Köklere dönüş.
Malik Aslanyürek (MetaLchesH)
Kalmah’ın son albümü “Seventh Swamphony” 2013’de çıkmıştı. O albümden bugüne tam beş yıl geçmişti. Kalmah fanları yeni bir albüm geleceğinin bilincindeydiler ve fakat albüm bir türlü çıkmak bilmiyordu. Aradan geçen bu uzun süre insanların beklentisini üst düzeye çıkarmıştı. Acaba 5 yıl aradan sonra gelecek albüm dinleyicileri tatmin edebilecek miydi? Bu boşlukta 2017’nin Mart ayında, yani bir sene önce Kalmah’ı İstanbul’da canlı izleme ve kendileriyle tanışma şerefine nail olmuştum. Antti’nin olmayışı şüphesiz tüm Kalmah fanlarını hayal kırıklığına uğratmıştı. Çünkü o eşsiz ezgilerin, melodileri, rifflerin, sololar Antti’nin zihninden ve ellerinden çıkıyordu. Ama 2009’dan gelemeyişlerinden beri tam 8 sene geçmişken yeniden onları görebilme hayali bile bir Kalmah fanını mutlu etmeye yetiyordu.
Kalmah diskografisine bütünüyle bakıldığında bir iki parça dışında vasat parçaya rastlamak zordur. Kalmah sözlerde olmasa da bestelerde her zaman mükemmelliğe önem vermiştir. Derken geçtiğimiz aylarda Spotify’da Kalmah’ın yeni parçası “The Evil Kin” belirdi. Acaba bir sıkıntı mı var bu parçanın burada ne işi var dedik kardeşimle. Çünkü hiçbir duyuru yapılmadan Kalmah’ın yeni parçası Spotify’a servis edilmişti. Hemen Kalmah’ın Facebook sayfasına girip durumu Kalmah’a bildirdik. Olayın ardından Kalmah bir duyuru yapma nezaketinde bulunmuş, parça ve albümle ilgili detayları sayfada paylaşmıştı. The Evil Kin’i Kalmah’tan beş yıl sonra yeni bir şeyler duyabilme heyecanı ve açlığıyla dinledik. Başta kulaklarımda bir problem olduğunu düşündüm. Kalmah diskografisi içerisinde en aşağıda yer alabilecek gerek sözleriyle gerek müzikleriyle bu vasat ötesi parçayı beş yıl sonra çıkaracağı yeni albümün single’ı olarak nasıl piyasaya sürebilirdi? Bunu anlamak güçtü. Fakat Kalmah’tan yıllar sonra yeni bir şeyler duyabilmek mutluluk vericiydi.
Bir iki haftaya kalmadan bir diğer yeni parça yayınlandı: “Blood Ran Cold”. Şüphesiz tüm Kalmah fanlarıyla ortak duyguları paylaşıyordum; gerçek bir Kalmah parçasıyla nihayet yıllar sonra buluşmuştuk. Bu parça ilk dönem Kalmah sounduna atıfta bulunuyor, içerisinde Alteration ve Heritance of Berija ezgilerinin melezi olan bir ezgi barındırıyordu. Bana göre Kalmah, The Evil Kin’i yayınlayarak yükselen beklentileri biraz düşürmeyi amaçlamış, daha sonra Blood Ran Cold’u yayınlayarak “Kalmah daha ölmedi” izlenimi yaratmaya çalışmıştı.

Ve derken albüm geldi… Albümü defalarca dinledikten sonra bu albüm için detaylı bir yorum yapmadan önce şunu söyleyebilirim: Albüm tüm Kalmah disgorafisindeki soundun genel bir toplamını oluşturmuş. Yani o çok beğenilen 2000-2003 Kalmah soundundan da bir şeyler var, daha sonrasından da… Lakin ağırlıklı olarak albümde köklere dönüş hissediliyor. Tabii albümde Kalmah’ın denediği farklı şeyler de var, bunlara sonra geleceğiz.
2013’te çıkan Seventh Swamphony’i ben beğensem de Kalmah fanları albümü diskografinin en zayıf halkası olarak görmüştü. Kalmah bunu unutturabilmek için çok çalışmış ve ilk dönem Kalmah sounduna geri dönebilmek bağlamında klavye ve gitar sololarının birlikte eşlik ettiği çok kaliteli parçalara imza atmış. Zaten Kalmah Facebook sayfasında bu albümün yapılışında eskiden Ancestor adıyla yayınladıkları demolardaki soundtan ilham aldığını belirtmişti. Grubun 1997-1998 yılları arasında çıkardığı 3 adet demo kasedi mevcut ve bu demolara hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Pekka Kokko bir sitede bu demoların ilerideki Kalmah albümlerine temel oluşturacağını ve bu demolardaki rifflerin kullanılarak yeni parçalar üretileceğini, bu yüzden bu demolarını gizli tuttuklarını belirtmişti.
Gelelim albümdeki şarkılara: İlk dönem Kalmah albümlerinde Antti Kokko ve eski klavyeci Pasi Hiltula karşılıklı olarak gitar ve klavye kullanarak atışırlardı. Hollow Heart ve They Will Return gibi eski parçalarda kendisini en fazla hissettiren bu olaya Palo’da Waiting In The Wings ve Into The Black Marsh isimli parçalarda Antti Kokko ve yeni klavyeci Veli-Matti Kananen’in karşılıklı atışmalarına şahit oluyoruz. Albümde eski sounda dönüşün izlerine en çok rastlayabileceğimiz parça ikinci single olarak yayınlanan ve bir de klip çekilen “Blood Ran Cold” isimli parça. Bu parçada yukarıda ifade ettiğim gibi Heritanje of Berija ve Alteration gibi parçaların ezgilerine benzeyen enfes melodiler bulabilmek mümkün. Paystreak, Erase and Diverge ve Through The Shallow Waters adlı parçalarda Kalmah, çok az rastlanılan bir olaya yer vermiş ve breakdown kullanmış. Kullanılan breakdownlar bu parçalara ayrı bir hava katmış. “Take Me Away” ve “Erase And Diverge” ise Kalmah’ın bu albümde yeni şeyler denediği parçalar olarak öne çıkıyor. Take Me Away’de daha modern bir sound’a yer verildiğini söyleyebiliriz. Erase And Diverge ise Göteborg tarzıyla icra edilmiş bir Melodic Death/Thrash parçasına benziyor ve oldukça gaz bir parça. Bu parçada The Black Waltz’daki Defeat ve To The Gallows havası almak mümkün.
Kalmah her albümde mutlaka Tordah’a benzer yapıda albümdeki diğer parçalardan daha karmaşık, daha teknik ve daha yüksek tempolu bir parçaya yer verir. Palo’da bunun karşılığı ise Paystreak adlı parça olmuş. “The Stalker”a ayrı bir parantez ayırmak gerek. Bu parça Kalmah’ın bugüne kadar yaptığı en başarılı slow parçalardan biri. Bu parçanın ortasında damardan giren melodiye dikkat. Ardından gelen rifflerde Kalmah’ın gerçekten bataklıkların senfonisini icra ettiğini kulaklarınız aracılığıyla beyninize kazındığına şahit olacaksınız. Albüm Kalmah’ı Kalmah yapan tek düzelikten uzak, farklı şeyler denenen; ama eskiye de saygı duyan bir yapıya sahip. Albümü tek bir metal müzik tarzı içerisinde hapsetmek zor. Yer yer Melodic Death/Thrash izleri, yer yer Melodic Black/Death izleri, hatta kimi zaman Power Metal izleri bile rastlamak mümkün. Vokal kullanımında ise yine son albümdeki gibi hem brutal hem de scream vokallere yer verilmiş.
Albümün sounduyla ilgi edindiğim ve aktardığım olumlu izlenimi ne yazık ki sözlerde görmek mümkün değil. Pekka Kokko iyi bir söz yazarı olmadığını bize bu albümde bir kez daha göstermiş. Kendisi İstanbul konserinde “Neden söylenen her şeye yeah diye cevap veriyorsunuz?” şeklinde bizi ve İngilizce konuşamayışımızı alaylı bir şekilde eleştirmişti. Bu albümde görüyoruz ki kişi başına düşen milli geliri en yüksek olan Finlandiya’dan çıkmış bir şahsiyet olan Pekka Kokko’nun yazdığı şarkı sözleri İngilizce bilgisi vasat olan birinin bile anlayabileceği bir düzeyde kalmış. Derinliği olmayan ve sırf kafiye olsun diye aralara serpiştirilmiş sıradan cümlelerin bulunduğu şarkı sözlerini okursanız ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.
Albümdeki en vasat parça The Evil Kin’i tenzih ederek albümün bu yıl çıkmış ve çıkacak olan en iyi albümler arasında kendine yer edineceği kanaatindeyim. Tabii bunu albümün toplam sounduna, parçalardaki rifflere, sololara ve bireysel anlamdaki enstrüman hakimiyetine bakarak söylüyorum. Gruba önceki albümde katılan klavyeci Veli-Matti’nin üzerine ayrıca durulması gerektiğini düşünüyorum. Gerek önceki albüm gerek bu albümde Veli-Matti eski klavyeci Marco Sneck’i aratmıyor. Hatta Veli-Matti kimi parçalarda grubun eski klavyecilerinden daha kaliteli bir müzisyen olduğunu kanıtlar nitelikte dokunuşlar ve katkılar yapıyor albüme.
Bu albümü Kalmah diskografisi içerisinde nereye koyacağım sorusuna gelirsek bu konuda henüz bir fikrimin oluşmadığını söyleyebilirim. Palo önceki Kalmah albümlerine oranla biraz daha içine girilmesi zor bir albüm olmuş. Albümü baştan sona ya da herhangi bir şarkıyı tek başına dinlediğinizde yeni şeyler keşfetmeniz mümkün oluyor. Bu bağlamda albümün eskiyi ve yeniyi başarılı bir şekilde sentezleyebilmesiyle kendine münhasır bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Son olarak şunu belirtmekte fayda var. Albümün çıkmasının beş yıl almasının sebebi Pekka ile Antti’nin artık aynı şehirlerde oturmuyor oluşuymuş. Dolayısıyla Kalmah’ın beyni olan bu iki müzisyenin buluşup yeni şeyler üretmesi zaman alıyormuş, bu yüzden albümün yazımı uzun sürmüş. Fakat iki kardeş bu duruma bir çözüm bulmuşlar ve gelecek albüme şimdiden hazırlandıklarını ve yeni albümün gelmesinin 2 yıldan fazla sürmeyeceğini dile getirmişler.
Not: Albümün Japon Versiyonunda bir Davit Guetta cover’ı mevcut. Henüz bunu dinleme şansını bulamadık. Lakin Kalmah gibi köklere her zaman sadık olan bir gruba bunu yakıştıramadığımızı söylemeden geçemeyeceğim.
Albüm bilgileri
- Antti Kokko: Gitar
- Pekka Kokko : Gitar, vokal
- Timo Lehtinen: Bas
- Janne Kusmin: Davul
- Veli-Matti Kananen: Klavye
- Blood Ran Cold
- The Evil Kin
- The World Of Rage
- Into the Black Marsh
- Take Me Away
- Paystreak
- Waiting in the Wings
- Through the Shallow Waters
- Erase and Diverge
- The Stalker

Bir yanıt yazın