Dünyada ölümden başkası yalan.
ismail vilehand
Madeni 1 YTL yeni çıkmıştı ve İstanbul’un sadece beş duraklı minnoş Taksim-Maslak metrosu yeni açılmıştı. Metroya binmenin 1 YTL olduğu o güzel zamanlarda, günümüzde tarihe karışmış olan Tekel birasının fiyatı da 1 YTL idi. Liseye gittiğim o yıllarda millet döner/kebap yerken, ben kuru ekmek veya simit yerdim ki akşama müzik dinlerken Tekel birası içeyim diye. Şimdiki halimden zerre farkım yoktu yani.
Okuldan eve gelince hızlıca üzerimi değiştirip, Sony Discman’imi alır, Edirnekapı mezarlığına gider ve Tekel birası içerken death metal dinlerdim. O dönem dinlediğim albümlerden bazıları; “Tomb of the Mutilated”, “Slowly We Rot”, “Leprosy”, “Mental Funeral”, “The Will to Kill”, ”The IVth Crusade”, “Indecent and Obscene”, “Left Hand Path”, “Where No Life Dwells”, “Into the Grave”, 1989 – 2000 arası çıkmış bütün Morbid Angel albümleri ve en önemlisi Asphyx başyapıtı olan “Last One on Earth” idi. Samsun 216 sigarası tüttürürken o gün kaç tane alabildiysem, biralarım bitene kadar bu albümleri döndürür dururdum. Death metal hâlâ o günleri aratmayacak kadar güzel ama ağzımızın tadı yok. Bira pahalı, Edirnekapı mezarlığı tehlikeli, cenazeler tatsız, her şeyin boku çıktı.
O günlerden beri, yaklaşık 17-18 sene sonra ilk defa mezarlıkta tekrar müzik dinledim. Bu yazı 31 Ocak 2021 tarihinde yayınlandığı için şöyle diyeyim, 29 Ocak 2021 Cuma günü cenazemiz vardı ve ben cenazeden sonra herkesten izin isteyip bir köşeye çöktüm, bu albümü dinlemeye başladım. Gerçekten mezarlıkta müzik dinlemeyi çok özlemişim. Malum durumdan dolayı (anasını siktiğimin Covid-19 virüsü) ortam müsait olmadığı için bira alıp çakamadım ama sigaramı tüttürdüm, yağmurlu havadaki toprak kokusunu soludum ve mezarlıklara baktım. Bunun bir de camii avlusunda Black Metal dinleme versiyonu var, onu da sonra anlatırım. Şimdi asıl konumuza gelelim.

Death/Doom Metal türü bizim coğrafyada çok yanlış anlaşılıyor. Kemanlı, flütlü, çellolu, genç yaşta kader kurbanı olarak pavyona düşmüş abla vokalli Death/Doom Metal gerçek Death/Doom Metal değildir arkadaşlar. Asıl Death/Doom Metal; “Asphyx”tir, “Cianide”dır, “Winter”dır ve “Autopsy”dir. Bakın size bunu öğretiyorum, çünkü hepinizi seviyorum. Kıymetinizi bilin.
“Asphyx”; 1987 yılında kurulan bir Ölüm/kıyamet Metal grubu. Orijinal vokalistleri “Martin van Drunen” hakkında gelmiş geçmiş en iyi Death Metal vokalisti olması ile alakalı söylentiler dolaşmaktadır. Gerisini de kendiniz araştırın, “Armut piş, ağzıma düş.” yapmayın. Ancak şunu da söylemeden geçmeyeyim; “Asphyx”; “Gorefest” ile beraber, Hollanda ekstrem metal sahnesinin en saygıdeğer iki grubundan biridir.
“Necroceros” grubun onuncu albümü. İlk iki efsanevi albüm sonrası gruptan ayrılan ve 2007 yılında gruba geri dönen, müthiş vokalist “Martin van Drunen” ile yaptıkları altıncı albüm. Malum şahısın dönüşünden sonra çıkan dört albüm arasında bence en iyisi. Diğer üç albüm ile aralarında uçuk bir kalite farkı yok ama bu albümdeki ekstra adanmışlık akıl söküyor, insanı manyak ediyor.
Albüm ölü götü sikercesine “The Sole Cure Is Death” ile tekme tokat başlıyor, sonrasında buram buram “Bolt Thrower” tarzı barut ve şarapnel kokan “Molten Black Earth” ile devam ediyor. Canlı performanslarda konuk olarak “Bolt Thrower” vokalistliği de yapmış muazzam adam “Martin van Drunen”in hiç de uzak olmadığı havalar bunlar. Ayrıca “Gorefest’teki kel adam” olarak tanınan “Ed Warby” ile birlikte “Hail of Bullets” adlı grupta keza benzer tarzda çılgın attığı için, Martin baba bu kanaldan da çok rahat bir biçimde yargı dağıtıyor.
Fakat kanımca bu albümün asıl yürek söken, ağır bombası “Three Years of Famine” adlı şarkı. Bu şarkı; Berklee başta olmak üzere, dünyanın en önde gelen konservatuarlarında ve müzik akademilerinde ders olarak okutulmalı. Keza Death/Doom Metal türünü merak eden herkese bu türü tanımlamak için ısrarla dinletilmeli. O derece inanılmaz bir parça. Her saniyesi kusursuz ve Death/Doom Metal dersi gibi. Bu şarkıyı dinlerken “Sanaaaaat!” diye bağırmayan her fularlının fularını sökerim, “Nuri Bilge Ceylan”a, “Zeki Demirkunduz’a” şikâyet ederim. O derece mükemmel bir parça.
Death/Doom Metal’in; icraat ve ruhani yönünün eşit biçimde kuvvetli olduğu bir albüm dinlemek isterseniz, “Necroceros” son yıllarda çıkmış en iyi albümlerden biri. Albümün tek bir saniyesinde bile boş yok, bütünüyle harika bir albüm. “Martin van Drunen”in muazzam vokali başta olmak üzere; “Paul Baayens” üstadın inanılmaz rifleri ve eski “Sodom” davulcusu “Tormentor”un vurmalıları şiir gibi işliyor, ortaya kusursuz bir albüm çıkıyor. Old School Death Metal ve Death/Doom Metal türlerine ilgi duyan bir insan veya hayvan evladının bu albümü sevmemesi imkânsız.

İcra ettikleri türe yön veren köklü bir grubun, hâlâ daha bu derece heyecanlı ve tutkulu müzik yapması gerçekten çok sevindirici. “Martin van Drunen”in dönüşü ile tekrar toparlanarak, “Death… the Brutal Way” ile üstün kalite çıktıkları yola sürekli çıtayı yükseltmeleri takdir edilesi. Hep böyle devam etmeleri dileğiyle.
Not: Bu yazı kısmen farklı bir şekilde 28 Ocak 2021 tarihinde yazılmıştı ancak 29 Ocak 2021 tarihindeki cenazeden sonra çok düz ve sıkıcı olduğunu düşünülerek, sadece puan ve başlık sabit bırakılarak 30 Ocak 2021 tarihinde sil baştan tekrardan yazılmıştır. Ve elbette ki yazı yazılırken alkol alınmıştır.
Albüm bilgileri
- Martin van Drunen: Vokal
- Paul Baayens: Gitar
- Alwin Zuur: Bas
- Stefan Hüskens: Davul
- The Sole Cure Is Death
- Molten Black Earth
- Mount Skull
- Knights Templar Stand
- Three Years of Famine
- Botox Implosion
- In Blazing Oceans
- The Nameless Elite
- Yield or Die
- Necroceros

Bir yanıt yazın