Klasisizm, modernizm ve rock 'n' roll.
Erhan Yiğit
Selamlar, Muse’un gerçekten çok alengirli ve karizmatik bir grup olduğunu düşünüyorum.
Son bir kaç albümlerinde sıçışa geçtiklerini hesaba katmazsak eğer Muse’un kariyerinin ciddi manada sanat eserleri ile dolu olduğunu ve grubun müzik anlayışlarının bu karizmayı nasıl etkilediğini görebiliriz.
Alengirli ve karizmatik olmanın yanı sıra oldukça özgün, basit ve ilham verici bir grup olarak gördüğüm Muse kapağı oldukça meşhur olan bu albümüyle adını duyurdu.
İlk albümleri olan Showbiz ile birlikte kariyerlerinde çok güzel işler ortaya koyacağına kesin gözüyle bakılan grubun elimdeki Origin of Symmetry yapıtını her yönüyle bir şaheser olduğunu belirtmekte bir sorun görmüyorum.
Hayatımda en çok dinlediğim şarkılardan ikisinin bu albümde olduğunu ve odamda duvarda asılı duran 20 albümlük başyapıt tablomda bu albümün de yeri olduğunu söylersem eğer Origin of Symmetry’i ne kadar sevdiğimi gösterebilirim.

Muse, müziğini icra ederken Rachmaninoff, Tchaikovsky ve Chopin gibi ünlü piyano virtüözlerinin konçertolarını güzelleyen, hatta onların birçok eserini biraz modifiye edilmiş şekilde kendi şarkılarına ekleyen ve bunun da üzerini rock müzik ile örten yani kısacası sanat kaygısı güden bir topluluk. Bu bakımdan Muse’un rock müzikte durduğu nokta tam olarak diğer rock müzik gruplarıyla kendisini ayrıştırdığı birinci özelliği. Bu sebeptendir ki Muse sanat kaygısını, ‘rock müzik icra etme’nin önüne koyuyor, zaten grubun Absolution albümü sonrası değişimi de bunu kanıtlar nitelikte.

Ben genel olarak Muse’u 2009 ve 2012 arasında rock müzikte oldukça başarısız olan fakat kendi çizgilerini kalınlaştırma konusunda gayet kararlı adımlar atan bir grup olarak görüyorum; Sırayla The Resistance ve The 2nd Law albümleriyle ben de dahil birçok seveninin ilgisini çekmeyi başaramasa da en azından nasıl bir müzik kafasına sahip olduklarını gösterdiler.
Baştan sona neo-klasik melodiler ve dokunuşlar ile dolu olan Origin of Symmetry ise Muse’un şu anki kariyerini kazanmasında ve tarzlarının standartlarını belirleme konusunda grubun bizzat kendisi için büyük bir ilham kaynağı. Origin of Symmetry’e baktığım da Muse’un ta kendisini görmem bir yana dursun sözünü ettiğim ilham kaynağı olabilme durumu başka gruplar için de geçerli; Metropolis Part II: Scenes from a Memory ve Train of Thought gibi albümlerle progresif metalin kaderini belirleyen Dream Theater’ın Octavarium albümünde ana ilham kaynağı olarak da görebiliyoruz Origin of Symmetry’yi. Nasıl olmasın ki zaten? Tepeden tırnağa sanatın kendisine atıfta bulunan, hem geçmiş çağlara hem de modernizme göz kırpan, ”Müzik nedir?” diye sorsalar göstereceğim 3-5 albümden biri olan Origin of Symmetry benim için bir müzik albümü olmanın ötesinde rock müziğin adeta tariflerinden birisi.
Origin of Symmetry’yi özellikle grubun kendi kimliğine olan etkisini bir kenara bırakıp daha derinden inceleyecek olursam albümde genel olarak uyuşuk bir fütürist yaklaşımın baskın olduğunu söylerim; Şarkıların yer yer yavaşlayarak kendi atmosferlerini yakalama girişimleri oldukça başarılı, bilhassa çeşitli yerlere iliştirilmiş birbirinden güzel efektler ve piyanolar albümü kendine has haline bürümesinde önemli birer rol üstleniyor.
Bunların tümünün aksine resmen ironik bir biçimde albümdeki şarkıların neredeyse tamamında biçimsiz ve gürültü odağı riflerin aykırı bir gitar tonu ile kullanılması Muse’un aslında ne kadar yaratıcı bir grup olduğunu bizlere gösteriyor;
Özellikle Hyper Music ve Citizen Erased gibi şarkılarda örneğini bolca görebileceğimiz bu aykırı tavır Origin of Symmetry’i Origin of Symmetry yapan yegane şey bence.
Albümün bütün şarkılarına tapmakla birlikte her birini ayrı ayrı analiz edecek değilim tabii lakin Plug in Baby ve Space Dementia parçalarının introları bu dünyadaki en güzel şeylerden ikisi olabilir. İş yerine uzaklığımdan ötürü sabah çok erken saatlerde kalkıp bu iki şarkıyı neredeyse her allahın günü 2 yıl boyunca dinlemişliğim var.

Sözün özü Muse ilk 4 albümüyle candır, canandır, her rock müzik severin dinlemesi gerektiği, en az bir kere bu 4’ünü dinlemeyeninin ıslak odunla dövülmesi gerektiği bir gruptur.
Absolution kritiğinde görüşmek üzere.
Albüm bilgileri
- Matthew Bellamy: Vokal, gitar, piyano, klavye, yaylı düzenlemeleri
- Christopher Wolstenholme: Bas, geri vokal
- Dominic Howard: Davul, perküsyon
- New Born
- Bliss
- Space Dementia
- Hyper Music
- Plug-In Baby
- Citizen Erased
- Micro Cuts
- Screenager
- Darkshines
- Feeling Good
- Futurism (Bonus)
- Megalomania

Bir yanıt yazın