IV – Başkalaşım: Uzayda death metal var mı?
İlk üç albümüyle death metal adına Avrupa’nın en önemli gruplarından biri hâline gelen ve türün en saygın isimlerinden biri olarak anılan PESTILENCE, dağılmasını öncesindeki son albümü olan “Spheres”ı 1993’ün Mayıs ayında çıkardı. Bu albümden 3 ay sonra ATHEIST’in “Elements”imayle afallayacak metal dünyası, ondan 1 ay sonra da CYNIC’in başyapıtı “Focus” ile tanışarak, 1993 yılının death metalin sanılandan çok daha geniş bir perspektifte ele alınabileceğini net şekilde anlayacaktı.
“Spheres”; “Malleus Maleficarum”da sadece sololarda hissettirilen, “Consuming Impulse”ta yer yer kendini net şekilde belli eden ve “Testimony of the Ancients”ın genelinde de kabak gibi önümüze serilen caz ve fusion etkilerinin tavan yaptığı, son derece “uzak”, “soğuk” ve “uzaylı” bir albümdü. Patrick Mameli’nin yıllardır kaşınıp durduğu bu jazz-fusion’a bulaşma isteği bu albümle tavan yapmış ve PESTILENCE death metali bir hayli aşan bir çalışmaya imza atmıştı.
Gain’i düşürülmüş gitarlar, synthesizer’lar, yaylılar, klavyeler, endüstriyel efektler gibi pek çok dış unsurun içine sızdığı müzik, çıktığı zaman karşılaştığı yoğun şaşkınlık ve tepkilere rağmen son derece acayip bir yere konumlandırılmış ve sevmeyeninin yanında aşırı seven dinleyicilerle de karşılaşmıştı.
“Spheres”ın PESTILENCE dskografisinin en az death metal albümü oluşundan başlarsak, burada gördüğümüz şey net şekilde Mameli’nin dinlediği şeylerden epey etkilenmiş olması. Bir müzisyen olarak gelişmesinin yanı sıra, dinleyici olarak da ufkunu açan Mameli, içindeki Holdsworth’ü bulmuş, Chick Corea’dan Al DiMeola’ya kadar çeşitli ilhamlardan aldığı etkileri, yine büyük bir cesaret ve vizyonla kendi death metaline entegre etmişti.

“Spheres”ı dinlerken dikkatimizi çeken en önemli konu, albümün net şekilde uzaylı bir hissi olması. Alışık olunmadık mekânlar, başka gezegenlerin çorak ve tekinsiz yüzeyleri, uzay boşluğunda alelade salınmak gibi türlü hisler barındıran albüm, bunu yansıtmak adına gerçekten de son derece başarılı. Hızlı olaylara girmeyen ve genelde orta tempoda devam eden albüm, bazı şarkılarda kullanılan atmosfer yaratma amaçlı olaylarla, gruba bu albümde katılan müthiş basçı Jeroen Paul Thesseling’in zamanı büken bas kullanımlarıyla, aynı rifi uzun süre tekrar ettirerek oluşturulan tuhaf mekânsızlık hisleriyle, bir bilim kurgu/korku filminin soundtrack’iymiş gibi gelen tekinsiz ve gizemli havasıyla, hiçbir şeyi başaramıyorsa dahi -ki başarıyor- çok acayip olmayı ve -en azından o dönem için- başka hiçbir şeye benzememeyi gayet iyi beceriyor.
1993’te çıkan ve o dönemin daha death metalde olan biteni yeni özümseyen dinleyiciler açısından net şekilde sınayıcı ve kafa karıştırıcı bir albüm olan “Spheres”in barındırdığı sıkıntılardan da bahsetmek gerekirse, önceki albümlerdeki death metalde gayet taş bir iş ortaya koyan davulcu Marco Foddis’in bu teknik, jazz-fusion ortamda süper yaratıcı olamadığını ve bukalemun gibi değişen müziğin yanında biraz kuru kaldığını söylemek lazım. Yer yer Jarzombek’vari olaylara giren, VOIVOD’un yaratıksı riflerine bulaşan ve bu sayede pek çok alışık olunmadık denemeye açık bir hâle gelen albümde, davulların bu vizyona çok da bir şey katamadığını, yeterli “oyun” sergileyemediğini görüyoruz.
Bunun haricinde, albüm tamamen “ya sev ya terk et” noktasında duruyor ve bana kalırsa sırf bu vizyoner tavrı nedeniyle bile saygıyı hak ediyor. Yani neymiş; inanmak zorunda değilsiniz ama saygı göstereceksiniz.

Bu dört günlük PESTILENCE maratonunun sonuna gelirken, ilk albümünden “Spheres”e kadar olan 6 yıllık ve 4 albümlük süreç boyunca PESTILENCE ciddi anlamda önemli işler yaptı. İlk albümüyle thrash/death metal türüne öncülük etti, ikincisiyle death metalin en önemli klasiklerinden birini yarattı, üçüncüsüyle döneminin çok ötesinde bir vizyon gösterisi yapıp, bu dördüncü albümüyle de death metalin elastikiyetini olanca uzaysallığıyla gözler önüne serdi.
Umarım gruba dair yeterli bilgisi olmayanlar adına faydalı bir seri olmuştur; başka grup serilerinde görüşmek üzere.
Albüm bilgileri
- Patrick Mameli: Vokal, gitar, synth
- Marco Foddis: Davul, sözler
- Patrick Uterwijk: Gitar, synth
- Jeroen Paul Thesseling: Perdesiz bas
- Mind Reflections
- Multiple Beings
- The Level of Perception
- Aurian Eyes
- Soul Search
- Personal Energy
- Voices from Within
- Spheres
- Changing Perspectives 0
- Phileas
- Demise of Time

Bir yanıt yazın