CANNIBAL CORPSE tarihindeki kırılmanın ilk ürünü.
Oğuz Sel
Cannibal Corpse, daha yolun başında kurumsal kimliğini oturtup şöhretin ve paranın yaratabileceği şımarıklığı ve tembelliği elinin tersiyle iterek bir adım sonrasında ne yapılabileceğine ve ne yapması gerektiğine odaklanan bir grup oldu. Tanınırlık yönünde ivme kazanmalarını sağlayan “Butchered at Birth”, metal camiasının kabul ettiği “death metal marşı”na dönüşen “Hammer Smashed Face”i barındıran “Tomb of the Mutilated” albümleri, grubun kariyeri için çok ama çok önemli adımlardı.
Jim Carrey’nin artık kaç kez izlediğimi saymayı bıraktığım “Ace Ventura: Pet Detective” filminde şaşırtıcı şekilde Cannibal Corpse boy gösterdi, birkaç aya kalmadan grubun dördüncü stüdyo albümü “The Bleeding” yayınlandı. Evet, Cannibal Corpse, artık dev bir isimdi. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, olmadı da.
Üç aşağı beş yukarı biliyorsunuz fakat rivâyetler muhtelif. Chris Barnes konserlerde kötü performans sergileyip Six Feet Under projesine fazla zaman ayırdığı için gruptan “atıldı”. Barnes’a göreyse kazın ayağı hiç de öyle değil. Grup üyeleri, sahnede tam bir takım hâlindeydi, birbirlerine saygılılardı ama baş başa kaldıklarında Chris’in kişiliğiyle alenen alay ediliyordu.
Karşılıklı saygıyı azaltan bu durum, yoğunluğu artarak devam etti ve netice itibarıyla Chris Barnes’ın Cannibal Corpse ile yolları ayrıldı. Barnes’ın gidişini, kabuğuna çekilme vesilesi görmek yerine grubun kurumsal kimliğini güçlendirmek ve yollarına devam etmek için bir fırsat olarak değerlendiren ekip, Monstrosity’nin ilk iki albümünde mikrofon gerisinde olan George “Corpsegrinder” Fisher’ı denemeler neticesinde uygun gördü ve kadroya dâhil etti. Bu yeni dönemin ilk meyvesi ise bilindik Cannibal Corpse mahsullerinden farklı yapıdaki “Vile” oldu.

“Vile” yalnızca Cannibal Corpse’un yeni döneminin ilk temsilcisi değil aynı zamanda değişimin rüzgârlarının da açıktan hissedildiği bir yapımdı. Albümün dışından içine fark edilenler şöyleydi:
– Eski Cannibal Corpse logosunu Barnes tasarladığı ve gruptan ayrılırken yanında götürdüğü için yerine gelen yeni logo, yapısal açıdan daha düzenliydi ama daha soğuktu.
– Kapağı, ilk dört albümün kapağından sorumlu Vincent Locke hazırlamıştı ama Cannibal Corpse’a özgü o “şok edici” çizim ve renk kullanımı kapakta bulunmuyordu.
– Şarkı sözlerinde Cannibal Corpse’a has iğrendirici ayrıntılar, “gizemli” kişiler, mutlak başarıya ulaşan sapık/manyak katiller yoktu. Bunun yerine kendi nefsine köle olup sonunda “mağdur oldum” diyebilen aptal karakterler vardı. Anlatımlar genel olarak yüzeyseldi, eski şok ediciliğin yerinde yeller esiyordu.
– Sound baştan aşağı değişmişti, enstrümantasyon Fisher’ın ses tonunu yutmamak üzere kurgulanmıştı. Hadi kestirmeden şöyle diyelim, Scott Burns, mixing/mastering setup’ını Monstrosity albümü “Millenium”dan alıp çok az bir değişiklikle “Vile”a uygulamıştı.
“Vile” daha ilk saniyelerinde, “Devoured by Vermin” ile grubun değişen kimliğini açık ediyor. Fisher’ın uzun uzadıya scream’iyle başlayan ve devamında dinamik, hızlı şarkı/hızlı vokal ikilisiyle sürüp kendi içinde dönüşüm yaşayan eser, albümün özeti niteliğinde oluyor. Grup aslında şu mesajı vermek istiyor bir bakımda; “Bakın artık sözleri çok hızlı okuyabilen, aralara uzun scream’ler atabilen bir vokalimiz var.” Bu doğrultuda şarkıların tasarımları da değişiyor tabii, vurgulanacak noktalar özellikle tempo değişimine uğratılıyor, o bölümlere özel pasajlar ekleniyor, normal growl ile giden vokal vurgulu kısımlara girildiği vakit scream’e dönüyor ve bu kurgu, birçok şarkıda uygulanıyor. Parça tasarımlarındaki farklılık bunlarla da sınırlı kalmıyor. Daha fazla teknik alan içeren eserlerin bazıları orta tempoda seyrediyor, hatta albümde enstrümantal bir parça da yer alıyor.
Bunların hepsini bir araya getirdiğimizde “Vile” iyice bir death metal albümü hâline geliyor şüphesiz ama grubun eski albümleriyle de ister istemez bir kıyaslamaya da girişilebiliyor. “Vile” uslu bir çocuğa, eski albümler, evde tek kaldığında canlı yakaladığı hamamböceğinin içine şırıngayla yavaş yavaş tuzruhu enjekte ederek bundan zevk alan bir çocuğa; “Vile” o gün zihni meşgul olduğu için bakışları tatsızlaşan adama; eski albümler, gözlerinizin içine sırf siz rahatsız olun diye bilinçli olarak pis pis bakan bir adama benziyor.

Cannibal Corpse tarihindeki kırılmanın ilk ürünü olan “Vile”ın grubun kendilerini giderek daha az ciddiye aldıklarını ve bunu zaman içerisinde sürdüreceklerini göstermesi açısından da milât kabul edilebilecek bir iş. Bu ifade çok mu ağır oldu? Bence grubun “Fucked With A Knife” yazan G-String’lerden para kazanması kadar değil.
Albüm bilgileri
- George "Corpsegrinder" Fisher: Vokal
- Jack Owen: Gitar
- Rob Barrett: Gitar
- Alex Webster: Bas
- Paul Mazurkiewicz: Davul
- Devoured by Vermin
- Mummified in Barbed Wire
- Perverse Suffering
- Disfigured
- Bloodlands
- Puncture Wound Massacre
- Relentless Beating
- Absolute Hatred
- Eaten from Inside
- Orgasm Through Torture
- Monolith

Bir yanıt yazın