#ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ

PESTILENCE – Spheres

Ahmet Saraçoğlu | 22.05.2017

IV – Başkalaşım: Uzayda death metal var mı?

İlk üç albümüyle death metal adına Avrupa’nın en önemli gruplarından biri hâline gelen ve türün en saygın isimlerinden biri olarak anılan PESTILENCE, dağılmasını öncesindeki son albümü olan “Spheres”ı 1993’ün Mayıs ayında çıkardı. Bu albümden 3 ay sonra ATHEIST’in “Elements”imayle afallayacak metal dünyası, ondan 1 ay sonra da CYNIC’in başyapıtı “Focus” ile tanışarak, 1993 yılının death metalin sanılandan çok daha geniş bir perspektifte ele alınabileceğini net şekilde anlayacaktı.

“Spheres”; “Malleus Maleficarum”da sadece sololarda hissettirilen, “Consuming Impulse”ta yer yer kendini net şekilde belli eden ve “Testimony of the Ancients”ın genelinde de kabak gibi önümüze serilen caz ve fusion etkilerinin tavan yaptığı, son derece “uzak”, “soğuk” ve “uzaylı” bir albümdü. Patrick Mameli’nin yıllardır kaşınıp durduğu bu jazz-fusion’a bulaşma isteği bu albümle tavan yapmış ve PESTILENCE death metali bir hayli aşan bir çalışmaya imza atmıştı.

Gain’i düşürülmüş gitarlar, synthesizer’lar, yaylılar, klavyeler, endüstriyel efektler gibi pek çok dış unsurun içine sızdığı müzik, çıktığı zaman karşılaştığı yoğun şaşkınlık ve tepkilere rağmen son derece acayip bir yere konumlandırılmış ve sevmeyeninin yanında aşırı seven dinleyicilerle de karşılaşmıştı.

“Spheres”ın PESTILENCE dskografisinin en az death metal albümü oluşundan başlarsak, burada gördüğümüz şey net şekilde Mameli’nin dinlediği şeylerden epey etkilenmiş olması. Bir müzisyen olarak gelişmesinin yanı sıra, dinleyici olarak da ufkunu açan Mameli, içindeki Holdsworth’ü bulmuş, Chick Corea’dan Al DiMeola’ya kadar çeşitli ilhamlardan aldığı etkileri, yine büyük bir cesaret ve vizyonla kendi death metaline entegre etmişti.

“Spheres”ı dinlerken dikkatimizi çeken en önemli konu, albümün net şekilde uzaylı bir hissi olması. Alışık olunmadık mekânlar, başka gezegenlerin çorak ve tekinsiz yüzeyleri, uzay boşluğunda alelade salınmak gibi türlü hisler barındıran albüm, bunu yansıtmak adına gerçekten de son derece başarılı. Hızlı olaylara girmeyen ve genelde orta tempoda devam eden albüm, bazı şarkılarda kullanılan atmosfer yaratma amaçlı olaylarla, gruba bu albümde katılan müthiş basçı Jeroen Paul Thesseling’in zamanı büken bas kullanımlarıyla, aynı rifi uzun süre tekrar ettirerek oluşturulan tuhaf mekânsızlık hisleriyle, bir bilim kurgu/korku filminin soundtrack’iymiş gibi gelen tekinsiz ve gizemli havasıyla, hiçbir şeyi başaramıyorsa dahi -ki başarıyor- çok acayip olmayı ve -en azından o dönem için- başka hiçbir şeye benzememeyi gayet iyi beceriyor.

1993’te çıkan ve o dönemin daha death metalde olan biteni yeni özümseyen dinleyiciler açısından net şekilde sınayıcı ve kafa karıştırıcı bir albüm olan “Spheres”in barındırdığı sıkıntılardan da bahsetmek gerekirse, önceki albümlerdeki death metalde gayet taş bir iş ortaya koyan davulcu Marco Foddis’in bu teknik, jazz-fusion ortamda süper yaratıcı olamadığını ve bukalemun gibi değişen müziğin yanında biraz kuru kaldığını söylemek lazım. Yer yer Jarzombek’vari olaylara giren, VOIVOD’un yaratıksı riflerine bulaşan ve bu sayede pek çok alışık olunmadık denemeye açık bir hâle gelen albümde, davulların bu vizyona çok da bir şey katamadığını, yeterli “oyun” sergileyemediğini görüyoruz.

Bunun haricinde, albüm tamamen “ya sev ya terk et” noktasında duruyor ve bana kalırsa sırf bu vizyoner tavrı nedeniyle bile saygıyı hak ediyor. Yani neymiş; inanmak zorunda değilsiniz ama saygı göstereceksiniz.

Bu dört günlük PESTILENCE maratonunun sonuna gelirken, ilk albümünden “Spheres”e kadar olan 6 yıllık ve 4 albümlük süreç boyunca PESTILENCE ciddi anlamda önemli işler yaptı. İlk albümüyle thrash/death metal türüne öncülük etti, ikincisiyle death metalin en önemli klasiklerinden birini yarattı, üçüncüsüyle döneminin çok ötesinde bir vizyon gösterisi yapıp, bu dördüncü albümüyle de death metalin elastikiyetini olanca uzaysallığıyla gözler önüne serdi.

Umarım gruba dair yeterli bilgisi olmayanlar adına faydalı bir seri olmuştur; başka grup serilerinde görüşmek üzere.

8/10
Albümün okur notu: (8,00/10, Toplam oy: 27)

Albüm bilgileri

PESTILENCE – Spheres
Çıkış tarihi
1993
Şirket
Roadrunner Records
Kadro
  • Patrick Mameli: Vokal, gitar, synth
  • Marco Foddis: Davul, sözler
  • Patrick Uterwijk: Gitar, synth
  • Jeroen Paul Thesseling: Perdesiz bas
Şarkılar
  1. Mind Reflections
  2. Multiple Beings
  3. The Level of Perception
  4. Aurian Eyes
  5. Soul Search
  6. Personal Energy
  7. Voices from Within
  8. Spheres
  9. Changing Perspectives 0
  10. Phileas
  11. Demise of Time

Yorumlar

“PESTILENCE – Spheres” için 26 yorum var

  1. Ahmet Saraçoğlu avatarı

    Geçen Perşembe böyle bir gaza geldim, sitedeki açıklardan biri olan Pestilence boşluğunu gidereyim dedim, deneysel takılmak için de hepsini arka arkaya koydum.

    Aklınıza gelen, sitede eksikliğini hissettiğiniz bu tarz başka diskografiler varsa söyleyin, fırsat oldukça yazalım.

    1. Buhtunnasr avatarı
      Buhtunnasr

      @Ahmet Saraçoğlu, Drudkh, Moonsorrow, Windir, Cobalt, Behexen, Isis ilk akla gelenler

    2. EreN avatarı
      EreN

      @Ahmet Saraçoğlu, Electric Wizard lütfen

    3. ismail vilehand avatarı
      ismail vilehand

      @Ahmet Saraçoğlu, Asphyx (ilk 2 albüm), Nocturnus (ilk 2 albüm), Autopsy (ilk 4 albüm) ve Fear Factory (ilk 3 albüm) tarih dersi niyete bulunabilir aslında.

    4. 12ParmakBağırsağı avatarı
      12ParmakBağırsağı

      @Ahmet Saraçoğlu, Napalm Death, Converge

    5. deatheist avatarı
      deatheist

      @Ahmet Saraçoğlu, ille de gorguts :’):’)):’)))

    6. İlker avatarı

      @Ahmet Saraçoğlu, atheist, neurosis, autopsy, gorguts, immolation(ilk 4-5 albüm), isis, kyuss, queens of the stone age, deftones.

      1. İlker avatarı

        şuna birkaç ekleme yapasım geldi; anacrusis, sacred reich, aspid, dark angel, morbid saint, demolition hammer, voivod, psychotic waltz.

    7. so pure, so cold avatarı
      so pure, so cold

      @Ahmet Saraçoğlu, Inquisition, Darkthrone(Panzerfaust’a kadar olan dönemde bir-iki eksik var), Kriegsmaschine(Mgla’nın destan gibi iki albümünden sonra kesinlikle unutulmaması gerek), Infernal War, Nokturnal Mortum, Panopticon, Sargeist, Summoning, Thorns(zaten tek albüm), Triptykon, Benighted, Bolt Thrower(Pasifagresif’e hiç yakışmadı), Desultory, Dismember, Obituary, Unleashed, Fear Factory, Down, Sodom
      Yani ufak bir göz gezdirmeyle yazılabilecek en kafa gruplar bunlar gibi geldi. Çoğunun bir-iki albümü mevcut ama bazıları hiç yok.

      1. so pure, so cold avatarı
        so pure, so cold

        @so pure, so cold, Bu arada Bathory’e geç de olsa girişmiştiniz ama yarıda kaldı. Efsane ilk albümlerini tamamladıktan sonra Nordland I ve II de yazılsa çok güzel olur.

    8. P L A G U E avatarı
      P L A G U E

      @Ahmet Saraçoğlu, kesinlikle gorgoroth…

    9. Agrypniæ avatarı
      Agrypniæ

      @Ahmet Saraçoğlu, Ashes against the Grain albumunu birde senin kaleminden okumak var abi,album bence sitede iki farkli kritigi hakediyor.

    10. şeyh hulud avatarı
      şeyh hulud

      @Ahmet Saraçoğlu, diskografi olarak değil de yeni The Ruins of Beverast’la Nokturnal Mortum albümleri bi kritik ister.

      1. Buhtunnasr avatarı
        Buhtunnasr

        @şeyh hulud, +1

      2. Ahmet Saraçoğlu avatarı

        @şeyh hulud, aynen, hazır NM yeni albüm de çıkarmışken.

    11. stromer avatarı
      stromer

      @Ahmet Saraçoğlu, hazır Hollanda’dayken Gorefest ne de güzel olur.

    12. Buhtunnasr avatarı
      Buhtunnasr

      @Ahmet Saraçoğlu, Negura Bunget, Arcturus, Limbonic Art ve Diabolica lMasquerade’ yi de ekleyeyim buraya :)

      1. Ouz avatarı

        @Buhtunnasr, Diabolical Masquerade aklımda, öne alayım yazıyı.

    13. owlbos avatarı
      owlbos

      @Ahmet Saraçoğlu, Bu haftayı kendi adıma 80 sonu 90 başı death metal haftası belirlemiştim, bu akşam da şöyle bi sitede kritiklerine bakiyim dedim de bu comment’e rastladım. Galiba sitede büyük bir Atheist açığı var.

  2. büyük hadron çarpıştırıcısı avatarı
    büyük hadron çarpıştırıcısı

    Album cok iyi ama beni asil dumur eden olay album de yaratilan sound icin kullanilan alet devatin uzunca bir listesi idi. Gercekten cilcinca alet kullanmislar.

  3. 1001101001 avatarı
    1001101001

    kapak tasarımı yine Dan Seagrave’e ait. 90’lardaki death metal albümleri sanki sırf bu adam kapağını tasarlasın diye yaratılmış gibi hissediyorum. Altars of Madness, Left Hand Path, Like an Ever Flowing Stream sonra Nocturnus’un The Key’ı hepsi bu adamın işin.
    Aklıma gelmişken söyleyeyim The Key’ın kritiği yok galiba sitede. O da aradan çıksa güzel olur.

    1. hysteresis avatarı
      hysteresis

      @1001101001, Aslında Dan Seagrave, bu albüm için başka bir kapak tasarlamış ama grup beğenmemiş: http://i.imgur.com/6VAJ2kr.jpg

      Daha sonra grubun katı yönlendirmesiyle bu kapağı yapmış ama kendisi de pek memnun değil. Zaten karşılaştırıldığında ilk versiyonun onun tarzını daha fazla yansıttığını görebiliriz.

      1. Ahmet Saraçoğlu avatarı

        @hysteresis, kabul edilmeyen kapak çok net daha güzel bu arada. Yıllardır anlamadım bu seçimdeki mantıksızlığı. Mavili olan çok daha çekici ve müziğin acayipliğine daha uygun.

  4. Kaan avatarı
    Kaan

    Bu albüm çıktığı yıl, kaset olarak ülkemizde bulunuyordu ve ben de görür görmez almıştım. Dinleyince dumur olup tekrar tekrar dinlemiş ve hiç zevk alamayıp üstüne başka bir şey çekmiştim. Uzun yıllar sonra , şimdi severek dinliyorum. Ama Consuming Impulse ın yanına yaklaşamaz. Çok iyi bir kritikti. Teşekkürler.

  5. Ahmet Saraçoğlu avatarı

    İlk yorumuma gelen cevaplardaki tüm istekler zaman içinde dikkate alınacak, teşekkürler.

    1. Agrypniæ avatarı
      Agrypniæ

      @Ahmet Saraçoğlu, Ashes against the grain dahil mi buna abi :)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir