Hayatımda ilk defa…
ismail vilehand
Birçok konuda hayatımın ilklerini yaşadığım şu günlerde, kendi adıma pasifagresif.com tarihinde de bir ilke imza atacağım. Öyle çok acayip bir şey değil ama gerçekten ilk olacak, o yüzden bu yazının benim için ayrı bir anlamı var. İleride dönüp dönüp okuyacağım burayı.
Dödsrit ve “Mortal Coil” hakkında söylemek istediğim çok fazla şey var kafamda, o yüzden bu seferlik “Vilehandesque” bir giriş yapamadım, muhtemelen yazının devamı da “Vilehandesque” olmayacak ama sonraki kritiklerde bunu telafi edeceğim. Hiç merak etmeyin.
Dödsrit 2017 yılında İsveç’in Borlänge şehrinde kurulmuş, hayvani güzellikte melodiler eşliğinde, black metal ve crust punk yapan bir grup. İsveç’te hem yeraltı, hem de ekstrem müzik dinleyicileri arasında mainstream denebilecek kalibrede bilinen, yüzlerce black metal etkili crust punk yapan grup var ancak Dödsrit bence hepsinden çok farklı bir yerde.
Bunun sebebi Dödsritin kâğıt üzerinde net olarak ne bir “black metal” ne de bir “crust punk” grubu oluşu. Hani şöyle izah edeyim, başka birisi çıkıp da Dödsrit bir melodik death metal veya bir melodik ekstrem müzik grubu.” dese ona da itiraz edemem. Ortada ekstrem ve hayvanlar gibi melodik bir iş var ancak bu işe etiket koyulması gerçekten çok zor. Melodik death metal, black metal, hardcore punk, crust punk, sludge metal, post-metal gibi dünya kadar etiket konulabilir ama ne olursa olsun adamların yaptıkları, çok “yüce” melodiler barındıran, bodosluk ve duygusallığı aynı potada eriten, tüyleri diken diken eden bir iş.
Grubun ilk albümü, 2018 çıkışlı “Spirit Crusher” adlı albümleri o yıl sene sonu listemde kallavi bir yerde duruyordu. Hatta yanlış hatırlamıyorsam muhabbetini bile çevirmiştik bu şahane albümün. “Mortal Coil” ise “Spirit Crusher”a göre daha bir crust punk kısmından kısılan, black metal’e ve melodilere yüklenilen bir albüm. Albümün kusursuz olmasının en büyük sebebi grup elemanlarının, yaptıkları müziğin hangi janra altına gireceğini düşünmeden, tamamen siklerinin keyfine ve hissettiklerine göre icra etmesi. Kısacası, bir grup adam İsveç’in Borlänge şehrinde bir araya gelip, içlerinden geldiği gibi bir şeyler çalmışlar ve tek bir kusur dahi barındırmayan, muazzam bir iş çıkmış ortaya.

Şimdi; melodiler, black metal, crust punk, post-metal gibi bir takım etiketler andım ancak Dödsrit ne bir Fall of Efrafa, ne bir Downfall of Gaia ne de bir Martyrdöd değil. Hatta bu gruplara hiç benzemiyorlar. Henüz iki albüm çıkartmış, 2017 kuruluşlu bir grup için “Kendi tınıları var.” demek biraz iddialı olur biliyorum ama bence grup şimdiden kendi tınısını bulmuş. Kullandıkları melodiler ve tempo değişiklikleri çok akılcı ve çok özgün. “X grup melodisi, Y grup kazıması.” gibi referans göstermenin zor olduğu bir icraat var karşımızda.
Müzikal olarak değil de, hissiyat olarak grubu illa başka bir gruba benzetmem gerekirse Der Weg einer Freiheit ismini verebilirim. Bodosluk, duygusallık ve üst düzey kalite açısından benzer yerlerde duruyorlar. Keza yürek yakan kısımlarda biraz Mgła, bodos kısımlarda ise biraz da Young and in the Way duymanız bile mümkün. Albüm boyunca duygu ve atmosfer geçişleri gerçekten kusursuz. Baştan sona bir bütünlük var.
Bireysel performanslardan bahsedecek olursak, bu albüm öncesine kadar işi solo proje olarak yürüten Christoffer Öster bu albümde vokal ve gitarı üstlenmiş. Yeni kadro kesinlikle muazzam müzisyenlerden oluşuyor. Albümün her saniyesinde bir adanmışlık, korkunç bir istek var. Bu istek modern dünyadaki her erkeğin arzuladığı gibi para, pul, şöhret veya amcıktan öte, tamamen müziğe ve sanata adanmışlık. Beklentisiz, ruhani bir başarı bu albüm. İnandıkları işi yapmalarının motivasyonu sonucunda ortaya çıkan bir eser “Mortal Coil”.
İşin mutfak kısmı zaten albümün kendisi gibi kusursuz. Grubun yeni gitaristi Georgios Maxouris kayıt işlerini üstlenmiş. Mastering kısmı ise Deafheaven, Amenra, Wiegedood, Wolves in the Throne Room ve Oathbreaker gibi bol acılı yürek sote yapan gruplarla çalışmış Jack Shirley kişisine emanet edilmiş. Her enstrüman ve vokal türün gerekliliklerini karşılıyor ve tane tane duyuluyor. Zaten 2021 yılında bu konularda hataya düşen adama “oha” derler. Sound olarak kulaklara ziyafet söz konusu.

En başa dönecek olursak hayatımda ilk defa eskilerden veya klasik mertebesinde olmayan bir albüme tam puan vereceğim. Normalde tam puan verme olayını hiç sevmiyorum. Çünkü albüme karşı çok fazla beklenti ve bir takım negatif tepkiler yarattığını düşünüyorum. Ancak son günlerde aklını tatile yollamış ve fazlasıyla duygusal kararlar veren bir adam olarak bu albüme tam puanı layık görüyorum.
Tam puan konusunda benimle aynı fikirde olmasanız bile en azından bu albümün kafasını yakalayıp, keyfini sürmeniz beni mutlu eder. Ortada çok ciddi bir adanmışlık ve harika bir performans var. Merak etmeyin, bir sonraki kritik çok daha küfürlü ve “Vilehandesque” olacak. Keyifli dinlemeler.
Albüm bilgileri
- Christoffer Öster: Gitar, vokal
- Georgios Maxouris: Gitar vokal
- Jelle Soolsma: Bas
- Brendan Duffy: Davul

Bir yanıt yazın