Kana susamışlığın panoraması.
Emir Şekercioğlu
Hakkında bir inceleme yazmaya karar verdikten sonra hem beni heyecanlandıran hem de yazım evresini düşündüğümde epey zorlanacağımı anladığım bir albümle karşınızdayım. Elbette yazarken her iki durumu da yaşadım, çünkü üzerine söylenebilecek şeylerin bolluğu, yaşattığı hisleri tarif etmenin zorluğu ve içeriğinin zenginliği doğal olarak getiriyor beraberinde bu durumu. Sitede kritik yazmaya yeni başlamış ve dördüncü kritiği için bu albümü seçmiş biri olarak, ilk ciddi “challenge”ımı yaşadığımı söyleyebilirim. Ancak fazlasıyla değdi, hele benim gibi Marduk’u ve özellikle de yazımın konusu olan albümünü bir ayrı seven herkese hakkında okuyabilecekleri bir şeyler sunma fırsatını kazandığımı düşününce.
Marduk’un black metal devi Quorthon’dan ilham alarak oluşturduğu “kan”, “savaş” ve “ölüm” temalı meşhur triolojisinin ilk ayağı olan “Nightwing”, şüphesiz grubun kariyerindeki en dikkate değer çalışmalardan biri. Hatta, kendi nezdimde söyleyecek olursam sözlerinin içeriği ile müzikal yapısının kombinasyonu açısından en sanatsal olanı. Grubun bütün üyelerinin, özellikle de Legion’un, birazdan değineceğim katkılarıyla birlikte bu çalışma bizi adeta geçmişten bugüne dek kanlı şöhretiyle takip eden bir figürün adına seslendirilmiş karanlık bir senfoniye tabi tutuyor. Denilebilir ki “Nightwing”, başından sonuna değin kana bulanmış, tüyler ürpertici bir ağıt.
Temelde iki bölüme ayrılmış albümün ilk kısmı, Dictionnaire Infernal başlığı altında sunulan şeytani ve vampirik konseptiyle, vokalist Legion’un gruba katılmasını takiben daha da sertleşen Marduk soundunun en vurucu riff yazımlarından bazılarını gösteriyor. “Preludium”un sonlarına doğru beliren gergin keman seslerinin ardından ani bir giriş yapan “Bloodtide (XXX)”, klasik müziğin romantik öğeleriyle black metal rifflerini bir araya getiren Morgan Hakansson’un gitar performansı göz önüne alındığında son derece vurucu bir başlangıç. Bu karışım, Fredrik Andersson’un blast-beatleriyle birleştiğinde ortaya sound ve performans açısından oldukça sert besteler koysa da, şarkıların içine yedirilen melankoliyi de alttan alta dinleyiciye aşılayan bir aralık bırakıyor. Hakansson’un hüznü çağrıştıran akorlarla agresif tınıları birleştirmedeki ustalığı, grubun özellikle “Those of the Unlight” albümünde kayda değer bir ölçüde kendini göstermişti. Ancak bu albümde, işlenen konseptin teknik açıdan agresyon dozajı arttırılmış ve daha kötücül bir hava yaratan enstrüman kullanımıyla birleşmesi Marduk’un o günleri düşünüldüğünde, black metal olgusu açısından grubun ciddi bir ivme kazandığına işaret ediyor. “Of Hell’s Fire” ve “Slay the Nazarene” parçaları, sözleri ve şarkı yapısıyla aşina olduğumuz Marduk black metalini sergileyerek bizi albüme adapte etme işlevini görüyor.

Ana melodisini, bir vampir filmi olan “Subspecies”den alan “Nightwing” parçası, Legion’un yavaş yavaş ipleri eline almaya başladığını gösterir nitelikte özgün bir vokal performansına ve Hakansson’un ana rifin etrafına ördüğü son derece uyumlu şarkı yazımıyla, albümde bir dönüm noktası.
“Nightwing – fly across the sky
And cast your shadow over those who before dawn will die
…”
03:10 – 04:02 arasında, taramalı riflerin ve zil vuruşlarının bir ölçüde korku ögeleriyle bezenmiş bir vals hissiyatı yarattığını dahi düşündüğüm bu parça, “Bloodtide (XXX)” için bahsini ettiğim kombinasyonun kanaatimce dolup taştığı parçadır aynı zamanda.
“Nightwing – storm through eternity
And rip asunder those who fall for the human mockery
…”
Çok daha güzel ve albümün estetiğine uygun şekillerde oluşturulabileceğini düşündüğüm intro “Preludium” ve “Slay the Nazarene” parçası dışında (ki muhakkak bu şarkıyı da bir ayrı sevenler vardır) ilk kısmın, başlığına yakışır biçimde dinleyicisini doyuran ve etkileyerek içine çeken bir bestecilik taşıdığı söylenebilir.
Albümün ikinci kısmı The Warlord of Wallachia, hikayesini birçoğumuzun çeşitli kanallar vasıtasıyla bildiği, tarihin gördüğü en acımasız ama aynı zamanda en kurnaz zekalı hükümdarlardan biri olan “Eflâk’ın Kazıklı Voyvodası” III. Vlad’ın (Vlad Tepes) yaşam öyküsünden pasajlara çekiyor odağımızı. Bram Stoker’ın ölümsüz eseri “Drakula” ile birlikte ikinci bir yaşama ve ikinci bir ölüme kavuşan bu tarihi ve gotik fantezi ürünü şahsiyet; Erik “Legion” Hagstedt’ın, vokal performansı ve söz yazımı sayesinde black metal vokalistliğinden bizzat Drakula’nın kendisi tarafından onun yaşamını anlatmak için özel olarak tutulmuş tarihçisi sıfatına eriştiği albümde, yarattığı teröre bugüne dek yalnızca satırlardan ve çeşitli görsellerden seyirci olmuş bizleri bir de hakkında yapılmış black metal yorumuyla baş başa bırakıyor.
“Dreams of Blood and Iron” şarkısından itibaren daha babasının tahtta olduğu zamanlardan çocukken Konstantinopol’de geçirdiği esaret yıllarına, Eflâk’a hükmetmek için birbirlerine yapmadıklarını bırakmayan boyarların arasından bin türlü yolla sıyrılıp hükümdarlığı elde edişinden Osmanlı tarihinin en ilgi çekici bölümlerinden birini oluşturan Fatih Sultan Mehmed ile kapışmalarına dek Vlad’ın yaşantısında tansiyonu yüksek bölümlere vurgu yapan albüm, konsepti ve yaklaşımı gereği elbette ana karakterinin şanını yücelten bir üslupla konuları irdeliyor. Bu üslubun albümde kazandığı anlamı kısaca açmak için birkaç şey söylemek yerinde olacak. Tarih yazımında günümüze Antik Yunan ve Roma’dan miras kalmış olan “olaylara şahit kişinin birincil ağızdan anlatımı” geleneği bu albümde benimsenmekle beraber anlatıcısı Legion’da kendini bir nevi Herodot gibi tarihçilerin mevkisine kurgusal bir yolla koyarak Kazıklı Voyvoda’nın yaydığı korkunun betimleyicisi, övücüsü kimliğine bürünüyor. Voyvodanın hayatı anlatılırken adı anılan şahsiyetlerin hepsinin tarihi gerçekliğinin olması (Matthias Corvinus, Stephan Bathory, Vladislav II. , Sultan II. Murad, Sultan II. Mehmed), olay örgülerinin belirli temel noktalarda tarihi gerçeklerle örtüşmesi ve bu durumların edebi, müzikal bir yapıda kendine yer bulması gibi sebeplerle “Nightwing” sadece bir konsept albüm olmakla kalmıyor, aynı zamanda objektif bir perspektiften uzak olsa da bir tarih anlatısı barındırma özelliğini de taşıyor. Drakula’nın tarih ve edebiyatla harmanlanmış karakterine ilişkin son derece çarpıcı betimlemeler de içeren bu şarkılar arasında “Dracole Wayda”da mevcut bir pasaj dikkat çekici:
“A servent of god in league with satan
A christian crusader who made the angels cry
A defender of moral and faith with nature bread by hellspawn
As driven by demon forces his army the muslims and christians defy.”
Caniliğinin tutacağı noktada Hristiyan ya da Müslüman ayırmayan şeytani tabiatlı bir Haçlı askeri için gayet yerinde diyebileceğim bu ifadelerin ardından, Legion’un telaffuz ettiğini duyduğum andan itibaren yüzümde bir tebessüm oluşturan “Kaziklu Bey (The Lord Impaler)” sırayı alıyor. Marduk’un ülkemizdeki bilinirliğini pekiştiren şarkılardan biri olduğuna şüphe yok.
Hakansson’un melodik fast tremolo pickiyle başlayan şarkı Erik’in kulakları çınlatan “Kaaaazikluuu Beeeeyyy…” çığlığıyla bütünleştiğinde Drakula’nın düşmanlarına karşı en merhametsiz tutumunu sergilediği yıllara doğru bir yolculuğa çıkıyoruz. Kazığa geçirilmiş yeniçerilerden bir orman oluşturduğunda Konstantinopol’ü fetheden o Fatih’i bile korkutmuş, hatta kaynaklara “Targovişte’de Gece Baskını” (The Night Attack At Târgovişte) şeklinde geçen o hadisede eğer Sultan’ın olduğu çadırı doğru tespit etse Osmanlı tarihinde dönüm noktası yaratan bir suikasta imza atacak olan III. Vlad, düşmanlarına korkuyu öğretmişti. Gerçekten de, bu hadise üzerine çok sinirlenen Sultan Mehmed hadisenin şokunu atlatır atlatmaz baskını püskürtmüş, sonrasında ordusuyla beraber Vlad’ın ikametgahı olan Targovişte kalesine yürümüş, ancak orada Vlad’ın kendisi yerine, kale önünde kazıklara geçirilmiş başka yeniçeri bedenleriyle karşılaşmıştı. Şarkıda bu kısım At the “terror night…” şeklinde başlayan paragrafla vurgulanıyor.

Grubun “Opus Nocturne” albümünden bildiğimiz parçası “Deme Quaden Thyrane”, bu albümde metronomu biraz daha yavaşlatılmış ve Erik’in vokalleriyle yeniden kaydedilmiş bir şekilde karşımıza çıkmakta. Her iki versiyonun da kendine has bir havası olduğunu kabul etmekle beraber, ben oyumu “Nightwing”de olanından yana kullanıyorum. Albüm boyunca gerek tema gerekse müzik açısından vahşetin ve durmak bilmeyen bir mücadelenin vurgulandığı evrelerin ardından, Vlad’ın hayatının sonlarına yaklaştığımız noktada bu parça bizi hüzünlü bir yere çekiyor. Çünkü Osmanlılar tarafından kellesinin alınmasında en büyük paylardan birine sahip olan dönemin Macaristan ve Hırvatistan kralı Matthias Corvinus’un tamamen çıkarlarını düşünerek Drakula’ya ihanet etmesinden bahsediliyor parçada. Albüm içerisinde taşıdığı yer sebebiyle, şarkının “Nightwing”de daha anlamlı durduğunu düşünüyorum. Sonun habercisi niteliğindeki şarkı “Anno Domini 1476”te ise, yaşamı boyunca kanla elde ettiği fırsat ve zaferlerden sonra bütün müttefikleri tarafından terk edilmiş, yenilgiye uğratılmış ve kesik başı kazığa geçirilmiş bir halde ölümünün ispatı olarak İstanbul halkına sergilenmiş Vlad Drakula’nın sonuna şahit oluyoruz. Parçanın bitiminde, Romanya diktatörü Nikolay Çavuşesku’nun döneminden bir marş olan “The Legionari Worker’s March”dan kısa bir alıntıyı işitmemizle albüm sona eriyor.
Yalnızca şarkı sözlerinde değil, albüm kapağında da ana karaktere ilişkin bir gösterge barındırıyor “Nightwing”. Hem gotik edebiyatta vampirlerin şahı Drakula’yı, hem de tarihte İngilizce’ye “Order of Dragon” şeklinde çevrilen bir Haçlı tarikatına mensup olan Vlad Drakula’yı temsil ettiği söylenebilir albüm kapağındaki şeytani figürün. Romence’de “ejder”, “şeytan” gibi manalar taşıyan “Drakul” ve “oğlu” şeklinde tercüme edilen “-ulya” eki ile beraber karşımıza “Şeytan’ın Oğlu” (Drakulya) mahlasıyla III. Vlad çıkıyor. “Drakul” ve “Dragon” kelimelerinin birbirine yakın çağrışımları barındırması da başka bir nokta.

Tüm bunların neticesinde diyebilirim ki, lirik konseptinden müzikalitesine, taşıdığı ruhtan albüm kapağındaki sembolizme dek “Nightwing”, gerek Marduk diskografisinde gerekse tüm black metal camiası içinde apayrı yeri olduğunu düşündüğüm bir magnum opustur.
Albüm bilgileri
- Legion: Vokal
- Evil: Gitar
- Bogge: Bas
- Fredrik Andersson: Davul
- Preludium
- Bloodtide (XXX)
- Of Hell's Fire
- Slay the Nazarene
- Nightwing
- Dreams of Blood and Iron
- Dracole Wayda
- Kaziklu Bey (The Lord Impaler)
- Deme Quaden Thyrane
- Anno Domini 1476

Bir yanıt yazın