Doğu Batı sentezi.
Kanadalı olmasına rağmen etnik tatlara büyük ilgi duyan ve özellikle Doğu’dan gelen müzikleri kendi metali içinde eritmeyi başaran AETERNAM’la birlikteyiz bugün. Önce “Desciples of the Unseen” ve sonra da “Moongod” ile kitlesini genişleten 2007 kurulumlu grup; yeni albümü “Ruins of Empires”la da hatırı sayılır bir iş ortaya koyuyor.
Son derece “Mabool” bir biçimde başlayan açılış şarkısıyla tavrını ilk andan ortaya koyan AETERNAM, her an Kobi Farhi’nin clean vokalleri girecekmiş gibi yapan bu açılışı ile ilham kaynaklarını da gözler önüne seriyor. Albümde yeterli bir progresif yapı eşliğinde sunulan melodik bir death metal, folk unsurlar ve senfonik bir anlayış var. Bu folk unsurlar hiçbir zaman bir folk metal oynaklığına dönüşmeden, SEPTICFLESH’in Mezopotamya etkili karanlık tınılarına ve büyük oranda da ORPHANED LAND’e yaklaşan ve zaman zaman da gayet yırtıcı hâl alan bir biçimde sunuluyor. Bu Doğu tatlarından sorumlu başlıca kişi de, hiç kuşkusuz, Fas asıllı vokalist/gitarist Eşref (Achraf) Loudiy.
Albüm; melodilerindeki akılda kalıcılığı, yer yer dibine vurduğu atarlı death metalle kontrastlayıp, bir de üstüne bezediği etnik ögelerle kendi kimliğini yaratmayı beceriyor. Bu Mağribi/Mezopotamya menşeli tatların dışında, AETERNAM çok daha doğuya da gidiyor ve The Keeper of Shangri-La’nın girişindeki Japon halk ezgilerini, sonrasında gelen ve WILDERUN‘u anımsatan kadife bir progresif/folk anlayışla sunuyor. Albümün en tatlı yerlerinden olan bu kısımların benzerlerini, FALCONER’dan Mathias Blad’ın berrak sesini andıran vokaller eşliğinde farklı yerlerde de görüyoruz.

“Ruins of Empires”a dair övülmesi gereken bir diğer husus da; albümün şarkıları arasındaki tutarlılığı iyi sağlaması ve bu sayede baştan sona bir yolculuk yahut bir konsept hissi veren, bütünlüklü bir hava oluşturması. Şarkılar büyük karakteristik farklılıklar gösterseler de, nihayetinde aynı ellerden, zihinlerden çıktıklarını belli ediyorlar. Bu da AETERNAM’ın kimlik sahibi, ayakları yere basan bir grup hâline gelmesini sağlıyor ve grubun geleceği adına da çeşitli ışıklar yakıyor.
Yukarıdaki saydığım etkilerin yanı sıra, grup epik yönünü göstermek adına da çeşitli fırsatlar kolluyor. İhtişamlı nakaratlar ve THERION’vari haydada huydada kısımlar da bu amaçla yer yer kullanılıyor. Fallen is the Simulacrum of Bel bu konudaki en bariz örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Genele bakarsak, “Ruins of Empires” iyi bir albüm. AETERNAM’ın önceki işleriyle kıyaslandığında bence belirgin bir öndeliği yahut gerideliği yok. Grubun karakterini yansıtan, hep belirli bir kalitenin üstünde seyreden, dinlemesi de analiz etmesi de zevkli, zengin bir albüm. Yazıda adı geçen grupları seviyorsanız; ARKAN, MYRATH gibi gruplara aşinalığınız varsa, bunların daha bir katmanlısını, olaylısını duymak adına AETERNAM’ı da mutlaka denemenizi tavsiye ederim.
Albüm bilgileri
- Achraf Loudiy: Vokal, gitar
- Antoine Guertin: Davul, perküsyon, vokal, sample'lar
- Maxime Boucher: Bas, vokal
- Damascus Gate
- Paropamisadae
- Sun Shield
- The Keeper of Shangri-La
- Fallen Is the Simulacrum of Bel
- Colossus
- Nightfall on Numidia
- Praetor of Mercury
- Zadyin Arga

Bir yanıt yazın