Kürekle vahşet keyfi.
Death metal camiasında Cannibal Corpse kadar istikrarlı bir grup daha var mı bilemiyorum. Yıllardır hiç sektirmeden sürekli albüm çıkarmaları ve bir şekilde hayran kitlesini korumaları hayranlık uyandırıcı. Bir de bunlar yetmezmiş gibi, arada hâlâ üç sene önceki “A Skeletal Domain” gibi hayvanlık kusan çalışmalar yapabiliyorlar.
O albümün tadı hâlâ damağımda, dolayısıyla “Red Before Black” de bu sene heyecanla beklediğim albümlerden biriydi. Maalesef grup bu sefer “A Skeletal Domain” kalibresinde bir katliam ortaya koymamış, ama yine de elimizde zımba gibi bir albüm var.
“Red Before Black”i Cannibal Corpse’un son yıllardaki albümlerine göre bir nebze daha hızlı sindirilebilir buldum. Arada teknik coşturan parçalar olsa da genel olarak daha düz thrash’vari riflere ve basit şarkı yapılarına odaklanılmış.
Sanıyorum bunda albümün yazımının daha çok Webster-Barrett tarafından üstlenilmesinin payı var. Yine dikkatimi çeken bir husus da özellikle şarkıların introlarının birbirinden çok net ayrılabiliyor olması oldu, bu da özellikle ilk birkaç dinlemede şarkıları benimsemeyi kolaylaştırıyor. Hele Shedding My Human Skin adlı bir şaheser var, eğer Cannibal hayranıysanız daha parçayı ilk dinleyişinizde hasta olacaksınız. Pat O’Brien bu şarkıda yarım yarım yarmış.
Bu genel izlenimin dışında albüm bildiğiniz Cannibal. Mide bulandıran rifler, duvarlara kafa atarak parçalama isteği uyandıran partisyonlar, dolap döşek yaktıran ritimler… Hepsi burada var. Gerçekten Cannibal Corpse dinlemenin verdiği garip bir coşku var. Hani standart metal gazı değil bu, yani mesela bir Pantera veya Dying Fetus dinlerken gelen gaz değil; insanın içindeki primitif duygulara hitap eden, içinizdeki öküzü ortaya çıkartan bir gaz. O yüzden en ortalama Cannibal albümünü bile dinlemesi bir şekilde keyif veriyor.

“Red Before Black” de bu duruma istisna oluşturmuyor. Gözlerinizi kapattığınızda Reanimed, Scavenger Consuming Death, Heads Shoveled Off gibi şarkılarda kesinlikle Corpsegrinder’ı elinde kürekle milletin kafasına vururken hayal edebiliyorsunuz. Ayrıca Scavenger şarkısında öyle bas gitar partisyonları var ki, of… of….
Diğer yandan, girişte de belirttiğim gibi bu albüme kesinlikle “A Skeletal Domain” kadar hasta olamadım. Bunun başlıca sebebi “A Skeletal Domain”in çok daha zeki ve şaşırtıcı beste kurgularına sahip olmasıydı. O albümde özellikle riflerin arka arkaya sıralanışı belki de tüm Cannibal tarihindeki zirvelerden biriydi. Maalesef “Red Before Black”te böyle anlar çok daha nadir. Hatta tam aksine, rifler arası geçişlerin gayet kopuk olduğu ve konsantrasyonu bozduğu kısımlar da var.
Son olarak prodüksiyon hakkında da bir not düşmek istiyorum. Bence Erik Rutan’ın Cannibal Corpse için standart hâle getirdiği prodüksiyon kabak tadı vermeye başladı. Artık kesinlikle bas gitarın Bleeding döneminde olduğu gibi daha kemik şekilde geldiği ve teknik riflerin ses duvarı arkasında kaybolmadığı bir Cannibal albümü dinlemek istiyorum. Evet bu mevcut sound kesinlikle grubun imzası gibi bir şey hâline geldi, ama her şeyin bir vadesi var.

“Red Before Black” Cannibal Corpse’un şanına yakışan gayet sağlam bir death metal albümü. Eğer “A Skeletal Domain” gibi bir şaheser beklentisine girmezseniz albümü büyük keyifle tüketeceğinize eminim.
Albüm bilgileri
- George Fischer: Vokal
- Pat O'Brien: Gitar
- Rob Barrett: Gitar
- Alex Webster: Bas
- Paul Mazurkiewicz: Davul
- Only One Will Die
- Red Before Black
- Code Of The Slashers
- Shedding My Human Skin
- Remaimed
- Firestorm Vengeance
- Heads Shoveled Off
- Corpus Delicti
- Scavenger Consuming Death
- In The Midst Of Ruin
- Destroyed Without A Trace
- Hideous Ichor

Bir yanıt yazın