Çöl rüzgârı biraz hafif esiyor.
Son yılların en başarılı gruplarından biri olduğunu düşündüğüm MYRATH’la birlikteyiz bugün. Grup sadece müziğindeki orijinallikle değil, olayın iş yönüne verdiği önemle de parladıkça parlıyor. İlk albümünden beri iyice geliştirdikleri tarzlarının zirve noktası olduğunu düşündüğüm “Legacy“, son 5 yılda en çok dinlediğim 3 albümden biri olmasının yanı sıra, her şeyine bayıldığım ve kendi tarzı için bir başyapıt olduğunu düşündüğüm bir çalışma. Bu tarz albümlerin ardından gelen yeni albüm haberlerinde her zaman biraz endişeyle dolarım.
CATTLE DECAPITATION “Monolith of Inhumanity”nin ardından yeni albüm haberini verdiğinde de, ENSLAVED “Axioma Ethica Odini“den sonra yeni albüm çalışmalarına başladığında da, OBSCURA “Akróasis”in ardından yeni albüm çalışmalarına başladığını duyurduğunda da, BEYOND CREATION “Earthborn Evolution”dan yıllar sonra yeni albüm yazımındayız dediğinde de bu kaygıları yaşadım. Sonuçta adını andığım bu albümlerden sonra gelen albümleri sevdim sevmesine, ama benim gözümde hiçbiri öncekinin yanına yaklaşamadı. Burada suç yeni albümlerde değil, benim önceki albümü fazla içselleştirmemden ve kendi adıma farklı bir yere koymamda yatıyordu.
Dolayısıyla daha “Legacy”yi dinleyip ayılıp bayılırken bile “bir sonraki albüm bunu aşamaz; mümkün değil aşamaz” türü zehirli düşünceler beynimi sarıp sarmalamaya başlamıştı bile.
Bu gerçekten zehirli bir durum, çünkü karşınızda yıllarca beklediğiniz bir albüm ve bu albüm için yıllarca emek veren bir grup var. Bu şekilde bir ön yargı gerçekten de insanın alacağı keyfi de o albüme vereceği değeri de çok etkiliyor.

Ne yalan söyleyeyim; MYRATH’ı en az benim kadar seven, “Legacy” albümüne benim gibi bayılan Güzide ile arabada “Shehili”yi ilk dinleyişimiz orta büyüklükte bir hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Albümün “Legacy”ye oranla fazlasıyla tek boyutlu, düz, çeşitlilikten uzak olduğunu düşündük ve resmen tadımız kaçtı. Şarkılar ilerledikçe “Legacy” veya “Tales of the Sands” ayarında ilginçlikler bekledik, grubun Tunuslu kimliğini yansıtan ve Arap gamlarını öne çıkaran vokal oyunlarının yolunu gözledik.
Lakin hevesimiz kursağımızda kaldı. “Shehili” hiç de beklediğimiz düzeyde renkli, zengin durmuyordu. En azından ilk intiba olarak böyleydi. Grubu çok sevdiğimden peşin hükümlü davranmamam ve bir kanıya varmadan önce albümü en az birkaç kez daha dinlemem gerektiğini biliyordum.
Öyle de yaptım. Şu anda albümü yeteri miktarda dinlemişliğim var olumlu tarafları da olumsuz tarafları da olması gerektiği gibi yerlerine oturdu. Öyleyse başlıyorum.
“Shehili” kesinlikle iyi bir albüm. Evet, “Legacy” kadar renkli değil. Onun kadar bambaşka şarkılar içermiyor. Daha lineer, sağa sola sapmadan devam eden bir karakteri var. Mesela “Duat” gibi bir şaheser, “Get Your Freedom Back” gibi kusursuz düzeyde progresif bir yapı barındıran bir şarkı, “Nobody’s Lives” gibi Arap havasını hayvan gibi yansıtan bir şarkı içermiyor. En azından o düzeyde yansıtanını içermiyor. Elbet “Monster in My Closet” gibi son derece akılda kalıcı, “Dance” gibi hit potansiyelli şarkılar mevcut, ancak albümün özünde “Legacy”de olan o sihrin olmadığını düşünüyorum.
Bunun sebebiyse, bence çok açık şekilde grubun en büyük ilham kaynağı olan SYMPHONY X kimliğini albüme biraz fazla taşımış olması. Riflerde, nakarat melodilerinde rahatça hissedilen bir SYMPHONY X karakteri var. Buna bir nebze göz yumabilirim, kabul edebilirim. Lakin Zaher Zorgati gibi efsane gırtlaklı, yaratıcı bir vokalistin Arap kimliğini törpüleyin Russell Allen şablonlarına bu kadar yüklenmesinden dolayı epey rahatsızım. Grubun hem Avrupa’da hem Japonya’da bu kadar fazla tanınmasının üstüne MYRATH’ın bu albümde Arap etkisini iyicene artırıp füzyonun, mozayığın dibine vuracağını tahmin ediyordum ama onlar bugüne kadarki en Batılı gibi duran albümlerini çıkarmayı uygun görerek beklentilerimi bir miktar boşa çıkardılar.
Bu durumu kıran şarkılardan biri de henüz klip çekilmeyen ama çekilmesini beklediğim “Lili Twil”. Bu şarkının Arapça kısımları özbeöz MYRATH karakterini yansıtıyor ve nakaratı da yeterli düzeyde yaratıcılık barındırıyor. Aynı şekilde “No Holding Back” de yeterince saf MYRATH barındırıyor. Lakin kimi şarkıların grubun gerçek karakterini yansıtmayan, standart power/prog şarkıları olduğunu düşünüyorum. Bunu kabul etmiş olmak bile benim için üzücü, ancak elbette ki objektif bakıyor ve ortada ne varsa onu söylemeye çalışıyorum.

“Shehili”den daha fazlası olmasını bekliyordum. Beklentilerim belli oranda karşılandı, daha fazla oranda karşılanmadı. Ancak bu MYRATH’ın bozduğu ve yanlış kararlar vererek tatları kaçırdığı anlamına gelmiyor. Bu albüm böyle olmuş, bir sonrakinde çok daha iyisi olur dedirtecek düzeyde kendini bilen bir MYRATH var hâlâ. Neyse ki “Legacy”nin ardından bu albümle bir miktar düşen gazım, bir sonrakinde daha kolay yukarılara çıkacaktır. Bu açıdan belki de “Shehili”, belki de benim açımdan MYRATH’a yönelik duygularımın geleceğini kurtarmıştır.
Albüm bilgileri
- Zaher Zorgati: Vokal
- Malek Ben Arbia: Gitar
- Elyes Bouchoucha: Klavye, geri vokal
- Anis Jouini: Bas
- Morgan Berthet: Davul
- Asl
- Born to Survive
- You've Lost Yourself
- Dance
- Wicked Dice
- Monster in My Closet
- Lili Twil
- No Holding Back
- Stardust
- Mersal
- Darkness Arise
- Shehili

Bir yanıt yazın