in korsan CD’sini yer tezgâhından satın alarak tanışmıştım. Yıllar geçtikçe grupla itişmeli kakışmalı, beğeniler ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir ilişkim oldu. “Burn My Eyes”ın dönemsel olarak önemini düşünürken bir yandan da kimi vasat albümler nedeniyle grubu bir türlü benimseyemiyor, bazı şarkılarını deliler gibi dinlerken bazı şarkılarını ise ömür törpüsü olarak niteliyordum. Şimdi “Of Kingdom and Crown”a bakınca, yukarıda bir yerde dediğim şeyi fark ediyorum: Meğer ben yıllardır işte bu MACHINE HEAD’i bekliyormuşum. İyi ki de kavuştuk, umarım bundan sonra da irtibatımızı koparmayız
Albüm bilgileri
- Robb Flynn: Vokal, gitar
- Jared MacEachern: Bas, geri vokal
- Vogg: Lead gitar
- Konuk:
- Navene Koperweis: Davul
- Logan Mader: Gitar (5)
- Slaughter the Martyr
- Choke on the Ashes of Your Hate
- Become the Firestorm
- Overdose
- My Hands Are Empty
- Unhallowed
- Assimilate
- Kill Thy Enemies
- No Gods, No Masters
- Bloodshot
- Rotten
- Terminus
- Arrows in Words from the Sky
- Exteroception (Bonus)
- Arrows in Words from the Sky (Acoustic) (Bonus)

Bir yanıt yazın