Hep oyunlar senaryolar<br>
Sustuysak bir yere kadar<br>
Aklınızdan çıkarmayın<br>
Polonya’dır black metal!
Dün ODRAZA’nın ortalığı sallayan yeni albümü “Rzeczom”un incelemesini yazmış ve Polonya’nın black metal konusundaki yükselişini gösteren bir tuğlayı daha duvarın üstüne koymuştuk. Bugünse karşımızda, ODRAZA ve başka bazı gruplarla aynı çevreden bir insan tarafından kurulmuş ve her açıdan çok acayip, belki de black metal tarihinde görülmemiş bazı şeylere sahne olan bir oluşum var.
2014’te kurulan Krakowlu tek kişilik proje BIESY, yolculuğuna 2017’de çıkan hayvan gibi ilk albümü “Noc lekkich obyczajów” (Ahlaki değerlerin gevşediği bir gece) ile başlamıştı. Polonya black metalinin tabiattan çayır çimenden uzak aşırı şehirli sokak black metalini müthiş bir kasvet ve uyumsuzlukla yansıtan bu albüm, DEATHSPELL OMEGA karakterinden beslenen ve bunu kendine has yıkık, umursamaz Polonya black metali atmosferiyle sunan bir çalışmaydı. “Demons” anlamına gelen BIESY o albümde death metal ve black metalin black metale yakın duran bir profilini çizmiş ve tamamıyla karanlık, basık, ezici bir kimlik sunmuştu.
Aradan geçen sürede bu arkadaş grubu başka işlere de girişti. 2018’de FURIA, ODRAZA, BIESY gibi oluşumlardan elemanları kadrosunda bulunduran GRUZJA kuruldu. ODRAZA’nın perişanlık, depresyon ve alkolizm üzerine oturttuğu konseptinin yanında GRUZJA da yine alkolden, seksten, itlik kopukluktan, serserilikten söz eden iki albüm çıkardı. Bunlardan özellikle “Jeszcze nie mamy na was pomysłu”yu dinlemenizi öneriyorum.
Bu gruplar sözlerinde çok genel, hayata dair birtakım şeylerden; Polonya’nın sıkıntılı atmosferinden, hayatlarının ne kadar boktan olduğundan bahsediyorlar ve black metalin sürekli iştigal ettiği manevi konulardan uzak duruyorlar. Adamların işi gücü puştluk, haydutluk.
Bunlar arasından BIESY’yi ayrı bir yere koymak gerekiyor diyerek bugünkü konumuza gelelim. Tek kişilik bir proje olan BIESY’nin tek adamı Faustyna IHS Moreau (PR), Instagram hesabında kendisine “Drag Princess” diyen bir insan ve bu albüm öncesinde black metal tarihinde görülmemiş bir imaja bürünerek çıkıyor karşımıza.

Bu imaj pek çokları için aşırı ters, kabul edilemez, yadırgatıcı olabilir; kabul. Black metalin alışık olunan 235 tane unsurunu bu görselle ve yaklaşımla bağdaştırmakta sıkıntı çekebilir ve sadece bu imaj nedeniyle BIESY’yi saniyesinde yok sayabilirsiniz. Ama gelin görün ki Faustyna IHS Moreau burada gerçekten de son derece cesur, eşi benzeri pek az görülmüş bir şey yapıyor. Trans birey imajıyla donattığı, vokallerin bir kısmını dahi trans birey tadında yaptığı BIESY’de ciddi anlamda katıksız bir manyaklık, gövde gösterisi, eşsizlik var. Öncelikle “Transsatanizm”deki şarkılar ilk albüm “Noc lekkich obyczajów”daki şarkılardan neredeyse tamamen başka sularda yüzüyor. İlk albümdeki daha kalıplı, çerçevesi belli death/black metalin ardından PR, bu albüm öncesinde inanılmaz boyutta bir metamorfoza uğramış ve grubu bambaşka bir şeye dönüştürmüş. Elektronik ögeler, saykodelik yapılar, az önce bahsettiğim feminen/trans/ruh hastası arası gidip gelen vokaller BIESY’yi %90-95 oranında eşsiz kılıyor. Bu arkadaş çevresinin genelinde olduğu gibi BIESY de black metalle hiç bağdaşmayan konulardan, hayatın gerçeklerinden bahsediyor ve bunu çok tuhaf bir nihilizm, narsisizm, benmerkezcilik, umursamazlık ve ötekileştirilmişlik bağlamında sunuyor. Şarkı sözlerine baktığımızda yeri geliyor Alice Harikalar Diyarında’daki Cheshire Kedisi’nden referanslar görüyoruz, yeri geliyor transseksüellikten bahsedildiğine tanık oluyoruz. Tüm bunlar mutlaka bir şekilde hayatın boktanlığına varıyor ve karşımızda cidden çok başka bir hayatı olan, bambaşka kafalar yaşayan bir insan olduğunu anlıyoruz.
Tüm bu tercihlerinden ve black metale “yaptıklarından” dolayı Faustyna IHS Moreau’ya yüklenilmesi ihtimalini yersiz buluyorum. Bu müzikte MORTIIS varsa BIESY de olabilmelidir. Madem “şok değeri”, madem “aykırılık”, alın size dibine kadar aykırılık. Aykırılığın tanımı olan black metal içerisinde aykırılık. Adam şarkılarında Instagram’ın, Tinder’ın adını da anıyor, hatta “La dolce instant”ı bildiğin “#hekatomba” (heşteg hekatomba) diye fısıldayarak bitiriyor. “Gerçek black metal bu deyil…” noktasında soru işaretleri üzerimize yağmur gibi yağıyor.

“Polonya henüz ölmedi ama biz Polonya’da öleceğiz” diyerek yaşadığı yere duyduğu olumsuz hisleri de ortaya koyuyor, fotoğraflarına bakıldığında anlaşılacağı üzere hiç kimseyi takmıyor oluşu çerçevesinde bu tedirgin edici ve lanetlenmeye müsait durumunun keyfini çıkarmayı da biliyor.
Tüm bunları anlamlı ve değerli kılan şeyse Faustyna IHS Moreau’nun ciddi anlamda müthiş bir beste yeteneğini olması. Adam tüm bu acayipliklerin yanında “Transsatanizm”i nefes kesici bir manifestoya dönüştürmeyi ve resmen uyarıcılarla dolu bir performans sanatına dönüştürmüş durumda. Albümün daha ilk anından itibaren uyarıcı üstüne uyarıcıyla karşılaşıyoruz ve sıra dışı albüm kapağından tutun da elektronik unsur kullanımına kadar pek çok şeyi sindirmeye gayret ediyoruz. Lakin adam bize sunduğu herhangi bir şey üzerinde düşünme, kafa yorup beğenip beğenmediğimizi anlama şansı bile vermeden uyarı üstüne uyarıcı kusmayı sürdürüyor. “Aaa drum machine mi var?” diye düşünmeye kalmadan transseksüel referanslı vokalleriyle bizi kucaklıyor ve ardından da duyup duyabileceğiniz en kusursuz black metal haykırışlarıyla bizi bambaşka bir yere geldiğimize ikna ediyor.

Tüm bu durumlardan ötürü “Transsatanizm” bugüne dek dinlediğim sayısız black metal albümleri içerisinde hem bu kadar black metal olan hem de olmayan işlerden biri. Burada önemli olan black metale deneysel bir dokunuş katılması değil; buradaki şarkılarda yer yer black metal yer yer delilik gibi parça parça sunulan bir avangartlık yok. Burada her şey iç içe ve her şey eşsiz bir atmosfere büründürülmüş şekilde sunuluyor ve albümün içine girdiğiniz anda sizi kendine hayran bırakıyor.

Eğer incelemeye koyduğum başlığı ve albüm kapağını ilginç bulup yazıya tıkladıysanız ve az önce Faustyna IHS Moreau’nun mavi saçlı drag queen fotoğrafını görüp “bu ne amk?” diyerek BIESY’den daha bir nota dahi duymadan soğuduysanız, bence büyük yanlışlardasınız. Evet, gerçekten de “bu ne amk?”, ama burada harbiden de büyük manyaklık var, burada ana bacı kovalayan ırz düşmanlığı var, burada bir gövde gösterisi var.
Burada köpek gibi black metal var.
Albüm bilgileri
- Faustyna IHS Moreau: Her şey
- IHS
- La dolce instant
- Golgota 2045
- Nowa Transylwania
- Karolina23
- W krainie grzybów
- Uwaga: świat

Bir yanıt yazın