Kardeşi kardeşe kırdıran gerçek bir meydan dayağı.
Dünyanın en net gruplarından biri olan TERROR’la birlikteyiz bugün.
Hardcore sahnesinin son 20 yıldaki en önemli, en dehşet uyandıran isimlerinden olan TERROR, kariyerinin ilk günlerinden başlayarak kendisine kült bir takipçi kitlesi oluşturmayı başaran ve istikrarlı şekilde üst düzey albümler çıkararak piyasanın en çok saygı duyulan gruplarından biri hâline gelmiş bir oluşum.
MADBALL’lardan, KILLING TIME’lardan, SICK OF IT ALL’lardan günümüze uzanan; doksanlarda SHAI HULUD’larla, HATEBREED’lerle ve daha niceleriyle beslenen beatdown hardcore’un 2000’lerdeki en önemli temsilcilerinden olan TERROR, her albümüyle kitlesini memnun etmeyi başaran ve “Keepers of the Faith”, “Live by the Code” gibi albüm isimlerinden -ve bu albümlerin başarılarından- görülebileceği üzere hardcore sahnesine büyük değer veren; bu sahnenin etik değerlerine, normlarına sahip çıkan, “brotherhood” olayının merkezinde bir oluşum hâline gelmişti.
Müzik dünyası içerisinde birbirine en çok sahip çıkan, birbirini en çok destekleyen ve gerçek anlamda bir “scene” olan başlıca müzik türlerinden biri olan hardcore’un en vahşi, en atarlı, en dayakçı formlarından birini sunan TERROR, şimdi de alışık olduğumuz üzere yeni bir hayvanlıkla, işitsel meydan dayağıyla karşımızda.
“Pain into Power” adlı bu adrenalin ve öfke kumkumasına baktığımızda TERROR’ın kariyerindeki en kısa süreli albümü çıkardığını görüyoruz. Grup bu 18 dakikada öylesine sert bir dayak atıyor ki albüm ne zaman başladı ne zaman bitti anlayamıyor ve hemen play tuşuna bir kez daha basıyorsunuz.

“Pain into Power”ın bu denli hayvan olmasının başlıca sebeplerinden biri, grubun kurucu gitaristi olan ve TERROR’dan ayrıldıktan sonra NAILS ile terör estirmeye başlayan Todd Jones’un bu albümde grupla iş birliğine gitmiş ve albümün her yerine sirayet etmiş olması. “Pain into Power”ın bu denli nefes aldırmaz, bu denli iflah olmaz olmasının başlıca sebeplerinden biri Jones’un grubu bu şekilde bir yaklaşım benimsemesi için yönlendirmiş olması. Gerek materyalin acımasızlığına gerek albümün süresine baktığımızda neredeyse bir powerviolence albümü havası sunan “Pain into Power”, bu hâliyle tartışmasız şekilde TERROR’ın en iyi, en hayvan albümlerinden biri olmayı başarıyor.
Corpsegrinder destekli “Can’t Help But Hate”in doğrudan kafa göz yarmasından tutun da “Boundless Contempt”in thrash’vari yapısına, “Unashamed”in son 40 saniyesindeki boyun kırmalardan “The Hardest Truth”un badass’liğine kadar albüm gerçek anlamda bir adrenalin bombası olarak dinleyiciyi silkelemek, içini dışına çıkarmak ve posasını da yol kenarına atmak üzerine kurulu.
18 dakikalık bir albüm için çok bile yazdım aslında. Adı TERROR olan bir grubun çıkardığı “Pain into Power” adlı bir albümün sadece 18 dakika sürüyor olması bile dinleyici neyin beklediğini; nasıl manyakça, nasıl konsantre bir şiddet barındırdığını belli ediyor aslında. Gerçekten de ne olup bittiğini anlayamadan pestilinizi çıkaran, göz açıp kapayıncaya kadar sizi tokat manyağı yapan bir albüm “Pain into Power”.

Aynı şeyleri tekrarlamaya gerek yok. “Ortalığı kırıp dökmek, sonra da yorgunluktan bayılmak istiyorum. Bana 2022’de çıkanlar arasından tek bir albüm öner” deseydiniz, mürekkeple elime “Pain into Power” yazıp suratınızın orta yerine tokadı yapıştırırdım. Bu kadarını söylüyorum.
Albüm bilgileri
- Scott Vogel: Vokal
- Nick Jett: Davul
- Martin Stewart: Gitar
- Jordan Posner: Gitar
- Chris Linkovich: Bas
- Todd Jones: Gitar
- Pain Into Power
- Unashamed
- Boundless Contempt
- Outside The Lies
- One Thousand Lies
- Can’t Let It Go
- Can’t Help But Hate
- The Hardest Truth
- On The Verge of Violence
- Prepare For The Worst
- Dead At Birth

Bir yanıt yazın