"Saldırgan kuduz formunda; hayvanlarda endişe, yüksek heyecan ve/veya agresiflik, aralıklı depresyon dönemleri, davranış değişiklikleri, saldırganlaşma görülebilir.” – Tarım ve Orman Bakanlığı, Kuduz Hastalığıyla Mücadele bilgi formu
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayınladığı Kuduz Hastalığıyla Mücadele bilgi formunda kuduz hastalığı şu şekilde tanımlanmaktadır:
“Kuduz, insanları ve bütün sıcakkanlı hayvanları etkileyen; şuur kaybı, huzursuzluk ve felçlerle kendini gösteren bulaşıcı ve ölümcül bir hastalıktır. Hastalık, kuduz bir hayvanın diğer bir hayvanı ısırması veya meydana gelmiş kesik benzeri yaralara kuduz hayvanın salyasının bulaşması ile şekillenir. Ülkemizde kuduz hastalığı köpekler ve son yıllarda da tilkiler vasıtası ile yayılmaktadır. Saldırgan kuduz formunda; hayvanlarda endişe, yüksek heyecan ve/veya agresiflik, aralıklı depresyon dönemleri, davranış değişiklikleri, saldırganlaşma görülebilir.”
Endişe.
Yüksek heyecan.
Agresiflik.
Davranış değişiklikleri.
Saldırganlaşma.
THE CROWN’ın hakkını gereken şekilde vermenin zamanı geldi de geçiyor. Bu adamlar 23 yıl önce ortalığı yakıp yıkmaya başladılar ve her albümde belli bir vahşet seviyesinin üzerine çıkarak ortamlardaki en yırtıcı thrash/death metal kombinlerinden birini yaratmayı başardılar. İlk başyapıtını 2002’deki ikinci albümü “Deathrace King” ile sunan THE CROWN, zaman içerisinde hep ortalamanın üstü/üst düzey işler yapan bir grup. Benzer müzik yapan pek çok gruba göre çok daha akılda kalıcı bir karakterlerinin olması, melodiyi çok yerinde ve pragmatik şekilde kullanmaları ve diğer birtakım yıkıcı özellikleriyle kendi sound’larını yaratmayı başarmış olmaları onları kendi türlerinde dünyanın en iyilerinden biri yapıyor.

2018’de çıkan “Cobra Speed Venom”daki agresif yapıyı daha artırma düsturuyla yola çıkan grup, yeni albümü “Royal Destroyer”da 20 yıldan uzun süredir sunduğu tüm iyi özellikleri daha da sivrilterek önümüze seriyor. En iyi albümleri olduğunu düşündüğüm “Deathrace King”in ardından, bugüne dek ikinci en iyi albümleri olduğunu düşündüğüm “Crowned in Terror”la birlikte 2. Sırayı paylaşan “Royal Destroyer”da THE CROWN’ın her bir şarkıya nasıl karakter kattığına ve doyumsuz bir kuduzlukla hiç durmadan saldırdığına tanık oluyoruz. Grubun tartışmasız en çok tecrübe kokan çalışması olan “Royal Destroyer”da, kusursuz performansların yanı sıra muhteşem fikirlerle bezeli besteler var.
Açılışı yapan adrenalin bombası “Baptized in Violence”, cinayete teşebbüs diyebileceğim “Let the Hammering Begin!” ve MOTÖRHEAD’in hiperaktivite bozukluğu gösteren torunu diyebileceğimiz “Motordeath”le muazzam bir güç gösterisi sunan albüm, sonrasındaki “Ultra Faust”ta yırtıcı punk karakteri ile “Angel of Death” dokunuşlu SLAYER referanslarını bir araya geliyor; yanına eklediği melodilerle de farkını iyice gösteriyor. “Glorious Hades”de 20 yıl öncesinin kusursuz “Dead Man’s Song”una benzer türde ağır tempo bir kudret sunarken “Devoid of Light” MORBID ANGEL worship’in kralını yapıyor; “We Drift On”da ise AMON AMARTH’ın “Victorious March”ını anımsatan epik bir karakter sunuyor; “Scandinavian Satan”da yer yer İsveççe sözlere geçerek bir anda vahşeti katlıyorlar.
Baştaki kuduz anekdotlarına dönecek olursam, THE CROWN’ın gerçekten de yırtıcılık konusunda âlemlerin en haşin gruplarından biri olduğunu düşünüyorum. Hiçbir şekilde taviz vermiyorlar, yakıp yıkma fikrinden şaşmıyor ve asla kendilerini bozmuyorlar. Albümdeki clean gitar içeren, melodik tarafı daha ön plandaki şarkılarda bile grubun kalbinde yanan ateşi, şiddeti hissedebiliyorsunuz. Elbette ki THE CROWN’dan çok daha vahşet, terörist gibi müzik yapan gruplar da var. Lakin death metal ile thrash metalin ters ilişkisi söz konusunda olduğunda bu adamların eline su dökebilecek pek bir isim olmadığını düşünüyorum. Hepsini geçtim, yukarıda da vurguladığım akılda kalıcılık ve akıcılık noktasında gerçekten çok iyiler ve dinlemelere doyulmayacak bir adrenalin, deşarj, silkinme, adam tokatlama hissi yaratıyorlar. “Royal Destroyer”da duyup da mırın kırın ettiğim, bunu da görmezden geleyim dediğim, olmasa da olurmuş diye düşündüğüm tek bir şey yok. Albümü belki 25-30 kez dinledim ve hâlâ baştan başlatıyorum, biter bitmez play tuşuna uzanıyorum.
20 yıl kadar önce “TOTAL SATAAAAN!” diye başlayan ve bugün “SCANDINAVIAN FUCKING SATAAAAN!” diye devam eden THE CROWN gerçekten usta bir grup ve “Royal Destroyer” da bunun en güncel, en taze göstergesi. Adamlar aşırı yırtıcı bir müzik yapıyorlar ve bunu hiçbir şekilde göstermelik bir karmaşanın; bodoslama sertliğin arkasında gizlemiyorlar. Yazdıkları riflerden kalite akıyor, bu kadar agresif bir müziği hiç baltalamayan aşırı akılda kalıcı nakaratlar yazabiliyorlar ve bence en önemlisi de ekstrem türlerde melodinin yerinde kullanılması konusunda ders veriyorlar. Normal şartlarda melodi, thrash metal karakterli bir müziği kolayca baltalayabilecek bir bileşenken adamlar “We Drift On”, “Glorious Hades” ve “Beyond the Frail” gibi şarkılarda bunun nasıl yapılması gerektiğini uygulamalı olarak gösteriyorlar.

“Deathrace King” türünün demirbaşlarından olduğu için ondan yarım puan düşük veriyorum ama “Royal Destroyer”da eksik olan, kafaya takılan tek bir şey yok. Seni bundan 20 yıl önce tanıdığım ve tüm gelişimine bire bir tanıklık ettiğim için kendimi şanslı görüyorum THE CROWN. Yıl sonu listeme şimdiden girdin THE CROWN.
Albüm bilgileri
- Johan Lindstrand: Vokal
- Marko Tervonen: Gitar
- Robin Sörqvist: Lead gitar, geri vokal
- Magnus Olsfelt: Bas
- Henrik Axelsson: Davul
- Baptized in Violence
- Let the Hammering Begin!
- Motordeath
- Ultra Faust
- Glorious Hades
- Full Metal Justice
- Scandinavian Satan
- Devoid of Light
- We Drift On
- Beyond the Frail
- Absolute Monarchy

Bir yanıt yazın