Nostaljiyi yeni gibi sunarak yılın en özel albümlerinden biri olmayı başarıyor.
Müzik dünyasında dönem dönem birileri çıkar ve aslında bildiğimiz, sevdiğimiz, aşina olduğumuz, ancak uzun zamandır unutulmuş veya ikinci plana atılmış gibi gözüken bir şeyi, bir anda taze bir yaklaşımla karşımıza çıkarır ve zamanında bu şeyin içimize nasıl da işlemiş olduğunu, bizde nasıl yer ettiğini, büyük oranda nostaljik gücünü kullanarak bize hatırlatır.
Böylesi gruplar bu hatırlattıkları şey özelinden kimilerince “aman canım x’in aynısı”, kimilerince “evet ya x ne güzeldi, vallahi özlemişiz”, o x’i zamanında yakalayamayan kimilerince de “oha böyle bir şeyi ilk kez duyuyorum, diğer her şeyden farklı bir şey bu” şeklinde yorumlanır.
Bugün konuk ettiğimiz IDLE HANDS, heavy metal anlayışını son derece gotik vokallerle yorumlayan ve bu sayede gerçekten de farklı bir karakter kazanmayı başaran bir grup olarak karşımıza çıkıyor. Müzikleri gotik rock, heavy metal ve yer yer thrash metale kayan agresiflikler sergilerken, vokallerde çok net bir gotik rock havası var.
THE CURE, SISTERS OF MERCY, FIELDS OF THE NEPHILIM tarzı bir vokalin bu nispeten ateşli müzik üzerine konmasıyla bir hayli büyük bir kontrast ortaya çıkıyor ve her ne kadar ortada daha önce duyulmamış türde bir şey olmasa da, aynı düzlemde duyulmamış olması muhtemel bu iki ucu bir arada kullanan IDLE HANDS kesinlikle fark edilir, diğerlerinden ayrışır bir konuma geçiyor.
Dolayısıyla IDLE HANDS özelinde iki ana unsurdan bahsedebiliriz: i) vokal, ii) müzik.

Vokaller, özellikle albümü açan “Nightfall”un hemen başında, bir anda sokulmalarıyla çok iyi, ilk andan çarpan bir etki yaratıyorlar. Vokalist/gitarist Gabriel Franco’nun çok seksenler, çok güneş gözlüklü, çok beyaz tenli bir sesi var ve gotik rock (ısrarla gotik metal demiyorum) açısından kusursuz bir karakter ortaya koyuyor. Zaman zaman daha peslere çıktığında, anlık ataklar yaptığında sesi “Eternity” dönemi Vincent Cavanagh’a doğru da kayıyor. Franco’nun vokal yorumu ve melodileri bu hâlleriyle IDLE HANDS’in en büyük kozu, en değerli unsuru olmayı başarıyor ve albüme yönelik bu ilginin oluşmasını sağlayan baş rol oyuncusuna dönüşüyorlar.
Müzikal olarak baktığımızda grubu “TRIBULATION x SUMERLANDS evliliği” şeklinde açıklayabilirim, ancak bu pek çokları için bir şey ifade etmeyeceğinden, naif bir heavy metal karakteri ile clean gitarın ve distortion’ı düşük gitarların çok öne çıktığı ancak tutkusu da her daim yerinde bir karışım olarak tanımlamak mümkün. Grup sanki ALPHAVILLE, PARADISE LOST, TYPE O NEGATIVE’i aynı bardağa koymuş, üzerine biraz agresiflik ve biraz da IRON MAIDEN koymuş ve alın size müzik diye sunmuş. Aynı şekilde pek özel grup IN SOLITUDE’un “Sister”da yaptığına benzer bir hava da mevcut. Misal o albümden “Pallid Hands”i biraz modifiye edip “Mana”ya koysak sırıtmayabilir.
Bu bileşimi akılda kalıcı nakaratlar, eşlik edilesi vokaller ve basit ama etkili bir beste anlayışı süzgecinden geçirdiğimizde, karşımıza bana göre çok başarılı bir iş çıkıyor. Hem IDLE HANDS’in kendisi hem de “Mana”, bana kazanan bir formül havası veriyor ve grubun adını daha fazla duyuracağına, bir terslik olmazsa ileride daha çok büyüyeceğine neredeyse kesin gözüyle bakıyorum.

Tüm bunlar bir araya geldiğinde IDLE HANDS aynı anda hem farklı hem taze hem de son derece nostaljik olmayı başarıyor. Sanki hep bildiğimiz ancak bunca yıldır sandıkta bekleyen bir şey gün yüzüne çıkıyor ve “evet benim modam geçeli çok oldu, hatta o kadar çok oldu ki tur bindirip tekrar yeni gibi duyulmayı başardım” diyerek yüzümüzü güldürüyor… IDLE HANDS işte bu yanıyla yılın önemli, değerli ve en sevilesi işlerinden birini yaratıyor ve bana kalırsa eleştirilecek hiçbir yanı olmayan bir ilk albümle gece mavisi bir ışık gibi parlıyor.
Albüm bilgileri
- Gabriel Franco: Vokal, gitar, bas
- Sebastian Silva: Lead gitar
- Colin Vranizan: Davul
- Nightfall
- Jackie
- Cosmic Overdrive
- Don't Waste Your Time
- Give Me to the Night
- Blade and the Will
- Dragon, Why Do You Cry
- Double Negative
- It'll Be Over Before You Know It
- A Single Solemn Rose
- Mana

Bir yanıt yazın