Black metalin keder boyutunu belki de en iyi sunan gruptan yıla damgasını vuracak bir eser.
Erhan Yiğit
Bazı grupların karşı tarafa iletmekle sorumlu oldukları duyguları tam olması gerektiği gibi iletemediklerini düşünüyorum. Kulaklarınızda mesela bir isyanın ya da bir öfke halinin resmini canlandırmaya çalışan her grup bunun üstesinden öyle kolay kolay gelemiyor; Size hissettirilmek istenen o duygu, o gruba ya da o anki şarkıya bağlı olarak kendisini tatminkar bir şekilde ifade edemiyor iken siz yine de anlayacağınızı anlamış ama alacağınızı alamamış oluyorsunuz. Fakat bazen öyle şeylere denk geliyoruz ki işittiğimizde o şeyin bu konuda ne kadar iyi olduğuyla alakalı içimizde en ufak bir kuşku barınamıyor.
Geçtiğimiz hafta ”Noktvrn” ile 4 sene sonra tekrar görücüye çıkan, derin kederleri feryad figan çığıran asil duyguların grubu DER WEG EINER FREIHEIT’in ”Finisterre”sini ilk dinlediğimde düşündüğüm şey buydu. ”Finisterre” gerçekten o kadar iyiydi ki onun ne kadar güzel olduğunu anlamak için hakkında yazılmış olan yorumları önceden okumaya, albümü sindirmeye ya da bir şekilde zamanının gelmesine falan gerek yoktu. ”Finisterre” ile hayata geçirilen her detay, her durum-duygu oldukça çıplak ve vurucuydu.
Geçmişine bakarak geleceğinin de çoktan garanti altında olduğunu görebildiğimiz DER WEG EINER FREIHEIT ”Noktvrn” ile yıllardır süslediği sır perdesini aralıyor, risk alıyor, risk alırken denemekten korkmayarak artık bir şeyleri kanıtlama ihtiyacı hissetmiyor ve bunların bir sonucu olarak sütlerine azıcık su katmakta da bir mahsur görmüyor. Şöyle ki:

”Noktvrn” DER WEG EINER FREIHEIT’in bu zamana kadar yaptığı en deneysel ve en özgür iş. Grup ”Finisterre” ile zirveye ulaştırdığı melankolik benzersizliğini ve enstrümantal becerisini olduğu gibi devam ettirirken daha önce karşılaşmadığımız birtakım vizyoner hareketleri de uyguluyor; Immortal ve Haven parçalarında ilk kez İngilizce sözlere yer veren ve yine Immortal şarkısını clean vokaller ile süsleyen, bunların yanı sıra son zamanlarda MØL ve DEAFHEAVEN gibi toplulukların başarıyla uyguladığı Shoegaze tarzı yaklaşımlarla da kendi öz biçimlerini şekilden şekile sokan ama bunu yaparken bu biçime de sadık kalmayı tercih eden grup, görünen o ki ”Noktvrn” ile daha uğrayacak çok yeri olduğunu gösteriyor bizlere.
Grubun albümün açılış şarkısı olan Finisterre II’ya rağmen ikinci bir ”Finisterre” yapmaya hiç niyetli olmadığı fakat kendilerini başarıya ulaştıran formülü ezmek istemediği de ortada; Bu manada Black metalin bilindik tarafının yine grubun kendi tınısıyla birleştirildiği, öküze dinletseniz kederden şaftını kaydıracak mütemadiyen temiz ve yavaş clean gitar bölümlerinin ve önceki albümde atmosfere oynayan bazı şarkılarda yer alan son derece derin kısımların bu sefer ”Noktvrn”da bir hayli ön plana çıkarıldığı rahatlıkla söylenebilir. Akustik gitarla başlayıp derdini Shoegaze sularına girerek bitiren, albümün en uzun şarkısının introsunda yine oldukça uzun bir clean gitar partisyonu bulunduran albümün bence en önemli ve konuşulması gereken yanı da bu diye düşünüyorum.
Şahsen ”Noktvrn”un beğenilmemesi diye bir durumun söz konusu olabileceğini bile sanmıyorum. DER WEG EINER FREIHEIT kendini tekrara düşmemek için alması gereken risk dozunu çok dengeli ayarlayarak DEAFHEAVEN, HAVOK gibi grupların kendi kariyerlerinde düştüğü hatalara düşmekten sakınmış ve grubun kariyerinde pırıl pırıl parlayacak olan, her haliyle sevenlerini memnun edeceğinden emin olduğum bir yapıt yaratmış.

Bu seneyi Nikita’nın yürek söken böğürtülerine, Tobias’ın gavura vurur gibi vurduğu davulculuk performansına, gitarların gözyaşıyla ıslatılmış, dertlerle örülmüş, keder yüklü nota dokunuşlarına, kısaca DER WEG EINER FREIHEIT’ın tartışmasız kalitesine tekrar tanık olmadan ve bu yıl yapılmış en iyi albümlerden birini cebe atıp sene sonuna bol keseden yazmadan kapatmayın. 2021’i ”Noktvrn”u dinlemeden geçen adam bu sene Black metal’e doyduk falan da demesin.
Albüm bilgileri
- Nikita Kamprad: Vokal, gitar
- Nicolas Rausch: Gitar
- Nico Ziska: Bas
- Tobias Schuler: Davul

Bir yanıt yazın